Yüreğimizin tuşuna basarak mutlu olabilir miyiz?

01 Temmuz 2019 Pazartesi

Bas tuşa, çamaşır-bulaşık yıkansın!.. Bas tuşa, çamaşırlar kurusun!.. Bas tuşa, yemek ısınsın, hatta pişsin!.. Bas tuşa, televizyon, müzik seti açılsın, ışıklar yansın, sönsün! İşler bir tuşla halloluyor. 

Acaba hayatın da bir tuşu var mı: Bir tuşa basmakla yaz gelir mi?

Ya yüreğimizin: Bir tuşa basarak mutlu olabileceğimiz “Mutluluk tuşu” acaba nereye monte edilmiş?.. 

Teknolojinin sözde hayatı kolaylaştıran tüm buluşlarından yararlanmamıza rağmen, hâlâ neden böyle keyifsiziz, somurtkanız, acımasızız, yılgınız, kavgacıyız, vurucu-kırıcıyız, sevgisiziz?..

Neden kırgın gibiyiz hayata ve herkese?.. Ve neden “depresyon şarkıları” yapacak kadar mutsuzuz?..

Galiba hayatın asıl unsurunu kaçırdık: Duyguyu, sevgiyi, aşkı, dostluğu, kardeşliği teğet geçtik!..

Kazanmaya ve başarmaya öyle bir kilitlenme kilitlendik ki, sevgisizlikten (ve sevgisizliğin çocuğu olan her tür acımasızlıktan) dolayı ruhumuz çoraklaştı…

Bedenimiz tokluktan obezleşirken, ruhumuz açlıktan (sevgi açlığından) ölüyor! 

Ancak ruhumuzu ve yüreğimizi diriltebildiğimiz ölçüde mutluluğu yakalayabiliriz, çünkü mutluluk dışarıdaki bir olgu değil, ruhumuzun ve yüreğimizin iç parçasıdır. 

Teknolojik gelişmeler hayatı alabildiğine kolaylaştırdı, ama insanlığımızı tüketti. Öyle ağır bir bedel ödemeye başladık ki, eminim bir süre sonra kıyaslama yapacak ve “değer miydi?” sualini kendimize soracağız. Sahi, değer miydi?

***

Eskiden faziletli, adaletli, iffetli, izzetli, cesur, vakur, hoşgörü sahibi, dost, mütevazı (“alçak gönüllü” demeye dilim varmıyor) ve mütebessim (gülümseyen), gösteri ve gösterişten kaçan insanlardık…

 Osmanlı atalarımız, tanısınlar tanımasınlar, “Gülümseyiniz, müminin mümine gülümsemesi sadakadır” hadisi ve “Selamı yayınız” tavsiyesi çerçevesinde, karşılaştıkları herkese gülümseyerek selam verir, tanıdıklarına ayrıca hal-hatır sorarlar, aile efradına (ailenin diğer bireylerine) selam yollarlardı.

Böylece gönüller bir birine ısınır, geniş anlamlı toplumsal bir mutabakat oluşurdu.

Osmanlı gerçek anlamda bir “Barış ve kardeşlik toplumu”ydu.

Hayat zordu, ama “insanlık” kolaydı: Şimdi hayat kolaylaştı, insan kalmak zorlaştı!

Her yer kavga kıyamet!

Eskiden hasbelkader nefsine yenilip biriyle kavga edeni, mahallenin önde gelenleri birkaç gün içinde barıştırırdı. Olmaz da küslük uzarsa, dört gözle bayram beklenir, bayramlar barışın ve kardeşliğin vesilesi yapılırdı.

Bu durumu Avrupalı gezginlerden Villamont, takdir hisleriyle kaydeder: 

“Her kimin bir düşmanı varsa, bayramlarda ona gidip af dilemek zorundadır. Öteki de el öpmeden ve tokalaşmadan önce affettiğini söylemek mecburiyetindedir… Bu esaslara riâyet etmeyen kimseler ise, neredeyse fâsık (tabii ki abartıyor) telâkkî edilip dışlanırlar.”

Hayat kolaylaştıkça insanlık zorlaştı! 

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Alexander HaciogluAlexander Hacioglu1 ay önce
    Şahsen aranan bir suçlu olsam,kolluk kuvettlerinin yakınında ikamet ederim şartlar ve olanaklar icabı.Hicbir görevli beni yakında aramaz düz mantıkla.Tespitiniz doğru,insanlar sanki harp halinde acele ısleri var gibi her daim.Dinliyor gibi yapar dinlemez seni.Kafa başka yerde,odaklanmış birşeylere.Ya maddi sıkıntıdan ya hırstan.Sonuçta maddeye metaya odaklı.Beden başka ruh başka yerde.Ayni durumda olan azınlık bir zumrefe var olabilir.Fakat burda konu meta değildir.Insan kaybederse gençken kaybetmeli hocam,Allah ömür verirse telafiye fırsat olsun.Sona doğru ugranan muflislik(para ,akıl,iman,mutluluk.....) telafi edilemeyebilir.
  • AhmetAhmet1 ay önce
    Sayin yazar mutluluk calismakla olur.insan calisip cabaliyorsa evini gecindirebiliyorsa cocuguna istedigini alabiliyorsa mutlu olur.ama malum is yok guc yok durumlar ic acisi.faturalar odenecek bekliyo.artik gariban vatandasin halinden anlasanizda adam akilli seyler yazsani ama.sizdede anlasilan bisey yok.iciniz bos...
  • OsmanOsman1 ay önce
    Yavuz Hoca! Fatihi eşcinsel olarak niteleyen kripto ve kilise beslemesi zibidi Franz Babingere sert bir makale yazamadın. Bu zibidinin Osmanlı zırvaları her yerde kaynak gösterilmeye devam ediyor. Özellikle, Osmanlı'ya sövmek için terbiye edilen bu zırvacı kriptodur. Almanca kaynakları inceledim ve tesbit ettim ki sadece bize karşı sövücü olarak yetiştirilmiş.
  • ErcanErcan1 ay önce
    Teknolojisurekli cogaliyor ve ayni zamanda pahalaniyor
  • AHMEDAHMED1 ay önce
    Kaleminizesağlık Hocam. Psikiyatri doktorları "Depresyona giren insanlar, bir şeyle uğraşmalı, bir hobi geliştirmeli,. Uğraşırken kafalarındaki düşüncelerden sıyrılabilir. "Eskidenkadınlar, bulaşık, çamaşır ev temizliği derken belki de dertlerini , sorunlarınıunutuyorlardı.Şimdi çok boş kalıyorlar. Eşim 15 günlüğüne babasına bakmaya gittiğinde ev işlerini kendim yapmak zorunda kaldım. Bulaşıkları yıkarken vakit geçirdiğimi,bir meşgale bulduğumu düşündüm.

Günün Özeti