Yıllar, takvimler ve kavgalar

31 Aralık 2018 Pazartesi

Bu kaçıncı yılbaşım, bu kaçıncı yılbaşı kavgamız? Her yılın sonlarına doğru, her bayramda (Dini bayram, milli bayram mı?) yapmayı alışkanlık haline getirdiğimiz kavgalara benzer bir kavga daha patlar ülkemizde: “Miladi takvim mi, Hicri takvim mi?” kavgası.

Peşinden o bitmez tükenmez tartışmalar gelir: “Yılbaşında hindi yemek caiz mi?.. Yılbaşında eğlenmek helâl mi?.. Yılbaşı diye ağaç süslenir mi?”

Aslında bu tür kavgaların bir işe yaramadığını herkes bilir, ama ne hikmetse sürdürürüz, çünkü biz kavga etmeyi pek severiz!

Hangi takvime göre olursa olsun, her yıl yeni bir başlangıç, yeni bir umut, yeni bir ufuk, yeni bir beklentidir. Dileyen dilediği gibi karşılar yeni yılı, bize ne! Kimimiz eğlenir, kimimiz başını ellerinin arasına alıp derin bir vicdan muhasebesine oturur: “Koskoca bir yılı ziyan mı ettim, yoksa bereketlendirdim mi?” diye düşünür; “Zarar haneme mi yazıldı, kâr haneme mi?”

Yakın tarihlerde bu topraklarda kullanılan üç tür takvim, üç farklı yılbaşı var. Her millet tek yılbaşına sahipken, bu toprakların mirasçısı olan bizler üç ayrı yılbaşına sahibiz. Bu bize diğer milletlerin sahip olmadığı bir zenginlik katıyor. 

Pek çok şey gibi takvimlerin de, kökleri uzak geçmişte bulunan bir hikâyesi var. Bu hikâyenin başı Hz. İsa’nın (asm) dünyayı teşrifinden 45 yıl öncesine kadar uzanır. Eski Roma’da günlerin sayılmasında kargaşa yaşandığını gören meşhur Roma İmparatoru Jül Sezar, yeni bir takvim sistemini yürürlüğe koydu. Bu sistem “Jülyen Takvimi” olarak anıldı. 

Bu takvime göre yeni yıl 01 Ocakta başlıyordu. Ama güneş yılına nispetle hatalı yönleri vardı. 1582 tarihinde Papa Gregorius takvimde bazı köklü düzeltmeler yaptı. O yılın 05 Ekim gününü 15 Ekim saydı. Hesap doğruydu, ancak onbir gün hiç yaşanmadan geçmiş, ziyan olup gitmişti! Bunu içlerine sindiremeyenler ayaklandı. “Ömrümüzü çaldınız” diyerek sokağa döküldüler.

Yine de “Gregoryen Takvimi” doğmuştu. Bu takvimde yeni yıl 25 Martta başlıyordu. Ne var ki, 1752 yılında yeni bir düzeltme daha yapılacak, bu kez yeni yıl tekrar 01 Ocakta başlatılacaktı (01 Ocak Hz. İsa’nın doğum günü değildir. Takvim düzeltmelerinde görüleceği gibi, 01 Ocak tarihinin Hıristiyanlıkta bir kutsiyeti de yoktur. Tabiatıyla yeni yıl kutlamalarının dini tarafı bulunmuyor, sadece Hıristiyan geleneklerine dayanıyor). İngiltere de ancak o zaman “Gregoryen Takvimi”ni kabul edecekti (Bazı Avrupa ülkelerinden yaklaşık ikiyüz sene sonra).

O zaman bile İngiliz halkı isyan edecek, “Gregoryen takvimi”ni kabul eden “İngiltere Krallık Cemiyeti” üyelerinden hesap soracaktı. 

***

Rumi Takvim’in hikâyesi daha farklı: Esas olarak Jül Sezar’ın yürürlüğe koyduğu “Jülyen Takvimi”ne dayanmakla birlikte, bu takvimde 01 Mart yılbaşıdır. Sıfır noktası Milattan Sonra 584’dur. Bu sebeple Rumi yılı bulmak isteyen Miladi yıldan 584 çıkmalıdır. Bu takvimde de her yıl 365 gündür, ama dört yılda bir gün eklenerek düzeltme yapılan Miladi Takvimle günleri uyuşmaz. 

Rumi takvim Osmanlı Devleti’nde 1678 yılından itibaren resmi işlerde kullanılmış, 1925 yılında ise Miladi Takvime geçilmiştir (Buna rağmen yakın zamana kadar 01 Martın “mali yıl başlangıcı” sayılması bu takvimin getirdiği alışkanlık sebebiyledir).

***

Hicri Takvim, genelde, Müslüman ülkelerce benimsenen bir takvim türüdür. Çünkü Efendimizin (s.a.v) Mekke’den Medine’ye göçünü esas almaktadır. Hicret’in on yedinci yılında Hz. Ömer’in (r.a) halifeliği döneminde, hicretin hesaplanmasında yaşanan karışıklığı önlemek amacıyla yürürlüğe konmuştur. 

Hicret, Muharrem ayında gerçekleştiği için de bu ay yılın ilk ayı olarak benimsenmiştir. Hicri aylar yirmidokuz, ya da otuz gündür. Bu sebeple Miladi ile Hicri aylar arasında on günlük bir fark bulunur. 

Miladi ve Rumi takvimlerdeki gibi bu takvimde de yıl on iki aydır. Günlerin sayısı 354’tür. Rumi yıl her otuz üç yılda bir, Hicri yılı bir yıl geçer. Buna “sıvış senesi” denir.

Osmanlılarda da kullanılan Hicri Takvimde ay isimleri şöyledir: Muharrem, cemaziyülevvel, cemaziyülahir, safer, rebiülevvel, rebiülahir, recep, şaban, ramazan, şevval, zilkade, zilhicce…

Hicri yılı Miladi yıla çevirmek için Hicri yıl 33’e bölünür. Çıkan sayı Hicri yıldan düşülür. Bu sayıya 622 eklenirse Miladi yıl bulunur.

Aslında önemli olan takvimin türü değil, yılın nasıl yaşandığıdır.

Yine de bugün itibariyle yılın değiştiğine inanan herkesin yeni yılını kutluyorum.

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • TolgaTolga1 ay önce
    Hic bir yaziniza hak vermem ama ilk defa bir yazinizi begendim
  • EmekliEmekli1 ay önce
    Yeni yılı kutlamak haram hristiyanlar kutlar bakın bugün at mafyası Türkiye’de 2 at yarışı koşturdu istedikleri gibi koşturup her gün çaresiz belki kazanırım borç öderim diyen vatandaşları sadece bugün değil hergün soydurulan bir mğslüman ülkesinde yaşamaktayız izleyin görün eskiden 16 yıl önce haftada 3 gün olan at yarışları müslümanız diyenler döneminde hergün 3 sefer bu yarışlar yapılmakta yerlisi yetmediği gibi İngiliz’i abd si fransızızı Güney Afrika Şili at yarışlarında koşulup milletten toplanan paraların bir bölümü onlara gitmekte biz kalkmış hiç bir yanlış tarafı olmayan Noel yanı yeni yılı tartışıyoruz günah vs diye
  • RamazanRamazan1 ay önce
    Hocam sanki teknik bir hata olmuş. Rumi yıl hicri yıldan geride. Bu durumda Rumi yıl 33 yılda1 yıl hicri takvimden geri düşer.
  • İlbeyhanİlbeyhan1 ay önce
    Pontus orjinli YAVUZCUĞUM, kendini çok sevimli zannediyorsun galiba....En büyük hırsızlıkları HİCRİ TAKVİMCİLER YAPIYOR....En büyük ahlaksızlıklarıda ....DİNİ ALET EDEREK..... Mahkeme dosyasından alıverde ,DENİZFENERİdernekbinasının odalarını bi izle....DALLAS halt etmiş....Dingiller, Namussuzun , Hırsızın dinimi olur.....Siz kiiiiim,müslümanlık kim....Siz kim İNSANLIK kim?.....Kendiifadenle LAZ YAVUZ.....Müsvedde .....
  • bozerenbozeren1 ay önce
    eskiden yaşlılar bir yandan abdest alma telaşı, bir yandan ezan,saatlerini 12ye ayarlarlardı. batı takvimi konusuna girmiyorum ama, saatin gün içinde bile dakikalarla oynaması tuhaf bir anlayıştı. şimdiki daha mantıklı.
  • ali ustaali usta1 ay önce
    teşekkürler işte hepsi budiğer yazarları okuduğumda gereksiz kutuplaştırıcı ötekileştirici bir dilne gereği var
  • yörükoğluyörükoğlu1 ay önce
    Hiç bir zam hiç bir mağduriyet hiç bir devşirilmiş tirol bizim devletten milletten ümmetten nefret etmemize bahane olamaz.

Günün Özeti