• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu
TÜM YAZILARI
19 Haziran 2019

“Yeni nesil siyaset”e yalan-dolan mı hâkim olacak?

İmamoğlu, malum oturumda kendi siyasetine “yeni nesil siyaset” deyince apıştım kaldım: “Yalan” ne zamandan beri siyaset oldu?

Anlamaz, ama daha edebi bir üslupla sorayım: “Hilâf-ı hakikat beyanda bulunmak siyaset midir?”

Kameraların önünde Ordu Valisi’ne yönelttiği ağır hakareti inkâr etmek, oturum öncesi modoratörle gizli görüşme yapmak, “yeni nesil siyaset”in gereği midir?

*** 

Şeyhülislâm Yahya Efendi, ince, derin ve zeki dokundurmalarla çağın büyük şairi Nef’i Efendi’ye “kâfir” diyor.

Nef’i bu taşın altında kalır mı hiç? Cevabı anında yapıştırıyor:

“Bize kâfir demiş Mütfî Efendi,

Tutayım ben ana diyem Müselmân,

Vardıkda yarın Rûz-i Cezâ’ya,

İkimiz de çıkarız anda yalan!”

Günümüz diliyle: “Şeyhülislâm bana kâfir demiş. Hadi ben ona Müslüman diyeyim. Ama yarın mahşerde ikimiz de yalancı çıkarız: Zira ne ben kâfirim, ne o Müslüman!”

İmamoğlu’nun ekrandaki müsameresini izlerken, fark ettim ki, eskiden naziktik, şimdi değiliz! Eskiden zekice dokundurmalar yapardık, şimdi kaba-saba benzetmeler yapıyoruz! Eskiden bir kelimeye birkaç anlam yüklemeyi bilirdik, şimdi bilmiyoruz. Eskiden söylediklerimiz kalıcı olurdu, şimdi geçici oluyor…

Kısacası, eskiden daha ince, daha zeki, daha derin, daha anlamlı, daha tutarlı, daha bilge konuşurduk.

Bir toplantıda Mehmet Akif’i küçük düşürmek isteyen şair taslaklarından biri, “veterinerden şair olmaz” anlamında şöyle sataşıyor: “Affedersiniz, siz veteriner miydiniz?” 

Mehmet Akif duraksamadan cevabı yapıştırıyor: “Evet evlâdım, bir yeriniz mi ağrıyordu?” 

Şimdi siyasette ve sosyal hayatta nezaketten eser kalmadı. Bırakınız nezaketi, asgari düzeyde üslup dahi yok…

İşin en vahim tarafı nedir biliyor musunuz, Ekrem İmamoğlu’nun siyasete nezaket, üslup, seviye, hatta barış getireceğine bazı safdillerin hâlâ inanmasıdır! Bu gerçekten çok vahim bir durum!

Ders alınması dileğiyle birkaç örnek verelim…

Ünlü filozof Diyojen, daracık bir sokakta, zenginliğiyle mağrur bir adamla karşılaşıyor…

Sokak o kadar dardır ki, ikisinden biri kenara çekilmedikçe geçmek mümkün değildir. Kibirli zengin, hırpani kılıklı filozofa tepeden bakarak söyleniyor: “Bir serseri geçsin diye kenara çekilmem.”

Diyojen, “serseri sensin” anlamında şu zarif cevabı veriyor: “Ben çekilirim.”

Meşhur İngiliz siyasetçi Churchill, Avam Kamarası’nda konuşurken, muhalif partiden bir kadın milletvekili, bağırıyor:

“Eğer karınız olsaydım, kahvenizin içine zehir atardım.”

Churchill, “Sizin gibi bir kadın karım olsaydı, intihar ederdim” anlamında, şu zarif cevabı veriyor: “Hanımefendi, eğer karım olsaydınız, o zehirli kahveyi seve seve içerdim!”

***

Meşhur yazar Bernard Shaw ile Churchill hiç geçinemez, her fırsatta birbirlerini eleştirirler. 

Bir gün Bernard Shaw, ilk kez sahnelenen oyununun galasına Churchill’i de davet ediyor, ama davetiyeye bir de pusula iliştiriyor:

“Size iki kişilik davetiye gönderiyorum. Bir dostunuzu alıp gelebilirsiniz. Tabii dostunuz varsa.” 

Churchill, hemen cevap veriyor: 

“Başka bir yere söz verdiğim için oyununuzun ilk gecesine maalesef gelemeyeceğim. İkinci gece ancak gelebilirim: Tabii eğer oyununuz ikinci geceye kalırsa…”

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı