Yeni bir “Aile Projesi” lâzım!

01 Ocak 2019 Salı

Medya çizgiden çıktı, aileler bocalıyor, çocuklarımız başıboş kaldı, her türlü uygunsuzluk kol geziyor.

Yeni bir “Aile Projesi” yapmak ve aileyi bu proje çerçevesinde yeniden inşa etmek lâzım, Bunun için, Aile Bakanlığı’nın uygulamaları değil, ancak “Asr-ı Saâdet Modeli” ilham verici olabilir.

Asr-ı Saâdet öncesi, tam bir kâbustur. Suçları “asîl” olmamak olan insanlar alınıp satılmakta, kız çocuğu doğuran kadınlar aşağılanmakta, kız çocuk babaları utandırılmakta, kız çocukları ise “ihtiyaç fazlası” addedilip toprağa gömülmektedir. (Hz. Ömer bile cahiliye döneminde bunu yaşamış, Müslüman olduktan sonra ise bunun hüznünü ömür boyu taşımış bir babadır)

Hayat kin üzerine kuruludur… Kadın ya tamamıyla “zevk aracı”dır yahut hizmetkârdır… Her türlü yalan-dolan, üçkâğıt “maharet” sayılmaktadır…

İnsanlar ve kabileler öç peşindedir… Ahlâk sükût etmiş, zina aleniyete dökülmüştür. Alkollü içki son derece yaygındır. İnsanları ayık görmek neredeyse imkânsızdır. Eğlencede sınır yoktur, her türden taşkınlık “normal” sayılmaktadır.

Efendimiz, yaradılış hikmetiyle bu kadar tersleşen, bir bakıma şirazesinden çıkmış böyle bir topluluğu kıbleye yönlendirmek için gönderildi. İmanıyla, ahlâkıyla, sevgisiyle, müsamahasıyla, sadakatiyle ve yardımseverliğiyle bütün hayatı kuşattı…

Kendisine zulmedenleri, kendisini taşlayanları, düşsün diye yoluna çukur açanları, ambargo koyup açlıktan öldürmeye kalkışanları affetti…

“Kin”in önüne “af” kavramını koydu. “İntikam” duygusunu “sevgi”, “bilgi” ve “tebessüm”le öldürdü. “Kadın”ı gömülmekten kurtarıp Kur’an-ı Kerim’de öngörülen statüsüne kavuşturdu, yüceltti, söz sahibi yaptı…

Salt kendine yaşayan bencil bir topluma yardımlaşmayı, yani başkaları için de yaşamayı öğretti. 

Açıkça ifade etmek gerekirse, “Asr-ı Saâdet” dediğimiz dönem, aslında “yeni bir insanlık projesi”dir ve bu projenin mimarı PeygamberEfendimiz’dir…

Sistemin dört ayağı var…

İman-İlim;

Ahlâk-Fazilet;

Şefkat-merhamet;

Sevgi-muhabbet.

İman, insana diri duruş sağlayan en güçlü donanımdır. Bu gerçek, beşer tarihinin tesciliyle sabittir. İmanları sayesinde Hz. Havva anamızla Hz. Âdem babamız vahşi dünyaya karşı direnebilmiş, Hz. Nuh tufana, Hz. Eyyüb hastalığa, Hz. Yunus kendisini yutan balığa, Hz. Yakub karanlığa (Yusuf’a ağlamaktan gözleri kör olmuştu), Hz. Yusuf zindana, Hz. İbrahim Nemrud ateşine, Hz. Musa Firavun’a, Hz. Muhammed Mustafa (hepsine selam olsun) ise Ebucehil’e ve Ebucehil’in kontrolünde tuttuğu tüm imkânlara yenilmemiştir.

Bediüzzaman, işte bu vak’alara dayanarak “İman hem nurdur, hem kuvvettir; hakiki imanı elde eden insan dünyaya bile meydan okuyabilir” demiştir.

Osmanlı insanının, kendisinden kat kat üstün düşman karşısında bile diri duruşunun hikmeti imanının kuvvetidir. Göz kamaştırıcı zaferlerinin kaynağı da aynıdır. Zafere inanmıştır, kazanmak için var kuvvetiyle çalışmıştır ve hak etmiştir.

İlim, insanı kendinden emin yapar. Hayatı ve kâinatı kavramasını sağlar. Bu da, imanın ürettiği içsel güce kalite katar. İnsana dengeli bir duruş kazandırır.

Ahlâk, insanlıkla hayvanlık arasındaki çizgiyi belirler. İnsan ahlâkî normlar sayesinde duygularının kontrolüne girmekten kurtulur. Hayvanlar gibi içgüdüsel değil, kontrollü yaşar. Gerektiği zaman duygularını denetlemeyi ve dizginlemeyi öğrenir. 

Fazilet,sadece insanda var olan iradeyi (tercih hakkını) doğru kullanarak ulaşılabilen bir irtifadır. Kaynağı şeriattır. Bediüzzaman, “Şeriat fazilettir” derken, herhalde Devr-i Saâdet’i ve onun yansıması olan Osmanlı insanını kastetmiştir. Faziletli olmak, Allah’ın emirleri ve yasakları çerçevesinde yaşamak anlamına geliyor: Yani hayatın her safhasını “günah—sevap” dengesinin üstüne kurmak...

“Şefkat” ve “merhamet” gibi kavramlar, varlığı insan yapar. Allah’a ulaşmanın ve safileşmenin en kestirme yolu bu kavramların içinden geçer. 

Hayatı “savaş” gibi gören, “hayat mücadeledir” anlayışını hayata hâkim kılmaya çalışan ve bu yetişme tarzı yüzünden dünyayı büyük bir savaş alanına çeviren Batı düşüncesine karşı en tutarlı alternatif yine “şefkat” ve “merhamet”tir. 

Barışı bunlar inşa eder.

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • rasimrasim6 ay önce
    Sizler tarihimizi,dinimizi,ekonomimizi ,kültürümüzü,tabiyatimizi,tarimi,ahlakimizi, perisan ettiniz .Utanip sikilmadan halla tarikden külturden dem vuruyorsunuz.
  • ErolErol6 ay önce
    Hocam; mevcut 6284 sayılı yasa ve hükümet politikaları, biz erkekleri evde ismi bile olmayan süs köpeklerine çevirdi, kadın in tek bir sözü ile hayatımız kararabiliyor. Yeter artık...
  • eyüp yılmazeyüp yılmaz6 ay önce
    yaşlı docent!cübbeli ahmet hocanın " titri " mi var..dr,a prof,a meydan okuyor..sakin ol takma kafanı..sn.yazar ağabeyinsan kılıklı şeytanların kurduğu düzen bu.. zoka yı bize de yutturdular,çıkar çıkarabirsen..
  • Yaşlı DoçentYaşlı Doçent6 ay önce
    Sıkıntımızı Yazdığımız Tek Gazete Olan Yeni Akit Gazetesinin Değerli Yazarlarının Yardım Ve Aracılığıyla; Sayın Cumhurbaşkanımız; Doçent olduğumuz gün, emsallerimiz hangi dosya ile Profesör oluyorlarsa, biz de aynı dosya ile Profesör olmak istediğimizi; deneyim kazanmanın murad edildiği 5 yıl Doçentlik kadrosunda boşuna kalmak istemediğimizi; 5 yılın 5 katından fazla Üniversitemizde öğretim elemanı olarak çalışıp, 10 binlerce öğrenci mezun edip deneyim kazandığımızı; Üniversitemizde Doçentlik kadrosunu almak için gerekli olan puanın 5 katından fazla bir puanla Doçentlik kadrosunu aldığımızı; emeklilik yaşımızı geride bırakıp ömrümüzü verdiğimiz Üniversitemizde, Profesör olmak için 5 koca yıl beklemememiz gerektiğini; dosyası dolu ama ömrü de dolu Yaşlı Doçentler olarak, Profesör olmak için, zaman sınırı olmadan, dosyamızı Doçent olduğumuz Üniversitemize sunmamıza kapı aralamanızı sizden istirham eder, saygılarımızla taleplerimizi arz ederiz: A-) 1-5 yıl öğretim elemanı olarak çalışmış bir Doçent 5 yıl sonra Profesör olabilmelidir. B-) 5-10 yıl öğretim elemanı olarak çalışmış bir Doçent 4 yıl sonra Profesör olabilmelidir. C-) 10-15 yıl öğretim elemanı olarak çalışmış bir Doçent 3 yıl sonra Profesör olabilmelidir. D-) 15-20 yıl öğretim elemanı olarak çalışmış bir Doçent 2 yıl sonra Profesör olabilmelidir. E-) 20-25 yıl öğretim elemanı olarak çalışmış bir Doçent 1 yıl sonra Profesör olabilmelidir. F-) 25 yıldan fazla öğretim elemanı olarak çalışmış bir Doçent hemen Profesör olabilmelidir.
  • görkemgörkem6 ay önce
    isiniz-gücünüz millete ayar vermek bir baska deyisle insanlari "dizayn" etmek.. Oysa size ne!.. Insanlarin hayat tarzina müdahale etme yetkisini kimden aliyorsunuz?! Oturun oturdugunuz yerde baskalarina karismayin, haddinizi bilin!..
  • TamamTamam6 ay önce
    Yazınız zevkle okuduğum yüreğinize sağlık aile projesi için önce alkollü içecekler hakkında iyi bir denetim uygulanmalı 18 altındaki genç ve çocuklarımız rahatlıkla ulsşabiliyorlar. Teşhir kanunu iyi uygulanmalı
  • mhmtmhmt6 ay önce
    KISSADAN HİSSE. Geçmişten adam hisse kaparmış... Ne masal şey! Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi ? "Tarih"i "tekerrür" diye tarif ediyorlar; Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi? (Safahat: Yedinci Kitap M.Akif ERSOY). Dinle uyutuyoruz. Yapmayacağımız uygulamayacağımız her doğruyu söylüyoruz. Dosdoğru olmak istiyor muyuz? Dava davacık olmuş. Laf olsun torba dolsuna devam. Abdurrahman DİLİPAK yazarımızın bu günkü yazısını okursanız ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız. Din tüccarlığı ile keseler dolar ama düzelme yerine çöküş devam eder. Allah yar ve yardımcımız olsun.
  • MustafaMustafa6 ay önce
    Mümin iffetli bir kadını döven asla mümin olamaz. Tabiki İslam daki kadın kocaya papuc kadar dil yatak örtüsü ile sokakiffetine uzak namus modernleşme olmazıdır İslamdaki kadın ? Kadın Kur'an'a dönerse şiddet biter yeni aile başlar tevhid
  • engineerengineer6 ay önce
    yok be ab uyum yasaları bize yeter.
  • NurullahNurullah6 ay önce
    Sayın hocam.kimse bu konuda gorevini yapmıyor.birileri yıllardır aileyi yok etmekbizleri sosyal bir kaos ortamına sokmak istiyorlar.isin ilginc yanı hukumet bu konuda feministlerle iş birligi yapıyor gelecek nesil feminist filirlerlemi insa edilecek yani her sey mubah anlayış..sosyete hocaları o meshur kanallarda yıllarca kadınların agzına göre söz vere vere bu gün artık bas örtülü namaz kılan kadınlar kayın valideyi kayın babayı evine bile istemiyor..bu tv sosyete hocalarının muslüman topluma verdigi zararı yahudi bile vermemistir.surekli alkış almak reyting kırmak tv lerde tek teraflı mahkeme kurup 70 milyonun önünde karsı tarafı mahkum etmek.bu toplum da bozulma varsa bu dalavereci reytingci hocalar yüzünden.
  • ahmetahmet6 ay önce
    Anne baba ebe dede ve çocuklar 3 nesil bir arada olmalı onlar tecrübelerini aktarmalı destekleri ebediyen aktarmalı. Amma velakin olmuyor olamazda. Sebep manevi destekten öte üniversiteyi bitirmiş anneler çocuğuna ekranda bir uzman söyledi diye azda yemek suyunada karıştırılarak bile yedirmiyorsa o anne 8 üniversite bitirse ne olur. Hem spor yapmaktan kaçın hem yürüyüş yapmaktan kaçın hem köyde kasabada bahcede sogan sarmısak bakla vs.şeyler ekmekten kaçın hemde 3 beyazdan kaçın dendi diye çocuklara tatsız tuzsuz ekmeksiz yemekler yedirip belkide yeni neslin bagırsak florası hepten bozulacak belkide afrikalı zayıf zenciler gibi nesiller çoğalacak. Allah cümlemizin sonunu hayreyleye
  • GaffarGaffar6 ay önce
    O dönemde köle ve cariye Olduğu Kuran-ı Kerim’de yazıyor. ..
  • Yeni bir “Aile Projesi” lâzım!Yeni bir “Aile Projesi” lâzım!6 ay önce
    5816 var ya, her şeye yetiyor o..

Günün Özeti