Seçim bitti, süreç işliyor, herkes işine!

20 Nisan 2019 Cumartesi

Sonuçta başımıza “kral” seçmedik, altı üstü yerel seçim yaptık, belediye başkanları ile meclis üyelerini seçtik…

Aslında bu kadar vaveylaya gerek yoktu, ama gürültü çıkarmayı seven bir milletiz: Hak ettiğinden fazla önemsedik. Belediye Başkanı değil, “imparator” seçiyormuşuz gibi bir havaya girdik…

Sanki kaybeden kaybolacak, yok olacaktı!

Bu havada birbirimizi üzdük, kırdık, döktük!

Nihayet seçim bitti. Ama biz her zamanki heyecanlı ve kabullenemez halimizle aynı havayı iki hafta daha sürdürdük (Kıyamete kadar sürecek gibi de duruyor).

Yine “al takke ver külah” yaşadık!..

“Tekrar sayım” dedik, kesmedi, “tekrar seçim” istedik.

Bazı partiler İlçe Seçim Kuruluna, İl Seçim Kurulu’na, Yüksek Seçim Kurulu’na itiraz dilekçeleri verdiler.

İtiraz partilerin yasal haklarıdır. Kuşku duydukları zaman elbette mercileri harekete geçirecek, haklarını arayacaklar. Süreç işleyecek ve karara bağlanacak.

Ama bırakmıyoruz ki, süreç özgürce işlesin!..

Her ekrandan ses çıkıyor. Çıkan sesler de öyle sakin filan değil, düpedüz feryatlar, çığlıklar kopuyor:

“Seçim yenilenmeli?”

Tamam, bunu ben de istiyorum, çünkü İstanbul’un zuhül eseri kaybedildiğini düşünüyorum. 

Ama buna Yüksek Seçim Kurulu karar verecek, bağırıp çığırmayla olacak iş değil.

Bazıları bağırmakla da kalmıyor, düpedüz ajite ediyor, kışkırtıyor, şaibe yayıyor, karıştırıyor!..

Hiç olacak şey değil!

İktidar ya da muhalefet tarafındaki televizyon yorumcularıyla köşe yazarları daha az konuşsalar, daha az bağırsalar, eminim siyasi gerginlikler en aza iner!..

Aynı şekilde, futbol yazarları ile yorumcuları sussalar, futbolun bir “savaş” değil, nihayetinde bir “oyun” olduğu anlaşılıp kavgalar sona erer!

En azından, oyuncağı elinden alınmış çocuk gibi tepinmeseler!

Yahu Türkiye, adlî denetim altında demokratik seçim yapan ülkelerin çok nadir olduğu bir bölgede seçim yapıyor: Bu çok anlamlı, çok önemlidir. Önce bunun kadr-ü kıymetini bilmek lâzım… 

Seçimi şu adayın, bu adayın kazanması elbette önemlidir, ama nihayetinde dünyanın sonu değildir... 

Kazananlar da bu ülkenin çocuklarıdır, kaybedenler de... 

Sizin adayınız kazansaydı, her yer gül-gülistan olacaktı da karşı tarafın adayı kazanınca kıyamet mi kopacak?

Vakıa Ekrem İmamoğlu’nun partisi bu millet tarafından iktidardan kovulmuş (1950), bir daha iktidar görmemiş bir partidir, HDP ile işbirliği de ayrıca mide bulandırıcıdır. CHP yıllarca İstanbul’dan uzak kalmanın hıncıyla İmamoğlu’nun üzerine çullanırsa, bir de HDP “ağır diyet” isterse, işler sarpa sarabilir.

Umarım “Taç giyen baş akıllanır” sözü bu konuda da doğru çıkar!

Artık sükûnet zamanıdır…

Devletin en sorumlu makamında oturan, Sayın Cumhurbaşkanımız bile “uzlaşma” çağrısı yapıyor. Hatırlayın ki, bugünkü tablonun ortaya çıkmaması için en çok çaba gösteren, en fazla koşturan, en ziyade yorulan insan Sayın Erdoğan’dır. Dolayısıyla alınan sonuçlardan en fazla incinen odur…

Buna rağmen, seçim sonuçları üzerine yapılan spekülâsyonlardan, kavgalardan o da bıkmış olmalı ki, herkesi sükûnete çağırıyor…

Hatta aynı Kılıçdaroğlu bile “Türkiye’nin gerçek gündemine dönmek”ten bahsediyor.

Peki, bu yorumculara ne oluyor? 

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • GüneyrüzgarıGüneyrüzgarı1 ay önce
    Osmanlının borçlarından bahsetmiş Atatürkçü rumuzlu yorumcu,hep aynı ifadeler.Sanayi devrimini kaçırdı,borçlandı gibi.Lozan antlaşması 46.maddede ve devamı olan maddelerde Osmanlı imparatorluğuna ait olan borçlar,İmparatorluk dağılmadan önce Osmanlı imparatorluğu sınırlarına dahil olan ve antlaşma sonrası bağımsızlığını kazanan devletlere pay edilmiştir.Ayrıca Osmanlıdan kalan bu kadar büyük borç yükü vardıysa eğer ve yine antlaşmanın 59.maddesi gereğince Yunanistan'ın Anadolu'da verdiği tahribatın karşılığı olarak bu tahribatın yükümlülüğünü yerine getirilmesi kararlaştırılmışken,temsilcilerimiz Yunanistan'a acıyarak ! Yunanistan'ı bu borç yükünden FERAGAT EDEREK kurtarmışlardır ki kayıtlara geçmiş bir maddedir bu,sadece Karaağaç mahallesi ile yetindik.Haaa ayrıca Osmanlı İmparatorluğunun İngiltere'ye parasını ödeyerek sipariş ettiği iki gemiden de FERAGAT ETMİŞTİK Lozan'da.BBC uluslar arası yayın yapan bir İngiliz kanalıdır.( Muhabirin kendi fikirlerini dile getirmesi mümkün olamaz ) yapmış olduğu Kıbrıs belgeselinde,OSMANLI KONSTANTINAPOLİS'İ İSLAM ADINA FETHETTİ VE BU ORTAÇAĞ'DA ATILAN BİRATOM BOMBASI DEMEKTİ,I.DÜNYA SAVAŞI OSMANLININ ÇÖKÜŞÜ OLDU,ALMANLARIN YANINDA SAVAŞTILAR VE TOPRAKLARI PAYLAŞILDI,BİZ İNGİLİZLER İSTANBUL'U İŞGAL ETTİK VE YUNANİSTAN'I DA ANADOLUYU İŞGAL ETMELERI İÇİN CESARETLENDİRDİK,diyor !! Aynı ifade Yunan tarihçi Dimitri KİTSİKİS tarafindanda söyleniyor,İngilizler Yunanistan'ı Anadolu'ya saldırtmak için baskı yaptılar.İngilizlerle savaştığımızı gösteren tek bir kare fotoğraf yoktur,fakat Dolmabahçe önünde İngiliz askerleri ile poz veren askerlerimizin fotoğrafları mevcuttur ki daha sonra İngilizler gemilere binerek İstanbul'u terk ettiler. Atatürk Nutuk'da,İngilizler ; Amasya'da bulunan birliklerimizi çekmemizden memnun olurmusunuz dediler,evet dedik ve gerçekten birliklerini önce Samsun'a oradan da İstanbul'a çektiler,der.Cumhurbaşkanılığı döneminde genel sekreterliğini yapan Yusuf Hikmet BAYUR,TDK baskılı Türkiye Devletinin Dış Siyasası adlı eserinde : 13 Haziran 1921'de mötorla İnebolu'ya, Henry ve Şturton isminde iki İngilizbinbaşısı,yanlarında bize teslim edilmek üzere bir miktar mühimmat ile geldiler ve bu gibi sevkiyatların adamları vasıtası iledevam edeceğini söylediler,der.Yavuz bey dediğiniz gibi,doğruyu söylersen ya hain,ya düşman oluyorsunuz yada şaplağı yiyorsun.
  • Yaşlı DoçentYaşlı Doçent1 ay önce
    Sayın Cumhurbaşkanımız; malumunuz, Profesör olmak için Doçent olarak 5 yıl beklemek gerekmektedir. 25-30 yıl boyunca Üniversitelerde öğretim elemanı olarak çalışmış; 10 binlerce öğrenci mezun edip deneyim kazanarak EMEKLİLİK HAKKINI ELDE ETMİŞ Yaşlı Doçentleri, yaşlılıkta beklenmesi bir ömür kadar uzun olan söz konusu bu 5 yıllık bekleme süresi belasından kurtarmanızı saygılarımızla istirham ediyoruz.
  • miraymiray1 ay önce
    Ayne seçim bitti herkes işine ailesine ve çevresine odaklanmalı,özellikle çocuklarımızı bilgisayar oyunlarindan tuzaklarından kurtarmak içün çalışmalı ve uzmanları göreve çağırmalı çocuklarımızı bu virüsten bu illetten,kurtarmak içün ne gibi çalışmalar yapmalıyız haydin temiz saf ve güzel nesillerimizi teknolojinin,zararlarından kurtarmak icin toplum eğitim öğretim ve ahlak seferberliğine....
  • Eşref Engin KuşcuEşref Engin Kuşcu1 ay önce
    Kıymetli üstadım zaman ilerledikçe tehlikeli hesapların olduğu görülecek.Bu sebepten rehavete kapılmamalıyız.Elbette sizin ifadeleriniz sağlıklıve sağduyulu.Birde civar coğrafya ülkeleri ile vatanımızı kıyas etmesek..
  • hercaihercai1 ay önce
    Burak, Istanbul Turkiye degil, ne bekasi! Sacmalamak sizin elinizde mi?
  • Sarı çizmeliSarı çizmeli1 ay önce
    Tuncay eskiden ehlinde degildi zaten su an değil
  • BurakBurak1 ay önce
    “Sonuçta başımıza “kral” seçmedik, altı üstü yerel seçim yaptık, belediye başkanları ile meclis üyelerini seçtik“. Ey mağlubiyet sen nelere kadirsin. Bir ay önceki yazılarınızda bu seçimin beka, hayat-memat meselesi olduğunu iddia ediyordunuz ya, şimdi ne oldu da bu kadar küçümseyiverdiniz.
  • TuncayTuncay1 ay önce
    Ah ve hocam keşke dediğiniz gibi sakin olunabilse.ama İstanbul gibi bir İslam başkenti ehlinde olmayınca insan üzülmüyor değil.insallah Rabbim en hayırlı olanını tez elden nasip eder.
  • AliAli1 ay önce
    Meseleye bi de diğer taraftan bakın.Naz’ı değişimler toparlanmalar şart diye kulak çekmek...Ama bakıyorum da nefse zor geliyor değil mi?

Günün Özeti