Patinaj!

27 Nisan 2019 Cumartesi

Birçok yerde kitap fuarı var, ama televizyonlar sus-pus. Varsa, yoksa siyaset. Tarihi bile dizilerden öğreniyoruz. Ama kitapsız siyaset de, tarih de ancak bu kadar oluyor işte!

Bizim millet “okumaya ayarlı” değil maalesef. Bana bile “kitaplarını dizi yap seyredelim” deyip duruyorlar…

“Kolaysa gel kendin yap” diyesim geliyor!

Bir eseri televizyon dizisi yahut sinema filmi yapabilmek için, önce niyet, ardından kabiliyet, sonrasında gayret, nihayet finansman (yani para) lâzım…

Bunlar da yetmez: Sağlam bir hikâye-roman bulacaksınız. Konu tarih ise, tarihin detaylarına nüfuz etmiş bir tarihçi, mükemmel bir senarist, yönetmen ve oyuncu kadrosu bulacaksınız.

Oysa biz yanlış bir “din” algısı sebebiyle yıllar boyu sanata küstük, sanatçıyı hor ve hakir gördük. Sanata “şeytan” muamelesi çektik!..

“Kâfir” damgası dahi yemeyi göze alarak yetişen birkaç ismi de ya malzemesiz (oyun, hikâye, roman, senaryo) bıraktık ya da “öteki”leştirip “karşı taraf”a pasladık!

Yahut da, sanatçıya kendi mensubiyetimizin (tarikat-cemaat, siyaset) çerçevesinden bakıp, “yüzde yüz bizden” olmayanları görmezden geldik.

Kimini kırıp döktük, kimini de envaı çeşit kulplar takarak diskalifiye ettik.

Böylece, gelişip “otorite”ye dönüşmelerini engelledik.

Öyle çok hırpaladık ki, “solcu” yahut “dinsiz” olmadılarsa, imanlarının sağlamlığından olmadılar.

Sözün burasında, izninizle kendi hikâyemi paylaşmak istiyorum…

İlk romanım Sunguroğlu (üç kitaptan oluşan bu seri, Nesil Yayınları’nın ellinci yılı münasebetiyle “Armağan cilt” olarak tek kitap halinde yeniden basıldı) yayınlandığında 28 yaşındaydım. Sevinçten uçuyordum. Yetişmemde büyük payı olan babamla da sevincimi paylaşmak istedim. Bir kitap gönderdim. Daha okumadan, sadece kapaktaki “roman” kaydına bakarak sert bir eleştiri yaptı: 

“Seni inançlarına hizmet için İstanbul’a gönderdim, sen tuttun Avrupalılar gibi roman yazdın. Masalla, hikâye ile hizmet olmaz!”

Ne kadar üzülüp kırıldığımı anlatamam…

Kalemim âdeta kilitlendi, yazamaz oldum…

İkinci mektubunu alana dek hiçbir şey yazamadım…

Babamın ikinci mektubu (ikisi de Osmanlı alfabesiyle yazılmıştı) birinci mektubun tam tersiydi: “Ciğerparem oğlum” diye başlıyor, kitabımın yıllarca hizmet edeceğini söylüyor,  yeni çalışmalarımı beklediğini belirtiyor, ilk mektubunu kitabı okumadan yazdığı için özür diliyordu.

Meğer o ara gripten yatağa düşmüş, nekâhat döneminde kitabımı baştan sona okumuş ve etkilenmişti.

İlk mektubunu ise romanın dindar hafızalarda bıraktığı olumsuz çağrışımların etkisiyle kaleme almıştı. Nasıl rahatladığımı anlatamam. 

Ancak engeller, babamın “ambargo”yu kaldırmasıyla bitmemişti: Bu kez de cemaatlerden tarikatlara kadar, neredeyse tüm dini grupların engeline takılmıştım. Özel toplantılarında şiddetle eleştiriliyor, “tebliğ metodunu saptırmak”la suçlanıyordum.

Hepsi sabırla aşıldı. Israrla yazmaya devam ettim. Şimdi bile ufak-tefek itirazlar geliyor, ama artık aldırmıyorum.

Yalnız şunu belirtmeliyim ki, ilk zamanlarda müthiş bir baskı hissetmiştim. Zaman zaman bunalmış, vazgeçmeyi dahi düşünmüştüm. Her seferinde teşvik edici bir şeyler oldu ve devam ettim.

Ne yazık ki, bazıları devam edemedi. “Mahalle baskısı”na dayanamayan nice romancı, hikâyeci, oyuncu, ses sanatçısı adayları pes etti.

Sonunda sanatçısız kaldık. Hâlbuki sanat olmadan hayat olmaz! 

Bir inancın, fikrin, felsefenin mutlaka sanat/ edebiyat ayağı olmalı. Yoksa “etkisiz tepki”lere tıkanır, olduğu yerde patinaja düşer.

Yıllardır böyle bir patinajdayız! 

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Kemal ŞahinKemal Şahin1 ay önce
    Ağabey Selâmün Aleyküm. Hürmetler sunarım. Dindar kesim niçin sanattan uzak kalır veya sanata yaklaştırılmaz. Allah'ın güzel isimlerinden birisi Sani olduğuna göre, dolaylı olarak bilmeden bu isme hürmetsizlik olmaz mı? Ben inşaallah bir Nur Talebesiyim. Muallimim aynı zamanda. Branşım sağlık. Şiir yazmayı seviyorum ve yazıyorum. Yakınlarım ve bazı kardeşlerimiz yadırgıyorlar. Nur Talebesi sadece nurlarla meşgul olur diyerek, şevkimi kırıyorlar. Üstadımızı da hüccet gösteriyorlar. Üstadın şiire karşı olduğunu söylüyorlar. Ayrıca müzik sanatına ilgim ve sesim de yatkın.Müzik kulağım var. Hatta 15 Temmuz'la ilgili sözü ve bestesi bana ait bir Vatan Türküsü besteledim. Nota ve enstrüman bilgim olmadığı halde. Kemal Şahin Vatan isimli YOUTUBE sitesinde yayınlanıyor. Amatör bir kayıt. Tamamen kendi imkanlarımla. Vesile olursanız Muhterem Cumhurbaşkan'ımızın şahsında Şehit ve Gazilerimize hibe etmek arzusundayım. Selâm ve dua ile
  • Muhlis Turinay Muhlis Turinay 1 ay önce
    Yavuz Bey,Bizim cenahtan olup ta yolunu şaşıranlar nasılÇamlıca Cami yapımına her şehre Üniversite yapımına karşı çıkıyorsa sen de Mehter Marşı rahatsızlığını Gelsin Mehter yazınla ortaya koyduğundan beri yazılarını okumuyor nazarımda itibarınız kalmadı,
  • FeritFerit1 ay önce
    Dünyanın neresinde olursa olsun, "muhafazakar" düşünceden doğru düzgün bir sanat çıkmaz. Bugüne kadar çıkmadı. Bugünden sonra da çıkmaz. Kur'an'da kıssaları yer alan peygamberlerin hiçbiri muhafazakar değildi. Peygamberimiz de, Hz. Ömer de, Ebu Hanife de muhafazakar değildir.
  • Mehmet GöktepeliMehmet Göktepeli1 ay önce
    Yarınlar güzel olmak için vardır düşü oluştu bende, adi hayırlısı.
  • erhanerhan1 ay önce
    Peki muhafazakar olarak bilinen kesim. sizce en çok hangi tv kanallarını,hangi programları,kimleri izliyorVe hangi yazarları ve hangi kitaplara daha çok rağbet ediyorlar dersiniz!?Zaten muhafazakar kesim in çoğuher bakımdandiğerlerineözeniyor,.komplekstenbir türlü sıyrılamıyor
  • AHMEDAHMED1 ay önce
    Yorumcu Tolga elbette bizimcenahın, bahsettiğinkişilergibi sulu ve karaktersiz oyuncu ve yazarları olamaz. Siz konuyu anlamamışsınız. Bizim cenahın M.Akif Ersoy'u ,Ahmet Yenilmez'i, Cemil Meriç'i, Kadir Mısıroğlu'su,v.s var. Ama sayıları az. Konu bu.
  • MelikeMelike1 ay önce
    Bilal rumuzluya katılıyorum hangi SANAT sanatın tanımı yapmak lazım,romanın tanımını yapmak lazım.içi şehvet dolu roman mı okurken başka yönlere sevk eden tv filmi seks sahneleri bırakın reklamlarda bile bazı kanalların sunucu bayanları aman yarabbi bir bayan olarak tedirgin oluyorum o nasıl göğüs açıklığı o nasıl baldır şovu neyi izlemeliyiz bunları izleyende bunlar gibi oluyor göre göre normal kabul ediyor nasıl empoze ediliyoruz.Amerikanfilmlerini izleye izleye nasıl asimile olduk daha neler neler örf adet hepsi bitmiş....
  • TolgaTolga1 ay önce
    Sayin yazar sizin cenahin hic bir zaman kemal sunal i tarik akan i yasar kemal i orhan kemal i suna baykam i olamayacak.
  • BilalBilal1 ay önce
    Daha çocuk yaşımda tv ye bir baktım hülya avşar elini apış arasına sokmuş okşuyor sonra da bu halk niye sanata sanatçıya küstü diyorsunuz. Trilyonlarca örnek hatırlıyorum sanat diye önümüze koydular 7-24 beynimize saldırdılar.
  • erginergin1 ay önce
    evet bütün bu alanlar başkalarına bırakılıncabu şeylerde onlar egemen oldularBenceo kadar övülen bazılarının , ve bazı bazı eserlerinin hiç te buna layık olmadığınıdüşünüyorum (isim vermekten bile çekiniyorum çünküo kadar kabullenilmiş , ve o kadar bir "robot uyumluluğu" hakim ki)
  • AHMEDAHMED1 ay önce
    Kaleminize sağlık Hocam. Çok önemli bir konudan bahsediyorsunuz. Bizim sanatçılarımız hep solcu olur. Laik olur. Aralarında, yarışma yapıp ödül verirler, teşvik ederler. Ama dindar muhafazakar, Anadolu evlatları bir türlü sivrilemez, ortaya çıkamazlar. Zaten bin bir türlü engele takılır.Hep merak etmişimdir " %70 i gerçek manada dinine , gelenek, görenek,ve kültürüne bağlı muhafazakar olan halkın içindenniçin %7o oranında sanatçı, yazar çizer çıkmıyor" diye. Gençliğimde Tercüman gazetesinden başka muhafazakar gazete yoktu. 15 gazete içinde bir tane. 20 T,V kanalındansadece5 tane muhafazakar kanal. Öyle bir sistem kurulmuş ki zamanında, azgın azınlık her yere hükmederolmuş.Dindar muhafazakarlar da uyumuş.

Günün Özeti