Olgun insanlarla olgunlaşan bir çevreye muhtacız

11 Ocak 2019 Cuma

Bir taraftan “önder insan yetişmiyor” diye ağlarken, bir taraftan da fatihler yetiştirmiş bir milletin torunları olduğumuzu hatırlamamız lâzım: Acaba onlar nasıl yetişti? Gelin Fatih Sultan Mehmed’i yetiştiren eve ve çevreye bu açıdan bakalım.

Bir ev düşününüz ki, içinde yaşayanların hiç biri, hiç bir sabah namazını kazaya bırakmıyor.

Bir ev düşününüz ki, günün her saatinde kubbeleri Kur’ân tilavetinin insanı vecde getiren ilâhî terennümüyle yıkanıyor; odalarında, salonlarında, koridorlarında ezanlar, nâatlar, münâcatlar, ilâhîler dolanıyor.

Bir ev düşününüz ki, küçükten büyüğe herkes hayrat düşünüyor, iyilik konuşuyor; adımlar “sevap” ve “günah” kavramlarının şuurunda atılıyor.

Ve bir ev düşününüz ki, devrin en müttakî, en kabiliyetli âlimleriyle dolup taşıyor; askerlikten mantık ilmine, matematikten astronomiye, tarihten siyasete kadar çok şey bir arada konuşuluyor. İşte bu ev Fatih’in evidir.

Buna saray değil de ev demem bilinçli bir seçim: Zira İstanbul’un fethine kadar Osmanlı padişahlarının bir sarayı yoktur. Sanki kendilerine sarayı çok görmüşler, Peygamber müjdesine ulaşmadan kendilerini saraylarda oturmaya lâyık bulmamışlardır. 

Gerek Bursa’da, gerekse İstanbul’da, sıradan evlerden belki birazcık büyük meskenlerde ikamet etmişler, İstanbul’u aldıktan sonra bile uzun müddet sadece Topkapı Sarayı’yla yetinmişlerdir. 

Diğerleri yıkılış devrinin mahsûlüdür ve âdeta çöküşü şaşaa ile maskeleme endişesinden doğmuşlardır —Dolmabahçe, Çırağan, Yıldız vs.— Hepsi de Avrupa’ya karşı “Yıkılmadık, ayaktayız” mesajı verme telâşının elemli mahsulâtıdır. 

Ama Avrupa bu gösteriye aldanmamış, Osmanlı ihtişamının mânâdan maddeye, muhtevadan şekle intikalini dudaklarında müstehzi bir tebessümle seyretmiş, hattâ borç para vermek suretiyle bu gösteriyi tuhaf bir intikam hissi içinde desteklemiştir.

O günleri de gelecek günlerde yazma temennisiyle, büyük saraylarda küçülmüş irade devrini istikbale havale edip, küçük mekânlara sığmayan, sığmayıp İstanbul’a taşmaya karar veren büyüklüğün hikâyesine dönelim.

Bir insanın yetişmesinde çevrenin önemini inkâr kabil değildir...

En azından üzerine titrenen kişinin çevre tarafından ifsad edilmemesi gerekir. Sultan Mehmed’in yetiştiği çevre, olgun insanların olgunlaştırdığıbir çevredir.

Mahalle şuuruyla oluşmuş gözetim mekanizması, çocuğu hem gözlemlemede, hem de doğru örneklerle doğruya yönlendirmektedir. 

Çocuklara  “adam” muamelesi yapılmaktadır. Onlara selam verilmekte, selamları alınmaktadır. Böylece çocuk kendine güveni ve kişiliğine saygıyı öğrenmektedir.

En önemlisi herkes helâlinden kazanmakta, helâlinden yaşamakta, “kalan alışverişinizi komşu dükkândan yapın, o da nasiplensin” diyebilecek kadar tok gözlü davranmaktadır. 

Gerçi “önder insan”, sırf muhitin, çevrenin itelemesiyle değil, Allah vergisi kabiliyetlerini sonuna kadar seferber ederek geceli, gündüzlü çalışmak suretiyle yetişir... Ve “önder insanlar” kendi muhitlerini, çevrelerini yetiştirirler. 

İyi ya, Fatih’e gelene kadar Osmanlı padişahlarının hepsi, büyük oldukları için muhiti bu ölçüde teşekkül ettirmişler ve geleceğin fatihine sapa sağlam, dip diri, dinamik bir muhit intikal ettirmişlerdir. Önder isimler bu muazzam mirasın eseridir.

Bu yapıyı kaybedersek, kayboluruz! 

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • sefersefer11 gün önce
    Hocam hem mahalle şuuru hem 3 nesil bir avluda yaşama şuuru birlikte gitti her eve televizyon girmesiyle ev eve traktör girmesiyle otomobil girmesiyle her evde bir işçi memur emekli oluşuyla. Artık düğün nişan cenaze dışında kimsenin kimseye ihtiyacı yok
  • enverenver11 gün önce
    Hocam peki nasıl olduda son yıllara kadar özellikle eğitimli çevrelerin beynine diline biz at nalı bile yapamıyoruz algısı sokuldu. Bu nasıl bir devrim idi ise
  • Kunta KürdeKunta Kürde11 gün önce
    Merve Kavakcının Kız da olgun ! Tam da saraya yakışır !
  • AtaturkcuAtaturkcu11 gün önce
    PASANIN SON BIR KAC YILI KALMUSTIR BU DUNYADAN GOCTU GOCECEK!! PASAM DERLER " RIZEDE MILLET ACLIKTAN AYAKKABASINI KEMIRIYOR " .HEMEN INONUYU CAGIRIR VE" OLMAZ BUNUN BIR CARESI OLMALI " BU RIZEDE NE YETISTIREBILIRIZ ARASTIRIN "DER ! ZIRAAT MUHENDISI ZIHNI DERIN SONUNDA BURANIN IKLIMININ CAY FIDELERI OCIN UYGUN OLDUGUNU SOYLER VE CAY ENDUSTRISI GELISIR .KOYLERINEDE ILKOKULLAR MERKEZ OLCELEREDE LISE DENGI OKULLAR ACILIR.ARMATORLUK ESKIDEN RUM AZINLIKTAYKEN MUSLUMAN TURKLERE VERILIR.VELHASIL VEFA COK ONEMLIDIR YAVUZ BEY VEFA VEFA SAYGI SAYGI
  • Mehmet GöktepeliMehmet Göktepeli11 gün önce
    Bugünlerin sorunları ne zaman dile gelecek?
  • görkemgörkem11 gün önce
    ... HALKTAN, halkin halinden bahsetmiyorsun...
  • BekirBekir12 gün önce
    Osman gazinin hocası Şeyh EdebaliFatih Sultanın hocası AkŞemseddin günümüze kadar başkumandanlar hocasız olmuyor onlar ALLAH dostu olduğu için bize muzafferlik nasib oluyor ama her zaman olduğu gibi etraf kahpe dolu olduğu için müslüman kumandanlara etraftaki kahpeler sıkıntı veriyorlar.

Günün Özeti