• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu
TÜM YAZILARI
17 Ağustos 2020

Öfkesi bile zikir kokan bir millettik

Osmanlıların hayreti de zikirdi: Şimdi olduğu gibi “Vaaaav yaaaa” diye Amerikan kırması çığlıklar atılmazdı. Hayretlerini “Allah Allah”, Fesübhanallah”, “Lailahe İllallah”, “Tövbe estağfurullah” gibi kelimelerle ifade ederlerdi.

Osmanlıların öfkesi bile zikirdi: Sakınmak istediklerinde “Neuzubillah” çeker, her işe “Bismillah” ile başlarlardı. Öfkelenmeleri halinde “Ya sabır” der, haksızlığa uğramaları karşısında “Hasbünallâhü ve ni’mel-vekîl!” diyerek Allah’ı kendilerine “vekil” ederlerdi.

Tekke ve zâviyelerin duvarlarında teselli edici levhalar asılıydı:

“Bu da geçer ya hû!”, “Vazgeç ya hû!”, “Hoş gör ya hû!” 

Toplum “yaşamak” ve “yaşatmak” temelinde yücelmişti. Bu yüzden cinayete pek rastlanmazdı. Oysa aynı dönemde düello (iki kişinin bir birlerini öldürmeleri) Avrupa hükümetleri tarafından “yasal” sayılırdı. Paris sokaklarında ve meydanlarında düello edenlere çok sık rastlanırdı. 

Avrupa’yı hırsızlık götürürken, Osmanlılarda hırsızlık, soygun, kapkaç gibi suçlar meçhul sayılırdı. Bu tür vakalara senede sadece birkaç kez rastlanırdı. 

1700’lerde İstanbul’a gelen Fransız müellif Motray, anılarında şunları yazıyor: 

“Türk dükkânlarında hiçbir zaman tek meteliğim kaybolmamıştır. Ne zaman bir şey unutsam, hiç tanımadığım dükkâncılar arkamdan adam koşturmuşlar, hatta birkaç kere Beyoğlu´ndaki ikametgâhıma kadar gelmişlerdir.” 

Diğer Fransız müellif Brayer de 1830´ların İstanbul´unu şöyle anlatıyor: 

“Evlerin kapısının şöyle böyle kapatıldığı ve dükkânların çoğunlukla umumî ahlâka itimaden açık bırakıldığı İstanbul’da her sene azami beş-altı hırsızlık vak’ası görülür.” 

Fransız generallerden Comte de Bonneval ise, şu hükmü veriyor: “Haksızlık, mürabahacılık, inhisarcılık ve hırsızlık gibi suçlar, Türkler arasında meçhuldür... Öyle bir dürüstlük gösterirler ki, insan çok defa Türklerin doğruluklarına hayran kalır.” 

Şimdikinin aksine, eski İstanbul sokakları genel olarak sakindi. Her yer güven içindeydi. Herkes günün her saatinde istediği yere hiçbir endişe duymadan gidebilirdi. 

İngiliz sefiri Sir James Porter 1740’ların İstanbul’unu şöyle tasvir ediyor: 

“Gerek İstanbul’da, gerekse İmparatorluğun diğer şehirlerinde hüküm süren emniyet ve asayiş, hiçbir tereddüde imkân bırakmayacak şekilde isbat etmektedir ki, Türkler çok medeni insanlardır.”

Osmanlı insanı hırsızlık, gasp, kapkaç nedir bilmezdi. İstanbul’daki gasp, kapkaç, hırsızlık, soygun olaylarını gazetelerde okudukça, eski halimizi nasıl da özlüyorum bilemezsiniz.

“Bu muazzam payitahtta” diyor Fransız tarihçi M. A. Ubicini, “dükkâncılar, namaz saatlerinde dükkânlarını açık bırakıp camiye gittikleri ve geceleri evlerin kapısı basit bir mandalla kapatıldığı halde, senede dört hırsızlık vakası bile olmaz. Ahalisi sırf Hıristiyan olan Galata ile Beyoğlu’nda ise hırsızlık ve cinayet vak’aları olmadan gün geçmez.” 

Çevreyi kirletmek de bir Avrupalı alışkanlığıydı. Osmanlı insanı, “kul hakkı” sayıldığı için yerlere çöp atmaz, ortamı kirletmezdi… Hatta, “Ağaçlar zikreder” düşüncesiyle, ağaçları yeşertmeye çalışırlardı. Mesela kurak günlerde ücretle adam tutup sokaktaki ulu çınarları sulatır, göçmen kuşların yorgunluk atması için saçak altlarına kuş sarayları yaparlardı. 

Osmanlı insanı asla yere tükürmezdi. Bazı Batılı gözlemciler, sırf yere tükürmedikleri için atalarımızı eleştirmişti: 

“Türkler hiçbir zaman yere tükürmezler. Daima yutkunurlar. Bunun için de saçlarında sakallarında bir hararet olur ve zamanla saçları, kaşları, sakalları dökülür.” (Comte de Marsigil). 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

İnsanoğlu

Mesire yerlerine bak pislik içinde......plajlara bak çocuk bezi gömen caniler var........yollara bak çöplük......havaya bak heryerde sigara dumanı......modern geçinen adama bak konuşmasını bilmez , örtüyü beğenmez...dinini beğenmez........sitedeki bazı yorumlara bak ahlaksız tiplerin yazdığı çok belli......bir memnuniyetsizlik var, doymuyor millet aç......şükreden yok, sorunun kaynağı dini konularda zayıflık, Osmanlı İslam olmasaydı olmazdı.......Fatih SMehmede bile laf söyleyen sözde müslümanlar var, padişah düşmanı dolu memleket.....sonra neden böyleyiz diyoruz.....namaz kılarken yoruluyorlar herhalde !
  • Yanıtla

Hakikat

Teşekkürler. Çok güzel bir yazı.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23