Hayat mı, hayal mi?

04 Ocak 2019 Cuma

Çocukluğum kafes kuşu tadında geçti. Şimdi şu yaşımda çocukluğuma dönüp, beni aldatanlardan hesap sormak isterdim.

Zaman oldu öğretilen yalanlar, telkin edilen yanlışlarla iç içe yüreğimde buz tuttu. Telkinlerin karmaşasıyla tehditlerin ürküntüsünde kimliğimi yitirdim. Kimliğimi ararken, baktım kendi kendimle yüz yüze gelmişim. “Ben aslında benim” diye haykırmak istedim o an, fakat tek seslilik haykırışlarıma geçit vermedi. Ancak kendi kendime fısıldayabildim: “Ben kimim?”, “İnsan nedir?” diye; “Nereden geldik?”, “Nereye gidiyoruz?” 

Yıllar boyu sorularımı kendime sakladım. Kimseye soramadım. Kendimi kimselere açamadım. Açamazdım, çünkü bazı sorunları düşünmek kadar bazı soruları sormak da yasaktı. Bazen sorularım gırtlağıma dizilir, soluksuz kalırdım.  

Yıllar boyu soluksuz kaldım. Tüm soluksuz kalışları “sekerat” (can çekiş) zannedenler, soluksuzluklarımı ölüm haline verdiler. Soluksuzluğun aslında bir yeni soluk, belki bir “sur-i İsrafil” olabileceğini kestiremediler. Oysa ben nefesim daraldıkça düşünüyor, hayatla ölüm arasındaki ince çizgide varlık arıyordum.

Kalıplar işte o çizgide kırıldı. Kitaplarım o çizgide doğdu. O çizgide kitaplaşmaya başladığımı hissettim. Kısacası hayal, hayat ile o çizgide buluştu.

Artık kestirebilene aşkolsun: Hangisi hayat, hangisi hayal?.. Hayal nedir sahi, peki ya hayat nedir? İnsanın kâinatla ilişkisi nerede başlar, nerede biter? İnsan ne kadar kâinat, kâinat ne kadar insandır?

Dizi dizi merakın ardından sonsuzu arayışım başladı. Bu bir bakıma insanın kendini arayış serüveniydi. 

Kitapta ve tabii “kitab-ı kebir-i kâinat”ta kendimi bulmam uzun sürdü. Kendimi çözmeye çalışmak ise neredeyse bir ömür aldı. Sonunda bireysel çözümlerin o kadar da önemli olmadığını anladım. Toplumsal çareler ve çözümler gerekliydi: Fakat bu nasıl olacaktı?

Üstelik öyle bir zaman ve zeminde yaşıyorduk ki, insanlar âdeta birbirini incitmekten, hırpalamaktan, yaralamaktan, zorlamaktan zevk alıyordu. Ben ise ancak elli yaş kertesinde inançlarından, tercihlerinden, intisaplarından ve düşüncelerinden dolayı kimseyi incitmeme, hırpalamama, horlamama, zorlamama kararı alabilmiştim.  

O gün bugündür, beni incitme fırsatını başkalarına vermemek için kendi duygularımı incitiyorum. Başkalarını hırpalamamak için kendi ruhumu hırpalıyorum. Başkalarını yaralamamak için de kendi yüreğimi yaralıyorum.

Bu yüzden yaşadığım yıllardan daha yaşlı biriyim: Hem yaşlı, hem yalnız.

“Dünya” denilen şu ormanda, kitaplarım benim sığınaklarımdır. Onlarla yalnızlıktan kurtulur, onlarda huzur bulurum. Kendimi satırlarda çözmeye çalışır, geçmişimin en görkemli hikâyesiyle sayfalarda buluşurum. 

Yani her kitabımda bir bakıma kayıp özgeçmişimi arar, her kitabıma yitik özgeçmişimin notunu düşerim: “Bir varmış, bir yokmuş.”

Kısacası, kitaplarımla ben ortak bir serüveniz. 

Yirmili yaşların son kertesine doğru gazeteciliğe başladım (Temmuz 1971). Önümde büyük hedefler, yüreğimde heyecanlı çırpıntılarla yıllar boyu yazdım…

Gecem gündüzüm birbirine girdi. Uykuda bile yaşadım. Benim için yazmak, sevmek ve yaşamaktır! Ve yazmak sevginin öteki adıdır.

Anneciğimin kırklı yaşlarında, tam beş kız kardeşin üzerine tek “erkek” olarak aileye gelmem, “mucize çocuk” muamelesi görmeme yol açtı. Bu da hayallerimi ve düşüncelerimi zenginleştirdi.

Bence yazarın hayatı değil, hayalleri ve düşünceleri önemlidir! 

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Abdulmuttalib el-Arabi bin Rükneddin..Abdulmuttalib el-Arabi bin Rükneddin..6 ay önce
    Ali Kemallerin, Dervis Mehmedilerin torunlari kendilerini hemen belli ediyor:)))
  • AHMETAHMET6 ay önce
    Rahmetli dedem çok dindar birisiydi Yanında kaldığım zaman sabahları KUR'AN sesiyle uyanırdım.Sabahtan akşama kadar tarlada çalışırdı. Çok ileri görüşlü, bilinçli biriydi. Köyde bazı meyveleri ilk onun bahçesinde gördüm. Bahçe kapısını açan , ağaçtan bir kilit ve anahtar icat etmişti. Onun yaptığı oda kapıları şimdi sanat eseri diye kapışılıyor. Aya ilkayak basıldığı zaman(1969) şimdiki bazı bilim adamları gibi o da şüphe ile baktı.Kur'an daki temizlik kurallarına uyardı. Evi köyde örnekti. Kullandığıhiç bir alet , araç başkasınınkine benzemezdi. Ben orta okulda iken her ortamda, her toplantı ve resmi bayramlarda dindarlara" yobazlarrr ! " diye hakaret ettiklerinde dedem aklıma gelir," dedem kime kötülük yaptı yaaa."derdim. O günden berigeri kafalı azgın azınlığı sevmedim
  • CAHIL ADAMCAHIL ADAM6 ay önce
    Gorkem nikli okur,sanki yazar olaganustu seyler soyluyormus gibi numara cekmenizin mantikli bir tarafi yok.Adamin soylediklerinin hepsi dogru.1-Diktatorluk;reguler olarak secimlerin yapilmadigi her turlu rejim diktatorluk rejimidir.2-Cebir ve siddet vardi:Ali Sukru beyin cesedi senin buyuk dedenin tarlasinda degil de senin ulu onderinin bahcesinde bulundu.(katil her yerde katildir,andromeda galaxisinde bile).3-Hile vardi:Acik oy gizli sayim sisteminin anlami yuzde bir milyon hile yapmak demektir, dunyanin her yerinde bu boyledir.Adam aslinda olan utanilacak olumsuz seylerin cok azini bile yazmis ama dogustan kiralik katil olarak doganlar gerceklerin bu kirintilarina bile katlanamiyorlar.Bence sorumlusu kendi annen baban,onlara sor "niye bazi seyler boyle benim kafama yatmiyor"diye?
  • görkemgörkem6 ay önce
    "1950 yılının 14 Mayıs’ında yapılan ilk demokratik seçimde, millet, CHP’nin 27 yıldan beri “cebren ve hile ile” devam ettirdiği tek parti diktatörlüğünü yıktı…"..sn. Bahadiroglu dünkü yazisinda böyle söylüyor.. 1950-27=1923.. O dönemde ulu Önder Atatürk Cumhurbaskani!.. Neler diyor bu sn. yazar görüyorsunuz.."hile ile, cebren, diktatörlük" vesaire..
  • görkemgörkem6 ay önce
    "1950 yılının 14 Mayıs’ında yapılan ilk demokratik seçimde, millet, CHP’nin 27 yıldan beri “cebren ve hile ile” devam ettirdiği tek parti diktatörlüğünü yıktı…"..sn. Bahadiroglu'nun dünkü yazisindaböyle söylüyor.. 1950-27=1923.. O dönemde ulu Önder Atatürk vardi.. Neler diyor bu sn. Yazar görüyorsunuz.."hile ile, cebren, diktatörlük" vesaire...I
  • Rıfat Rıfat 6 ay önce
    Görkem çok fazla okuyan adam olur diye bir kaide yok, maalesef ortaklık okumuş eşek dolu ...
  • MüslümMüslüm6 ay önce
    Dedem gayet de Kur'an okuyordu. Yüz küsür yıl önce basılmış bir mushafı vardı. Ama cahildi. İnsanlığa yararlı bir ilaç veya eşya üretmeyi/icat etmeyi bilmezdi. Onun dedesinin mezar taşını okuyamazdık. Çünkü taşta bir şey yazmıyordu. Köyümde, Roma'dan kalma mezar taşları ve yazıları var ama Osmanlı atalarımız döneminden kalan hiçbir mezar taşında yazı filan yok. Olsa Osmanlıcam gayet iyidir.
  • AHMETAHMET6 ay önce
    Mağdurrumuzlu Bey. Beni desteklediğin için çok teşekkür ederim. Demek ki arada böyle vatan hainleri çıktığını,tarih kitaplarda okumuşsun. Bunun canlı örneği.VATANINI SATAN; VATANINI DÜŞÜNMEYİPALMANLARA SIĞINAN ve Amerikan bayrağına sarılıp uyuyunca rahatlayanJOHN DÜNDARDIR.
  • misafirmisafir6 ay önce
    ihsan bey, Yazar doğru taraf ve hak tarafta Allahımdan ona uzun ömürler diliyorum.
  • HOMO TOKMAKUSHOMO TOKMAKUS6 ay önce
    Sayin yazar,kim ne derse desin yazilariniz herkes icin cok ilgi cekici.Nerden anliyoruz?Herkes culunu sizin sutununua sermis.Sozcu,Yeni Cag ve Cumhuriyet ve PKK nin gazetelerinin mudavim ibineleri isi gucu birakmis Ulu Onderlerini savunuyorlar size karsi ve sizi haksiz ve yalanci cikarmaya calisarak.Hicbir evrensel niteligi bulunmayan okuma yazmasi olmayan bu embesil proletarya yiginlari isi gucu birakmis sizi susturmaya calisiyorlar.Yasam denilen sey de tam da bu iste:Bu akil hastalariyla beraber ayni gezegende yasayabilmek.Size sonsuz sabirlar diliyorum!
  • tufantufan6 ay önce
    Menderes 12 uçak dolusu para ve altınla kaçıyor diyen başbakanlara siz yolcu biz hancıyız diyenlerin gezide panzerlerle gençleri eziyorlar diyenlerin 15 temmuzda askerleri kestiler diyenlerin mersin devlet hastanesinde sağlam adam'a alçı yaparak hizmet verilmiyor diyenlerin 28 şubatta gündüz-kalkancı kurgulaması yapanların 1991 de kendi partisi içinden hdp çıkaranların sonrada barajı geçsin diye siyasi seferberlik yapanların sorgulayan solcumu sağcımı oldugunu bu millet iyi biliyor
  • MAĞDURUM ABİMAĞDURUM ABİ6 ay önce
    AHMED ' e katılıyorum.Gerçekten de buyurduğu gibi ,Atalarına , soyuna küfredenlerin karakterinden şüphe edilir.Aşağıda Ahmedd' in yorumunu destekleyici olması bakımından, atalarımızın bu vatan uğruna ne büyük zorluklara katlandığını ve nasıl suçsuz yere mağdur edildiklerine örnek olsun diye sizlere Mustafa Sabri Efendi Hazretlerinden bahsedeceğim efendim;Mustafa Sabri hazretleri... Dedemiz Sultan Vahdettin’in şeyhülislamıydı. İngiliz Muhipleri Cemiyeti’nin kurucularındandı. İslam Teali Cemiyeti’nin kurucularındandı. Kuvayi Milliye’ye “kudurmuş haydutlar” diyordu. “Yunan ordusu halifenin ordusudur, asıl kafası koparılacak mahlukat, Ankara’dadır” şeklinde bildiri yayınladı. Mustafa Kemal hakkındaki ölüm fermanını, bizzat kaleme aldı, “öldürülmesi caizdir, hatta dini vazifedir” dedi. İşgalcilere karşı Anadolu’nun yanında saf tutan Denizli, Isparta, Uşak, Antalya, Sinop müftülerini görevden azletti; Ankara müftüsü için idam fermanı çıkardı. Anadolu Cemiyeti adıyla örgüt kurdu, İzmir’deki Yunan Yüksek Komiserliği’ne teklifte bulundu, “Mustafa Kemal’in pençesinden kurtarmak için Batı Anadolu’da özerk hükümet kuralım, yönetimin başında Hıristiyan vali bulunsun, ordusundan Yunan başkomutanı sorumlu olsun” dedi, Atina’ya iletildi, Yunan Başbakanı Gunaris teklifi inceledi, “kendi milletini satan hainlere ihtiyacımız yok” cevabını verdi. Ama, Mustafa Sabri’nin Yunanistan’a ihtiyacı vardı. Milli mücadele kazanılınca, İngiliz gemisiyle kaçtı, Yunanistan’a sığındı, basın patronu oldu, Yarın adıyla gazete çıkardı. O gazeteye 1927 senesinde, “Allah’ın huzurunda Türklükten istifa ediyorum, tövbe yarabbi tövbe Türklüğüme, beni Türk milletinden addetme” diye yazdı. “Elimden gelse bütün Türkleri Arap yaparım, bunların vaktiyle Araplaşmadığına eseflenirim” diye yazdı. Hilafetin yeniden kurulması için, dönemin Papa’sı XI. Pius’a mektup gönderdi, Vatikan’dan yardım istedi. Yunanistan’dan Suudi Arabistan’a geçti, en son Mısır’a yerleşti, El Ezher Üniversitesi’nde ders verdi, Kahire’de öldü, Gafir mezarlığına gömüldü.Yaa işte böyle.Az çekmedi atamız Mustafa Sabri Efendi Hazretleri.Allah gani gani rahmet eylesin!
  • misafirmisafir6 ay önce
    ne diyor büyügümüz(!) "kisi kendi gibi olanla beraberdir" yani onlari sever.. Üc kisilik ekran tiyatrosunda ulu Önder M. Kemalin annesine hakaret edilirken, Afet Inana , Atamiza,ahlak disi edepsizce iftiralar edilirken... Sen duymazdan geliyordun.. Icinizden biri yargi önüne cikarildi ama...... Bunlari ASLA UNUTMAYCAGIZ!.. Üstelik ayni yalan devam ediyor "Bir gecede cahil kaldik!" Koskoca bir YALAN!..
  • YorumYorum6 ay önce
    Görkem'e büyük oranda katılıyorum. ...
  • MAĞDURUM ABİMAĞDURUM ABİ6 ay önce
    Yazar şöyle buyurmuş;Başkalarını hırpalamamak için kendi ruhumu hırpalıyorum. Başkalarını yaralamamak için de kendi yüreğimi yaralıyorum.Gerçekten de öyle yani.Atatürk' ün annesi ...hanede çalışıyordu , manevi kızlarından bir olan Afet İnanla yatıp kalkardı diyen iki serseri ile birlikte program yaparken hakkaten sırıtarak ve onları tasdikleyerek yüreğini yaralıdığını izledim ve çok üzüldüm üstat.
  • AHMEDAHMED6 ay önce
    Lütfen bu sayfada kendini MAĞDUR gösteren FETÖcülerin yorumlarını yayınlamayın. İngiliz kaşığı ile Amerikanşeyiyiyenlerin bu sayfada işi yok.İngilizlerin yazdırdığı kitaplarıokuyup Atalarına , soyuna küfredenlerin karakterinden şüphe edilir.
  • suavisuavi6 ay önce
    Yorumcu, MAĞDURUM ABİ harika yazmışsın kardeşim, hep bir bahane, bitmedi bunların şikayetleri, bir türlü kendilerini bu yüzyıla uygun yetiştiremiyorlar.
  • ORHAN İNANORHAN İNAN6 ay önce
    SİZİN NEZİH DUYGU VE DÜŞÜNCELERİNİZİ ALAYA ALMAYA KALKAN ŞAKLABANIN ÖNCE EDEBİN NE OLDUĞUNU ÖĞRENMESİ,SONRA DA VESAİR DEN BAHSETMESİ GEREKİR. AMMA RABBİM BİRŞEYLERİ YÜREKLERDE YEŞERTMEZ İSE BU GİBİ HADSİZLER DE VAR OLACAKTIR.YANİ NASİP MESELESİ..NEYSE HOCAM,ELLERİNE SAĞLIK. BAZEN DÜNYAYI ANLAMLANDIRMADA BEN DE DEĞİŞİK DÜŞÜNCELERE KAPILMAKTAYIM.BU DA DÜNYANIN FANİLİĞİNDEN KAYNAKLI ZANNEDİYORUM.ELLERİNİZDEN HÜRMETLE ÖPÜYORUM .ALLAH(CC) UZUN VE HAYIRLI ÖMÜRLER VERSİN.
  • MAĞDURUM ABİMAĞDURUM ABİ6 ay önce
    Görkem,Yazar hakkında ön yargılı davranıyorsun.Bir kere onun yabancı dil bilmediğini söylüyorsun ama harf devrimiyle bir gecede cahil bırakıldığımız için yazarın yabancı dil öğrenemediğini bilmiyorsun.Yazar dedelerinin mezar taşını okuyamadı.Dedesi, babası bir gecede cahil kaldı.Tekke ve zaviyeler kapatılarak , bir günde tüm dünyanın bilim , teknoloji ve sanat merkezi olan Türkiye cahiliye dönemine geri döndü. Halifelik kaldırıldı.Tüm Arap alemi ve orta doğu o gün bugün Amerikanın kucağında.Yoksa halifenin sözünden hiç çıkmazlardı. Keşke Yunan galip gelseydi bunların hiç biri olmazdı.Sen de az okuyorsun ve bu yüzden bunları bilmiyorsun.Sen hiçbir gecede cahil kaldın mı? Kalmadın.Senin hiç camilerini ahır yaptılar mı? Sen bunları bilmezsin.Bunlar çok derin konular.Saklı tarih , gizli tarih , kayıt dışı tarih gibi eserlerden istifade etmelisin.
  • ihsanihsan6 ay önce
    Sayın yazar, düşünceleriniz okuduğum kadarı ile hep tek taraflı, yazılarınızda öyle, amiyane maalesef, ülkede tek tip düşünce yok,objektif yazılar bekliyoruz.
  • Cabbar CokkibarCabbar Cokkibar6 ay önce
    Degerli Bahadiroglu,bu dunya "Sultan Suleymana kalmadi" derler hayattan birazcik ders almis insanlar ve kendilerini sonsuz suc ve kotuluk uretme cenderesinde bu sekilide frenlerler.Insan denilen yaratik cok kibirli ve cok asagilik bir yaratiktir kendini frenlemedigi ve buyuk sozu dinlemedigi surece ve bu dunyada bir bok biliyorum,cok olaganustu seyler okuyorumsanarak onune konan butun boklari bir gram birakmadan yalayarak yutarak boburlenir yedigi boklarla ve bir hayvan gibi bos kafayla duser topraga geride sonsuz kotulukler ve haksizliklar birakarak.Siz en azindan boyle bahtsiz bir kadere sizi mahkum edenlerin pencesinden kendinizi kurtarabilmissiniz ve en azindan bunun icin sonsuz mutlu ve mutesekkir olmaniz gerekiyor.
  • AHMETAHMET6 ay önce
    Yorumcu görkem !Siz de çok okumalısınız. Sizden yaşlı ve ömrünü yazarlıkla geçirmiş saygın bir yazara hakaret etmeden nasıl hitap edilir öğrenin Lütfen . "Adab-ı muaşeretkuralları" diye bir kitap var. Onusizetavsiye ederim. Orada" fikirlerinizi ifade etmekten aciz olduğunuzu belirtmek için , insanlara , kısa yoldansaygısızlık yapmayın. Öyle yaparsanız karakteriniz ortaya çıkar" diye yazıyor. Ayrıca: Prof. Dr.Oktay Sinanoğlu'nun"BYE BYE TÜRKÇE " isimli kitabını tavsiye ederim. Orada ." Lüzumlu değilse tarzanca lisanöğrenmeye gerek yoktur, Türkçe'miz elden gidiyor. Bir yerde Türkçe konferans verdim diye , beyni yıkanmışlar beni ayıpladılar"diye yazıyor.
  • görkemgörkem6 ay önce
    ....

Günün Özeti