Güller ve dikenler

29 Haziran 2019 Cumartesi

Yıllar önce eksikliğini hissettiğim için yazdığım bu isimde bir kitabım var (Nesil Yayınları). Kitapta, hayatın gülleriyle dikenlerini birlikte yaşamanın tadını anlatmaya çalışıyorum. Büyük bir ilgiye de mahzar oldu. Çünkü bu kitapta herkes bir anlamda kendini, kendi hayatını ve hayatın getirdiği sorunları buldu. 

Hayatın bol miktarda dikeni var. Öte yandan; dikenleri yok saymadan ve dikenlere takılmadan gülü yaşamanın keyfi de var.

Yani hayat ne diken tarlası, ne de dikensiz gül bahçesi: Her şey zıddıyla bilinir!

Ancak yüreklerini olumsuzluklara kilitlemeyenler ve ancak bakmasını bilenler hayatın sunduğu gülleri, yani güzellikleri fark edebilir ve yaşamaktan lezzet alabilir.

Biz ise sürekli olarak paranın arkasında zevksiz, keyifsiz, mutsuz bir koşturma içindeyiz!

İnsan oraya-buraya koştururken, güzellikleri fark edemez. Yuvarlanırken de (“yuvarlanıp gidiyoruz” deriz ya) öyle. Hülâsa, hızlı yaşam tarzımız hayatı ıskalamamıza sebep oluyor. 

O kadar acele ediyoruz ki, ibadetten bile tat alamaz olduk. Çünkü ibadet ancak huzurla yapılınca büyük keyf verir. Eski âbidlerin namaz kılarken yahut dua ederken ulaştıkları huşu  ve huzur atmosferine hangimiz ulaşabiliyoruz? Namazımıza bile para hesabı hâkim!

Kısacası hayatın içini (mânevi unsurları kastediyorum) tümüyle boşalttık. Bu yüzden yıllardır kabukla boşluk arasında debeleniyoruz!

Yaşadıklarımızın ruh dünyamızla (mânevi dünyamız desek de olur) ilişkisi kopuk. Duygusal boyuttan mahrumuz. Salt maddî yaşıyoruz.

Bir anlamda hayat sadece para, başarı, politika ve iş kıskacına girmiş bir angarya! Hayat “angarya”ya dönüştükçe tatsızlaşır.

Hayatımız iyice tatsızlaşmadı mı? Ne zamandır hayattan zevk-keyf aldığımız yok, hayatı “iş olsun” gibilerden yaşayıp ölümü bekliyoruz. 

Böyle olunca da içimizde kavga, stres, depresyon ürüyor ve birbiri içine girip yüreğimize abanıyor. Yüreğimiz karabasanlara mekân oldu; yorgun, bitkin, küskün, mutsuz ve umutsuzuz. 

Oysa her şey o kadar kolaylaştı ki: Çamaşırları ve bulaşıkları yıkamak için saatler harcamıyoruz, tek tuş darbesi yetiyor, yemeklerimiz mikrodalga fırında birkaç saniye içinde hazır oluyor, mektuplarımız elektronik postayla gidip geliyor…

Elimizde akıllı telefon, çantamızda bilgisayar, cüzdanımızda sıra sıra kredi kartı, altımızda araba, karşımızda televizyon, yanımızda akıllı kumanda...  Hattâ artık evler bile akıllı. Peki, hâlâ neden mutsuzuz?

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Risanur ErdemRisanur Erdem1 ay önce
    Sevgi olan yerde mutluluk ..Mutluluk olan yerde sevgi olur..Sevgisiz hoşgörüsü olmayan insanlardan uzak olmak mümkünse....Dünyanın en çok sevgiye ihtiyacı var...
  • takiitakii1 ay önce
    hocam her zaman yenilik içtihat siyasi arenada hep aynı adamlar adam kalmamış memlekette
  • mehmet gençetmehmet gençet1 ay önce
    Sayın hocam mahzarmı mazharmı yazı hatasımı.makaleniz için teşekkürler..
  • hercaihercai1 ay önce
    Neden mutsuzuz, cunku daglara bayirlara cikip o guzelim cicekleri seyretmiyoruz. haftada birkac saat bu seyretmeyi yapsak ve gezseko bile yeter mutlu olmaya.
  • AHMEDAHMED1 ay önce
    Utanmaz yorumcu Cengiz Gülgeç. R.T. Erdoğan karizması ve azmi, çalışması sayesinde 18 yıldır Türkiyeyi idare ediyor. Gaf şampiyonu, konuşmasını bilmeyen KOF adam Kılıçtaroğlu iktidar olsaydıhalimiz nice olurdu.
  • 1 ay önce
  • ÖzcanÖzcan1 ay önce
    Teknolojiye yetişmekte kolay değil
  • ayay1 ay önce
    nedenmi mutsusuz bahadıroğlu ben 67 yaşında bir hemşirenizim hayatımızda svgi yok ben çocuklarımla oturuyorum oğlum ve gelinimle gelinim demiyeceğim zira kızım bir kızım ingilterede evli bir türk ile işte kopukluk burada başlıyor herşeyin başı sevgi eşimde ben 43 senelik evliyim bir sevgisizlik abidesi adam evden gidince biz mutlu oluyoruz inşallah kitap fuarlarında birgün görüşmek dileğiyle mutlu kalın sevgiyle kalın

Günün Özeti