Eskiden nasıl insanlardık? (4)

23 Temmuz 2019 Salı

Osmanlı insanı hırsızlık, gasp, kapkaç nedir bilmezdi. İstanbul’daki gasp, kapkaç, hırsızlık, soygun olaylarını gazetelerde okudukça eski halimizi nasıl da özlüyorum bilemezsiniz.

M. A. Ubicini eski halimizi anlatıyor bize… 

“Bu muazzam payitahtta” diyor Fransız tarihçi, “dükkâncılar, namaz saatlerinde dükkânlarını açık bırakıp camiye gittikleri ve geceleri evlerin kapısı basit bir mandalla kapatıldığı halde, senede dört hırsızlık vakası bile olmaz. Ahalisi sırf Hıristiyan olan Galata ile Beyoğlu’nda ise hırsızlık ve cinayet vak’aları olmadan gün geçmez.” 

Çevreyi kirletmek ise bir Avrupalı alışkanlığıydı. Osmanlı insanı, “kul hakkı” sayıldığı için yerlere çöp atmaz, ortamı kirletmezdi… Hatta “Ağaçlar zikreder” düşüncesiyle, ağaçları yeşertmeye çalışırlardı. Mesela kurak günlerde ücretle adam tutup sokaktaki ulu çınarları sulatır, göçmen kuşların yorgunluk atması için saçak altlarına kuş sarayları yaparlardı. 

Osmanlı insanı asla yere tükürmezdi. Bazı Batılı gözlemciler, sırf yere tükürmedikleri için atalarımızı eleştirmişti: 

“Türkler hiçbir zaman yere tükürmezler. Daima yutkunurlar. Bunun için de saçlarında sakallarında bir hararet olur ve zamanla saçları, kaşları, sakalları dökülür.” (Comte de Marsigil). 

Osmanlı insanının üstün bir ahlâk anlayışı vardı. “Türkiye Seyahatnâmesi”yle meşhur Du Loir 1650’lerde şunları yazıyor: 

“Hiç şüphesiz ki, ahlâk bakımından Türk siyasetiyle medeni hayatı bütün cihana örnek olabilecek vaziyettedir.” 

Bugünümüz için de bunları söylemek mümkün mü? 

Sadece insanlara değil, hayvanlara bile saygılı bir toplumsal yapıdan geliyoruz. Bunun da şahidi Elisee Recus’tur. 1880’lerdeki durumumuzu anlatıyor: “Türklerdeki iyilik duygusu hayvanları dahi kucaklamıştır. Birçok köyde eşekler haftada iki gün izinli sayılır... Türklerle Rumların karışık olarak yaşadığı köylerde ise bir evin hangi tarafa ait olduğunu kolaylıkla anlayabilirsiniz. Eğer evin bacasında leylekler yuva yapmışsa, bilin ki o ev bir Türk evidir.” 

Galiba atadan “mürteci”yiz! Comte de Marsigli, atalarımıza günümüzün bazı “laikçiler”i gibi yaklaşıyor ve dindarlığı abarttıklarını söylüyor: “Fakat şunu da itiraf etmeliyim ki, (eski Türkler) bu dindarâne hareketlerinde biraz fazla ileri gitmektedirler. İyiliklerini yalnız insan cinsine hasretmekle kalmayıp, hayvanlara ve hatta bitkilere bile teşmil ederler.”

Osmanlı insanı güzel konuşur, derdini kestirmeden anlatırdı. Sözü gereksiz yere uzatmaz, o zamanın deyişiyle “israf-ı kelam” (kelime israfı) etmezdi. Ayrıca konuşanın sözü asla kesilmezdi. İfadeleri gâyet zarîf ve düzgündü. 

Sohbet edenlerin aralarındaki uyumu ve sevgiyi gören Charles MacFarlane, şöyle yazmaktan kendini alamamıştı: “Bu milletin konuşması, bütün diğer milletlere örnek olabilecek kadar güzel ve mükemmel!” 

Osmanlı’da aile kavramı temel kavramdır. Her zaman baş tacı edilmiştir. Daha geniş bir anlamda aile Türk toplumunun daima temeli olmuştur. Osmanlı oluşumunda da aile terbiyesinin özel bir yeri vardı. Anne babadan evlada şefkat ve muhabbet, evlattan ana-babaya sevgi, saygı ve itaat Osmanlı dinamiğinin özü idi.

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • BabaBaba26 gün önce
    Ben de Mehmet Beye katılıyorum.Cinsiyetsiz toplum oluşturma yolunda kadını kadınlıktan çıkardılar,erkeği de erkeklikten.Şu anda iş sahasında %54'ten fazla kadın çalışıyor diyor istatistikler.Ve bu oranıda hala artırmaya çalışan malum parti
  • Cabbar CokkibarCabbar Cokkibar26 gün önce
    Degerli Bahadiroglu,Emperyalism(masonluk) sadece Turkleri ve Turk kulturunu yok etmedi,butun insanligi yok etti psikolojik olarak.Fiziksel olarak da yok edecek,son vurus icin son hazirliklarini yapiyor.
  • SmilieSmilie26 gün önce
    Hocam eski halimizi özlüyoruz deyip sanki o dönemde yaşamış gibi Osmanlı tarihine dem vurmuşsunuz. Kaç yaşındasınız acep merak ettim? Neyse Osmanlı'da hiç hırsızlığın olmadığını hatta nadiren olduğunu bunuda ahlaktan dolayı olduğunu yazmışsınız :D Cidden onlarla yaşamış o dönemin insanlarını biliyorsunuz gibi yazmışssınız.Hayretle okudum. Bu hırsızlık vb olayların az olmasının asıl sebebi İslam yasalarının uygulanıyor olmasındandır. Hırsızlık yaptığı anda bilir ki el kol gidecek birini tehdit etse bilirki falakaya yatırılacak can alsa canı alınacak. Zaten ne zaman bu yasaları uygulayacak yönetimde boşluk gevşeklik olmuş bu dediğiniz suç oranları bir anda artmıştır. Osmanlı sürekli isyanlarla uğraşmıştır bunu bilmeyen yok dediğiniz ahlaklı toplum sürekli isyanlarda.Onun için tek çare adalet ,tek çare İslam'dır. En ahlaklı yetiştirilmiş bir insanın olduğu toplum İslam adaletiyle yönetilen toplumun kılı bile olamaz.
  • GerçekGerçek26 gün önce
    Artık Allah biz Türk milletini sevmiyor çünkü biz yolundan çıktık sadece paraya tapar olduk .
  • mehmetmehmet26 gün önce
    Osmanlı ailesinde kadın çalışır diye bir şey yoktu. Koca kocalık, kadın kadınlığını, analığını yapardı. Ailede huzur vesaadet vardı.Şimdi karı koca rolleri değiştirdiler. Huzur ve saadetten eser kalmadı.
  • MCB 61 TSMCB 61 TS26 gün önce
    Dün nasılsak bugün de aynıyız. Mert de var baker de. İbnesi var delikanlısı da. Efendisi var zıvırı da. Höşgörülümüz de var öküzümüz de. Saygıda kusur ermeyesiniz de var ayımız da. Sahtekarımız da çok şerefimiz de. Yani biz hep aynıydık. Değişen kelam ve giyim kuşam.

Günün Özeti