Kurban Bayramı ve Düşündürdükleri

10 Ağustos 2019 Cumartesi

Rabbimize hamdü senalar olsun. Bizleri bir ‘Kurban Bayramı’na daha eriştirdi.

Bayramlar her zaman ve her şartta sürur ve neş’e günleri olmuştur. Ümmet olarak yaşanan hadiseler, ülkemizin etrafındaki ateş çemberi, Müslümanların hali, ‘dünyevîleşen insanımız’ın değerlerini kaybedip ‘tek dünyalılar’ gibi yaşaması, hüzün içinde hüzünlü olmamızı gerektirse de dinimizin ‘matem dini’ olmadığını biliyoruz.

‘Ben hüzün Peygamberiyim’ demesine rağmen, hüzün içinde de olsa, dünyada bir yolcu gibi de olsa bayramları sürurla yaşayan bir Peygamberimiz olduğunu da unutmuyoruz.

Peygamber Efendimiz, bayram namazlarını cami/mescidde değil, “musalla” (namazgah) adı verilen açık ve geniş alanlarda kılardı. Bu, bayram coşkusuna en büyük kitlesel katılımı sağlamak içindi. Bugün ülkemizde rastlamadığımız bu güzel uygulama, birçok İslâm beldesinde hâlâ sürdürülüyor. Binlerce mümin kardeşinizle birlikte Rabbin huzurunda durmanın heyecanını düşünebiliyor musunuz? Ülkemizde de bu heyecanı yaşamamız, aynı kıblede buluşmayı (lafta bırakmadan) fiili olarak göstermemiz ne kadar manidar olurdu. Ne kadar ‘tevhid ruhu’nu canlandırırdı.

Rasulüllah zamanında genç olsun, yaşlı olsun kadınlar da coşkuyla bayram namazlarına katılırlardı. Bu uygulama da gösteriyor ki, bayram namazları, İslam cemaatinin hiçbir ferdini dışarıda bırakmadan paylaşılan sevinci temsil ediyor.

Peygamber Efendimiz ve sahabileri birbirlerini bayramdan sonra tebrik ederlerdi. Tebrik şeklinin “tekabbelallah minnâ ve minkum” (bizden ve sizden Allah kabul buyursun) şeklinde olduğu rivayet edilir. Arap müslümanlar şimdi “kulli ‘âmin ve entum bi-hayr” (sizin her yılınız hayırla geçsin) tebrikini kullanıyorlar.

Halen yaşatılan güzel bir âdetimiz de bayram namazı çıkışında dağılmadan cemaatin musafaha yaparak birbiriyle bayramlaşmaları.

İki bayramımızdan ikincisine adını veren kurban; yakınlaşmanın en derini, en kapsamlısı, en çeşitlisi. Başta Allah’a, kendisine, tabiata, canlıya, cansıza, her şeye karşı yabancılaşmanın, insanın yabancılaşmasının önüne geçmek için teşri kılınmış bir ibadet.

Etrafımıza baktığımızda, herkes varlığını bir şeye adamış. Varlığını Allah’tan başkasına adayanlar kendilerini harcamışlar, Kur’an’ın ifadesiyle “kendilerini israf etmişler”dir.

İnsan fiyatı değil, değeri olan bir varlıktır ve insanın değerini sadece O’nu yaratan hakkıyla takdir edebilir. Kurban Bayramı da bize ‘Allah’a adanma’yı hatırlatır. Dua ve kurban! Diğer bir ifade ile ‘adanma!’ Çocuk hasretiyle geçen uzun yılların ardından, aşkla gönül diliyle yapılan dua neticesi bahşedilen çocuklar. Hz. İbrahim’e İsmail, Hanne’ye Meryem, Hz. Zekeriyya’ya Yahya, Abdülmuttalib’e Peygamberimizin babası Abdullah’ın bahşedildiği günlerdir kurban ve sonucundaki bayram. Kurban ve dua münasebeti kavranmadan, hayırlı evladı, mü’min veya kıblegâh evi kurmadan, Kurban Bayramı’nın ifade ettiği manayı da kavrayamayız. Hz. İbrahim’in Kur’an’da dile getirilen “Rabbim bana Salihlerden olacak bir evlat bağışla!” ilticası sağlam aile, salih evlat talebinin ne kadar önemli olduğu, ‘aile davamız’ın hiç gündemden düşmeyeceğinin de delili olsa gerek.

Aslında cennet, bayramın ebedi olanına verilen isim belki. Sevincin, mutluluğun, huzurun, saadet ve selametin de adı bayram. Bayramlar, cennetteki huzur ve mutluluktan dünyaya indirilmiş küçük, çok küçük bir hisse değil mi? Bütün bayramlar, insanın cennete olan hasretini artırmalı. Kurulan ‘sanal cennetler’e, hazza rağmen.

Evlerden başlayıp, evlerimizi cennetin dünyadaki şubesi yapmanın mücadelesinin adıdır bayram. Ve kurban, bütün ibadetler gibi kulu önce kendi öz benliğine, sonra Allah’a yaklaştırır. Kurbanın maldan sunulması da anlamlıdır. Verdiği mesaj açıktır: 

Allah’ın insana bahşettiği dünyalıkların insan ile Rabb’i arasına girmesine mani olmak.

Kurban, Rabb’in bahşettiği dünyevi nimetleri O’ndan uzaklaşmak için değil O’na yaklaşmak için kullanma ameliyesidir. Kulun Allah’a yakın olup olmaması meselesidir.

Meydanı, bu toprakları cehenneme çevirmek isteyen arsızlar ve uğursuzlar güruhuna bırakmayalım. Yalnız kendimizin değil, bu toprakların da bayrama susadığını unutmayalım.

Değeriniz yüce, kurbanınız makbul, bayramınız mübarek olsun, hepimizi mübarek kılsın.

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • MuratMurat1 ay önce
    Hoca Efendi, nasıl bir alemde yaşayıp olaylar hakkındayorumlar yaptığını merak ediyorum! Bayram bireyseldir, genelleştirilemez.Bayram, sevinç demek olduğuna göre, neyin sevincini yaşayacağız!Bayram'ı, huzuru, mutluluğu ve neşesi yerinde olanlar kutlayabilirler.30 milyonu kronik hasta, 15 milyonu bedensel ve ruhsal özürlü, 5 milyon işsizi, çokça fukarası olan bir ülkenin nasıl bayramı olabilir?Malum olduğu üzere Kurban Bayram'ının aslı Hz. İbrahim ve İsmail'e dayanır.Hz. İbrahim oğlunu kurban etmekten, Hz. İsmail de kurban olmaktan muaf tutulmuş her iki peygamber de sevinç gününü kutlamışlar. Elbette bayramlarına saygımız vardır, fakat Müslümanlar olarak bizlerin çoğunun hayatlarında bayram diyeceğimiz seviç günlerimiz olmadı.Devam eden acılı ve sıkıntılı günlerimizi bayram olarak kutlamak imkansız. Din anlayışında büyük bir yanlışlık olmalı!Yanlışlığın kaynağı İslam mı yoksa İslam'ı yanlış yorumlayanlar mı net bir açıklama gerekli.Sözlerle kötü olan her şeyi süslemek, iyi olanı da karalamak kolay. Bu sanat Edebiyat'ta yerleşmiş bir hilekarlıktır veya şeytanın amelidir.Kısacası bayramın tanımı yeniden gözden geçirilerekaslına uygun hale getirilmelidir. İnsanların hüzünlü ve acılı günlerinde bayramları olmaz. Dünyası helak olmuş İnananları dinden soğutan da bayram dayatmacılığıdır. İktidar ve muhalefetin bizim üzerimize taht kurması münasebetiyle bayramı olabilir. Biz henüz yöneticilerin boyunduruğundan kurtulamadık. Bayramımız da yok sayılır.
  • Mesut SarpMesut Sarp1 ay önce
    Inşaallah bu bayram siyasilerinde pisliklerden arınmasına vesile olur. AK Parti temiz toplumu hedefleyen bu konuda kendisine yakışan yerde konumlanmalıdır.Temiz toplum idealine ulaşmak, ancak ve ancak siyasetçilerin ve kamu görevlilerinin şeffaflık ve etik ilkeler çerçevesinde çalışmalarıyla mümkündür. Bu yönde gereken yasalar çıksın, bütün siyaset kurumları kendi evlerinin içini ve önünü temizlesinler.
  • şenay doğanşenay doğan1 ay önce
    bu toprakların bayrama susadığından hiç şüphem yok AMA ÜZERİNDE GEZEN İNSANLAR İÇİN AYNI ŞEYİ SÖYLEYEMECEĞİM ALLAHTAN EN BÜYÜK DİLEĞİM HÜZÜN PEYGAMBERİNİN SEVİNÇ GÖZYAŞI OLMAK rabbim muzaffer eylesin allaha emanet olun
  • Mustafa Mustafa 1 ay önce
    Ne düşünüp zorluyorsun kendini, istabulda bir, hisse 1,500 TL ver 300,500 TL giy mayonu doğru denize. Kesilmesse kurbanın vebali kesmeyenlere de kurtul. Nah kurtulursun vebal herkezin.

Günün Özeti