Ekonomi insanı unutturdu

17 Mart 2019 Pazar

Ne oldu sonunda? ‘Ekonomi’ diye diye, ‘ekmek’, diye  diye, iflasa ve açlığa sürüklendiler! O çok sevdikleri ekonomi, onları yerden yere vurdu! İnsanı bile ekonomi için kullandılar.

Bazıları ‘onlar laf, pratiğe bak’ diyecektir. Ancak tarihin akışını, sosyal hadiseleri, o ‘lâf’ denilen şeylerin ifade ettiği mânâ tayin ediyor. Bizden söylemesi!

Ekonomi her şey değildir. Ekonomiyi insana tâbi kılmak lazım. İnsan ekonomi için değil, ekonomi insan içindir. Her şeyi ekonomiden ibâret görmek, materyalizmdir. Kalkınma, ekonomik büyüme değildir. Önemli olan insanın gelişmesidir.

Söylenen şudur: ‘Bir hatamız oldu; İnsan’ı unuttuk. Ekonominin insan için olduğunu unuttuk.’ Ne zaman anladılar insan’ın unutulduğunu? Başımıza gelen musibetler unutulanları, hatırlattığı zaman!

Bilgisayar internet çığırtkanları, insanları, düşünceye yer vermeyen deneyler ve gözlemler yapmaya doğru itiyor. Çağdaş ilim nefes alamıyor. Çünkü ilim adamları Hakikat’in yerine teknik başarıyı koydular. Çare; kemiyetle keyfiyeti, ilimle şuuru, fizikle metafiziği barıştırmaktadır. Madde mana dengesi…

 “Önemli olan nedir?” sorusunu, kendimize sık sık sormalıyız. 

Öyle bir noktaya geliyorsunuz ki bazen; mali sosyal izahlar ve benzerleri ansızın bir çöp gibi önemsizleşiveriyor, karşınızda bütün azametiyle ve derinliğiyle insan meselesi’nin bulunduğunu anlıyorsunuz. İnsanın ruhu-özü meselesi. İnsanı, o’nu ihtiyacına-hasretine kavuşturmazsanız, ne yapsanız beyhudedir. İstediğiniz kadar bilgi verip enerji yükleyin, olduramazsınız. O noktada teselli zordur, fakat yine de mümkündür. Yeter ki yolunu yordamını bilelim.

Etrafınıza baktığınızda, insana yatırım yapanların davası olanlar olduğunu görürsünüz. İnsan kazanmak iman ehlinin en büyük ibadetidir. İmanı bir yüreğe daha taşımak için çekmeyecekleri çile, katlanmayacakları sıkıntı, ödemeyecekleri bedel yoktur. Bir adem bir alem diye yürürler. Herkes para kazanmak için savaş verirken onların gözü insandadır. Onlar, bir insanın daha yüreğine ulaştıklarında yeryüzünün hazineleri kendilerine verilmiş gibi sevinirler. Müslümanın paraya ve mala (maddi değere) bakışı şu olmalıdır: İhtiyacı olduğu kadarını kendisi için harcamak, kalanını usulüne ve icaplarına göre o yönde sosyal meselelerin çözümünde kullanmak. 

İman davasına gönül verenler, insanı kazanabilecek en büyük servet olarak görürler. Kazanılacak başka hiçbir şeyin insan kadar kalıcı ve sahici bir değer olmadığını iyi bilirler. Yine bilirler ki iman insanın, insan ise imanın bir emanetidir. İman insansız bırakıldığında imana, insan imansız bırakıldığında insana ihanet edilmiş olur. Emanete ihanet edenlerin yeri ise hainlerin safıdır. İman davasına gönül verenler imanın emniyet/güvenlik olduğunu da bilirler. Emanete riayet etmeden emin olunamayacağını, emin olunamadan mü’min olunamayacağını, mü’min olmayanın da en büyük emanet olan imana ihanet etmiş olacağını iyi bilirler. İman emanetine riayetin, aslında şuur ve irade emanetine riayetle doğrudan bağlantılı olduğunu unutmazlar. Şuur ve iradenin zaferi bizatihi imanın zaferidir. Bu anlamda takva, Allah’a karşı sorumluluk şuurudur. Bu şuurla donanmamış biri, hem kendisine karşı, hem eşyaya karşı hem de Yaratanına karşı yabancılaşacak demektir.

İmanı taşımak, modern zamanlarda, Peygamber ifadesiyle avuçta bir ateş koru, bin ateş koru taşımak demeye gelir. Avuçta taşınan bu ateş yürekte taşınan güneşin bedelidir. Yüreğinde iman gibi bir güneşi taşıyanların, insanlığı aydınlatmak uğruna avuçlarında kor taşımak gibi bedele seve seve razı olmaları gerekmektedir. Eliniz yüreğinize bağlıysa, tıpkı İbrahim gibi, yüreğinizden gelen güç elinize direnç verecek ve onu yakmayacaktır. Fakat elim yanar diye bu koru tutmaktan kaçınırsanız, sade elleriniz değil yürekleriniz de yanacaktır.

Dünya niçin var? Niçin bu kadar güzel? Niçin güzellikleri bu kadar çeşitli? Bülbülün sesinde, gülün renginde, anne kuşun şefkatinde, dağların heybetinde, mazlumun duasında, zalimin cezasında, güzellikler niye bu kadar farklı? “İmanlı bakış” fark ettiriyor bütün bunları…

Alın terinin, göz nurunun önemi azalırken, birdenbire gayrimeşru yollardan başarıya ulaşma özendirildi. Alın teri ve çalışma enayilik sayılmaya başladı. Bu bir yozlaşmadır; ekonomi politikalarının, faizin bunda büyük bir etkisi var. Bir taraftan tüketim güdüsü yükseltiliyor, öte yandan bazılarının imkânları daralıyor ve stres meydana geliyor. Toplumu ayakta tutan manevî ve kültürel değerler, orta sınıfla beraber etkisizleşiyor. Öğrenmek için okumak kalktı, yerini etiket ve diploma aldı. Çabuk tarafından köşeyi dönme ideal haline geldi. Sadece ekonomi, ahlâk dokularını çürütüyor. Bulanıklık meydana getirip, insanları ufuksuz bırakıyor, ileriye bakamaz duruma düşürüyor. Onları maddîleştiriyor. Sevgileri dostlukları bozuyor. İnsanın, kendisini satılık bir metâ haline getirmesine sebebiyet veriyor. Lüks tüketim artıyor. Hâkimiyet rantını ellerinde tutanlar bunu ezici, imrendirici, güdücü bir kuvvet olarak kullanıyor. Aynı durumda olmayanlar, eğiliyor küçülüyor. İnsan kendine, dostlarına, öz değerlerine yabancılaşıyor.

Bugün Batı’nın elindeki en tesirli silah ekonomidir. Ekonomi’yi bir para hadisesi olarak görmek yanlıştır. Ekonomik tahakkümde para, drajenin üstündeki boyalı şeker gibidir. Yuttun mu ağzın tatlanır ama organların da sancılı çalışmaya başlar! Önce siyasi şuur bozulur, sonra bir alt kattaki sosyal hayat, sonra daha alttaki ahlaki değerler. Vasıtalarla gayeler arasındaki bağı, (ölçülere göre) İNSAN kurar-işletir-yaşatır. İnsanı atlarsanız, izahlar konusuz kalır. Sevgi de neticedir; hürmet de, huzur da, refah da, saadet de… Bunları istiyorsunuz, ama bu neticeleri doğuracak olan sebeplere karşısınız! Sevgisizlik de netice’dir; huzursuzluk da, mutsuzluk da.

Bunları istemiyorsunuz ama bu neticeleri doğurmakta olan sebeplere taraftarsınız! Belki de hayatımızın gayesini unutmanın cezasını çekiyoruz. Gayeyi unutmanın cezası, vasıtaya mahkûm edilmektir. Vasıta mesabesinde olması gereken ekonomiye mahkûmiyetin cezası da bu olsa gerek.

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • sakirsakir3 ay önce
    ac ayı oynamaz
  • ZeynepZeynep3 ay önce
    Yaşar bey gerçekten güzel bir yazı olmuş. Şucu bucu diye ayırd etmeksizin büyük kısmımızın derdi para ve maddi çıkarlar oldu. Şuursuz insanlar yığını haline geldiğimizi düşündüğüm zaman sarsılıyorum. Ancak insanlık tarihi boyunca hep insan topluluklarının birşeylere müptela edilerek imtihan edildiğini ve bu sürecin aksamadan devam ettiğini okuyoruz müşahade ediyoruz. Örneğin sizin yazınızdan bile farklı anlamlar çıkarıp yorumlayanlar var. Oysaki bu duruminsanların sosyolojik yapılarının ve kültür değerlerinin değişmesi bozulması ahlaki erezyon ve global okumalar gibi çok yönlü uyarıcıların ifsadı altında insanlığın verdiği sınavdır. Ne kadar zor olursa olsun büyük bir kısım bu sınavları kaybetse dahi insan-ı kamiller ve onların elinden tuttuğu mümin yürekler daima iyiliği emredip kötülükten men etmek için uğraş verecekler. Bir islam münevverinin şu çok önemli ifadelerini paylaşmak istiyorum. Diyor ki münasebetsiz insanları gördüğümde peygamberin neler çektiğini anlıyorum. Selam ve dua ile
  • hakan uyarhakan uyar3 ay önce
    sayın yazar teessüf ederim hani cenneti beratı yazmamışsınız biz boşu boşuna mı oy vereceğiz sizin partinize hani cennet yok mu işin için de berat falan yok mu gerçi siz yazmasanız da biz biliyoruz cennet var işin ucunda onun için cennet için oy vereceğiz
  • Rafet ÇanaklıRafet Çanaklı3 ay önce
    Hocam ekonomi hatta ekünomü insanın kendine yakışanı giymesidir. O yüzden de belediye seçimleri karşısında kendine yakışanı giymişsin giymemişsin önemi yok. Önemli olan ekonomi değil, bekadır. Yazıda bunu fevkaladenin fevkinde açıklamışsınız. Partizanlığınıza hayran kaldım hocam.
  • Aslan akbeyAslan akbey3 ay önce
    Abim nee kadar güzel hazırlamışsın yazıyı. Ve konuyu ne kadar güzel seçmişsin..Çok begendimm
  • Ahmet ÖzAhmet Öz3 ay önce
    Yaşar Bey;Harika bir yazı yazmışsınız.Noktası virgülüne kadar doğru ve yazınız içimize sindi.Ekonomi,ekmeğini muhtaç olanla bölüşebilme sanatıdır.Emperyal düzenin ekonomi anlayışı ile bizim ekonomi anlayışımız hiç bir zaman bir olmaz.Dedeler,nineler,gelinler,çocuk ve torunlarla bir arada büyüyen,varlığı ya da yoksulluğu bölüşen ailelerden çekirdek aileye geçtik.Mobilya ve beyaz eşya olmazsa olmazımız oldu.Konforumuza,aile büyüklerini ortak etmedik ama,harcadıklarımızın bedelini ödemeye aile büyüklerimizi ortak ettik.İşletmelerimizde ''insan'' ana unsurunu devre dışı bıraktık.Dostluğu,akrabalığı dahi kar-zarar'la değerlendirir olduk.Sevgisizlik yaşıyorsak eğer,ekmeğimizi bölüşememizdendir,diye düşünüyorum.Saygılarımla.
  • Mertürk Mertürk 3 ay önce
    BÜYÜK TUZAK;: Aç ve işsiz insanları hiçbir güç bir arada tutamaz. Son onbeş yılda ,bol ucuz döviz ortamında,dış manipülasyonlar ile, döviz kuru olması gerekenden düşük tutularak ,ithalat teşvik edilmiş,yerli üretim baltalanmıştır. .satılan 60 milyar dolar özelleştirme geliri+bir o kadar satılan özel sektör firması geliri+350 milyar dolar kamu-özel yeni borçlanma+borsa-tavil-bono vb. de 100 milyar dolar üzeri sıcak para ile adeta bir SAADET ZİNCİRİ DÖNEMİ geride kaldı. Ve artık DENİZ BİTTİne satılacak devlet,nede özel sektör firması kaldı. Vadesi gelmiş yüzmilyarlarca dolar borç her an çıkmaya hazır on milyarlarca dolar sıcak para var. Daha önce aldığımız döviz borçlarını çevirmek için eskisi gibi bol ve ucuz döviz bulamıyoruz. Aldığımız dış borçları,döviz getirici ,gelir elde edici sanayii fabrika ile üretime yönlendireceğimize ,ölü yatırım dediğimiz ,emlak-konut inşaat işler ile betona gömdüğümüz için ,bu dış borçları çevirmek için döviz bulamıyoruz. Ekonomide sanayinin ağırlığı ,28%lerden 2016 yılında ,16% ya kadar düşerek, ülkenin tasarruf ve finans üretme kabiliyeti yok edilmiş ,ülke dışardan gelecek paraya mahkum hale gelmiştir. Emlakta lazım inşaatta lazım. Ama velakin,ilk önce sanayi- üretim- ihracat ile gelir ,tassaruf,finans elde etmen lazım.Eskisi bol ucuz dövizin olmadığı ,vadesi gelmiş yüzmilyarlarca dolar dış borç var.borsa,faiz vb. de her an çıkmayahazır on milyarlarca dolar sıcak para var. Böyle bir ortamda ,IMF ve Kemal Derviş politikaları ile tarım ve hayvancılıkta dışa bağımlı hale gelmişsen tuzağa düşmüssün demektir.Dönüm başına para verme gibi politikalar ile çiftçiye al sana para ,tarlanı ekmene gerek yok denilmektedir.Çiftçiye destek demek ,çiftçinin kullandığı mazotu,gübreyi,tohumu,ilacı vb. ucuzlatmak ve verimi artırmak için basınçlı sulama suyunu tarlasına kadar götürmekle olur. bir ülkenin en stratejik alanı olan ,Tarım ve Hayvancılıkta dışa bağımlı hale gelmişsen TUZAK BÜYÜK ÖLÇÜDE TAMAMLANMIŞ DEMEKTİR.Tarım ve hayvancılıkta 2000 li yılların başında yıllık net 2 milyar dolar ihracatçı konumda iken ,son yıllarda yıllık net 4-5 milyar dolar ithalatçı duruma geldik.A planları olan FETÖihaneti ile başaramadıklarını ,B planı Ekonomik kriz ile yapmak.Ekonomik kriz ile insanlar işsiz bırakılarak ,aç bırakılarak iç karışıklık çıkarılarak yapmaya çalışacaklardır.Tarım ve hayvancılıkta kendi kendine yeter olmak bunun için son derece önemlidir.Tarım ve hayvancılıkta kendi kendine yeter durumda değilsen ,bir ekonomik kriz anında ,dışardan,tarım ve hayvancılık ürünüithali için döviz bulamayız. Millet içerde birbirini yer. Bu durum Ak parti içindeki bazı kriptolar tarafından ,"kusursuz fırtına " olarak bilerek mi ?oluşturuldu
  • Mertürk Mertürk 3 ay önce
    Davası olanlar ,gücü ve parayı elde edince , davalarını unutup ,para ve menfaate daldılar. Davası para ve menfaat olanlar , dava adamı gibi görünerek , birçok makam ve mevki ele geçirerek ,daha fazla para ve menfaat devşirmeye devam ettiler, Ve bunların partisi olmaz. Ekonomi herşey değildir. Ama yeri geldiğinde herşeydir. Allah şeytanı bile açlıkla terbiye etmiştir.
  • kenankenan3 ay önce
    sayin yazar ac nasil durulur bunun tarifini de yazsan diyorumm. Bu ne körü körüne yandasliktir be kardesim. pes dogrusu. dun reisin ayasofya hakkinda soylediklerine karsi bir ufacik itiraz bile yapamadiniz. halbuki hergun takip ettigim akit in ayasofya uzerinden onlarca haber yaptigina sahidim. simdi kucucuk bir itirazda bulunursaniz eyvallah. ama boyle susarsaniz o haberlerin hepsini dini bir somuru olarak algilar, insanlari kandirdiginizi dusunurum. dusunuruz.

Günün Özeti