Dur ve Düşün!

31 Mart 2019 Pazar

Durmayı ve düşünmeyi unuttuk. Bilgisayar teknolojisi her şeyimizi istila etti. Evlatlarımıza bile zaman ayıramaz hale geldik. Onların eğitimini de imkânlarımıza göre başka ‘el’lere havale ediyoruz. Konfor, rehavet, lüks ve israfı hayat tarzı haline getirme, dünyevileşme hastalığı hepimizi perişan etti. Sabır, kanaat, şükür hayatımıza girmedi. Batı’nın kavramlarıyla düşünmek, içimizde yer etti. ‘İdrak (algı) yanıltması/yanıltılması bizi kendi değerlerimizle düşünemez hale getirildi. Bir ‘nefs muhasebesi’ yapamaz/yapamaz hale geldik/getirildik. Buyurun beraber düşünüp kendimize çeki-düzen verelim.

Müslüman, dostluk ve kardeşlik içinde gönül ve görev adamıdır!

Toplum yaşayışında saygı ve sevgi hakim kılınacaktır. Görgü kuralları, saygı ve sevginin gölgesinde biçimlenecektir. Sevgi ve saygı bağları, bir lâubaliliğe dönüşmeyecek, insanların özel dünyalarına karışma, onların iç hallerini gözlemlemeye meydan vermeyecek sınırlarla bağlı olacaktır. Kur’ân-ı Kerîm’in “Tecessüs etmeyiniz!” (Kimsenin özel dünyasını gözlemlemeyiniz)” Buyruğu bu konuda ana ilke olacaktır. Ancak, bu ilke, Batının ve batılının taş kalpliliğinin sonucu olan ilgisizlik anlamına da alınmayacaktır. İlgi, sosyal yardımlaşma ve örgütlenme, ‘dostluk’ çerçevesinde, ‘kardeşlik’ özünde çiçeklenecektir. ‘Komşuluk’ da insana birtakım belirli görevler yükleyecektir. Sosyal yardımlaşmada, birtakım parazitlerin Müslümanların merhametini istismarına meydan vermemelidir. Müslüman merhametli olmalı, ama bu merhamet, istismar edilmemelidir. Merhamet, kıyıda köşede kalırsa, elbet, istismar olunabilir. Ama ortalığı kaplar, siteye ve meydanlara hâkim olursa, istismar edilebilme sınırını aşmış demektir. Merhametin kuvveti, istismarın gücünü ezmiş olacaktır bu durumda. Öte yandan, merhamet sömürülebilir diye de, yaşlı, sakat, dul, yetim gibi gerçekten yardıma muhtaç kişilerin sahipsiz, kimsesiz, acı hayat şartlarıyla boğuşmaya terk edilmelerine, yol ve kapı açık bırakılmamalıdır. 

İslam’ı; ruhi, sosyal, kültürel ve ekonomik planda gerçekleştirme şuurunda olalım! 

Devlet veya yönetim kurumu, emeğe ve sermayeye yol gösterici, iş gösterici, alan açıcı olacaktır. Topraklar işlenecek, su gücü, madenler, yer altı ve yerüstü kaynaklar tabiatı tahrip etmeksizin kullanılır ve işlenir hale getirilecektir. Devlet, toplum kuruluşları, kişiler el ele çalışacaktır bu amaca varmak için. Kişinin, kuruluşların, devletin ve toplumun bir günü öbür gününe denk olmayacak, dünyanın ahretin tarlası olduğu asla unutulmayacaktır. Yarın ölünecekmiş gibi ahrete, hiç ölünmeyecekmiş gibi dünyaya çalışılması prensip olarak benimsenecektir.

Ne rahiplik, ne materyalizm, ne kapitalizm, her an ibadet ruhu içinde devamlı ve usulünce bilim ve tecrübeyle donanmış, kahramancasına İslâm düzenini ruhî, sosyal kültürel ve ekonomik plânda gerçekleştirme şuuru! İşte çağın fatihleri olarak bir sosyal dayanışma düzeni oluşturulacaktır. Sosyal adalet, kardeşlik müesseseleri kurulacaktır. Tekke fedakârlığı, tarikat hizmeti ve fütüvvet ruhu, yepyeni bir biçimde kültür ve ekonomi alanında doğrulmaya çalışacaktır. 

Bunları düşünüp yapmaya çalışırken Müslümanların başsız hali, zor yürüyen bitkin ve bitmiş Papa’nın vahşet ve katliamları ‘uygarlık’ diye yutturulan Batı’nın hâlâ toparlayıcı manevi ‘baş’ları olarak organize faaliyetleri içinde bulunması, bizim başsızlığımız…

Şeyhülislâm Mustafa Sabri Efendi’nin şu ikazı da unutulmamalıdır. Diyor ki:

‘Bizim milletimiz dışıyla düşmana teslim olmamış,  fakat ruhuyla, fikriyle, kalbiyle Garb’a esir olmuş... Esaretlerin en büyüğü, fikrî, ruhî esarettir... Düşmanınızın, ilmini, sanatını, harp usulünü, taktiğini alırsınız da onun gibi olmazsınız. Bizdeki felâket buradan başladı. İman birliğimizi kaybettik. O gidince; Türk, Türküm; Arap, Arabım dedi. Yarın belki: Kürt, Kürdüm; Çerkes, Çerkesim; Arnavut, Arnavudum, diyecek. İslâm birliği bu yüzden perişan olacak... Osmanlı, bunların hepsine Osmanlı demiş. Yani İslâm bayrağı olan o bayrağın altında bulunan vatandaşlar kardeştir demiş...” Şeyhülislâm olduğum günlerdeydi. Sultan Vahdeddin ile mâlum bir meselede anlaşmazlığımız var idi. Onun yaptığı bir tayine muhalefet ediyordum. Sultan bana şöyle dedi: “Hocam, beni mi düşünüyorsunuz; saltanatımın tehlikeye düşeceğinden mi korkuyorsunuz? Vatan kurtulsun da, varsın saltanat elimden giderse gitsin!” Böyle bir asalet, bir vatanseverlik gösterdi. Fakat benim endişem, korkum, başka şeyden idi. Kendisine şu cevabı vermiştim: “Padişahım, saltanatı değil, temsil etmekte bulunduğunuz Hilâfet-i Aliyye-i İslâmiyye’yi düşünüyorum. Saltanat gitse, başka bir saltanat gelebilir. Padişah gitse, ondan daha iyisi de gelebilir. Fakat din gitti mi, ikinci bir din gelmez. Hilâfetin ilgasından korkuyorum. Hilafet, Müslümanlar için mânevî bir kazançtır. Onun gitmesi, Müslümanların başsız kalması demektir... Peygamber-i Zişan Efendimiz: Üç Müslüman sefere çıktıklarında, içlerinden birisini emir tayin etsinler ki ihtilâfa düşmesinler, birlikleri, dirlikleri bozulmasın, buyuruyor. Bugün ve bundan sonra, dünyadaki büyük Müslüman nüfusun, Allah korusun, manen başsız kalıp paramparça olması, ne büyük facia, ne azim zarar olur. “Ne yazık ki korktuğum oldu. Padişaha arz ettiğim endişem tahakkuk etti. Bakınız bugün Müslümanlar ne haldeler; ne kadar perişan oldular.’

Her devirde, hayırlı bir topluluğun, toplumu yaşatma görevini üstlenmesini istiyor Kutlu Kitabımız Kur’an. İyiyi buyurup kötülüğü ortadan kaldırmasını istiyor bu topluluğun. İyilik buyuruculuğunun ve kötülüğü ortadan kaldırmanın sürekli, kesiksizce devam etmesi, İslam’ın temel ilkelerindendir. Büyük Peygamber de: “Bir kötülük görürsen onu elinle düzelt, gücün yetmezse dilinle düzelt. Ona da gücün yetmezse, içinden onu kötü gör.” Yani, “yok etmeye gücün yetmedi diye bir kötülüğe alışma” demek istiyor Peygamberimiz. Kötülüğe karşı savaş, kalpte, düşüncede ve toplumda olacaktır. Kötülüğe karşı savaş, kalpte, düşüncede ve toplumda olacaktır. Kötülüğü bilfiil ortadan kaldırma gücü varken, ya da kötülüğe karşı birlikte hareket etme imkânı varken, bundan kaçan, sorumlu olacaktır, bu dünyada tarih önünde, öte dünyada Allah huzurunda. 

Siyaset bir araçtır. Onu amaç edinmemek şartıyla, insanın kendi amacı için kullanması zorunluluğu vardır. Biz kullanmazsak başkaları kullanır ve biz de göz göre göre olumsuz gelişmelere sadece seyirci kalırız. Statükoya razı olmak, her şeyi olduğu gibi kabul etmek, ‘olan’a kendini uydurmak, elbet tasvip edilir bir davranış olamaz. Ama bunun tam zıddı, her şeyi reddetme, yani sadece tepkide bulunma, fakat yeni bir çözüm getirmek için hiçbir çaba sarf etmeme de, kabul edilecek bir tavır olamaz. 

Ülkeye sahip çıkmak, milletimize ve insanımıza sahip çıkmak birinci görevimiz olmalıdır. 

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Resul @ Resul @ 2 ay önce
    Masallah hocama
  • Celil yağmuroğluCelil yağmuroğlu2 ay önce
    Çok mukemel bir yazı evet hocam maalesef elimizden DİNİMİZ gittiği için bu hale geldik..Ümmet ( Türk ve Acem )ikiye ayrılmiş hak batıl,,Haktan yana olanlar Ümmeti ve Türkluğden yana ,,Ama Batıldan yana olanlar gayri Müslümanlarla birleşerek ( Hristiyan,yahudi ) ne pahasına olursa olsun Ümmetini Türklüğünü yıkmaya yok etmeye şalışıyorlar,,Bu nasıl bir felaketirt yarabbim,,İşte bu seçimde bunu apaçık gördükbu dahada zirve yapacaktır..Vesselam,,
  • Mustafa Mustafa 2 ay önce
    Dur düşün .. Timurtaş hoca ölünceye kadar dinimeküfredenin cesedini lenin caminin bahce sine atıp zavallı cemaate cenaze namazını kıldırmayın. ! Yaklaşık 2600 ayetin meali yasak . Dur ve düşün
  • KETEBKETEB2 ay önce
    5 Eylül 1919 da Mustafa Sabri’nin de mensubu bulunduğu, Teali İslam Cemiyeti adını alacak olan, Cemiyet-i Müderrisin bir fetva yayınlar. Yayınlanan fetva Mustafa Kemal’in Havza ve Amasya genelgelerine karşı bir hamledir. Fetvanın içeriği oldukça uzun ve ağdalı kelimeler ile süslüdür. Kuvay-i Milliyeciler için ‘’ Kudurmuş Haydutlar ‘’ ifadesi kullanılmış ve her birinin katledilmesinin caiz olduğu söylenmiştir. Bu fetvalar çoğaltılmış ve İngiliz uçakları ile Anadolu da dağıtılmıştı. BU TOPRAKLARA MUSTAFA SABRİLEER DE BİTMEZ. O HAİNLERE HADDİNİ BİLDERECEK MUSTAFA KEMALLER DE BİTMEZ. HİÇBİRŞEY TESADÜF DEĞİL. SENİN SABRİ DENEN ADAM ATIF YAPMAN BİZİ ŞAŞIRTMADI
  • HalukHaluk2 ay önce
    Sabri, vatan haini bir kişidir. Sadece istiklal harbine karşı olması değil, Mustafa Kemal’e ölüm femanı vermesi ve Sevr yanlısı olmasıyla bu ortadadır. Hala bu adamı nasıl savunursunuz? Bı adamı Mısır halkı bile lanetlemiştir. Bakınız; islam ansiklopedisi.
  • Ali KandıralıAli Kandıralı2 ay önce
    Hocam bu yazdığınız başlığın bir de sözü vardır: "Duruyorum, öyleyse düşünüyorum." Ünlü Fransız filozofu dekartesin lafıdır. Yani çok düşünen olduğu yerde durur kalır, bir şey başaramaz anlamında. Oysa bizim lafımız durmak yol yola devam. Düşünmeye gerek yok.
  • BirolBirol2 ay önce
    Başkaları gelecek diye bizden olanların, Adaletsizliğine göz yumalım değil mi hocam.Ne yazık ki bizde statükoya esir olmuş durumdayız. Allah sonumuzu hayır eylesin.
  • Ali rızaAli rıza2 ay önce
    56 müslüman ülke var vaziyetlerini bir biriyle münasebetlerini birde osmanlının son savaşta araplardan gördüğü ihaneti güya din kardeşiyiz güzel güzel yazsanız misal suudilerin yemeni bombalamasını iran ırak savaşını libyadaki savaşı , v, s yazsanız amerika uşaklığını israil uşaklıgını kimin nasıl yaptığını mezhepçiliğin nasıl islamı parçaladığınğı israilin şu anda nasıl rahat olduğunu , bunun nedenlerini ihvanıkimin kurduğunu şilevininne olduğunu , kuraanı kerimin ne emir ettiğini , amma müslümanların hadislerle nasıl yol aldığını güze güzel anlatsanız , bilmiyor olamazsınız , bagımsız yazmayı deneyin ve biz nerde hata yaptıkyapıyoruz diye bir düşünseniz çok iyi olur gibi geliyor bana.
  • GüzelGüzel2 ay önce
    Anlattıklarınız doğrultusunda bugün milletçe ittifak ederek, yeni adaylara iyi adaylara oy vereceğiz.
  • Eyüp ŞanlıEyüp Şanlı2 ay önce
    Hocam senin en güzel yazılarınız siyasi yazılarınız oluyor. Hangi partiye oy vermeliyiz ve "ekonomi herşey değildir" başlıklı yazılarınız çok güzeldir. Bunlardan bol bol yazınız, böylece gençlik okuyup kimden yana olacağını ibret alarak öğrenir. İslamcılığın özünü sizin yazılarınızda gören gençlik siyasi islam hakkında fikir edinir ve kendine bir yol çizecektir. Dini referanslı siyasi yazılarınızı bekliyoruz hocam. Allah razı olsun.
  • VatandaşVatandaş2 ay önce
    Hocam .Allah razı olsun sizden ve bizden.Ne güzel ifade ettiniz. Antalya'da cemaat iyi parti diyorlar, bu yerel seçimde.

Günün Özeti