Devletimize, milletimize sahip çıkalım!

21 Nisan 2019 Pazar

Hiç gündemden düşmeyen meselemiz, ülkenin bölünmezliği birliği, devletin bölünmezliği ve birliğidir. Unutmayalım, diğer hususlar buna bağlıdır. Milletin birliği ve bütünlüğü güçlü olacaktır ki; ülkenin ve devletin birliği ve bütünlüğü korunabilsin. Esas olan, asıl olan, milletin birliği ve bütünlüğüdür. Gelin görün ki, asıl ihmal edilen, millet, milleti millet yapan değerlerdir. Milleti millet yapan değerlere önem verilseydi ve onların sosyal hayatımızı yönlendirme tesiri sağlansaydı böyle mi olurdu? 

Din olmazsa, devlet de milletin birlik ve beraberliği de olmaz. Sonradan Müslüman olan entelektüel Roger Garaudy diyor ki:

‘Bir halkın millet ve hakiki devlet olabilmesi için büyük bir dine iman etmesi ve o dinin şartları içinde yaşaması şarttır. Milletin ebedîliği dinin azametine ve devlet/millet tarafından benimsenmesine bağlıdır.’ 

Bu millet, İslâmi esaslar içinde kalarak insanların ırkları, dilleri, renkleri ne olursa olsun adaletten ayrılmadığı, ‘emri bil maruf, nehyi anil münker’ yaptığı, ırkçılığa hiç ülfet etmediği müddetçe yelkenlerimizi İslâm rüzgârıyla aziz devleti ve milleti bina etmeye muvaffak olmuşuz. Elhamdülillah…

Türk milleti, bu millet etnik farkları kaynaştırıp ölümsüzleştiren manevileşmiş tarihi varlığıyla bir bütündür. Türk milleti Müslüman’dır. Dinini kaybedince milli özelliklerinin bütününü kaybeden ve milliyeti ile maneviyatı birbirinden ayrılmaz hale gelmiş bir millettir. Türkiye, Türk milletinin anavatanıdır. Din-dil-tarih şuuru milli sıhhatin teminatıdır. Millet olmak manevi, tarihi ve idealist bir gönül beraberliği içinde bulunmaktır. Bir kafatası meselesi değildir. Millet, yaşayan nüfustan ibaret değildir, yaşayan nüfusun muayyen bir değişim dönemindeki keyfiyeti ile sınırlı değildir. Türk milleti, Selçuklu’nun, Osmanlı’nın İslam’ı en güzel biçimde yaşamış bütün insanlarının manen içinde bulunduğu bir büyük beraberliktir. Biz Cumhuriyetle beraber kurulan bir devlet değiliz. Kuran da tek lider, tek önder değil. Şahıslar putlaştırılmadan, yapılanlar tenkit süzgecinden geçirilmeden, din/dil ve tarih şuuru verilmeden kendi kültürümüzü bilemeyiz/öğrenemeyiz/öğretemeyiz. Bu ülkede yaşayıp, bu vatan topraklarında büyüyüp, bu milletin evladı iken, vatan, millet, devlet düşmanlarıyla beraber olamayız/olmamalıyız. Zulümleri, katliamları, ‘Batı uygarlığı’ adı altında yutturulan emperyalist zalim devletlerin uşağı gibi nasıl hareket edilir? Yaptıklarının hesabını vermemek için yurt dışına kaçanlara nasıl sahip çıkılır. “Hainlere taraf olma!” ilahi ikaz nasıl unutulabilir? “Kendilerine hıyanet edenleri savunma! Çünkü Allah, hainliği meslek edinmiş, günahkârları sevmez. Bunları savunmak da hainleri savunmak manasına gelir” (Nisa suresinde 105, 107. Âyetlere bakabilirsiniz.)

Muasır medeniyet, çağdaşlık diye diye eğitim sistemimiz kanalıyla zihinler felç edildi. 

Hemen hatırlayacağımız yakınlıkta Bosna’da Batılı BM askerlerinin gözetiminde katliam yapıldı. Irak’ta bir buçuk milyon insan katledildi. Hemen her gün Suriye, Filistin, Kudüs, Yemen, Sudan, Arakan vs’deki zulümlere şahit olunuyor. Bütün bunlar ‘demokrasi, insan hakları  getireceğiz’ diye yapıldı. Toplumlar yerlerinden, vatanlarından edildi. 

Vahşetin, katliamın, barbarlığın adı ‘çağdaş uygarlık’ diye yutturuldu. İsrail’in yaptıklarına, ABD’nin zalimlere himayesine, İngiltere, Fransa, Almanya, Yunanistan’ın Türkiye düşmanlığı batasıca Batı’nın devlet politikası haline getirildi. 15 Temmuz’u yapan/yaptıranlara ‘Dur!’ diyen bu millet, dünyaya örnek oldu. Şimdi bütün bu şer güçler ve içimizdeki ‘şer ittifakı’ bu devleti yıkmaya, bu milleti yok etmeye çalışılırken bizler dini, tarihi sorumluluklarımızın şuurunda hareket etmek mecburiyetindeyiz.  

Milletin, ümmetin, insanlığın ümidi biziz. Biz millet olarak insanın haysiyetini, şerefini korumakla mes’ul ve mükellefiz. Batı korkuyor. Tarihin hakiki olarak yazılmasından, medenilik/uygarlık adı altında yaptıkları vahşetin bilinip öğrenilmesinden korkuyor. 

Milletleri, toplumları, ümmetleri, insanları ve insanlığı biz yaşatırız. 

İnsanlık, Batı’nın gücüne maruz kaldı. Gücün ahlakı, ahlakın gücünün yerini aldı. 

Mukaddesliğin, kutsiyetin, kaynağı ve aslî konusu; sadece imandır, dindir, İslâm’dır. Buradaki hassas sınır şudur: Vasıtaları gaye yerine koymayacağız. İnsan elbette ki inançlarını yaşarken bir takım maddi imkânlardan faydalanır. Ama o maddi imkânları mukaddesatının kaynağı olarak görmeye başlarsa, ifrada düşmüş, sapmış olur. İnsan hakları, demokrasi, özgürlük benzeri kavramlar, hiçbir zaman esas olmaz. Onlar, esasa muhtaçtır. Yaşama beraberlikleri, paylaşmalar “din” mayası ile kıvamlanmalıdır. Yahya Kemal’in dediği gibi ‘milletlerin mayası kan değil, dindir.’ Batı’da da öyledir. Ateizmden başka hiçbir düşünce bu hakikati inkâr edemez. İslam’ı sadece bir inanç sistemi gibi görmek ve göstermek, tarihe de, sosyolojiye de uymayan, realiteyi inkâr eden, hayali hakikat sanan, temenniyi gerçek gibi gösteren tarihi bir yanılgıdan başka bir şey değildir. 

İslam, temeli, çekirdeği iman olan insanlığın medeniyeti, hakikatin medeniyetidir. Bir medeniyet olarak, İslam’ın tarihi-sosyolojik, sosyo-kültürel yapısı, toplumun ruhuna işlemiştir. Dinimizi yaşayalım. Dinimize uyalım, dinimizi kendimize uydurmayalım. İslam’a teslim olalım ve onu en güzel (üsveyi hasene) ile temsil edelim. Peygamberimizi hayatın dışına çekmeyelim. O’nun sahte kutsallarla savaştığını, putları yıktığını unutmayalım. Oryantalistlerle, sekülerleşme ile, paganizmle, putlaşmalarla, sahte kutsallarla mücadele, Peygamberimizin izini sürmektir. 

Din/iman ve devlet, aynı potada yoğruldukça biz, büyük devlet ve büyük millet olmuşuzdur. 

Tarih, bir ibretler aynasıdır. Bugün, hâlâ benzer sancılar içindeyiz. O aynaya bakınca kaderimizi de, çehreleri de tanımakta zorluk çekmeyiz. Bir kültür erozyonu, küreselleşme adı altında bir kültür yozlaşması içindeyiz. Bizim bir millî-manevi zâfiyet meselemiz vardır. Esasen terörün doğması daha doğrusu doğdurulması ve önlenememesi de bu meseleyle alakalıdır. Unutulmamalıdır ki; Toprak parçası, mânevileşince vatan olur. Fert mânevileşince şahsiyet olur. Ev manevileşince yuva olur. Toplum manevileşince millet olur. Yürek mânevileşince kalp olur, gönül olur. 

Bu milletin sosyal dokusunun hiçbir bünyesi ile bağdaşmaz ‘Laiklik’ dayatması bu milletin ‘iman yüreği’ni hançerlemektir. Dine toplumsal hayatın kapılarını (laiklik, demokrasi, vs. toplumsal hangi isim altında olursa olsun) kapatırsanız dinin zayıflaması devlet için tehlikedir. Devletin sahibi millettir. Milletin dini, milletin manevi yapısı, devletin himayesi altındadır. Siyaset bir araçtır. Onu amaç edinmemek şartıyla, insanın kendi amacı için kullanması zorunluluğu vardır. Statükoya razı olmak, her şeyi olduğu gibi kabul etmek, ‘olan’a kendini uydurmak, elbet tasvip edilir bir davranış olamaz. Batı’nın kavramlarıyla, onlara ait değerlerle biz düşünemeyiz. Hiç kimse başkasının ağzıyla yemek yiyemez. Ülkemize, milletimize, devletimize ve insanımıza sahip çıkmak birinci görevimiz olmalıdır. 

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • AbdulhalimAbdulhalim29 gün önce
    Rabbim nurunu tamamlayacak inşallah. Ne mutlu bu kafilede yer alan yiğitlere.
  • HadislerHadisler29 gün önce
    "Şeyh Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi’nin “Kıyamet Alametleri” adlı eserinden alınan hadis-i şerifler:    Hz.Peygamber buyurdu ki:"64/14. İki azatlı, Arab azatlısı ve Rum azatlısı Melik olduklarında, onların elleri ile melhameler  doğar.  “Hz. İbn-i Amr RA”"66/7. Melhameler vuku bulduğunda Allah-u Teàlâ Şam cihetinden, Mevali kabilesinden bir grubu gönderir ki onlar Arap'ın en iyi ata binenleri ve silahlı olanlarıdır. Allah onların sebebi ile bu dini kuvvetlendirir.  “Hz. Ebû Hüreyre RA”"351/8. İnsanlar için üç temerküz noktası vardır. Antakya Amik'inde olan Melhame-i Kübrâ'da toplanma merkezi Şam olur. Deccal vak'asında merkezleri Kudüs; Ye'cüc ve Me'cüc hadisesinde Tur-i Sinâ. “Hz. Hüseyin RA”"393/10. Müslümanların melhamede merkezleri Şam, Deccalde merkezleri Kudüs ve Ye'cüc Me'cüc vak'asında merkezleri Tur-u Sinâ'dır. “Hz. Ebû Zahiriyye RA” "319/11. Beytül-Makdis'in mâmur olmasını Medine'nin harab olması takip eder. Onu da Melhamenin çıkışı ve onu da Kostantiniyye'nin  fethi takip eder. Onu ise Deccal'in çıkması takip eder. “Hz. Muaz RA” "236/18. Melhame-i Kübra, Kostantıniyye'nin fethi ve Deccal'in çıkması 7 ay (sene) içinde olur. “Hz. Muaz RA”"246/4. Melhame-i Kübra ile Kostantıniyye'nin fethi arasında altı sene vardır. Yedinci de Mesih Deccal çıkar. “Hz. Abdullah ibn-i Buğra RA”"354/13. Allah bu ümmete Deccal ile Melhamenin kılıcını birden vermez.  “Hz. Muaz RA” "298/4. Size dünya fetholunacak. Eğer bir menzilde muhayyer kılınırsanız Şam denilen şehre bakın. Zira orası melhamelerde müslümanların toplandığı yerdir. Onun karargâhı da "Guta" denilen yer olacaktır.""322/10. Melhame-i Kübra gününde müslümanların merkezi Şam şehrinde Guta denilen yerdedir. O gün müslümanların menzillerinin en hayırlısı orasıdır. “Hz. Ebüd-Derdâ RA”""74/3. Kıyametin önü sıra altı şeyi say: Benim ölümüm, koyun kıran gibi ölüm çokluğu, Kudüs'ün fethi, mal bolluğu; öyle ki, bir kişiye yüz dinar (altın para) verilir de beğenmez. Arap evlerinden girmedik hiç bir evin kalmadığı bir fitne,  Benî Esfer'in (Rumlar'ın) sizinle olan sulhunun bozulması  ve 12.000 kişilik 80 sancakla size hücüm etmesi. “Hz. Avf ibn-i Mâlik RA” "296/7. Altı şey kıyamet alâmetlerindendir: Benim ölümüm, Kudüs'ün fethi, bir adama bin dinar (altın para) verildiği halde azımsaması, her müslümanın evinde ateşi duyulan fitne, koyun boynuzu kıvrımları gibi insanlar arasında ölüm çokluğu, Rum'un gadri (müslümanlara ihaneti), şöyle ki: Her biri 12 000 kişilik 80 sancakla  müslümanların üzerine yürümeleri.“Hz. Muaz RA" "296/8. Ey ümmet! Altı şey vardır ki onlar olmadan kıyamet kopmaz: Peygamberinizin vefatı, aranızda malın artması. Öyle ki, bir adama on bin dirhem (gümüş para) verilecek de yine öfkelenecek. Sizden her erkeğin evine giren bir fitne… Koyun boynuzu kıvrımları gibi ölüm çokluğu. Benî Esfer'le (Rumlar'la) aranızdaki sulh. Öyle ki, kadının hamileliği süresi gibi, dokuz ay toplanırlar, sonra size gadirlik (ihanet ederler) yaparlar. "Medine’nin fethi." "Denildi ki: "Hangi medine?""Buyurdu ki: "Kostantıniyye.(İstanbul)""258/3. Sizinle Benî Esfer (Rumlar) arasında sulh olur. Sonra onlar muahedeyi bozarlar(ihanet ederler) ve onikibin kişilik seksen fırkalık bir kuvvetle üzerinize yürürler. (Amik Ovası harbi) “Hz. Avf ibn-i Mâlik RA”"298/1. Yakında siz Rumlar'la emin bir sulh yapacaksınız. Sonra siz gaza edeceksiniz. Onlar da gerinizde sizin gaza ettiğinize düşman olacaklar. O harpten muzaffer çıkacak ve ganimet alacaksınız. Sonra yeşil bir ovaya konacaksınız. Orada bir Rum neferi salibini kaldıracak ve diyecek ki: "Haç galip geldi." Ona müslümanlardan biri karşı koyup, kendisini öldürecek. Bunun üzerine Rumlar muahedeyi bozacak ve gadredecek. Büyük muharebeler olacak. Sizin için toplanacaklar ve seksen sancak halinde üstünüze gelecekler. Her bir sancak altında onbin (on iki bin) kişi olarak.  “Hz. Zu Mihmer RA” "299/8. Yakında, sizinle Rumlar arasında dört sulh anlaşması olur. Dördüncü Âl-i Harun'dan biri ile gerçekleşir. Ve bu yedi sene devam eder. "Denildi ki: "Yâ Rasûlallah, o gün insanların imamı kimdir?"Buyurdu ki: "İmam, benim evlâdımdan kırk yaşında, yüzü parlar bir yıldız gibi olan, sağ yanağında siyah bir beni bulunan ve üzerinde iki kutvânî aba olan, bir kimsedir. Tavrı Benî İsrâil ulemasına benzer. Yirmi sene hüküm sürer. Arzdaki hazineleri çıkarır ve şirk beldelerini fetheder."“Hz. Ebû Umame RA”
  • VatandaşVatandaş29 gün önce
    Yaşar hocam. Çok güzel ifade etmişsin iz. Allah razı olsun.Böyle yazılarınizin devam ini bekleriz.
  • Süleyman Sırrı DinçerSüleyman Sırrı Dinçer1 ay önce
    Kaleminize..sağlık..Hocam..bunları..GENİŞ..KİTLELERE..iletmek..gerekli..HİPNOZDAKİLERİN..UYANDIRILMASI..ŞART..aksi..takdirde..geleceğimiz..tehlikede.. 100-150..yıldır..safsatalarla..beyinlerimizi..iğdiş..ettiler..maalesef..gerçek..bu..
  • hasanhasan1 ay önce
    dedeye sahip cikalim....
  • Alia izzetAlia izzet1 ay önce
    DEvletDinimize - BAYRAMIMIZA sahip çıksın da biz de onlara sahip çıkalım
  • Mustafa Mustafa 1 ay önce
    Kitabımıza sahip çıkmazisek vatanımıza nasıl sahip cıkarırız. İmdirelim artık kuran ı duvarlardan raflardan meal okuyalım meal inceleyerek anlayarak. Kamer suresin de 4 ayet var 17_22_32 ve 40 Andolsun kikuranı kolaştırdık düşünüp öğüt alan yok mu . Dört ayet dördü de aynı kuran kolay zorlaştıranlar kuran ın sırtından para kazanmak isteyenler.
  • Mustafa Mustafa 1 ay önce
    Oku emrini nasılanladık ki uymuyoruz . Duvarda bir kitap asılı okumasakta o kitap bizim kitabımız. Dolapta bir kitap var okuyup anlamasakta o kitap bizim kitabımız. Rafta bir kitap var okuyup anlayıp uygulamasakta o kitap bizim kitabımız. Evet yanlız o kitaptan imtihan olacağız bütün sorular o kitaptan çıkacak.Allah subhanehu ve teâlâ nın rızasını kazanmayana kopya yok yardım yok şefaat yok oku kitabım dediğinkuran ıanlarsın ki Allah subhanehu ve teâlâ nın rızasını kazanmayana şefaat yok .
  • Mustafa Mustafa 1 ay önce
    Kuranın içindekilerine Allah subhanehu ve teâlâ nın emir ve yasalarınaiman edinceye kadar ve Ümmet catısı altında toplanana kadar birlik dirlik yok.
  • Ayşe Ayşe 1 ay önce
    Çok ibretlik yazi ahvalimiz aynı böyle herşey dünyevi olarak kabul ve tasdik edildi kültür gavurun kültürü ALLAH sonumuzu hayreylesin
  • HikmetHikmet1 ay önce
    Devlete ve millete sahip çıkmak önce yetim hakkı yememek ve yedirmemekle başlar. Bir taraftan şatafatlı iftar sofraları kurup diğer taraftan millete patates kuyruğunu layık görmek çelişki değil mi? Bunları yapanlar da hocaefendi dediğiniz kişiler. Boş lafı bırakın da gerçekleri görün sayın yazar.
  • Biz Velet’e sahip çıkıyoruz daBiz Velet’e sahip çıkıyoruz da1 ay önce
    Devlet lükse şatafata nefsine yatırım yapıpKendine oy veren garibanın sırtına her gün bir yüklemeye devam ediyor
  • Yaşlı DoçentYaşlı Doçent1 ay önce
    Sayın Cumhurbaşkanımız; malumunuz, Profesör olmak için Doçent olarak 5 yıl beklemek gerekmektedir. 25-30 yıl boyunca Üniversitelerde öğretim elemanı olarak çalışmış; 10 binlerce öğrenci mezun edip deneyim kazanarak EMEKLİLİK HAKKINI ELDE ETMİŞ Yaşlı Doçentleri, yaşlılıkta beklenmesi bir ömür kadar uzun olan söz konusu bu 5 yıllık bekleme süresi belasından kurtarmanızı saygılarımızla istirham ediyoruz.
  • tekintekin1 ay önce
    Nisa süresi 105 ve 107.ci ayetlerbir milyar dolarlik sarayyaptiranlari ve o saraydakileri destekleyenleride kapsiyormu.

Günün Özeti