• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
TÜM YAZILARI
29 Nisan 2020

Ali Erbaş ve mahallenin köpekleri!

Küfrün de imanın da sınırı yok. Allah’ım ne günlere kaldık.

Hani adam bir köyde köpeklerin saldırısına uğramış da bir taş alıp kendini korumak istemiş. Ama yapıştığı bütün taşlar yere çakılı, ele gelmiyor. Adam demiş ki:

‘Allah’ım bu nasıl memleket? Bütün taşları bağlamışlar, bütün köpekleri salıvermişler.’

Bize ecdadın emâneti olan bu güzel memleket nasıl bu hâle geldi böyle? Ahlâklıların konuşmaları mahkemelik, bütün ahlak yoksullarının konuşmaları serbest, hatta baş tâcı.

Aklı belinden yukarı çıkmayan birilerinin keyfi bozulacak diye gerçeği saklayacak değiliz. Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Ankara Hacı Bayram Camii’nde, temsili Cuma namazını kıldırdı. Prof. Dr. Ali Erbaş hutbesinde; gayri meşru ve nikahsız hayatın zina olduğunu, İslam’ın zinayı haram kabul ettiğini, lanetlediğini, zinanın nesli çürüttüğünü, insanları Hiv virüsüne maruz bıraktığını ve insanları bu kötülüklerden korumak için birlikte mücadele edilmesi gerektiğini söyledi.

Ali Erbaş’ın söyledikleri dinin söyledikleri. Tartışılacak bir yanı yok. Erbaş’ın hutbesi bazı İslam karşıtlarını harekete geçirdi ve Diyanet İşleri Başkanı hakkında suç duyurusunda bulunuldu.

Diyânet Reisi zinâya ve eşcinselliğe ‘Helâl’ mi diyecekti? Eşcinsellik Lut kavminin helakine sebeb olan büyük günahlardandır. Eşcinsellik konusunda İslam’ın hükümleri nelerdir? Peygamberimiz, kadına benzemeye çalışan erkekleri ve erkeğe benzemeye çalışan kadınları lanetle anmış, yine livata olarak tabir edilen homoseksüellik (eşcinsellik) hem Kur’an-ı Kerim’de hem de hadislerde çirkin bir fiil olarak nitelendirilerek şiddetle yasaklanmıştır. Ayrıca Lut kavminin akıbeti, ibret alınması için örnek gösterilmiştir. Makaleye sığmayacağı için sadece sure ve âyetlerin numaralarını vereceğim. (26 Şuara, 160, 164-166) (7 A’râf, 80-84) “Münafık erkek ve münafık kadınlar da birbirlerindendir. Kötülüğü emreder, iyiliğe engel olurlar.” Tevbe suresinin 67. Âyetinin mealinin ilk cümlesi.

Çünkü münafıklar arasında hiç kimseye karşı dostluk söz konusu değildir. Onları birbirine bağlayan tek bağ menfaattir. Menfaatlerine zerre kadar zarar gelecek olsa, hemen aynı gruplar arasında kıyasıya vuruşma başlar. Onun için âyet, gayet veciz ve mucizevî bir ifade ile onların ruh hallerini ele verir ve “bazısı, bazısından” der. Yani onların hepsi de aynı habislerdir. Onların bir diğer ortak vasıfları ise, “onlar münkerâtı emrederler”. Yaptıkları müstehcen neşriyatla, ele geçirdikleri sinema ve televizyon aracılığı ile gençleri manyetize edercesine sürekli kötülük telkininde bulunurlar; insanlar da âdeta onların emirlerine boyun eğerler. Zira propaganda vasıtaları, insanları tesir altına alacak kadar güçlü ve kuvvetlidir. Başı dönmüş ve bakışı bulanmış güruh ve yığınlar, münafıkların asla vazgeçmeyecekleri piyonları ve sömürü vasıtalarıdırlar. Sömürü güçlerini ayakta tutabilmek için vermeyecekleri taviz ve insanlığa karşı yapmayacakları hiçbir mel’anet yoktur. Çünkü onlar münafıklardır ve dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar, bu ayırıcı vasıflarıyla derhal tanınırlar. Zira onlar devamlı kötülüğü emreder, iyilikten de insanları alıkoyarlar. Onların ortak vasıflarının diğeri, “marufu engeller, iyiliğe mani olurlar.” Evet, bütün güzel şeyler onların yanında münkerdir. Âdeta milletin maruf kabul ettiği her şeye karşı onların alerjisi vardır; vardır çünkü bu, nifakın bir muktezasıdır. Nifak, iç-dış bütünlüğüne eremeyen insanların düştüğü derekedir. Kur’ân’ın ifadesiyle onlar cehennemin en dibine namzet zavallılardır. “...Hayır, hayır onlar hayvan değil, hayvandan da aşağıdırlar.” (A’raf, 7/179) beyanı, tam onları çerçeveleyen bir resimdir.

“Ya marufu emreder ve münkerden yasaklarsınız yahut da Allah’ın umumi bir bela göndermesi yakındır. O zaman yalvar yakar olursunuz da, duanız kabul edilmez.” (Tirmizi)

Diyanet İşleri reisi aslında sadece Müslümanlara değil bütün insanlığa ibret olan bu hadisle amel etmesin mi?  Bir hutbede Müslümanlara söyleyemesin mi?

Hakikaten ahlaksızlığın sınırı yok!

İslam dini, insanın tabiatına/fıtratına uygun bir hareket ve hayat kaynağıdır.

Allah, insana tabiat, hayat, dünya ve ahiret hakkında sahih ve doğru bilgiler vererek insanın içini dışını temizler ve böylece insanı yavaş yavaş alçaktan yükseğe, zilletten izzete, süfli ve hayvani hayattan insani ve kutsal hayata çıkarır. Ferdi ve sosyal hayatla ilgili hiçbir şey yoktur ki İslam orada tecelli etmesin, onunla ilgilenmesin. Din; insanın hem dünya hem ahiret saadeti için Allah’ın ona teklif ettiği iman ve amel bütünüdür. Ahlakî davranış sadece iyi şartlarla sınırlı bir sorumluluk değil, her şartta yerine getirilmesi gereken bir hükümlülüktür. O makamda bulunanın mesuliyet ve mükellefiyetinin gereği bu değil midir? Bir de âlimlerin Peygamber vârisleri olduğunu düşünürseniz âyet ve hadis ışığında her söylenenin doğru ve toplumun huzuru için yapılması gereken hususlar olduğunda ittifak edersin. Yapıp yapmamakta serbestsin. İster inanırsın, ister inanmazsın. Allah cenneti hak eden ameli de cehennemi hak eden cezayı da irademize bırakmıştır. (Kimseye; birey, toplum, kamu, vs. zarar vermeme kaydu şartıyla) Vahyin rehberliğine tâbi olmayanlar, kendi hevâ ve heveslerine tâbi oluyorlar demektir. Allah’a teslim olmayanın teslim olacağı tek kapı, keyfi yargılarının ve içgüdülerinin oluşturduğu arzu ve istekleridir. Allah’a kul olamayanların, arzu ve isteklerinin kulu olduğu gibi.

İHD, hakkında suç duyurusu yapmış. Tabii Ankara Baro eklenmiş. Bitmez! Ankara Barosunun söylediklerinden, sapkın (gay, lezbiyen, transseksüel vb) davranışların normal, bunları normal görmeyen anlayışın ise anormal ve modası geçmiş gibi gördükleri anlaşılıyor. Ayrıca, bu sapkın davranışlara sapkın demek bölücülük ve halkı kin ve düşmanlığa tahrik olarak vasıflandırılıyor. Bunlar insan suretinde hilkat garibesi. İstanbul Sözleşme’sinde de aile tanımı olarak “resmi eşler dışında ‘birlikte yaşayan bireyler’ denmek suretiyle (yani kadın-erkek, erkek-erkek, kadın-kadın ya da lgbt kadın veya lgbt erkek) aile tanımında kabul edilmektedir.  İktidardakiler hâlâ İstanbul Sözleşmesi’ni kaldırmadı. Bu büyük bir vebal!

Prof. Dr. Ali Erbaş en tabii vazifesini yapmıştır ve iyi yapmıştır. Allah kendisinden razı olsun. Sonuna kadar arkasındayız. Devlet memuru da olsa önce Allah’ın memuru olduğunu unutmadığı müddetçe…

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Emre

Sayın yazar, bu toplumun ne ara bu kadar ibnesi, sapığı, sapkını oldu? Bunları savunup müslümana söz söyleyenlere Allah lanet etsin.
  • Yanıtla

Ali

Kıymetli hocam zinayı suç olmaktan çıkaran ve İstanbul sözleşmesini mecliste MHP CHP HDP nin tam oyu ile çıkaran ak Parti'ye müslümana eleştiri yapmiyacakmiyiz
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23