--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Zaman Kavramı ve Takvimcilik

Vehbi Kara
Vehbi Kara

Takvim deyince miladi,  hicri takvimler akla gelir. Bu  yazıda da hicri ve miladi takvimlerdeki yıldönümü ve kutsal gecelerin tespitine değineceğiz.

Dünyada en çok kullanılan takvim Miladi ve Hicri takvimdir. Çin’de ve dünyanın çeşitli ülkelerinde kendine özgü takvimler olsa da hayatın içine yerleşmiş olan sadece bu iki takvimdir.

Müslüman ülkelerde dini bayramlar ve özel günler; Kamere yani Ay takvimine göre yapılır. Kameri takvim denilmesinin sebebi; gece gökyüzünde her bir günde farklı bir şekilde bulunmasıdır. Ayın başı ortası ve sonunda olduğumuzu çok rahatlıkla gökyüzüne bakıp anlayabiliriz. Fakat dünyanın hemen hemen her yerinde Miladi takvim kullanılır. Çünkü bu takvim mevsimlere göre çiftçilere kolaylık sağlar devlet yönetiminde birçok konuda daha elverişlidir.

Güneş takviminin özelliği gereği mevsimler hep aynı zamana yani aynı aylara denk gelir. Bu sayede çok eski yıllardan beri vergiler hasat zamanında toplanabilmekte, mevsim şartları dikkate alınarak planlamalar yapılmaktadır. Fakat yıldönümleri için belirli bir düzen olduğunu söyleyemeyiz zira milâdî takvim yani güneşe göre düzenlenen takvim o kadar çok değiştirilmiştir ki yıldönümlerinin aynı güneş yılı tarihine uygun olması mümkün değildir. Bu konuyu biraz açmakta yarar var. Önce zaman konusuna değinelim:

Zaman, göreceli bir kavramdır. Zaman içinde olduğumuz üç mekân ve bir zaman boyutlu uzay zamanın soyut olan boyutu olarak da kabul edilir. Aristo'ya göre zaman hareket eseri ortaya çıkmıştır o halde zaman hareketin ürünüdür. Buna görecelik denmesi de bu yüzdendir.

Zaman kavramı fizikte “t”harfiyle tanımlanır. Latince zaman anlamına gelen tempus kelimesinin baş harfidir. Yine zamanın objektif olarak var olup olmadığı, fiziğin en önemli ve çözülemeyen konularının başında gelir.

Zamanın tıpkı ışık gibi bükülebileceği varsayılmaktadır. Bu yüzden zaman yolculuğun mümkün olup olmadığı birçok bilim adamı tarafından düşünülmektedir. Bast-ı zaman kavramı İslam terminolojisinde çok önemli olup zamanın genişlemesi anlamına gelmektedir. Aklın eremediği birçok olay bast-ı zaman kavramı ile izah edilmiş anlaşılmaya çalışılmıştır.

Zamanın akıp akmadığı veya hangi yönde aktığı da aynı şekilde fiziğin en tartışmalı konulardan olup uzayda meydana gelen her şey zamanın içindedir. Sebep-sonuç ilişkisi bu sayede zaman akış oku ile izah edilmektedir.

Zaman, ışık hızı ile de dolaysız ilişki içinde olup maddenin ışık hızına yaklaşması durumunda zamanının yavaş akması söz konusudur. Zamanın; ışık hızında durması ve ışık hızı ötesinde de tersine akması teorik olarak mümkün görülmektedir.

Takyonlar denilen atomaltı parçacıkların ışıktan hızlı hareket ettiği ve zamanlarının gelecekten geçmişe doğru aktığı veya içinde bulunduğumuz uzayzamandan başka sonsuz sayıda da ihtimalin olabileceği hipotezleri de modern fiziğin ve Rölativite Teorisi’nin temelini oluşturan konulardandır. Bu noktada Rabbimiz olan Allah’ın zamandan ve her türlü kayıttan ayrı olduğunu anlamak mümkündür. Müslümanların bu anlamı içeren “sübhanallah” kelimesini niçin çok zikrettiğini bu vesile ile daha iyi idrak edebiliriz.

Zaman, yalnız, başka olaylarla ilgi kurarak ölçülebilir. Bir gün, bildiğimiz gibi, dünyanın, kendi ekseni çevresinde tam bir devir yapıncaya kadar geçen zamandır. Eğer gökyüzünde, dünyanın, tam bir devrinin tamamlandığını gösteren; ilgi noktaları rolü oynayan, güneş ve yıldızlar gibi yer değiştirmeyen cisimler bulunmasaydı, bu zamanı ölçmek son derece güçleşecekti.

Zamanın tarifi konusunda tam bir uzlaşmaya varılamasa da ölçülmesi konusunda anlaşmazlık yoktur. Zaman, fizikte en hassas ölçülebilen niceliklerden biridir. Zaman ölçümünde herhangi bir âna ya da aralığa rakamsal bir değer atanır. Bu atamada sürekli değişikliğe uğrayan herhangi bir fenomen kullanılabilir. Yine zamanın ölçümünde kullanılan başlıca iki tane birbirinden bağımsız ölçek vardır:

Birisi atomik ölçümdür. Yani atomların içsel enerji durumları arasındaki kuantum değişimini gerçekleştirmekte kullanılan elektromanyetikradyasyonun karakteristik frekansından yararlanılan ölçektir.Diğeri dinamik ölçüm adı verilen Gök cisimlerinin çekimsel hareketleri ile ifade edilen yazımızda sözü edilen Ay ve Güneş takvimleri ölçeğidir.

İnsanoğlu, tarih boyunca çeşitli metotlarla zamanı ölçmeye çalışmıştır. İlk başta insanlar için sadece yağmurun, karın, soğuğun, sıcağın zamanını bilmek yetiyor; mevsimler barınma, göç veya hasat zamanını söylüyorlardı ve yeterliydi. Fakat gittikçe daha küçük zaman birimlerine ihtiyaç duyan insanlık, yılı aylara ve haftalara bölmeye başlamışlardır. Dinler ve peygamberler bu konuda öncülük yapmışlardır.

Daha küçük zaman birimlerinin tarihi, takvimle paralellik gösterir. Yılları ve günleri ilk olarak birimlere bölenler Sümerlerdir. Mısırlılarla devam eden zamanı doğru ölçme çalışmaları, Yunan ve Roma medeniyetlerinde iyice geliştirilmiştir

Zaman ölçen aletlerimiz bir günü 24 saat olarak gösterir. “Gün” gece ve gündüz sürelerinin toplamıdır.Gece ve gündüz, Dünya’nın kendi çevresi etrafında bir defa dönüşünden ileri gelir. Ama Dünya kendi çevresi etrafındaki dönüşünü 24 saatte değil, 23 saat 56 dakika, 4 saniye de tamamlar.

Mesela; Kandilli Rasathanesinden, Dünyaya göre sabit duran uzak bir yıldıza bakalım. Belli bir açıdan baktığımız zaman bu yıldızı gördüğümüz anda kronometreye basalım. Aynı yıldızı, aynı noktadan ve aynı açıdan tekrar görebilmemiz için geçen zaman 23 saat, 56 dakika, 4 saniye olacaktır. Buna  “Yıldız Günü” diyoruz.

Fakat Dünya bu süre içerisinde kendi etrafında dönerken yörüngesi üzerinde de ilerlemeye devam etmiş, yörüngesinin 365’te birini kat etmiştir. Bu nedenle, Güneş’in sabit yıldıza göre olan yönü de değişmiştir. Güneşi de aynı nokta ve açıdan tekrar görmemiz için, Dünya biraz daha dönmek zorundadır. Bu dönme süresi de 3 dakika 56 saniye olacaktır. Bunu, 23 saat, 56 dakika, 4 saniyeye ilave edersek 24 saati buluruz ki bizim kullandığımız gerçek güneş günü de budur.Buna göre bir yıldızın dünya üzerinde aynı boylama tekrar gelebilmesi için geçen süreye bir yıldız günü denir ve sabit bir değerdir.

Yerin kendi ekseni doğrultusunda tam bir dönüşü (360 Derece) tamamlamak için geçen zamana gün denir.Gün için farklı referanslar da kullanılabilir.Bir güneş günü, yeryüzündeki, güneşin karşısında bulunan bir noktanın, dünyanın kendi ekseni çevresindeki devrini tamamlaması sonunda, yeniden güneşin tam karşısına gelinceye kadar geçen zamandır. Gerçekte, bu, tam bir devirden daha çoktur; çünkü başlangıç noktası, devir tamamlandığı zaman, olması gerektiği gibi, güneşin tam karşısında değildir.

Bunun nedeni, dünyanın kendi ekseni çevresinde dönerken, bir yandan da, güneşin çevresindeki yörüngesi üzerinde hareket etmekte olmasıdır. Başlangıç noktasının bir devri tamamladığı süre içinde, dünya 2.500.000 kilometreye yakın bir yol gitmiş olacaktır. Bu durumda, başlangıç noktasının tam güneşin karşısına gelebilmesi için, dünyanın, kendi ekseni çevresinde, biraz daha dönmesi gereklidir.

Yıldız günü de, yerin, kendi ekseni çevresinde hareketine dayanır; ama bu kez, başlangıç noktası, güneş yerine bir yıldıza göre saptanır. Yıldız gününe sideral gün de denir (sideral,Latincede, yıldıza ait, anlamına gelir).

Yıldızlar, o kadar uzaktadır (en yakını milyarlarca kilometre uzakta) ki, dünya, onlara göre çok az yer değiştirmiş olur; böylece, kendi ekseni çevresindeki tam bir devri sonunda, başlangıç noktası, yeniden yıldızın karşısına gelmiş bulunur. Tam bir devir süresi olarak düşünülebilen bir yıldız günü, güneş gününe göre, biraz daha kısadır, ikisi arasındaki fark, yaklaşık olarak, dört dakikadır.

Uzunluk bakımından değişiklik gösteren güneş gününü, günlük zaman ölçüsü olarak kullanmak pek uygun değildir. Güneş gününün değişikliğe uğraması, yerin yörüngesinin elips biçiminde olmasından ve güneşin merkezde değil, elipsin odak noktalarından biri üzerinde bulunmasından ötürüdür.

Dünya, güneşe en çok yaklaştığı zaman (perihel = günberi durumu), güneşten en uzak olduğu zamandakinden (aphel = günöte durumu) daha hızlı döner.

Saatle ölçtüğümüz gün, güneşin doğuşu ve batışıyla ölçülen doğal gün gibi olmayıp, uzunluk bakımından değişmez. Biz, bu güne, bütün güneş günlerinin ortalaması olduğu için, ortalama güneş günü diyoruz. Böylece, güneş günleri, ortalama güneş günlerinden, kimi zaman daha uzun, kimi zaman daha kısadır.

Dünya güneşin çevresindeki daireye yakın elips şeklinde bir yörünge hattı oluşturarak dönüş yapar.Bu hattı oluşturduğu düzleme yörünge düzlemi denir.Elips yörüngesinin iki odağı vardır ve güneş bu odakların birindedir.Yani güneş yörüngenin merkezinde değildir.Bu yüzden dünya bu yörüngesel hareket boyunca bazen güneşten uzaklaşır,bazen de yakınlaşarak değişken mesafeli bir hareket yapmış olur.Dünya yörünge üzerinde güneşe en uzak olduğu zamana aphelion(4 Temmuz),en yakın olduğu zamandapelihelion (3 Ocak) denir.Yörüngesel hareket batıdan doğuya doğru yaklaşık 365 gün 6 saatte tamamlanır ve buna 1 yıl diyoruz.

Dünyanın belirli dönemlerinde güneşe yaklaşıp uzaklaşması güneşten aldığı ışının değişken olmasına neden olur.Fakat mevsimlerin oluşmasındaki asıl etken güneş ile dünya arasındaki bu mesafe değişimleri değildir.Dünya güneş çevresinde dönüşünü yaparken dünyanın kutup eksenleri yörünge düzlemine dik değildir.Bu durumda ekvator ile yörünge düzleminde çakışmaz ve aralarında 23 derece 27 dakikalık bir açı vardır.Bu eğimden dolayı yer kürenin bazı bölgeleri yıl içinde güneş ışınlarını dik olarak alırken bazı bölgelerinde eğik açıyla alır.Işınları dik alan bölgeler daha çok ısınırken eğimli olan bölgeler ise daha az ısınır. Bu ısı değişimine ve bu ısı değişikliğine bağlı olarak mevsimler oluşur. Allah dünyaya bu şekilde eğim vererek mevsimleri yaratmaktadır.

Kuzey yarım kürede 21 Mart - 21 Eylül tarihleri arasında yaz mevsimi yaşanırken güney yarım kürede kış mevsimi yaşanır.21 Eylül - 21 Mart arasında ise tam tersi gerçekleşir.Mevsimlerin oluşmasındaki en büyük etken ekvatorun yörünge düzlemi ile yaptığı 23,5 derecelik bu açıdır.Bir defasında yaz mevsiminde çıktığım gemi yolculuğunda Güney yarım küreye geçmiş 6 ay sonra vatanıma döndüğümde yine yaza girmiştim. Kısaca o yıl hiç kış görmedim.

Takvimciliğe bir sonraki yazımızda devam edeceğiz, vesselam

Vehbi Kara Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle