--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Varlığım İslam Varlığına Armağan Olsun

Vehbi Kara
Vehbi Kara
34

Bu başlıktan bazı ırkçılar memnun olmayacaktır. Zaten maksadım bunları memnun etmek değil; yapılan çok büyük yanlışların önünü almaktır. Zira bazılarının aklını başına alması ve ikaz edilmesi gerekiyor.

Kimi insanların “ne mutlu Arabım” veya “ne mutlu İngilizim” gibi ırkçı sözleri, gafletin ve ahmaklığın daniskasıdır. Çünkü Allah, insanları yaratırken kimseye hangi milletten olmak istediğini sormamıştır. Anne ve babamızın kim olmasını istediğimizi de bize sormadılar. Allah, dilemiş irade etmiş bizleri yaratmış.

Yokluk aleminden varlık alemine gelmemizden tutun canlı oluncaya kadar hatta şuur sahibi insan olmakla en büyük bir nimete kavuştuğumuz için Allah’a şükür borcumuz vardır. Hele hele bir Müslüman anne ve babadan doğmuş isek; ne kadar şükretsek azdır. Çünkü dünyaya halife olarak gönderilen insanın, hayatın mahiyetini anlaması ve yaşamın gerçek yüzünü görmesi ancak İslam ile mümkündür.

Her insan, Allah’a şükretmek zorunda olduğu gibi soyu ve ailesi ile de gurur duymalıdır. Zira İster Çinli ister Siyah Afrikalı olsun; kendisinin dünyaya gelmesine vesile olan anne babasını inkâr etmemelidir. En azından bunu bir insanlığın gereği olarak görmeli, anne ve babasına karşı da bir borcu olduğunu bilmelidir.

Her konuda rehberimiz olan Kuran’da mealen “Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır (Hucurat Suresi 13)” diye ikaz ediliyoruz.

İnsanların çeşitli ırk ve kabilelerden meydana gelmesinin amacı; birbirlerini sevip sayması ve güzel ilişkiler kurması içindir. Yoksa savaşıp birbirlerini boğazlaması için değildir. Melez insanların akraba evlilikleri yapan kişilere göre nispeten güzel olması bu hikmetten dolayı olsa gerektir.

Bazı ırkların diğer ırklardan üstün olduğu safsatası, tamamen Şeytan’ın insanlara yutturduğu bir akılsızlıktır. Çünkü Hazreti Adem’e secde emrinin verilmesine karşı İblis isyan etmiş kendi nevinin üstünlüğünü öne sürerek Allah’ın gazabına uğramıştır. İşte bu feci durum yüzünden öç almak isteyen Şeytan; kendi hatasını bazı ahmak insanlara yutturarak ebedi bir felakete yuvarlamıştır.

Hâlbuki Ayette geçtiği gibi “Allah katında en değerli olan insan, O’na karşı gelmekten en çok sakınan” takva sahibi kişidir. Anne ve babasının Alman veya Hintli olması bunu değiştirmez. Allah’tan korkmayan, imansız ve dinsiz bir insan kadar berbat kim olabilir ki…

Ülkemizde "Ne Mutlu Türküm diyene" diyerek aynı hataya düşülmektedir. İyi de; Allah'ı inkar eden Müslüman olmaktan utanan bazı Türkleri görebiliyoruz. Bu zavallılar imansız oldukları için ebedi azap içinde kalacaklar. Çünkü Allah’a iman etmeyen hiçbir kimse kurtuluşa eremez. Kendi itikatları gibi ya yok olup gidecekler ya da sonsuz bir süre boyunca Cehennem çukurlarından bir çukura düşeceklerdir.

Böylesine feci bir duruma düşen kimseye “ne mutlu” demek o kişiyle alay etmektir. En azından benim gibi Allah’a ve Peygamberi Hazreti Muhammed (asm) iman etmiş bir kişi için durum böyledir. İşte bu yüzden “ne mutlu Müslümanım” diyorum ve bunu okuyucularıma da tavsiye ediyorum.

Öldükten sonra melekler; “Rabbin kim?” diye soracaktır. “Atan, deden kim?” diye sormayacaktır. Her yaptığın işten hesap sorulacak zerre kadar bir iş; kimsenin yanına kâr kalmayacaktır. İşte bu nedenle ırkçılık kokan her türlü söz, tutum ve davranıştan kaçınmak gerekir.

Tepeden tırnağa Munis Tekinalp yani Moize Cohen’in temelini attığı ideolojiden korunmak çok önemlidir. Ötekileştirici ve ayrıştırıcı dil kullanan hatta kafatası ırkçılığı kadar iğrenç yollara giren insanlara sadece acımak gerekir.

Düşünebiliyor musunuz? Bir zamanlar “dolikosefal kafatası mı yoksa brakisefal kafatası mı bizim ırkımız” diye büyük tartışmalar yaşanmıştır. Bu ahmaklar, insanlığın getirdiği şeref ve onur yerine; Şeytanın ileri sürdüğü “kendi nevinin üstünlüğü” belasına maruz kalmışlardır.
Ne ilginçtir ki bazı din mensupları, kendilerini aynı İblis gibi üstün ırk olarak görmektedir. Ee, haliyle 4000 bin yıldan beri bu ırkçı yönlerinden dolayı bütün toplulukların nefretine uğramak zorunda kalmışlardır. Firavun, bunların erkek çocuklarını öldürmüş sefahate düşmeleri için kızlarını diri bırakmıştır. Asurlulardan Hitler’e kadar türlü türlü taife sırf bu ırkçı ve kendilerini üstün gören anlayıştan dolayı kendilerine zulmetmiştir. Elbette zalimler de aynı ırkçı ahmaklar gibi yaptıkları her günahın bedelini ödeyecektir.

Adil olan Allah mühlet verir lakin asla ihmal etmez. Af dileyip tövbe etmedikçe vakti saati gelince yaptığı her işten dolayı hesaba çekip cezasını da ödetecektir. Ahirete ve hesap gününe iman eden her Müslüman bu kanaattedir.

İşte ırkçı ve Masonların tuzaklarına düşmemek gerekiyor. Bunların en fenaları ise Sabetaycılardır. Öylesine sapık ve ahlaksız kişileri vardır ki çoluk çocuğumuzu bunlardan uzak tutmamız gerekir. Ne kadar iyi okullara ve maddi imkanlara sahip olurlarsa olsunlar buralardan kaçınmak şarttır.

Öyle ki 22 Şubat’ta “mum söndü” ayinleri yaparak sırf kendi ırklarından çocuk doğsun diye insanlığın en iğrenç partilerini düzenlemekten çekinmeyen bu Allah’tan korkmaz kuldan utanmaz insanlara karşı tedbirli olmak her insanın önemli görevlerinden bir tanesidir.

Bu Mason localarında semirtilen gizli Sabetay dönmeleri; çok çeşitli etnik kökenden gelen vatandaşımızı ayrıştırarak bölücülük yapmayı çok severler. Bu vatanda her şeyden önce birlik ve beraberlik, bütünleşme gerekli olduğunu bildikleri için aksine olan davranışlarda hep bunları en önde görürüz.

Millet olarak son 150-200 yıldır sürekli savunmada kaldık ve sürekli gerilemek mecburiyetinde bırakıldık. Bu dönme ve masonlar yüzünden her biri canımızdan birer parça olan nice vatan topraklarını gözü yaşlı, kalbi kırık bir şekilde geride bırakmak zorunda kaldık.

Şu hususu tekrarlamak gerekir: "Türkiye, mevcut fiziki sınırlarından ibaret bir ülke değildir". Aynı şekilde Türk milletini de bu sınırlar içinde yaşayanlardan ibaret göremeyiz. Bu ülkenin ve milletin gerisinde koskoca bir medeniyet, koskoca bir tarih, koskoca bir birikim vardır. Ülkemizin sınırları başka olsa da gönlümüzün sınırları alabildiğine geniştir.

Vatandaşlarımıza en iyi, en güzel, en ileri hizmetleri sunmak devletin başlıca görevidir. Bölücülük yapmak ve fitne çıkarmak ise hep gördük ki; FETÖ ve PKK’nın işi olmuştur. Bu iki örgüt devreden çıkınca yerine Sabetaycıların geçeceğini hiç kimse unutmasın.

Irkçılık yapanlar ne gariptir ki çoğunlukla Türk değildir. Genellikle Sabetaycılar gizli olarak başka bir dine sahip oldukları halde en fazla “ne mutlu Türküm diyene” diyenlerdendir. Ben Türküm, fakat asla bu şekilde konuşmayı doğru bulmuyorum. Şunu ise rahatlıkla söyleyebilirim: ''Türk'ün ruhu İslâm'dır, gerisi hezeyandır”.

Türklük İslamiyet ile mezc olmuş kaynaşmıştır. Avrupa’da Boşnak ve Arnavutlara Türkçe dahi bilmedikleri halde hala “Türk” denilir. Zira her nerede Türk görseler, Müslüman dinindendir. Örneğin Macar halkı, köken itibarı ile Türk olduğu halde Hıristiyan oldukları için bunlara Türk denilmez. Demek ki Türk demek; Müslüman demektir.

Haçlılar da Türkleri İslam’dan çıkarmak için türlü türlü yolları denediler. Lakin 1000 yıldır hiçbir yere varamadılar. Bilakis Selçuklular gibi Osmanlılar ve şimdi ise Türkiye, bütün Haçlı ordularını Anadolu’nun bağrında yok etmiştir. Yüz yıllardan beri Ortadoğu, Anadolu ve Rumeli toprakları Haçlı ordularına mezar olmuş ve olmaya devam edecektir.

Kafatasçılığına varan bir ırkçılıktan Osmanlı Devleti çok zarar görmüştür. Müslüman unsurlar dahi vatanımızdan ayrılarak Haçlı güçlerine yem yapılmıştır. Bugün dahi Haçlıların oyuncağı olmuş durumda nice bu bizden kopmuş devlet vardır. İşte Suudi Arabistan ve Mısır, çok önemli iki örnektir. ABD'nin ve Haçlıların maskarası olmuşlardır.

Hâlbuki bize yakışan ırkçı ve kabileci anlayış değil; her fırsatta gönül sınırlarımız içindeki kardeşlerimizle de kucaklaşmaktır. Bu nedenle unsuriyetçiliği ve ırkçılığı reddetmek bir Müslüman için çok önemlidir.

Şanlı Nebi Hazreti Muhammed Aleyhissalatü Vesselamın şu hadisini nazarlarınıza sunmak gerekiyor: “Irkçılığa (asabiyeye) çağıran bizden değildir. Irkçılık üzere ölen bizden değildir (Müslim, İmare 53,57, hadis no 1850); Ebu Davud, Edeb 121; İbn Mace Fiten7; Nesai, Tahrim 27,28).

Bu nedenle ben de diyorum ki Varlığım İslam varlığına armağan olsun. Ne mutlu Müslüman’ım diyene, vesselam…

 

Yorumlar

(34)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Cemal Erdoğan

9 Nisan 2021 21:23

Vehbi Hocam, kaleminize sağlık çok güzel ve anlayana özel olarak kanal istanbul projesinin stratejisini yorumlamışsınız. Donanmamıza güç katan ve bizi adım adım, Akdeniz’de bölgesel güç haline getiren aşağıdaki projelerle ilgili amirallerden bir beyanname duymadık. Donanmamız açısından son 200 yılın en yetenekli gemi inşa sanayiine sahibiz. Bu seviyeye gelmek basit bir hadisemidir. Hükümetin güçlü iradesini görmemek için kör ve sağır olmak gerektir. Eskiden parasını verdiğimiz halde alamadığımız gemileri, mühimmat ve sistemleri yapar hali geldik. İşte son 10 yılda inşa edilen, YTKB/16 adet, LCT/8 adet, LST/2 adet, MİLGEM/4 adet, SGSB/4 adet, TEVEG/1 adet, MOSHIP/2adet, RATSHIP/1 adet, LDG/2 adet, RÖMORKÖR/2 adet, DENİZALTI/6 adet 1 adet denize indirildi, DİMDEG/1 adet inşada, LHD/2 adet 1 adet inşası tamamlanmak üzere. Sahil güvenlik botlarını saymıyoruz... Donanmamız yeniden inşa ediliyor. Maalesef bu devasa projelerin hakkıyla tanıtımı yapılmamakta. SSB lığı medya ve tanıtımda çok daha etkili ve güçlü olmalı. Bu tanıtımlar yapılmadığından gece yarısı bildirisi yazan korkaklar meydanı boş bulmakta. Mavi vatan edebiyatı yapmakla denizlere hakim olunamayacağının mesajının verilmesi için güçlü bir tanıtıma ihtiyaç var.

Alp Arslan

4 Nisan 2021 13:25

Elhamdulillah MÜSLÜMANIM ve TURK'um.ALLAH'a Hamdolsun. Yine duygu ve düşüncelerimize tercüman olmuşsun Var olasin Vehbi Komutanım. ALLAH var gam yok .Vesselâm.

MOHAÇ

3 Nisan 2021 12:35

Senin dinin sana Türk Milletinin dini kendisine. Bu kadar basit. Şeyh saitler, dürrizadeler, ne idü zamanın saitler, fesli meczuplar, mustafa sabriler gibi Türk düşmanı emperyalist uşakları bir tarafa, Kuvayı Milliyenin Türk çocukları bir tarafa.

Mutmaine

2 Nisan 2021 22:32

Yazdıklarınızın özeti. : ULU ÖNDER HZ.MUHAMMED , ATAM FATİH S.MEHMED ...daha ötesi yok....hazmedemeyen çok..

Abbas KARAASLAN

12 Kasım 2023 21:59

2020 YILI MART AYINDA SUUDİ MÜFTÜSÜ: “TÜRKLER MEVALİDİR, İSLAMI TEMSİL EDEMEZLER" DİYE FETVA VERDİ..!! İslamiyet'ten önce Araplar ''Azad edilmiş kölelere'' Mevali diyordu. İslamiyet'ten sonra, Mevali kavramı, Arap olmayan Müslüman Milletler için kullanıldı. Kullanılıyor. Arap geleneğine göre; Mevalinin malı, parası, karısı, kızı Araba helal sayılıyor. Mevaliden doğan çocuk veliaht olamıyor. Arap tarihinde, Mevali denildiği zaman akla Türkler geliyor. Tükler, İslamiyet dünyaya indiği 612 yılından, üç asır sonra, 934 yılında Müslüman olmuşlardı. Onlara göre Kuran ''Mekke ve etrafında yaşayan insanları uyarmak için, Arapça inmiş'' bir kitaptı ve bu ayet ile sabitti. O dönemde, Mekke etrafında Araplar yaşadığına göre mekanın sahibi onlardı. ''Her millete bir peygamber gönderdik'' şeklindeki Kuran hükmünü, Araplar, ''Hz. Muhammed Araplar için gelmiş Peygamberdir'' diye anladılar. Arap olmayanların Müslümanlığını kabul etmediler. Sonradan Müslüman olan başka milletleri MEVALİ diye tanımladılar. Emevi döneminde başlayan, İslam'daki ayrıcalığa ilk karşı çıkan Hanefi Mezhebinin kurucusu Ebu Hanife (699-767) olmuştur. Büyük İmam diye tanımlanan Ebu Hanife, mevali geleneğine karşı çıkması yüzünden, arapların hışmına uğramıştır. Sonradan Müslüman olan Türklerin Hanefi Mezhebini seçmeleri tesadüf değildir. Mevali kavramı, sadece Emevilere mahsus değildi. Abbasiler de aynı geleneği devam ettirdiler. Bağdat'taki Abbasi Halifesi, kendini kurtaran Selçuklu Sultanı Tuğrul Beye kızını vermedi. Gerekçe, Tuğrul Bey'in Türk olması ve Mevali sayılmasıydı. Tarihin hiç bir döneminde, Araplar, Türklerin İslami liderliğini ve egemenliğini tanımadılar. İlk fırsatta Türklere karşı isyan ettiler..!! Hilafeti temsil eden Osmanlıya karşı, İngilizlerle beraber savaşan Arap isyancılar binlerce Mehmetçiğimizin vahşice kanını akıttılar..!! Bu anlayışın gerisinde MEVALİ geleneği yatıyordu..!! Nitekim; Osmanlıya isyan eden Arapların başındaki isyancı Şerif Hüseyin İstanbul doğumluydu. Ve Haşim'i soyundan geldiği için Mekke Şerifi tayin edilmişti. Hain Şerif Hüseyin'e göre, Türkler Mevali idi. Mevaliden Halife olamazdı.. Mevali'nin iktidarına karşı gelmek, İslam'a karşı durmak anlamına gelmezdi... Bu anlayış, Arapların Türklere karşı isyan etmelerine yeterli gelmiştir.. Türklere karşı Suudilerin, Yunan tarafını tutması ve PKK'ya para yardımı yapmasının gerisinde Mevali anlayışı yatıyor.. Tarihin hiç bir döneminde Araplar(yöneticiler), Türkleri kendileri ile eşit Müslüman saymadılar..!! Zira, Arap kültürüne göre, Mevali'nin iktidarı meşru sayılmıyor. Türkler ise ısrarla tüm bunlara rağmen Araplara layık olmadıkları sevgiyi göstermişler, siyasi ümmetçilik yaparak, Arapları bile kendilerine güldürmüşlerdir..!! Bu tarihi gerçeği her Türk insanı bilmeli, ona göre hareket etmelidir..????????

Turk

2 Nisan 2021 21:55

Bu kadar boş yazıları nasıl yaziyorsun

MÜKREMİN SARIGÜL

2 Nisan 2021 21:44

aynen katılıyorum üstadım ırkçılık tedavisi iökansız şizofrenik bir vakadır

Alp er tunga

2 Nisan 2021 21:43

TÜRKLÜK KADER , DİN TERCIHTİR.

Mustafa

2 Nisan 2021 21:11

Nurcu olduğunuz kadar Kuran okusaydıniz çok şey değişirdi hayatınız da. Kuran da Itikad tevhid ve tâğutu red etmeyi öğrenen biri.......!

Rıfat

2 Nisan 2021 20:48

Ne Mutlu Müslümanım Diyene!..

Timurlenk

2 Nisan 2021 20:17

Biz varoldugumuz surece arap ulkeleri gibi geri kalmayacağız vatanımız için kanımızın son damlasına kadar türk milletinin varligı ve türkiyemiz icin ölene kadar düsmanla kadın erkek hepberaber savasacagız uretecegiz sahip cıkacağız 

Vehbi Kara Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle