--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Türkiye’de ırkçılık yapan kimlerdir?

Vehbi Kara
Vehbi Kara
21

Türkiye, çok farklı etnik toplumların yaşadığı, inanç ve geleneklerini devam ettirdiği zengin kültür yapısına sahip bir ülkedir. Böylesine güzel bir ülkenin bölünüp parçalanması için en etkili araçlardan bir tanesi “ırkçılık” adı verilen iğrenç bir düşünce sistemidir. Yunan ve Batı felsefesinin günümüze ulaşmış insanlık düşmanı bir ideolojisidir.

İslam dininin en savaşçı ve korkusuz kavmi olan Türkler, yüzyıllardan beri Haçlı ve Moğol istilalarına karşı canını dişine takarak direnmiş ve Müslümanların izzetini korumuşlardır. Birinci ve İkinci Kılıç Arslan 72 milletten toplanmış Haçlıları Anadolu topraklarına gömerken Sultan Baybars Ayncalut’ta Cengiz Han denilen Moğol yağmacısını durdurmayı başarmıştır.

Türklerin Müslüman toplumları içerisindeki gücünün farkına varan İslam düşmanları, “nasıl bunları dinden soğuturuz” telaşı ile çaba göstermişlerdir. Nihayetinde 20. yüzyılda buna muvaffak olmuşlardır. Öyle ki; İslam topraklarına Haçlı ve Moğolların girmemesi için hayatını feda eden Türkler yerine; “Suriyeli Müslümanların Türkiye’de işi ne?” diyecek kadar dinden kopmuşlardır.

Elbette bu noktaya kolayca erişip gelmediler. Yıllarca dışarıdan organizeli bir şekilde “Türk ırkçılığı” adı verilen bir ideoloji vasıtasıyla bunu gerçekleştirmeye çalıştılar. Ne ilginçtir ki; böylesine çağdışı ve iğrenç yöntemi hiçbir gerçek Türk’e benimsetemediler. Sadece Türk gibi görünen Sabetaycı, Ermeni ve Rum dönmeleri ile birlikte bir kısım Yahudileri bu işte kullandılar.   

Moiz Cohen isimli bir Yahudi, Munis Tekinalp adını alarak Türkiye’de ırkçılığın ideolojik bir araç olarak kullanılmasının önünü açtı. Sabetay Tarikatine mensup devlet yöneticilerinin de desteğini alarak 1928 yılında “Türkleştirme” adı altında kitap yayınladı. Hagop Martayan isimli bir Ermeni, benzer şekilde Türk Dil Kurumunun başına geçti. Soyadı kanunu ile “Dilaçar” adını alan bu şahıs; “Güneş Dil Teorisi” ile meşhur oldu. Türkçeyi katlederek Türklerin dedelerini anlayamayacağı “uydurukça” adı verilen bir dil meydana getirdi. Bu dil yıllarca kamu kurumlarında ve eğitim sisteminde kullanılarak mezar taşlarını dahi okuyamayacak derecede farklı bir kültüre mensup insan türetilmeye çalışıldı.

Son dönemde ise Suriyeli Müslümanları, yaşadıkları katliamları bildiği halde ülkelerine iade etmeye çalışan bir siyasetçi ortaya çıktı. Babası Dağıstanlı olup bir göçmen ailenin çocuğu olan Ümit Özdağ, su katılmamış bir ırkçı olarak çalışmalarını halen sürdürmektedir. Bu zatın babası olan Muzaffer Özdağ, kanlı 27 Mayıs 1960 darbesinin albaylar cuntası üyesidir. Dağıstan, Çerkes adı verilen halkların yoğun olarak yaşadığı bir bölge olup Türklerden farklı etnik toplulukların bulunduğu bir bölgedir. 23 Mart 1876’da Diyarbakır Çermik’te dünyaya gelen Ziya Gökalp ise Kürt veya Zaza toplumuna mensuptur. 1923 yılında “Türkçülüğün Esasları” isimli kitabını yazarak ırkçılığın Türkiye’de önem kazanmasında büyük bir rol oynamıştır.

Yukarıda sadece dört örnek vererek Türkiye’nin etnik unsurlara dayanarak bölünüp parçalanması için emek veren ırkçıların en önde giden şahsiyetlerini göstermeye çalıştık. Son iki tanesi Müslüman olsa da İslam’ın ilk olarak yayıldığı coğrafyada yaşayan Müslüman Araplardan nefret ettikleri yazdıkları eserlerden anlaşılmaktadır.

Arap toplumu, Hazreti Muhammed Aleyhissalatü Vesselam’ın kavmidir. Allah’ın vahiy yolu ile indirdiği Kur’an ise Arapçadır. Hazreti Peygamberi (asm) sevmeyen birisi nasıl Müslüman olabilir? Zaten gayrimüslim olan insanlardan Arapları sevmesini bekleyemeyiz. Fakat İslam terbiyesi almış her Müslüman, sadece Arapları değil, İslam dinine mensup bütün Müslümanları sevmek zorundadır. Çünkü “innemel mü’minune ihvetun… (Hucurat Suresi, 10)” ayeti “Mü’minler ancak kardeştirler” mealindedir.  

Sabetay Tarikatı mensupları Türk ailelerinden kız alıp vermez. Yahudilere benzer şekilde akraba evlilikleri yaparlar. Fakat “Soyadı Kanunu” sayesinde izlerini büyük ölçüde kaybettirmişlerdir. Bu topluluğa mensup insanları deşifre eden en önemli özelliklerden bir tanesi “keskin bir Arap düşmanı” olmalarıdır. Arapçadan hatta Arap harflerinden nefret ederler. Her Müslüman’ın sevmesi gereken Peygamberi (asm) hakkında “Arap Oğlu” ve kutsal kitabımız hakkında “Arap Oğlunun yavesi” demekten çekinmezler. 

Bir Müslüman akıllı olmalıdır. Zira Allah’ın insanlara verdiği en büyük nimetlerden bir tanesi akıldır. “Aklı olmayanın dini de olmaz” sözü bu açıdan çok önemlidir. Yok, eğer aklı kıt ise hiç olmaz ise kardeşlik ve sevgi duygularına sahip olması gereklidir. Türk demek kanı, canı ve imanı ile İslam’a hizmet eden millet demektir. İslamiyet ile Türklük birbirinden kopmaz bir gerçektir. Müslümanlıktan çıkan biri aynı zamanda Türklükten de çıkar. Kendini başka birisi olarak görür. İslam kardeşliğinden kopup âleme maskara olur.

İşte ülkemizde Suriyeli Müslüman kardeşlerimizi aynı Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün yaptığı gibi İslam düşmanlarına teslim etmek ne Türklüğe ne de Müslümanlığa uyar. 1944 yılında Milli Şeflik döneminde, Aras Nehri üzerinde bulunan Boraltan Köprüsü üzerinden Sovyetler Birliği›nden kaçarak Türkiye’ye sığınan 146 Azerbaycan Türkü’nün geri iade edilmesinin ardından kurşuna dizilerek öldürülmesi tarihe “Boraltan Köprüsü Katliamı” olarak geçmiştir. İşte böyle bir rezalet tekrar yaşanmamalıdır.

O halde aklı kıt olanlar gibi ırkçıların dolduruşuna gelip dolmuşuna binmeyelim. Biz Türkler, İslam kahramanı bir toplumuz. En azından dedelerimiz böyledir. Bin yıldan beri İslam dinini ve Müslümanları canımızdan aziz bilmiş bir ecdadın torunlarıyız. Aşımızı ve yemeğimizi Müslümanlarla paylaşmak bizim için şereftir. Zira rızkı veren Allah’tır, vesselam…    

 

Yorumlar

(21)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Süleyman Sırrı Dinçer

26 Nisan 2022 05:46

Kaleminize sağlık CESUR YÜREK.

JALE ÖZSOY

25 Nisan 2022 22:40

ANADOLUYU BİNLERCE YILLARDIR BİZ TÜRKLERİN KANIYLA CANIYLA KORUDUK 1000 YILDIR TÜRK YURDU YAPTIK BU TOPRAKLAR YILLARCA AHISKA TÜRKU KIRIM TÜRKÜ BULGAR TURKÜ TURKMENLER BATI TRAKYA TÜRKLERINDEN GÖC ALMISTIR VE TÜRK YURDU OLMASI SAGLAMLASTIRILDI.  

E.Ertuğrul Erol

25 Nisan 2022 20:36

İyiki sizler varsınız! Bu necip milleti bilgilendirdiğiniz için Allah yar ve yardımcınız olsun.

Vedat

25 Nisan 2022 20:24

Biz turk milleti ırk kültür gelenek dil aile yapisı cografya olarak araplarla farkliyiz.tek ortak noktamiz islam dini. 

DENİZ ÖZMELEN

25 Nisan 2022 20:20

SURIYELILERİ İSTEMİYORUZ TÜRK HALKININ % 90 I İSTEMIYOR ANLA BUNU ARTIK.  

cdn

25 Nisan 2022 17:31

aferin bütün suclar sirf gayrimüslimler kaynakli mavalli dini irkcilik degil de nedir . simdi yere göge koyamadiginiz BAE ye eskiden ne sövüyordunuz firavun diye para muslugu akinca mi akliniz degisti

Erzurumlu

25 Nisan 2022 16:56

Ümmeti Muhammed asm Muslumanlara verilen isimdir. Dualarımızda Allah im Ümmeti Muhammed e yardım eyle, deriz. Bu nedenle ümmet kavramına olumsuz bir kılıf geçirmek doğru değildir. Irkçılıkla alakası yoktur. İkinci olarak Ümmetçi ve İslamci kavramlarına da bir bakmak gerekir. Muslumanlara bir siyasi ideoloji yaftasını geçirmek için İslam karşıtlarının uydurduğu bir kavram ve çok kullanılan bir tanimlamadir. İslam dini vahiy dinidir. Allah in insanlara doğru yolu bulması için peygamberler vasıtası ile gönderdiği inanç bütünüdür. Herhangi bir ideoloji veya felsefe kılıfına sokulmaz. Böyle birşey yapıldığında vahiyden çikip insanların ürettiği bir düşünce akımına felsefeye dönüşür. Bu nedenle kavramları kullanırken yerli yerinde ve İslam düşmanlarının tuzağına düşmeyecek şekilde ifade etmek gerekiyor.  

Herkes

25 Nisan 2022 15:37

Cerkez çıkıyor, atama lâf edebiliyor. Kürt kardeşim rahatlıkla ben kürdüm diyebiliyor. Herkes ırkını veya cibilliyetini çok rahat söyleyebiliyor. Ancak biri ben TÜRKÜM dediği zaman ırkçı oluyor,dinsiz oluyor,sebataycı oluyor öylemi. 

Adnan

25 Nisan 2022 15:27

İsmet inönünün asker kaçağı olduğu söyleniyor, bu konuda bizi bilgilendirirseniz seviniriz

hesapçı

25 Nisan 2022 13:42

Menfi milliyetçilik (ırkçılık) dinimizde ve göreneğimizde zemmedilmiş, yasaklanmış amenna! Şu var ki, milliyeti aynı olan unsurlar başkalarının coğrafyasını, şehirlerini, hayat alanlarını istilâ etmesinler (maalesef ki çok geç kalındı bu cihette). Yani ictimai hayatın tanzimi için her milliyet ayrı yerlerde (bölgede, şehirde, sokakta, vs.) meskûn tutulmalıdır. Nitekim 90`lı senelerden beri olduğu üzre Batı ve Orta Anadolu`da, şark kökenli vatandaşların istilası hakim oldu. Anarşi bahane oldu, bittiği halde geri dönüş yok. Demografi değişti, karışıklar ziyadeleşti.

Vehbi Kara Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle