--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Şehrin göbeğinde zırhlı birliklerin ne işi var?

Vehbi Kara
Vehbi Kara
11

Türkiye’de iki tanesi başarılı, iki tanesi yarı başarılı ve iki tanesi de başarısız olmak üzere tam 6 defa askeri darbe yapılmıştır. 27 Mayıs 1960 ve 12 Eylül 1980 darbeleri başarılı (!) olmuş 12 Mart 1971 ve 28 Şubat 1997 darbeleri ise ancak hükümetin istifa ettirilmesi suretiyle tam olmasa da kısmen başarılı (!) olmuştur. 1962 ve 1963 yılında üst üste yapılan Talat Aydemir darbesi ve 15 Temmuz 2016 darbesi ise başarısız kalmıştır. İşte zırhlı birliklerin şehir merkezlerinin dışına taşınmasının en önemli nedeni bu kadar çok darbe yapılmaması içindir.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin yerleşik yapısı; dışarıdan gelecek tehditlere göre kurulmamıştır. “Yurtta sus, cihanda sus” prensibine uygun olarak tek partili faşist rejimin korunması maksadı ile halktan gelebilecek tehditlere göre yapılandırılmıştır. Eğer dış tehdit değerlendirmesine göre yapılmış olsaydı; kara birliklerimizin Sovyet veya Rus tehdidine karşı sınıra yakın Doğu illerimizde ve deniz kuvvetlerimizin ise Yunanistan’a karşı Adalar Denizi kıyılarında uygun yerlere kurulması beklenirdi.

Tencereyi pislettiniz” diyerek halkın seçtiği yöneticileri deviren bir cunta liderleri, askeri kışlaların şehir merkezlerinde bulunmasından istifade ederek “tereyağından kıl çeker gibi” kolaylıkla darbe yapabilmektedirler. Zırhlı birlik komutanlıkları, hâlâ askeri darbe için en kritik yerler olup başkentimizin ve önemli şehirlerin göbeğinde yer almaktadır.   

Tehdit değerlendirmesi yapılırken sıcak çatışmalardan uzak bölgelerdeki askeri birliklerin karargâh olarak seçilmesi; yönetim anlayışının darbeci ve faşist bir yapıda olduğunun en açık göstergesidir. Namlular dışa doğru çevrili olmayıp bilakis içeriye dönük durumdadır.    

Askeri kışlalar, vatandaşlarımızın olası bir sivil inisiyatif kullanmasına engel olacak şekilde başkent Ankara, İstanbul ve İzmir gibi şehirlerin merkezinde kurulmuştur. Ordumuzun en yüksek komutanlığı Genelkurmay Başkanlığı olup Cumhuriyetimizin kurulduğu günden bu zamana kadar Ankara’da bulunmaktadır. Diğer kuvvet komutanlıkları ve 2. Ordu Komutanlığı da Meclis yani parlamento binasının bulunduğu bu şehirdedir. 

Dünya’nın belki hiçbir yerinde olmayan absürt bir duruma da işte başkentimizde şahit olmaktayız. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı denize hiçbir kıyısı olmayan Ankara’da bulunmakta olup bir Allah’ın kulu “böyle bir şey olur mu?” diyememektedir.

Bir ordu komutanlığı İstanbul’da,  bir diğeri ise İzmir’dedir. Askeri darbeler esnasında cunta liderlerinin tehdit olarak gördüğü siviller ve bürokratlar, işte ordu komutanlığı karargahlarının olduğu bu binalarda bulunan hapishanelerinde işkence görmüşlerdir. 

Başbakan Adnan Menderes ve milletvekillerinin işkence görerek idam edilme ile sonlanacak acılar çektiği Yassıada, nasıl ki “Demokrasi ve Özgürlükler Adası” olmuştur; benzer şekilde masum insanlarımızın işkence gördüğü bu karargah binaları da “müze” şekline dönüştürülerek halkımızın ziyaretine açılmalıdır.

Zırhlı birliklerin bulunduğu askeri kışlaların şehirlerimizin göbeğinde bulunması aynı deniz kuvvetlerinin tuhaflığına benzemektedir. Normalde sınır bölgelerine yakın yerlerde askeri maksatlara uygun olarak konuşlanması beklenir. Fakat düşmanlarımızın alay konusu olarak bu absürt durumun hâlâ devam etmesi çok düşündürücüdür. Askeri bürokratlarla birlikte sivil yöneticilerin de bu demokratik ülkelerde benzeri görülmeyen mantıksız yapıyı değiştirmesi gereklidir.

15 Temmuz 2016 darbesinden sonra harp okullarının kapatılıp Milli Savunma Üniversitesine bağlanması isabetli bir yaklaşımdır. Fakat bu okullarda hâlâ demokratik ve sivil yönetim ilkeleri, öğrencilere benimsetilememektedir. Bilakis hâlâ ilkokul müsamerelerine benzeyen tiyatro gösterileri yapılmaktadır. Hatta askeri okulların eğitim müfredatında CHP’nin tek partili baskı yönetimi övülerek; öğrencilere zorla benimsetilmeye çalışılmaktadır. Eğitimciler ve devleti yönetenler şu hususu çok iyi bilmelidir. Meclis kürsüsünde “ihtimaldir ki bazı kelleler kesilecektir” sözünü övülecek şekilde anlatırsanız askeri okullardan ve üniversitelerden yetişen öğrenciler ya “devrimci” ya da “darbeci” olurlar. Her 8-10 yılda bir askeri darbe olmasını istemiyor isek benzer şekildeki faşist sloganları eğitim müfredatından çıkarmak zorundayız. 

Sonuç olarak askeri kışlaların şehir merkezlerinden çıkarılıp komutanların halkımız ile yakından kaynaşabileceği Anadolu köy ve kasabalarına çıkarılması gereklidir. Elbette askeri görev yapısına uygun bir şekilde coğrafya dersinin öğrettiği asgari şartlara da uyumlu olmak şarttır. Çünkü özellikle ABD’nin başka ülkelerde darbe yapmak için ülkesine alıp eğittiği ve sonradan general olması için desteklediği darbeci cuntalardan korunmak istiyor isek; böylesine kolay caydırıcı tedbirleri almamız gereklidir.

Şimdi düşünün bakalım: Bir Genelkurmay Başkanı darbe yapmak istiyor. Fakat zırhlı birlikler tehdit değerlendirmesine uygun bir şekilde sınır bölgelerine yakın yerlerde olsun. Bu birlikleri darbe yapmak için Ankara, İstanbul ve İzmir gibi şehir merkezlerine sevk etmek için kaç gün geçer. Hangi birlik komutanı bu darbeci generali dinleyip anayasal suç olan “yönetimi silahlı güç kullanarak değiştirmeye” çalışır? 

Hain 15 Temmuz darbesi üzerinden tam 6 yıl geçti. Askeri darbe yapılmasını önleyecek tedbirlerin çok azı alındı. Özellikle askeri okul müfredatları hâlâ faşist devrimci ve darbeci sloganlar ile dolu durumdadır. Zırhlı birliklerin şehir merkezlerinden alınması kadar bu husus da çok önemlidir, vesselam…

 

Yorumlar

(11)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Kafayı kuma gömmeğe devam

22 Nisan 2022 15:09

Ardıç’ın bugünkü yazısı müthiş eğlenceli: hani o hepimizin bildiği, hattâ bilmediği okul kitaplarında falan yer alan o meşhur ve yegane ali rıza efendi fotoğrafı var ya; oğlu ona bakıp: ‘bu bizim peder değil!’ diyor! haydaa, bu ne yaa! Ama bizimkiler; ‘olsun, olsun, siz atamızın öyle dediğine bakmayın, bizim vazifemiz gerçekleri ortaya çıkarmaktır!’ deyip basmaya devam ediyorlar da ediyorlar; ne şeker şeyler be, de-gel?

Can

22 Nisan 2022 14:48

darbeci albaya o yassiada da fatiha okundu ve alkis tutunca tek elestiriniz var miydi.  

HOMOTOKMAKUS

22 Nisan 2022 13:55

Sayin yazar,siz de olmayacak duaya amin diyorsunuz hep!  

Okur

22 Nisan 2022 10:51

"Kahrolsun Amerika bağımsız Türkiye" diyenler ülkenin üniversitelerinde öğrenci oldukları için başkentin ve ülkenin diger üniversite olan şehirlerinin çevresinde zırhlı birlikler ve Özel kuvvetler olmak zorundaydı. Türkiye NATO ülkesi olduğu için "bağımsız Türkiye, kahrolsun emperyalizm" veya NATO karşıtlığı bu üniversite olan şehirlerde çok olduğu için zırhlı ve darbe yapacak güçlerin bu şehirlerde olması gerekiyordu. Türkiye'de tehlikede olan Türkiyenin çıkarları degil ABD'nin çıkarları ve varlığıydı.

DemirAli

22 Nisan 2022 10:33

Ne gerek var askeriyeye Sevr i uygulayin.

Dost

22 Nisan 2022 10:32

Çok güzel Vehbi Bey. Tebrik ederiz.

10 DARBE OLMUŞTUR!

22 Nisan 2022 06:58

7. ŞUBAT 2012 MİT MÜSTEŞARI ÜZERİNDEN BAŞBAKANI İNDİRME Yargı darbesi 8. HAZİRAN 2013 GEZİ OLAYLARI İLE CHDPkk ve Fetö nün BAŞBAKANI İNDİRME DARBESİ 9. ARALIK 2013 YARGI DARBESİ 10. OCAK 2014 MİT TIRLARI "DAEŞ E SİLAH GÖTÜRÜYOR İFTİRASI" İLE BAŞBAKANA YARGI DARBESİ.

H.Y.E

22 Nisan 2022 06:03

Sanki sivil okullarda farklı müfredat takip ediliyor.Ayni tas aynı hamam.1923-1950 arası sanki Türkiyede cennet hayatı yaşanmış gibi sunuluyor.Bir de bu kişiler herkesten daha demokrat geçinemiyorler mi ? Güler misin,ağlar misin ?

Mehmet Aktepe

22 Nisan 2022 04:53

Hem zırhlı birliklerin sınıra alınması, hem de özellikle müfredat programında köklü değişiklik yapılarak zoraki dayatmacı dikta eğitiminden acilen vazgeçilmelidir

Yeter söz milletindir

22 Nisan 2022 04:31

Süresiz nafaka haram ve hukuksuzdur.Eninde sonunda kalkacaktır.Darbelerde haram ve hukuksuzdur.Bir daha yapılamayacaktır.Asla.

Vehbi Kara Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle