Robotlar ve İşsizlik

18 Mart 2019 Pazartesi

Robot teknolojisindeki gelişmeler iş dünyasında yeni sektörlerin doğmasına yol açtığı gibi çalışanları da işsiz kalırım korkusu sarıyor. Peki, gerçekten de elektronik ve bilgisayar teknolojilerindeki gelişmeler yeni bir işsizlik dönemini de peşinden getirecek mi?

Başka sorular da soruluyor:

Bilim kurgu romanlarında ve filmlerinde gösterildiği gibi çalışma hayatında insanlar yerine robot makinelerin çalıştığı bir dönem mi gelecek? Klasik işçi ve memurlar yerine tamamı ile bilgisayarların kumanda ettiği bir dünyaya doğru mu ilerliyoruz?

Geleceğin ekonomik ve sosyal değişimleri ile ilgili doktora tezi yazmış ve kitap yayınlamış birisi olarak bu konuda bazı cevaplarım vardır.

Evet, insanlar ücretli çalışma döneminden çıkıp kendi işlerini yapacağı yepyeni bir dünyaya doğru ilerlemektedir. Her ne kadar 20 yıldan önce gerçekleşmesini beklemediğimiz bu dönemde çalışma ilişkilerinde çok farklı bir hayata tanık olabiliriz.. Fakat bu durum sanıldığı gibi işsizlik sorununu doğurmayacaktır.  Zira tam ve yarım zamanlı çalışma yerini farklı çalışma şekillerine bırakacaktır.

Bu yeni döneme “Ownership and Liberty Age” yani “Malikiyet ve Serbestlik Çağı” denmektedir. Bu tez, doktora çalışmalarına ve çeşitli araştırma yazılarına konu olmuş ve bir çok üniversitede kabul görmüştür. 

Robotlar ve işsizlik konusunda, İngiltere’de yapılan bir araştırma sonucuna göre 2030 yılına kadar yaklaşık 1 milyon kişinin işini, makinelerin yapacağı ileri sürülmüştür. Oxford Üniversitesi ve Deloitte şirketi tarafından gerçekleştirilen araştırmada; İngiltere’nin kamu sektöründeki 850 binden fazla kişinin işini robotlar yapacaktır.

Bu işler genellikle tekrarlanan ve tahmin edilebilir iş kollarında gerçekleşecek. Halen İngiltere’de kamu sektöründe 1,3 milyon kişinin yaptığı idari görevlerin çoğunun makinelere devredilmesi söz konusudur.  

Fukuyama “Tarihin Sonu ve Son İnsan” isimli çalışmasında çok erken bir zamanda kapitalizmin zaferini ilan ederken robot çağını muhtemelen düşünememişti. Keza Fukuyama’nın aksini savunduğu Marksist teori de aynı şekilde robotlaşmanın ve akıllı makineleşmenin üretim sürecinde işçi sınıfının niceliğini azaltacağını kurgulayamamıştı.

Bununla birlikte çalışma hayatında robotların insanların yerini alması “Malikiyet ve Serbestiyet Devri” çalışmalarında çok daha anlamlıdır. Teknolojinin gelişmesine uygun öngörülerde bulunan bu teoriye göre; işçi-işveren, efendi-uşak arasındaki ilişki de büyük oranda kalkacak, ücretli sistem büyük oranda tarihin derinliklerine gömülecektir.

Bu yeni dönemde modern kölelik olan işçi-memur sınıfının yerini her geçen gün artan bir oranda robot makinaların aldığı görülmektedir. Fakat bu robotlar, popüler sinema filmlerinde gördüğümüz insansı makinalara pek benzememektedir. Karmakarışık kablo ve robot kollardan meydana gelen fonksiyonel cihazlar demek daha doğru olacaktır. İnsana benzeyen robotlar sadece bilim kurgu filmlerinde göze çarpmaktadır.

Bu robotların en önemli özellikleri; insanın duyduğu ihtiyaçlara gereksinim göstermemeleridir. Bunlar için enerjisini yani elektriğini vermek, yağını tamamlamak ve aşınan parçalarını değiştirmek; çalışmaları için yeterli sayılmaktadır. Bu robotların öğle yemeği arası, günlük ve haftalık mesai sonrası evlerine gitmek diye bir talepleri yoktur. Haftanın 7 günü ve 24 saat çalıştıkları halde sendikaya üye olmaya da ihtiyaç göstermiyorlar.

Peki, öğretmenler, polis memurları ve sosyal görevlilerin işlerinin belli bir kısmı makinelere verilirse, bu insanlar ne yapacak? İşte şimdi çalışma ekonomisi uzmanları bunu düşünüyor. Acaba robotların çalıştığı işlerde yer alan eski personel, farklı işlere mi kaydırılacak?Ya da işten çıkarılacaklar mı?

Deloitte Şirketi’nin daha önceki çalışmaları, makineleşmenin önümüzdeki 20 yıl içinde tüm sektörleri etkileyeceğini ortaya koymuştu. Rapor, ulaşım ve depolama alanında yüzde 74, toptan ve perakende ticarette yüzde 59 ve üretim sektöründe yüzde 56 oranında makineleşme yaşanılacağı beklenmektedir.

Buna rağmen yapılan araştırmalar; makineleşmenin büyük bir işsizliğe neden olmayacağını, zira son 140 yılda makinelerin ortaya çıkması ile birlikte çok daha fazla sayıda yeni iş alanlarının meydana geldiğini gözlemlemektedirler.

Düşünün bir kere, şu cep telefonlarının yaygınlaşması ile birlikte ne kadar çok alanda yeni işler açıldı. Programlamacılıktan tıp alanına, eğitimden ticari uygulamalara kadar yüzlerce yeni uzmanlık alanlarında insanlar faaliyet göstermektedirler. Kısaca sanayileşme döneminde işsizlik artmadı bilakis çalışanlara olan ihtiyaç daha da arttı. Halbuki ağır sanayi makineleri yüz kişilik işi birden yapabiliyordu.

Bir zamanlar tren çıkınca, faytoncular telaşa düşmüşler. “Eyvah işimiz elimizden alındı” diye feryadu figan etmişler. Fakat demiryolu sayesinde üretim ve ticaret o kadar çok artmış ki; bu ekonomik canlılık en fazla faytonculara yaramış. Otomobiller, kamyonlar icat edilince de ortaya çıkan bu yeni iş alanında faytonculuk yerini şoförlüğe bırakmış. Şimdi sadece turist gezdirip para kazanıyorlar. Kısaca söylemek gerekirse teknoloji insanları işsiz bırakmamaktadır. Robotlar yüzünden de işsizlik çıkmayacaktır.

Peki, robot makinelerin insanın yerini alamayacağı alanlar var mı? 

Elbette var. Hiçbir zaman makinelerin dokunamayacağı iş kolları arasında eğitim, sağlık, bakım sektörü ve halka birebir iletişim gerektiren işler, ilk başta sayılabilir.

Kamu görevlerinde ise kısıntılara gitmek isteyen hükümet için cazip bir seçenek olarak ortaya çıkan robotlar, ekonomik alanda yeni bir devrim meydana getirecek gibi görünüyor. Çünkü 2030 yılına kadar kamu sektöründe makineler kullanılırsa örneğin İngiltere’de 17 milyar sterlinlik bir tasarruf elde edilebileceği tahmin edilmiş.

İngiltere’de “Tekrarlanan ve tahmin edilebilir” iş rollerinin makinelere devredilmesi, yerel yönetimlerde çalışan ve 2001’de 99 bin, 2015’te 87 bin olan idari personelin, 2030 yılında 4 bine düşmesi anlamına gelmektedir.

Öğretmen, polis ve sosyal görevliler gibi kişisel etkileşim gereken işlerde ise makineleşme oranının yüzde 23’te kalacağı öngörülüyor. Finans müdürleri ve üst düzey yöneticiler gibi stratejik düşünce ve karmaşık akıl yürütme gerektiren işlerde bu oran daha düşüktür. Bu işlerin robotlara devredilme olasılığı sadece yüzde 14 seviyelerinde kalacağı bekleniyor. İş gücünün yüzde 20’sine denk gelen 1 milyon çalışan bu konumda bulunuyor. Yani işi sağlam. Robotlardan hiç çekinmelerine gerek yoktur.

Araştırma yapılan sektörlere bakılınca, kamuda teknolojinin bu değişikliklerde başı çekeceği görülüyor. Robot teknolojisi; veri girişleri ve sürücüsüz trenler gibi yerel yönetimleri destekleyen hizmetler alanında gittikçe yaygınlık kazanıyor.

Hastane ve bakım evlerinde de alıcı aygıtlar; hem hasta hem de hemşirelere daha kaliteli etkileşim olanağı sağlıyor ve daha fazla personel tasarrufu meydana getirmektedir.

Aslında robotlaşma ve otomasyon, çalışanların bir gecede işten atılmasına neden olmayacaktır. Bu değişimden doğacak etkiler; aşamalı ve yönetilebilir olacaktır. Ayrıca insanların yerine bütünüyle teknoloji kullanmak siyasi ve sosyal bir dirence neden olabilecektir.

Araştırmalar; kimi işlerin otomasyon nedeniyle yer değiştireceğini ancak yetenek gerektiren yeni ve iyi maaşlı işlerin de ortaya çıkacağını göstermektedir.

Öte yandan boş vakte zaman ayıracak yeni bir toplumun da temeli atılmış oluyor. Peki bu yeni dönemde en gözde meslek hangisi olacak?

Bu konuda şu öngörülerde bulunulmuştur:

Elbette insanlık ileriki zamanlarda ilim ve fenlere dönecek bütün kuvvetini ilimden alacaktır. Hüküm ve kuvvet ilmin eline geçecektir. Hem de Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan, cezâlet ve belagati ile öne çıkacaktır.

Aslında ilmin en parlağı olan belagat ve cezâlettir. İnsanların en çok gıpta edeceği işler belagat ve cezalete dair olacaktır. Hatta insanlar, kendi fikirlerini birbirlerine kabul ettirmek ve hükümlerini birbirine icra ettirmek için en keskin silâhını sözlerinin keskinliğinden ve güzelliğinden alacaklardır.

İşte Malikiyet ve Serbestiyet asrı denilen bu yeni asırda modern kölelik denilen işçilik, ücretlilik yerine; herkesin kendi işine sahip olduğu, özgürlüklerin güçlendiği bir dönem gelecektir. Bu dönemde ise en gıpta edilen meslek belagat olacaktır.

Retorik adı da verilen ve muktezayı halin gereğine uygun söz söylemek olan “belagat” sadece konuşma ile sınırlı değildir. Bir sinema eseri, bir kitap veya bir sohbet programı, kalitesine göre insanların en çok imreneceği alanlardan bir tanesi olacaktır. İnsanlar belagatlı insanlarla birlikte olmaktan büyük haz alacaklardır.

Belagat sahibi kişilerle aynı şehri paylaşmak veya aynı binada oturmak övünç kaynağı olacaktır. Günümüzde ilgi ile takip edilen talk-show programları, çok başarılı belgeseller ve sosyal medya aktivistleri yavaş yavaş bu tezi desteklemektedir, vesselam…

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • atilla özdüratilla özdür2 ay önce
    Ehdüstride üretimi arttıran ayni zamanda da ermayeverimliliğini yükselten bütün gelişmeyer emek ihtiyacını düşürür, dolayısıyle tekerteker bütün robotlar mek düşmanıdır. Sermaye de kendisi işçilerle uğraşma, dalaşma külfet ve tehlikesinden koruduğu kurtardığı için robota sarılır...İyi de robotlar tüketici değildir, ürettiği malı gidip çarşıpazardansatın almaz. Peki üretilen malı kimler satın alacak ve ve işsizkalan emekçi ne yapacak...Korkarım, gerçikorkuya ne gerek, aç ayı oynamaz. Halk ayaklanır tarihin son perdesi de böyle açılır...İçe dönük kalkınmapolitikasında da sendikalara marşı hükümetler haddinden ziyadecömert davrınıyorlardı. İşçiler yüksek ücret alsınlarki fabrikalarda ürettikleri malları satın alsınlarve böylece sanayici de Hazineyi feciye borçlandırıp kendilerine bol kazançlar sağlasın...
  • FeritFerit2 ay önce
    İnsanlar iyi niyetli olursa, yardımlaşma, dayanışma, hakça paylaşım olursa daha iyi bile olur. Tarımda, sanayide, inşaatta vb. her işi robotlar yapacağı için, gıda, giyim, ev ve eşyalar herkese bedava olur. İnsanlar vaktini ibadetle, tefekkürle geçirir. Çok isteyen yine bir işe girerek çalışır. Mesai günde üç - dört saat olur. İyi niyet olmazsa, savaşlarla, kazara laboratuvardan kacan virüslerle vb. insanlar milyar milyar ölürler.

Günün Özeti