--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ramazan Ayı ve Müebbet Tatil Cezası

Vehbi Kara
Vehbi Kara
9

Ramazanın ilk günü komutanlarımız çok sert tedbirler almış oruç tutan Türk öğrenciler iftar yapmasın diye yemekhanede önlem almışlardı. Birkaç öğrenciyle birlikte Libya’lıların arasına karışarak yemekhaneye girmeye çalışmış fakat enselenmiştik.

Yemekhaneden adeta kovarcasına uzaklaştırılmış iyi bir de fırça yemiştik. Biz yine de seviniyorduk zira öğrenci numaralarımızı kaydedip kimlik kartlarımıza el koymadıkları için mutluyduk. Çünkü böyle bir durumda hafta sonu izinsiz kalma veya oda hapsi cezası ile cezalandırılma söz konusuydu.

İlginçtir ki; okuldaki en az 150 Libyalı öğrenci için iftar yemeği çıkıyor, aynı okulun öğrencisi olduğumuz halde Türk öğrencilere üvey evlat muamelesi yapılıyordu. Hem de kendi ülkemizde…

Her ne ise… Bir yaz ayında (1983 yılı) o geç iftar saatinde teneffüshanenin yolunu tuttuk. Okul kantinden aldığımız bisküvi ve benzeri şeyler ile orucumuzu açtık. Birde güzel bir çay demlemiştik. İşte lezzetini unutamadığım iftar yemeği buydu.

“Ya Rabbi, her zaman bize öyle güzel nimetleri nasip et” diye dua etmişimdir. Evet bu acı duruma inanmak şimdiki insanlara biraz zor gelecektir lakin daha dün gibi gözlerimin önündedir.

Demek ki insana lezzet ve tat veren gıdalar değil; o an içinde bulunduğu haleti ruhiye ve gerçek iştah olsa gerektir. Şimdi çok daha iyi anlıyorum ki; her güzel şey; imanla ve Cenabı Allah’ın rahmeti, lütfu iledir. Eğer Allah isterse, en ucuz bir gıdayı hatta kuru bir parça ekmeği dahi güzel gösterdiği gibi, en nefis sofradaki nimetleri dahi tatsız ve acı hale getirebilir.

O yıl Deniz Harp Okulunda yaşanan bu skandal sayılacak bu rezaletler bazı komutanların aklını başına getirmiş olacak ki ertesi yıl ve sonraki yıllarda oruç tutmak serbest bırakılmıştı. Fakat 1987 yılında yeniden yasak uygulanmaya başlamıştı fakat bu sefer çok daha acımasızca yapılıyordu.

Evet oruç tutmak serbest bırakılmıştı fakat yemekhaneye girme zorunluluğu vardı. Yaz aylarında iftar saati geç olduğu için akşam yemeği oruç tutanlar için resmen bir işkence haline gelmişti.

1987 yılında okuldan mezun olmuş teğmen rütbesi ile savaş gemilerinde görev yapıyordum. Deniz Harp Okulundaki bu iğrenç tutumu gördükten sonra bize yapılan muamelenin çok daha kötülerinin yapılabileceğini anlamış oldum.

İşte böylesine kötü olayların yaşandığı bir okuldan mezun olun öğrencilerin donanmada başına gelecekleri tahmin edebilirsiniz. Nitekim 28 Şubat 1997 yılına kadar görev yapmış birisi olarak dilim döndükçe bu hatıralarımı okuyucularımla paylaşıyorum.

1997 yılında eşimin başörtüsü nedeniyle ordudan resen emekli edildim. Buna “ordudan atılmışsın” da diyebilirsiniz. İtirazım olmaz. Fakat itiraz edeceğim önemli bir husus vardır.

28 Şubat dönemimde Deniz Kuvvetleri Komutanı Güven Erkaya öncülüğünde Batı Çalışma Örgütü (BÇG) adı altında Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde yasadışı bir örgüt kurulmuştu. Bu örgüt mensupları, faşist darbeci askerlerden meydana geliyordu.

BÇG’nin en önemli görevi eşi başörtülü olan askerleri fişlemekti. Bu maksatla hastane, kantin gibi askeri tesislerden yararlanan başörtülü kadınların askeri kimliklerine bakılarak eşlerinin durumu tespit ediliyordu.

Dindar subay ve astsubaylar görevlerini daha iyi yaptığı için bazı komutanlar eşleri başörtülü olduğu halde bu durumu üst komutanlara bildirmiyorlardı. Fakat BÇG’nin fişlediği askerler Kuvvet Komutanlıklarından gelen özel subaylar tarafından bildirilince mecburen bu komutanlar fişlenen sakıncalı askerleri ordudan atmak için üstlerine bildiriyorlardı.

İşte ben de böylesine acımasız çarklardan geçirilerek önce “Kontrol Altına Alınması Gereken Şahıs” sonrasında “Şüpheli” ve son safhasında da “sakıncalı” statüsüne sokularak ordudan emekli edildim.

Emekli işlemi yapılırken Yüksek Askeri Şura (YAŞ) adı altında yargı yolu kapalı olan bir işleme tabi tutuldum. Bu 1982 Darbe Anayasasındaki madde 2010 yılında referandum kararı ile kaldırıldı. 2011 Yılında da sadece YAŞ kararı ile ordudan atılan benim gibi bin iki yüz kişiye emeklilik hakları geri verildi.

Fakat resen emekli olup ta bizden hiçbir farkı olmayan kararname mağduru asker arkadaşlarıma hiçbir hakları verilmedi. Bu konuda Kamu Kenetçiliği Kurumunun tavsiye kararına ve defalarca verilen sözlere rağmen hiçbir ilerleme sağlanamamıştır.

İşin daha acı tarafı ise 28 Şubat darbecilerini mahkemeye verip “müebbet hapis” cezası aldırdığımız halde bu general ve amiraller elini kolunu sallayarak hayatlarına devam etmektedirler.

Müebbet hapis cezası dünyada hiçbir yerde görülmeyen “müebbet tatil cezasına” dönüşmüştür. Üç yıldan beri bu absürt ve utanılacak durum hala devam etmektedir. Umarım 104 amiralin eski alışkanlıklarına devam ederek milletimizin seçtiği yöneticilere parmak sallaması, yöneticilerimizin aklını başına getirir ve gereken ceza işlemleri uygulanır.

Çekilen acıların bir parça hafiflemesi için bu amirallerin ve müebbet tatil cezası almış generallerin haklarında verilen cezaların bir an önce uyguanması gereklidir. Aksi takdirde iş mahşere kalacak ve bu sefer bu cezaları infaz ve uygulama sorumluluğu bulunan bütün devlet yöneticileri suçlu duruma düşeceklerdir.

Yorumlar

(9)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Şahin 66

22 Nisan 2021 00:50

Öz yurdunda garipsin öz vatanında parya bu vatanın gerçek evlatları hep garip

Alp Arslan

21 Nisan 2021 23:41

Müebbet hapis cezası almış suçlular topluluğu BÇG'liler KODESE tıkılmadigi icin başımıza 104 amiral emeklisinin .Muhtıra gibi bildirisi geldi.Tecrübeyle sarıh bu gibi bildiriler zaman zaman da gelecektir.

Rıfat

21 Nisan 2021 12:39

Hükûmet bu darbecilere hiçbir şey yapmamakla hayatının hatasını yapıyor, halbuki fırsat bunların eline geçer ise ortalığı kan gölüne çevirirler, dost acı söyler!..

Yok yok

21 Nisan 2021 08:37

Kesinlikle mahşere kalmasın. o tatil yerlerinde yaşayanların nasılda kibirli kibirli endam ettiklerine şahit oldukça içimiz kan ağlıyor. Utanmıyor saklanmıyor en mühimi KORKMUYORLAR... şu 103 haini hapse bile tıkmadılar. Bizimkiler neden bu kadar pasif?

Vakıa

21 Nisan 2021 05:19

Vehbi Kardeş 2015 yılında Süleymaniye de Suffe Vakfı'ında iktisat alanındaki tezini seminer olarak sunmuştu. Orada dinleyici olarak bulunan bazı akademisyenler çirkin bir üslupla resmen Vehbi Kardeş e hakaret ettiler. Bir anlam verememiştik. Bunların bağlantısı 15 Temmuz'un akabinde net şekilde ortaya çıktı. Kamudan ihraç edildile kripto FETÖ hainleri.

28 Şubat Zalimleri

21 Nisan 2021 05:05

Vehbi'yi 28 Şubat zalimlerine "İşte mürteci" diyerek hedef gösterdiler. Hanımı başını açmadı. Kendisi de namazı terketmedi. Hanımları başını açan kendileri namazı terkeden FETÖ elemanları Vehbi'yi müteaddit kereler ihbar etti. Sonunda bahriyeden ihraç ettiler. Ne maaş ne de emeklilik hakkı vardı. Adamlık zor günlerde belli olur. O Allah CC a güvendi. Elhamdulillah.

Okur

21 Nisan 2021 04:36

Ne çekmişsin ne abi.

OSMAN ÇETİN

21 Nisan 2021 04:34

Ey devlet yetkilileri hukukun üstünlüğünden bahsediyorsunuz. O zaman 2010 öncesi YAŞ Kararlarını yargı denetimine açacak yasal bir düzenleme yapın dosyamda imzası bulunanlarla yargı karşısında hasaplaşalım. Mesleğimizle alakalı vatanımıza hainlik yapmışsak bizi Ankara Kızılay meydanında idam edin bu konuda kapansın.

Erzurumlu

21 Nisan 2021 03:56

deniz ve hava harp okullarında bir cami bile yoktur. osmanlı eseri camiyi yıkmışlardır. işin kötüsükimse bu çirkin duruma çare aramıyor...

Vehbi Kara Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle