Ordumuzu Feto’dan Temizlemenin Yolları
FETÖ Yapılanması en fazla silahlı kuvvetlerimize zarar vermiştir. ABD’nin besleyip büyüttüğü ve darbeci generallerin semirttiği bu dehşetli örgüt, sadece Türkiye’nin değil bütün İslam aleminin karşı karşıya kaldığı en ciddi tehditlerden bir tanesidir.
Bu güne kadar yapılan çalışmalar örgüte zarar vermiş ise de kurutamamıştır. Hala inatla örgütsel faaliyetlerine hem yurt içinde hem de yurt dışında devam etmektedirler. Mahkemelere sızarak örgüt üyelerine 15 Temmuz 2016 darbesini inkar etmeleri söylenmekte, ABD ve Batılı güçlerin kendilerini kurtaracakları bahanesi ile asla örgütsel faaliyetlerini deşifre etmemeleri şeklinde baskı yapılmaktadır.
Bu durum FETÖ örgütünün çökmediğini sadece yeraltına çekilerek tekrar darbe yapmak için fırsat kolladığının en önemli delilidir. Peki, Feto ABD’de bu faaliyetlerine devam ederken bizler ne yapmalıyız? Hangi tedbirleri alarak bu darbeci terör örgütünün faaliyetlerine engel olabiliriz? İşte bu sorulara cevap arayalım…
ABD tarafından eğitilip içimize sokulan FETÖ örgütü neredeyse 40 yıl boyunca orduya çöreklenmiş sinsi bir şekilde ordunun her kesimine yerleşmiştir. Paralel Yapının en önemli arka bahçesi olan dershaneler kapatılmış olsa da mevcut eğitim kuruluşları aracılığı ile ülkemizin hatta dünyanın her yerinde kısıtlı faaliyet göstermeye devam etmektedirler.
Türkiye’de ve birçok ülkede iktidara gelmenin en kolay yolu olarak darbelerdir. ABD’nin milyarlarca dolar harcayarak ele geçirdiği ordular zamanı gelince verilen bir işaretle derhal darbe yapıp ülkeyi ABD menfaatleri için harcıyorlardı. 27 Mayıs 1960 darbesi ile birlikte, Talat Aydemir’in başarısız 1962 ve 1963 darbesi, 9 Mart 1971 başarısız komünist darbe, 12 Mart 1972 askeri darbesi (muhtıra), 12 Eylül 1980 darbesi, 28 Şubat 1997 post modern darbe ve arkasından gelen çeşitli başarısız darbeler, hep bu çabaların bir sonucudur.
Paralel devlet yapılanması yani FETÖ örgütü de darbe yaparak ülkeyiele geçirmek istemektedir. Bunu yaparken kullanılan en etkili yol eğitim kurumlarında aldatılan öğrencilerin kullanılmasıdır. Bazen sınav soruları çalınarak verilen yardımlar bazen özel hazırlık sınıfları kurularak özellikle askeri okullara FETÖ militanı asker yetiştirilmektedir.
İtiraz eden ve vatanına bağlı öğrencilere “itaat et kurtul” baskısı yapılarak büyük bir facia yaşanmıştır. Ordumuz darbeci generaller yetmiyormuş gibi bir de FETÖ örgütünün oyuncağı haline getirilmiştir. Generallerin yarısının bu örgüte mensup olduğunun tespit edilerek hapse atılması bunun bir delilidir.
Ülkemizde darbe için gerekli ortamı ABD ve Batılı güçler hazırlanmaktadır. Bunun için terörün azdırılması ve PKK’nın dahi teşvik edilmesi de dahil her yöntem gizliliğe gerek kalmadan açıkça gerçekleştirilmektedir. Zaten paralel yapıya destek olan medya organları da buna her daim destek olmaktadır.
Hükümeti özellikle ekonomik olarak zaafiyete sokarak darbe zemini meydana getirmek için ABD başta olmak üzere her türlü Siyonist ve ahlaksız yapı birlikte çalışmaktadır. Özellikle dindar insanlar öncelikli hedeftirler.
Darbeci yapının isteklerine boyun eğmeyen öğrenci veya subaylar derhal ordudan atılırlar. Örneğin eşinin başını örtmekte ısrar eden, içki içmeyen ve namaz, oruç gibi ibadetlerini yerine getiren askerlerin üzeri çizilmiş ve acımasızca ordudan atılmışlardır. Bu yazıların sahibi de 28 Şubat 1997 sürecinde ordudan resen emekli edilmiştir.
Ülkemizde 2010 Anayasa değişikliği referandumuna kadar süreç bu şekilde işlemiştir. Bu tarihten itibaren paralel yapı ile darbeci generaller ki bunların çoğu Sabetay Yahudileridir, işbirliği sonucunda Türk Silahlı Kuvvetlerinde eşi başörtülü olan, içki içmeyen, namazlarını kılan orucunu tutan subayların sayısı sıfırlanmıştır.
Cumhurbaşkanı ve başbakanlar her ne kadar dindar insanlar dahi olmuş olsalar da; silahlı kuvvetlerdeki bu acımasız ve ahlaksız terörü yani dindar askerleri ordudan atma işinde maalesef paralel yapı ve darbecilere daima destek olmuşlardır. Bunun vebali büyüktür ve her ne bahane bulurlarsa bulsunlar yapılan bu iğrenç işin sorumluluğundan kurtulamazlar.
15 Temmuz 2016 darbesinden sonra durum çok daha net olarak anlaşılmıştır. Paralel hiç gizlemeye dahi gerek duymadan Siyonist güçlerle işbirliği yapmakta devleti çökertmek için elinden geleni ardına koymamış 250 şehide ve binlerce yaralı vatandaşımıza sebep olmuşlardır.
Peki, bu duruma öngörüsüz ve aldatılmış yönetici ve darbeci generaller sayesinde gelmiş bulunduk. Hiç olmaz ise bundan sonra böylesine acı olayları yaşamamak için alınacak çareler ve tedbirler yok mudur?
Elbette vardır. Sinsi ve ser verip sır vermeyen İtalyan Carbonari mason teşkilatı gibi örgütlenen bu yapılar nasıl deşifre edilir ve darbe yapmasına nasıl mani olunur, bu konuda alınacak tedbirler şunlardır:
1. Bu güne kadar yapılan vicdansızca yapılan dindar kıyımını ortadan kaldırmakla işe başlamak gerekir. Yani ordu içinde dindar insanlara karşı uygulanan baskıya son vermek ilk iş olmalıdır. İçki içmeyen adamın sicilini bozmak kadar vicdansızlık olur mu? Bu güne kadar içki içmeyen benim gibi subaylara daima en düşük sicil notu bu maddeden verilirdi. Zira askeri sicil kanununda değerlendirme maddelerinden bir tanesi alkol ve uyuşturucu kullanımı olup bu maddenin amaçladığı şeyin tam aksi uygulanmıştır.
2. Askeri birlik ve kışlalara hiç olmaz ise NATO standartları ölçüsünde cami ve mescit yapılmalıdır. Unutulmamalıdır ki paralel yapıya mensup askerler “ima ile namaz” adı altında dinde yeri olmayan bir uygulama ile aldatılmışlardır.
3. Askeri okullarda namaz kılan orucunu tutan dini kitap okuyan öğrencilere baskı yapmak yerine Siyonist, Marksist, Faşist ve Bölücülük yapan öğrencileri kontrol altına almak ve bunları caydırmak gerekir. Unutmamalıdır ki bir öğrenci bu devleti ortadan kaldırmaya yönelik örgütlere ancak dini ve vicdani hassasiyetleri ölçüsünde karşı koyabilir. Her türlü ahlaki değeri tahrip eden şehveti ön plana çıkarıp bunun gibi insan zafiyetlerini istismarı yapan örgütlerle başa çıkmak çok zordur.
4. Askeri okula giriş şartları arasında dindar olması, namaz kılması ve oruçlarını tutması tercih sebebi olmalı kısaca dindar öğrencilerin bu okullara girmesini önleyen tutum ve davranışlardan kaçınılmalıdır.
İşte birkaç tane saydığım hususu dikkat edilirse paralel yapının damarları kesilecek bir daha kimse darbe yapmaya kalkışmayacaktır. Çünkü bugüne kadar yapılan ahlaksız darbeci uygulamalar en çok bu yapının işine gelmiş dini ibadetleri yasaklama sayesinde gizlilik yoluna başvurulmuştur. Bu sinsi yapıyı deşifre edecek en kısa ve kolay yol ise dindar askerler üzerindeki baskıyı kaldırmaktır.
Üzülerek şunu söylemeliyim ki kamu kurumları içerisinde en bahtsız kurum silahlı kuvvetlerdir. Çünkü yıllar boyunca darbeci yapı “eğer darbe yapar isek bu dindar insanlar emrimizi dinlemez” diyerek inançlı insanları ordudan attırmışlardır. Bugün namazını kılan dini hassasiyeti olan halkımızdan kopuk bir nesil yetişmiştir. Özellikle üst rütbeli askerler arasında bugün dahi bir tane dahi eşi baş örtülü bir general-amiral yoktur.
Bu durum halkımızdan kopuk ve dini milli geleneklerinden uzak bir komuta kademesinin varlığına işaret etmektedir. Türk kadınının kahır ekseriyeti gibi giyinmekten kaçınan ailelere sahip bir komuta heyeti Türkiye Cumhuriyetini muasır devletler seviyesine ulaştıramaz. Silahlı kuvvetlerimizde halkımızın özelliklerine sahip olmalı milli ve dini hassasiyetlere sahip çıkmalıdır, vesselam…


