--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Müebbet Hapis Cezaları İnfaz Edilmeli Mağduriyetler Giderilmelidir

Vehbi Kara
Vehbi Kara
12

Adaleti Savunanlar Derneği (ASDER) Basın Sözcüsü Mustafa Hacımustafaoğulları, yapmış olduğu açıklama ile 28 Şubat Davası ile ilgili çok önemli konulara değinmiştir. Ülkemizin her 8-10 yılda bir yaşadığı askeri darbelerle yeniden karşılaşmaması için Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ilgili bakanların burada geçen hususlara özel bir önem verdiğini biliyor ve devlet olarak gerekli icraatların derhal yerine getirileceğini dört gözle bekliyoruz.

Her şeyden önce hatırlatmakta yarar gördüğüm bir husus vardır ki bir devlet için olmazsa olmaz denilecek bir konudur. Altını çizmek gereken bu husus şudur: “Bir devletin devlet olabilmesi için suçları kesinleşmiş mahkûmların cezalandırması ve mağdur edilenlerinde haklarının iade edilmesi şarttır”. 

28 Şubat Darbe Davası ile ilgili Yargıtay kararını vermiş ve bu karara göre; aralarında Çevik Bir ve Çetin Doğan’ın da bulunduğu 14 generalin rütbelerinin sökülmesine ve müebbet hapis cezası ile tecziyeleri onaylanmıştır. Bununla birlikte üst mahkemenin kararına rağmen cezaların infazının geciktiği görülmektedir.

Dünyanın hiçbir yerinde müebbet hapis cezası alan darbeci askerlerin ellerini kollarını sallayarak gezdiği görülmemiştir. Bu durum darbe yapmaya hevesli askerleri yeni bir darbe için heveslendirmekte ve demokrasiye bağlı olan vatandaşları derinden üzmektedir.

Yargı ve infaz işlemlerinin şakası olmaz ve gerekli ciddiyet ve hassasiyetin gösterilmesi devletin bekası açısından son derece önemlidir. Zira yargılama süreci çok üzün sürmüştür. İlk mahkemeden ağır cezalar almasına rağmen sanık general ve amiraller serbestçe gezip basına açıklama yapma cüretini dahi göstermişlerdir. Nitekim üç yıl gibi uzun bir süre sonunda temyiz mahkemesi nihayet karar verebilmiştir.

Geciken adalet, adalet değildir. Bu çok önemli hususun altını bir kez daha çizmek gerekiyor. Zira yargı kurumları ve infaz savcılıkları, söz konusu suçlular general ve amiral olunca ayrıcalıklı bir tavır içine girmekte ve görevlerini savsaklamaktadır. Bu nedenle müebbet hapis cezası almış darbeci Kenan Evren; gasp ettiği Cumhurbaşkanı makamının kendisine sağladığı avantajları kullanarak eceli ile ölmüş ve devlet töreni ile cenazesi kaldırılmıştır. Elbette böylesine absürt bir durum ancak geri kalmış ülkelere ait acı bir gerçektir.

Şimdi 28 Şubat 1997 darbecilerinin gözyaşlarına bakılmayarak cezalarının bir an önce infaz edilmesi gereklidir. Aksi takdirde milletimizin adalete, devlete ve yargı kurumlarına karşı güveni zayıflayacaktır. Yunanistan’da olduğu gibi yaşına bakılmaksızın darbeci askerler hapse atılmalı ve mahkemelerin haklarında vermiş olduğu cezalar infaz edilmelidir.

28 Şubat davasında, işlenen suçtan doğrudan doğruya zarar görenler, darbeci askerlerin hukuka aykırı olarak ezmek istediği vatandaşlardır. İmam hatip lisesi mezunlarının üniversiteye alınmaması, başörtülü öğrencilerin üniversitede okutulmaması, başörtülü memurların memuriyetten atılması, 28 Şubat darbesini gerçekleştirenlerin ana hedefleri içerisinde yer almıştır.

Ayrıca, 28 Şubat darbe sürecinde, başörtüsü nedeniyle üniversiteden ilişiği kesilen, başörtüsü nedeniyle kamu görevinden atılan, irtica gerekçesiyle ordudan uzaklaştırılan subay ve astsubaylar, bu suçtan doğrudan doğruya zarar görmüşlerdir. Bununla birlikte 25 bankanın hortumlanarak yolsuzluğa alet olması ve zararlarının halka ödetilmesi hala içinde yaşadığımız ekonomik sıkıntıların nedenlerinden bir tanesidir.

Yargıtay kararında darbeden çok ağır bir şekilde etkilenen bu kişileri yani müştekileri yok sayarak; doğrudan doğruya zarar görmedikleri ve bu nedenle davaya katılma haklarının bulunmadığına karar verilmesi, çok büyük bir haksızlıktır. Nitekim Kamu Denetçiliği kurumunun Türkiye Büyük Millet Meclisine ve hükümete gönderdiği kararlarda bu durum ve gerekli işlemler açıkça belirtilmiştir.

28 Şubat sürecinde mağdur edilenler, 12 Eylül 2010 tarihinde yapılan referandum sonucunda bazı haklara kavuşmuş ise de bunların sayısı son derece sınırlı olmuştur. Benim de içinde bulunduğum Yüksek Askeri Şura kararı ile ordudan emekli edilen 1600 civarındaki askere sosyal güvenlik hakları verilmiştir. Fakat sayısı 3000 civarında olan ve aynı suçtan yani eşlerinin başörtülü olmasından dolayı resen emekli edilen kararname mağduru askerlere zırnık dahi verilmemiştir.

Bir hukuk devletinde böylesine içler acısı bir durum meydana gelmez. Ancak her 8-10 yılda bir darbe yaşanan demokrasinin kemale ermediği geri kalmış ülkelerde böylesine yersiz ve hukuksuz durumlar ortaya çıkar.

Hukuksuzluğun boyutunu ifade edebilmek için şu hususu öne sürmek gerekiyor: Bütün dünyada uygulanan benzeri iş hukuku kanunlarına göre; her haksız fesih sonrasında mağdur edilen vatandaşlara tazminat ödendiği, bir gerçektir. Mahkeme kararları ile kesinleşmiş 28 Şubat gibi yolsuzlukların ve büyük hak ihlallerinin yaşandığı durumlarda devletin yapacağı işlem ise çok basittir.

Kanuni hakları bizzat devlet organları tarafından gasp edilen mağdur vatandaşların; yine kanunlar tarafından belirlenmiş kurallar ile maddi hakları aynen iade edilmesi gereklidir. Manevi yıkım ve meydana gelen diğer zararlar ayrı bir konudur. Fakat sayısı ve miktarı belirli maddi zararların devlet tarafından tazmin edilememesi kabul edilemez.

Ayrıca mevcut iktidar mensupları ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, yapmış olduğu seçim konuşmalarında bu hukuksuzluğun giderilmesi gerektiğini defalarca zikretmişlerdir. Aradan yıllar geçmiş benim gibi birkaç kişi dışında kimsenin mağduriyetlerin giderileceği hakkında bir umudu kalmamıştır.

Fakat ister sağcı ister solcu her kim olursa olsun, hukuksuz bir şekilde işlerine son verilerek mağdur edilen vatandaşların haklarını savunmak gazeteci olarak boynumun borcudur. Ölene kadar bundan vazgeçmeyeceğimin bilinmesini isterim. Mağdur insanlar ise öldükten sonra ruz-i mahşerde bu haksızlığın kat kat fazlasını alacağı; İslam inancının bir gereği olarak ortada durmaktadır. 

Son olarak şu husus belirterek Sayın Mustafaoğulları’nın dediği gibi derim ki; “Çıkarılacak bir yasa ile, ya bu kişilerin mahkeme önüne çıkmaları için önleri açılmalı veya haklı oldukları tespit edilenlerin hakları, mahkemelerce göreve dönen Ergenekon, Balyoz, Casusluk davalarında mağdurların hakları ne şekilde verilmiş ise 28 Şubat davası mağdurlarına da verilmelidir”, vesselam…

Yorumlar

(12)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Mehmet

21 Temmuz 2021 23:27

Fikrini yazan bir insana bile tahammül edemeyenler var. Hiç olmazsa kibar olmayı deneyin.

Halit Bağdatlı

15 Temmuz 2021 00:19

Çok güzel bir yazı olmuş. Allah razı olsun. Rabbim, eline, diline, kalemine kuvvet versin. Inşaallah bu temenniler hükumet erkanının nazarı dikkatini celp ederde Asder Idare Heyetini huzura çağırıp arz ve talepleri dinlemek için bizzat mülaki olurlar.

mahkeme kadıya mülk değildir

14 Temmuz 2021 23:29

bak, stalin zartayı çeker çekmez hruşçev onun işini bitirdi. aradan bir süre geçti, leninin sadece saman doldurulmuş cesedi anı olarak saklanıyor.  

onun da sesi çıkmıyor

14 Temmuz 2021 23:25

Bi de dovu silahlıoğlu vardı, tam bi provokatör; noldu sahi o 

Serdar

14 Temmuz 2021 13:56

Bir ülkede hukuk guguk haline gelirse bunların olması normaldir, en geri kalmış Afrika da bile böyle hukuk yok!

Firat

14 Temmuz 2021 10:29

1- darbenin askeri kanadi aldigi cezalar neticesinde infazlarinin biran once yapilmasi.. 2- darbenin diger ayagi olan medya,stk,yargi,burokrasi ve siyasi ayaklariyla alakali yargilamalarin baslatilmasi. 3- 28 subat kararlarindan dolayi ömürleri cezaevlerinde gecmis muslumanlarla alakali iadei itibarlarinin yapilmasi ve tazminatlarinin odenmesi.. 4- darbe mahsulu yargipamalardan dolayi hala iceride bulunan muslumanlarin cezalarinin sonlandirilmasi.. 5- bu yargilamalar ve uygulamalar neticesi magdur edilmiş her kisinin haklarinin iade edilmesi.

Okur

14 Temmuz 2021 09:54

Atatürk'ün ilke ve inkılaplarına göre yapılmış darbelerdir. İlke ve inkılapları yargılıyamadığımız sürece bir adım yol alınamaz. İlke ve inkılaplarına taptığımız insana Anıtkabir yapmışlar bir ses çıkaramıyoruz. Ülkenin her köşesine heykeller dikmişler kimse hesap soramıyor. Altı ok gibi faşist sembolleri taşıyan partilerimiz var. Cumhuriyete halk oylamasıyla geçilmedi darbe ile geçildi. Kaç kişimiz ulu önderimizin yaptığı şu yanlıştı diyebiliyor. Kenan Evrenin ilke ve inkılapları yok ki; neyini yargılıyalım. Kenan Evrenin darbe yaparken kullandığı ideoloji yargılanmalıdır.

Kocasolak

14 Temmuz 2021 09:30

Türkiye Cumhuriyeti MUZ mu? Yoksa bir ÇADIR devleti mi? İç işleri bakanlığı, adalet bakanlığı, bu ÇARPIKLIĞI derhal gidermeli. Verilen cezalar infaz edilmeli. Aksi halde ADALETİN olmadığı yerde bir devletten söz edilemez olsa olsa bir karikatür ülke olur.

yaşayan ölüler

14 Temmuz 2021 08:58

çevikbir, çetindoan bunlar hâlâ hayattalar mı, bilmiyordum.

Ömer

14 Temmuz 2021 05:46

Yahu bu adalet mekanizmasına ne oldu . Sadece siyasi suçlar değil adi suçlarda ceza almıyor ya da az alıyor . Adam cinayet işliyor gülerek hapse giriyor biliyor ki üç beş senede çıkacak . Trilyon soygun yapıyor serbest kalıyor . Hapishane sanki otel gibi girip çıkıyorlar . Mağdur ne yapsın elinden bir şey gelmiyor . Hani idam gelecekti o da yok . Hükümetimizi destekliyoruz ama adalete çeki düzen vermesi gerekir böyle devam edemez .

Vehbi Kara Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle