Mısır’da Bir Cuma Namazı

22 Mart 2019 Cuma

Yolumuz Mısır’ın Abu Qır limanına düştü. Burada da Cuma namazı kılma imkânı buldum. Bu müminlerin en önemli ibadetlerinden biri olan Cuma namazı başta olmak üzere Mısır hatıralarıma yer vermek istiyorum.

Mısır’a gelmiş olan denizciler bilir; Türkiye ve Suriye uyruklu kişilere liman dışına çıkma izni verilmiyor. Buna karşılık gemimiz çok güzel bir caminin bulunduğu rıhtımın tam karşısına yanaştı.

Liman dışına çıkamıyorduk lakin vakit namazlarımın büyük çoğunluğunu “Hamid Mescidi” isimli camide cemaatle kılma imkânı buldum. Cuma namazını da burada kılmak nasip oldu.

Cuma hutbesi; doğruluk ve Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed’in (asm) güzel ahlakı üzerine idi. Hutbede Şanlı Nebi’nin birçok güzel sıfatı ve tutum ve davranışları anlatıldı.

Arapça bilmediğim halde Kuran tefsirleri okuduğum için dini terminolojiyi biliyordum ve hutbenin çoğunu anlama imkânı bulmuştum. Okuyucularıma tavsiye ederim özellikle Kuran tefsirlerini okusunlar. Bu sayede hem Kuran terminolojisini hem de Arapçayı öğrenebilirler…

Bu cami, Osmanlı mimarisini hatırlatsa da minaresi dörtgen bir şekilde tipik Kuzey Afrika camisi şeklindeydi. İçi ise aynı Türkiye camileri gibi döşenmiş minberi de aynı bizdeki gibi cemaati bölecek şekilde mihrabın hemen yanına konulmuştu. Burada da hutbeyi Arapça dinlediğimden olsa gerek Cuma namazını huşu içinde kılmıştım.

Caminin bahçesindeki Palmiye ağaçları rüzgârın etkisi ile sanki bizim ibadetimize iştirak eder gibi rüzgârın etkisi ile zikir çeken dervişlere benziyordu. Yapraklarının hışırtısını ve adeta zikir seslerini unutmam mümkün değildi. Rabbim kabul etsin. Biz denizciler için böyle Cuma namazları güzel bir ikramiye oluyor, İslam kardeşliğini ruhumuzda ve bedenimizde yaşama fırsatı veriyordu.

Bulunduğumuz rıhtım askeri bir limanın içindeydi, Hemen yanı başımızda hücumbotlar ve savaş gemileri yer almaktaydı. Bu durum beni çok düşündürmüştü. Yahu ticaret gemileri ile iç içe savaş gemisi yer alır mı?

Bu gemilerin her biri ayrı ülkede üretilmişti. Hatta Türkiye’de üretilen sahil güvenlik botları da vardı. İtalyan, İngiliz, Çin ve ABD yapımı bir çok gemi sıra sıra dizilmişti. Mısır gibi ülkelere teknoloji transferi yapmadan ithal ikame yöntemi ile sömürmeye devam ettiklerini buradan hemen anlayabilirsiniz.

Sonradan kendi ülkemi düşündüm. Hükümetimizin son yıllardaki gayreti savunma sanayimiz çok gelişmişti. Hatta bir çok ülkeye silah satıp pazarlayan bir ülke haline gelmiştik. Demek ki Batı güdümünden kurtulmak böyle bir şey. Ülkeleri silah satışı ve uydurma gerginliklerle resmen köleleştiriyorlar.

Türkiye- Mısır mukayesesi ister istemez insanı düşündürüyor. Ülkemizin 40 yıl önceki halini burada görmek mümkün. Kenan Evren darbesi ile Sisi’nin darbesi arasında hiçbir fark yok. Darbeleri, ABD ve Batı dünyası yüzsüzce ve ahlaksızca destekliyorlar. Sırf bu yüzden Batının gerçek içyüzünü görmek mümkündür. Hala ibret alamayanların aklına şaşayım. Hadi akıllarını iptal etmişler bunlarda duygu ve düşünce de kalmamıştır.

40 yıl öncesinde Türkiye’nin her tarafında aynı Mısır’daki gibi askerler vardı. Yurt dışından gelecek saldırıları bertaraf etmek için kurulan askeri birlikler acaba başka bir görev yapıyor olmasınlar mı? Örneğin Mısır’daki gibi dışa karşı değil de içten gelecek bir milli uyanışı boğmak için konuşlandırılmış olmasın sakın?

Günümüzde her ne kadar deniz kuvvetleri unsurları sivil bölgelerden ayrılmış olsa dahi şehir merkezlerindeki zırhlı birlikler, insanı düşündürüyor. Bunlar dış tehdide karşı hudut bölgelerine yakın yerlerde konuşlandırılsa daha doğru olmaz mıydı? Fakat askerlerimiz uzun yıllar halkımıza hizmet için değil Batı güçlerinin menfaatlerini korumak için görev yaptılar. Her milli uyanışta da darbe yaparak ülkemizi ekonomik ve sosyal yıkıma uğrattılar.

Bu durumun başka bir izahı yoktur. Şehrin göbeğinde örneğin İstanbul ve Ankara’nın merkezinde tankların ne görevi olabilir ki? Anlaşılıyor ki; silahlı kuvvetler, dış tehditten ziyade halka karşı konuşlandırılmıştır. Milletin silah verip sınırlarımızın dışından gelecek saldırılara karşı koyması için bel bağladığı ordumuz; daha çok darbe yapıp halkın seçtiği iktidarları devirmek için görev yapmaktadır.

Benim gibi dinine ve vatanına bağlı askerler yerine ABD ve Batı güçlerine bağlı askerler yetiştirmek faşist generaller için daha önemlidir. Ne edip imanlı askerleri ordudan atmak en birinci vazife olmuştur. Güven Erkaya denilen bir kişi; bütün donanma subaylarını toplayıp birinci görevimiz; “irtica ile mücadele etmektir” demiş “eşi başörtülü olan hiçbir askeri orduda tutmayacağım” diyerek apaçık tehdit etmişti. Bu iğrenç sözlere şahit olmuştum.

Hanımların başörtüsü çok ciddi bir sorun olmuştu. Çünkü bu kıyafet askerlere Müslüman olduğumuzu hatırlatıyor; Batı menfaatlerinden önce ülke menfaatlerimizin geldiğini gösteriyordu. Ordunun komuta kademesini türlü entrikalarla işgal etmiş Sabetay Yahudilerinin bundan çok rahatsızlık duyması normaldir tabii ki…

Mısır’daki askeri birlikler de özellikle İsrail tehdidine karşı değil çıkabilecek bir halk ihtilaline göre konuşlandırılmıştır. Örneğin sınır olan Sina Yarımadasında ciddi bir askeri güç bulunmamaktadır. Bizim Lozan Anlaşmasına benzer şekilde anlaşmalarla jandarma gücü bulundurabilmekteler. Aynı İstanbul ve Çanakkale Boğazlarına sınırlı sayıda asker sokabilmemiz gibi Mısır’a da benzer bir anlaşmayı yutturmuşlardır. Biz Möntrö anlaşması ile bunu kısmen giderebildik lakin Mısır’ın yöneticisi Sisi’nin bunu yapması çok güçtür.

Diğer önemli bir konu ise Mısır ekonomisinin asker kontrolünde olmasıdır. Askerler ticaret ve üretim ile o kadar iç içe geçmiştir ki asıl uzmanlık konusu bu olmadığından bürokratlar ülkeyi soyup soğana çevirmektedirler. Bizdeki Sabetaycı hırsızlar gibi daha çok Hırıstiyan azınlık Mısır’ın kaynaklarını acımasızca Batılı ülkelere peşkeş çekmektedir. Olan ise Mısırlılara olmaktadır.

Bizim bulunduğumuz günlerde genç insanların idam edilmelerinden dolayı yönetime karşı ciddi bir kızgınlık vardı. Elbette zulüm payidar kalmaz. Mısır’da bir gün özgürlüğüne kavuşup zalim darbecilerini yargılayacaktır. Fakat asıl önemli olan ise o dehşetli haşir meydanında “yaleyteni küntü turaba” yani “keşke toprak olaydık” diyecekler, ne kötübir dönüş yeridir orası, vesselam…

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • hamidohamido2 ay önce
    Sayın yazar, hacı kardeşlerimizin hacda taşladığı şeytandan daha tehlikelisini ve daha alçağını taşladığının farkındamısın????
  • Celil yağmuroğluCelil yağmuroğlu2 ay önce
    Vehbi bey bu güzel yazılarınızdan dolayı teşekkür ederiz,Mısırlıların %70 Fellahtıryani çifçi çok zavallı insanlar her şeye inanırlar ve Kuranına bağlı İnsanlar aynı zamanda ezik bir ruha yapıyasahıp çünkü Bunları çok uzun zaman içinde hiç merhamet olmayan zenginaileler Bunları köle gibi çalıştırmışlar çünkü araziler hep zengillerin elimde bunlara mecbudurlar bu zavallı insanları bu zenginle yani,,( havace arapça خواجة ) isimlendiriler bu zeginin elinde kırnaç karşısında zavallı Fellah boynü bükük durar emir bekler her dakikada bir İTFADDALYA BEE yanı buyru beyim demek mecburiyetinde,,BU KRAL FARUK ZAMANINDA ,,AMA ÜST AKIL ARAP ÜLKELERİNE YENİ BİR AYAR VERMESİ GEREKİYORDU,,IRAK,SURYE,LİBYA,be diğerleri gibi MISIRA Cemal Abulnazırı getirdiler ASLINDA ODA ÜST AKLIN ADAMI,, Halkçı olarak çıktı karşılarına ama AMAÇLARI ,,HASAN BENNAYI YOK ERMEKTİR ÜST AKLIN GAYESİ BİR GÜN GELİR İSLAM DEVLETİ KURULMASINDA KOKUYORLARDI ,,bu Fellahların bir çoğu Nasır onlara sahip çıktı çünkü açlar ÜST AKLIN ŞEYTANİ AKLI BU OLMASI GEREK,,,ama Mısır halkından bu eziklik ruhundan hiç bir zaman çıkmadı,,ŞİMDİ ÜST AKILIN MISIRDA BÜYÜK BİR KAOS YARATMAKİSTİYOR ( kıptılar Mısırfa 20 Milyona sahipler ,,ve ayrıca ÜST AKIL şimdi dinsiz bir toplum yaratıyor bunların arasında ZENGİNLER ÇOĞU DİŞARIDA YAŞIYOR,,SANATÇILAR,,KİRİPTO YAHUDİ,,,BU PLAN PİŞMEK ÜZERE,,ÇOK KANLI BİR DEVRİM OLACAK YİNE ÜST AKIL KENDİME GÖRE BİR LİDER GETİRİR,,MISIRİ ÜST AKIL BE SİYONİST YAŞATMAZ,,Vesselam,,,YA
  • ORHAN İNANORHAN İNAN2 ay önce
    Ellerinize sağlık.islam dünyasının çok önemli bir meselesinden,ızdırap içerisinde olan bir islam ülkesinden bahsetmişsiniz.Aynı çileyi bu Millet de çok çekti.İnşallah bundan sonra bize bir daha darbe işkencesi yaşatamayacaklar. Kısa zaman sonra da bütün müslümanlar uyanacak ve başlarındaki darbeci zalim despotları kovacaklar..
  • AHMEDAHMED2 ay önce
    Kaleminize sağlık. Türkiyenin gelişmesini, bağımsız bir ülke olmasını istemeyen dış güçler,iç odaklarla iş birliği yapıp darbe yaptırıyorlar. Kendini Atatürkçü yada solcu zannedenler destek vermekle ülkemize hainlik ettiler ve ediyorlar..Amerika, İngiltere, Almanya ve Fransada niçindarbe olmuyor.Şimdi de içeriden veya Avrupadan bir darbe, yaptırım , karışıklık olsa da R.T.Erdoğan devrilse diye dört gözle bekliyorlar. Bunlar hep kripto kalıntılar.
  • rahmetle anamiycazrahmetle anamiycaz2 ay önce
    Evren, Sisi' yi andırdığı kadar; aynı zamanda da İdi Amin ya da Bokasso miyarında bir adamdı.
  • Evrensi SiEvrensi Si2 ay önce
    Sisi' nin o günkü muadili olan Evren ihtilal yapmıştı. Bir süre sonra dış dünyaya açık bir basın toplantısı yaptı. Yabancı bir gazeteci sorusunu ingilizce sordu ve cevabını da ingilizce istedi. Her Türk zaten anasından normal olarak ingilizce bilir olarak doğar, ama nedense Evren; "veremem, ben ingilizce bilmiyorum çünkü netekim" dedi. Gazetecinin o anki bakışı şöyle diyordu adeta ona: "Öküze bak, bir de darbe yapmış, ne olur bu odundan lan!"

Günün Özeti