--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Medine Yahudileri ve Ensar

Vehbi Kara
Vehbi Kara
16

Mekke’de Mescid-i Harâm’a 3 kilometre mesafede etrafı tepelerle çevrili küçük, kuytu bir vadiye Akabe ismi verilmişti. Nübüvvetin on birinci yılında yani Miladi 620 tarihinde Hazreti Muhammed (asm) Yesrib (Medine) halkından bir grupla Akabe’de karşılaşmış ve onlara İslâm’ı tebliğ etmişti.

Hazrec kabilesine mensup olan altı kişilik bu grup İslâmiyet’i kabul etmişti. Bu kişiler ayrıca Evs kabilesiyle aralarında yıllardır süregelen savaşların yol açtığı düşmanlığın ortadan kalkması konusunda Hazreti Peygamber’den (asm) yardım istediler. Medine’ye döndüklerinde Hazrec ve Evs kabilelerine İslâm’ı anlatacaklarını söyleyerek ertesi yıl tekrar buluşmaya söz verdiler.

Bu küçük Müslüman grubun Medine’de gösterdiği çabalar sayesinde birçok kişi İslâmiyet’i kabul etti. Bunlardan 10 Hazrecli ve 2 Evsli kabile mensubu, verilen söz üzerine ertesi yıl Mekke’ye gelip Akabe’de Hz. Peygamber’le (asm) yeniden buluştular.

“Hiçbir şeyi Allah’a eş koşmayacaklarına, hırsızlık ve zina yapmayacaklarına, çocuklarını öldürmeyeceklerine, birbirlerine iftira etmeyeceklerine, emirlerine uyacaklarına” dair söz verdiler ve Hazreti Muhammed’e (asm) biat ederek tabi olduklarını bildirdiler.

Hz. Peygamber (asm), Yesrib halkına İslâm’ı ve Kur’an’ı öğretmesi için Mus‘ab b. Umeyr’i gönderdi. Bir yıl boyunca Mus‘ab’ın gösterdiği gayret sonunda Yesrib’in iki büyük reisi Sa‘d b. Muâz ile Üseyd b. Hudayr, Müslüman oldular.

Miladi 622 yılı hac mevsiminde Hz. Peygamber’i (asm) Medine’ye davet etmeye karar veren, ikisi kadın yetmiş beş Medineli, Akabe’de yeniden buluştu ve kendisinden Medine’ye gelmesini istediler. Hazreti Muhammed (asm) Medineliler’in davetini kabul ederek oraya hicret etme kararını verdi.

Bu anlaşmadan sonra Hz. Peygamber (asm) ashabına da Medine’ye hicret etmeleri için izin verdi. Aynı yıl içinde kendisi de Hz. Ebû Bekir’le birlikte hicret etti. Böylece İslâm tarihinde yeni bir dönem, Medine dönemi başlamış oldu. Bu şehir artık "Medine-i Münevvere" yani aydınlanmış şehir olarak anılmaya başlanacaktır.

Hazreti Muhammed (asm), aralarında Beni Kaynuka, Beni Nadir ve Beni Kurayza isimli Yahudi kabileleri de dahil olmak üzere bölge halkları arasında Medine Sözleşmesini yaptı. Fakat Yahudiler özellikle Hendek Savaşı esnasında sözleşmeye ihanet ederek Mekke’li müşrikleri desteklediler ve sonunda belalarını buldular.

Şimdi günümüze gelerek acı bir gerçekle yüz yüze kalacağız. Zira 1443 yıl önce nasıl ki Medine’li Yahudiler, Müslümanların Mekke’li müşriklerden kaçıp bu şehre sığınmasına karşı çıkmışlar aynı şekilde Türkiye’deki Sabetay Yahudileri, Suriyeli, Iraklı ve Afgan muhacirlerin ülkemize gelmesini istememektedirler.

Hâlbuki biz Türkler, 500 yıl önce İspanyol engizisyon mahkemelerinde diri diri ateşe atılarak öldürülen Yahudileri topraklarımıza kabul etmiştik. Yahudiler, bütün dünyada ezilip aşağılanırken İstanbul, Selanik ve İzmir gibi şehirlerimizde özgürce ve dinlerinin gereklerini yerine getirerek yaşamışlardı.

Sahte Mesih Sabetay Sevi’nin müritleri soyadı kanunundan yararlanarak geçmişleri ile ilgili izleri sildikten sonra kendilerine “Türk” ismi vererek gerçek Türkleri aşağılamaya ve ezmeye başladılar.

Türkiye’de bürokrasi ve silahlı kuvvetleri ele geçiren Sabetaycılar, İslam’ın en önemli emir ve yasaklarından olan namaz kılmayı, oruç tutmayı, içki içmeme gibi dini emirleri yıkmak için akıl almaz yasak ve uygulamaları devreye soktular. Öyle ki; binlerce asker, sırf eşinin başörtüsünden dolayı ordudan atıldı.

Bu Yahudi dönmeleri ülkemize sığınırken biz Türkler, aynı Medine’li ensar gibi göçmenlere bağrımızı açmış yardımcı olmuştuk. Çünkü hicret etmenin ne olduğunu çok iyi biliriz. Vakti zamanında Cengiz Han denilen keferenin İslam âlemini yakıp yıktıktan sonra taş taş üstünde baş baş üstünde bırakmaması yüzünden bu topraklara biz de hicret etmiştik. Şimdi ise medya vasıtası ile çoğu Türkmen Müslüman göçmenlerin ülkemize gelmesine karşı çıkıyorlar.

De haydi gidin ordan! Siz kimsiniz ki; sözünüzü dinleyip ciddiye alalım. Eğer çok rahatsız oldu iseniz önce sizi Selanik’e; yok Yunanlılar almak istemez ise İspanya’ya gönderelim.

Müslüman mahallesinde salyangoz satmak isteyenlere en kısa yoldan verilecek cevap budur, vesselam… 

Yorumlar

(16)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Ercan Güven

11 Ağustos 2021 21:56

Sevgili Vehbi kardeşim  Yaşanan bir insanlık dramı var. Bunu görmezden gelmeyelim tamam burası doğru. Ancak bunun sorumlusu Türk milleti değil. Diğer ülkelerden akın akın ülkemize koşan sığınmacı ve kaçkınların yükünü biz taşımak zorunda değiliz. Kusura bakmayın  

bekal

11 Ağustos 2021 19:15

işte bu yazıya selam çakılır komutanım

Okur

11 Ağustos 2021 14:01

"Türkiye'ye gelen afganların çoğu genç ve Türkiye'deki pilajlara gidiyormuş" Türkiye'ye gelen genç afganların pilajlara gitmesi normaldir ve normal karşılamak lazım.  

Furkan

11 Ağustos 2021 13:45

Bu gelenler müşriklerden değil ülkelerinde yaşayan Müslümanlardan kaçıyorlar. Taliban müşrik mi yani? Sizin dediğinize uyan Bulgaristan'da müşriklerden kaçan Türklerin göçüdür ya da Çin zulmünden kaçan Doğu Türkistanlılardır. Bilakis Türkiye'ye yönelik Suriye ve Afganistan'dan olan göç Batının yani müşriklerin bir projesidir, Suriyenin kuzeyinde 2. İsrail kuruluyor, oranın nüfusu Türkiye'ye gönderildi. Hem ABD hem AB durumdan çok memnun ve aynen sizler gibi düşünüyorlar Türkiye'nin mülteci deposu olması konusunda. Sadece bu bile bu durumu sorgulamaya yetmez mi?

Okur

11 Ağustos 2021 13:31

Afganlardan farklı bir kültürümüz,dinimiz yoktur. Afganistan'da yaşamak zordur gelenler Zor koşullardan kaçmışlar iyi davranmalıyız. Bizde afganlar gibi zorda kaldığımız zaman yer degiştirmek zorunda kalıyoruz. Afganistan'da kalıp birbirlerini öldüreceklerine bırakın gelsinler kalmak isteyen kalsın istemeyen geçip başka ülkelere gitsin. Hepimiz tarihin şu veya bu çağında göç etmiş insanlarız. Gelen afganları davul zurna ile karşılamalıyız. Almanlar, Türkiye'den gelen göçmenleri davul zurna ile karşılamışlardı bizde afganları, Suriyelileri davul zurna ile karşılıyabiliriz. Yahudiler İsrail'e nasıl göç ediyorsa Müslümanlarda Türkiye'ye rahatlıkla göç edebilmelidir. Türkler bugünkü Türkiye'ye biraz erken geldiler diye havalara girmesinler. Ukrayna'dan Bulgaristan'dan Türkiye'ye nasıl göç edenleri aldıysak afganları, Suriyelileri de almalıyız. Zor durumda kalan insanlarımız Almanya'ya, Fransa'ya, Amerika'ya veya dünyanın diger başka ülkelerine göç edebilir. Türkler olarak Avrupa'ya gitme imkanımız vardır. afganlılarla, Suriyelilerle kavga etmemize gerek yoktur. Amerikalılar Afganistan'a kadar gelebiliyorsa afganlarda Türkiye'ye kadar gelebilmelidir.

Zerre kadar

11 Ağustos 2021 13:23

Ben bazı yorumcuların yorumlarını okuduğumda inanın korkuyorum. Bizdeki bu zihniyet ve kafa talibanda dahi yok. Yaşar isimli yorumcu,lafta müslümanım diyor ancak kendisi gibi düşünmeyen herkesi kafir ilan ediyor. Bravo. Din kardeşlerimizi kabul edelim öyle mi. Çağırın bütün suriye Afganistan v.b kim varsa gelsin. Böyle giderse biz gideceğiz ülkemizden. Din kardeşlerimizmiş, misafirlerimizmiş falan filan gidin ordan. Bu kafa kafa değil. 

Necati

11 Ağustos 2021 13:02

 Davut ve Calut hikayesinden bügüne kadar bu iki topluluk birbirlerini yemeye devam etmektedirler.  

vehbiii

11 Ağustos 2021 12:34

cengiz handan önce anadoluya gelmiştik. tarih öğren önce. göçmen dediklerin eli silah tutabilecek koca koca erkekler. sahile,parkları doldurup yoldan geçen kadınlara bakıyorlar. çokseviyorsan sen de onlarla beraber yallah vahabi çölüne...

İBRAHİM KAYADUMAN

11 Ağustos 2021 12:03

Hocam Alkanlılar da daha çok ABD'ye yardım eden vatan hainleri kaçıp Türkiye ye geliyor yoksa oranın yerli ve milli halkı Talibanda kaçmaz

ABDULLAH

11 Ağustos 2021 10:48

Eûzu billahi mineş-şeytânirracîm. Bismillahirrahmanirrahîm. Elhamdulilahi rabbil âlemin vesselatu vesselâmu âlâ Rasuline Muhammed in ve ala alihi ve sahbihi ecmain. es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtuhû İki cihan saadetine kavuşmak, ancak ve yalnız Allah (Celle Celâlühû) ‘ nün rahmet olarak gönderdiği Peygam­ber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’e tâbi olmaya bağlıdır.

Vehbi Kara Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle