--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Libya’da Bir Cuma Namazı

Vehbi Kara
Vehbi Kara

Bu sıralarda gemi ile sık sık Libya limanlarına gidiyoruz. Müslüman bir ülkeye gitmişiken elbette Cuma namazı gibi bütün müminleri bir araya getiren Cuma namazlarına da gitme fırsatı bulduk.

Cuma günü Libya’da tatil olduğu için limanda çalışma yapılmıyor. Geminin bazı ihtiyaçlarını temin etmek ve hazır gelmişken Cuma namazını da eda etmek istedik. Bu isteğimizi liman yöneticilerine ilettiğimizde bize memnuniyetle yardım edeceklerini söylediler.

Gemide ne yazık ki çok az sayıda Türk vatandaşı var. Çoğu Hintli ve onların yarısı kadar da Ukraynalı ve Gürcistanlı denizciden meydana gelen çok milletten insanla beraber çalışıyoruz. Hindistanlı gemicilerin tamamı Hindu. Hiç Müslüman yok. Az bir ücretle çalıştıklarından dolayı gemi işletmecileri bunları çok seviyor.

Türk denizciler, yabancı milletten denizcilerle beraber çalışınca oldukça dindar ve Milliyetçi oluyorlar. Hepsi de benimle birlikte Cuma namazına gelmek istedi. Memnuniyetle kabul ettim. Bu vesile ile Libya’yı gezme fırsatı da buldular. Zira hala limanlarda şehri gezmek alışveriş yapmak çok sıkı denetim gerektiriyor. Liman dışına çıkmak için yetkilendirilmiş birkaç kişi dışında şehri gezmek mümkün değil.

İşte bu şartlar altında başkent Trablus’un doğusunda bulunan ülkenin üçüncü büyük şehriolan Misurata’yı gezip görme ve Cuma namazı kılma fırsatı bulduk.

300 Bin kişilik nüfusa sahip Misurata, Libya’da Kaddafi’nin devrilmesinde çok büyük bir rol oynamış bir şehir. Kaddafi bu şehirde tam 1600 insanı katletmiş. Bazı binalarda mermi ve kurşun izleri var. Şimdi ise şehirde emniyet ve huzur hakim. Belki de Libya’nın en emniyetli bölgesi burası. Zira diğer Limanlarda dışarıya çıkış için izin verilmiyor.

Gittiğimiz Cami, Misurata’nın en büyük ibadet yerlerinden bir tanesi. Caminin içi de dışı da çok güzel. İçerisi pırıl pırıl tertemiz. Cami süslemesi ise oldukça şirin. Mermer taşlarla mihrab ve kıble cephesi süslenmiş. Oldukça sade ve huzur veren bir görüntüsü var.

Cami kubbesi, Osmanlı mimarisinden etkilenmiş. Fakat minareleri arap camilerinin özelliklerini taşıyor.

Camide hutbe okunan mimber yok. Bunun yerine mihrabın hemen yanında hutbenin okunduğu yerden 1.5 metre yükseklikte bulunan balkona benzer bir yapı var. Hatip efendi hutbeyi buradan okudu.

Aslında mimber ilk safları böldüğü için böyle olmasını daha çok beğeniyorum. Türk tarzı camilerde mimber olmazsa olmaz yapılardandır. Fakat  ne yazık ilk saflar üçte bir oranında bölünmektedir ki bu durum hiç de hoş değildir. Misurata da olduğu gibi mimberin namaz kılan müminlerin saflarını bölmeyecek şekilde inşa edilmesinin gerekli olduğunu düşünüyorum.

Fakat asıl yapılması gereken iş ise hutbenin Arapça okunmasıdır. Çünkü Arap camilerinde dinlediğim hutbeler insan ruhunda çok etkili ve haşmetli oluyor. Diğer lisanlarla okunan hutbeler kutsiyet yönü ile çok zayıf kalıyor. Mehazdan yani Kuran ve hadislerden orijinal hali ile dinlendiği takdirde hutbenin insan üzerindeki tesiri çok büyük oluyor.

Aklınıza şu soru gelebilir. Arapça bilmeyen hutbeyi anlayabilecek mi? Bu sorunun cevabını şöyle verebilirim. Arapçayı çok az bilmeme rağmen dinlediğim hutbelerin çok büyük bir kısmını anlayabiliyorum. Çünkü ayet ve hadisler bana hiç yabancı gelmiyor. Nitekim hatip efendi anne ve babaya karşı evlatların itaatkar olması gerektiğini anlattı. Daha sonra hile ve aldatıcılığın ne derece kötü bir davranış olduğunu ayet ve hadislerle izah etti.

Benimle birlikte hutbeyi dinleyen Elektrik zabitimizde büyük bir kısmını anladığını söyledi. Evet benim gibi tefsir kitaplarını okuyan insanlar dini terminolojiyi ve kavramları çok rahatlıkla anlayabiliyorlar. Hutbeyi Arapça dinlemek insana büyük bir keyif ve haz veriyor. Çünkü ayetler Allah kelamı ve hadisler kainatta yaratılan en değerli kişi olan Hazreti Muhammed Aleyhissalatü vesselama aittir. Orijinal metni ile dinlemek mehazın kutsiyetinden dolayı çok önemlidir.

Evet, biraz da Arapların sünnete karşı olan duyarsızlıklarından da bahsetmem gerekiyor. Ne yazık ki sünnet namazlarını kılmıyorlar. Halbuki Hazreti Muhammed’in (asm) en küçük fiili bile çok değerlidir. Kaldı ki dinin direği olan namazın sünnetlerini kılmamak çok büyük bir gaflettir. Neyse ki farz namazları çok büyük bir çoğunlukla kılıyorlar. Türk toplumunun çoğunluğu gibi secdesiz kıblesiz değiller.

Libya insanı şaşılacak derece de Türk insanına benziyor. Arapça konuşmasalar kendinizi Türkiye’de zannedebilirsiniz. Cuma namazlarına gelen bazı kişilerde yerel kıyafetlerde var. Bizim asker üniformalarını andıran kolları sırmalı çok havalı ve güzel kıyafetleri var. Bunları giyen insanların soylu bir aileden geldiği izlenimi veriyor. Arap stili süslemeler ile en güzel kıyafetini giymiş gençler ve çocuklar camiyi doldurmuş durumda.

Cuma gününün tatil olması Cuma namazını çok daha güzel bir hale getiriyor. İnsanlar mesaiye yetişme telaşı yaşamıyorlar. Sakin bir şekilde namazlarını kılıp huzur içinde evlerine ve işyerlerine dönüyorlar. Cuma namazı esnasında sokaklar bomboş iken namazdan sonra şehir sanki birden canlanmış hale geliyor. Yine de işyerlerinin neredeyse yarısı kapalı durumda.

Namazdan sonra bazı gemi ihtiyaçlarını karşılamak için içinde Türk mallarının bol olduğu bir alışveriş merkezine gittik. Fiyatlar Türkiye gibi hatta biraz daha ucuz geldi. Kaliteli ürünler satılıyordu ve istediğimiz her türlü gıda maddesini bulabiliyorduk.

Namazdan sonra şehirden dönerken Libya’nın çok büyük yatırımlara ihtiyaç duyduğunu fark ettim. Şehircilik adına çok şey yapılması gerekiyor. Türkiye Libya ilişkileri oldukça iyi durumda. Fakat bunun daha da geliştirilmesi lazım.

Alışveriş esnasında Türk olduğumuzu duyan insanlar Diriliş dizisini çok beğendiklerini söylüyorlar. Dizinin kahramanlarından Ertuğrul Gazi ve Bamsı, bir çok kişinin dilinden düşmüyor. İslam kahramanlarına toplumun çok ihtiyaç duyduğu anlaşılıyor. Gençler üzerinde rol-model olarak dizi film kahramanları çok önemli oluyor.

Son olarak Libya bayrağındaki ay yıldızdan bahsetmek isterim. İki gün sonra Libya’nın Kaddafi’den kurtuluşunun yıldönümü olduğu için şehrin her yerine bayraklar asılmış. Türkiye bayrağındaki beyaz ay yıldız, Libya bayrağında da var. Krallık dönemindeki bayrağı kullanıyorlar. Bayraklara bakınca her iki ülkenin ne derece yakın olduğunu anlayabiliyorsunuz, vesselam…

Vehbi Kara Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle