--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Kışla Camileri ve Uyulması Gereken Kurallar

Vehbi Kara
Vehbi Kara
9

Bütün Askeri darbeler Türk Silahlı Kuvvetlerine büyük zarar vermiştir. Ay Yıldızlı sancağımızın şerefle dalgalandığı askeri kışlalarımızda din düşmanı Sabetaycı komutanlar yüzünden çok çirkin ve üzücü olaylar yaşanmıştır.


Şimdi ise hükümetimiz Taksim camiini açtığı gibi kışlalarımıza cami inşaatına girişmiştir. Öncelikle Harp okullarında ve bir kışlada TOKİ tarafından cami inşaatı için ihaleye çıkılmış 90 yıl önce yıktırılan Osmanlı yadigarı Heybeliada Bahriye mektebi camiinin inşasına başlanmıştır.

Devletin ve yargı organlarının görevleri arasında din düşmanlığı nedeniyle görevini kötüye kullananlar hakkında soruşturma açılması vardır. Keyfi olarak cami yapımına engel olan komutanların hukuk önüne çıkarılarak gerekli cezaların verilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Ayrıca kışla camilerinde Türk örf ve adetlerine aykırı tutum ve davranışlar içine giren kişilere de dini yapılarda saygılı olmaları için uyulması gereken kuralların açıkça belirtilip yayınlanması gereklidir.

Örneğin ayakkabı ile camiye girip kutsal sayılan kitabımıza karşı saygısızlık edenlerin haddi hesabı yoktur. Halkımızın dini değerleri ile alay edip küçümseyen bu kişilerin bir daha böyle bir eyleme girişmemeleri için caydırıcı ve ağır cezalar verilmesi şarttır.

Bunun neden gerekli olduğunu askeri darbe süreçlerinde yaşanan bir olayı örnek göstererek izah etmek istiyorum. Abdullah Sönmez isimli bir subayın yaşamış olduğu çok üzücü bir olayı ibret alınması için aynen nakledeyim:

“Sene 1992 veya 1993. Uzunköprü’de Bölük komutanıyım. Yaz dönemi yani tayinlerin ve izinlerin yoğun olduğu dönem. Tabur Komutanımız tayini çıktığı için birlikten ayrılmıştı. Yeni atanmış olan da yurt dışında olduğundan henüz katılmamıştı. Ben de en kıdemli Bölük komutanı olarak Tabur komutanlığına vekâlet ediyorum.

2. Kolordu Komutanı MİT Müsteşarlığından yeni atanan Teoman Koman idi. Emir ve komutayı teslim alır almaz, birlikleri tanıma maksadıyla denetlemeler yapıyordu. Hudut birlikleri olmamız dolayısıyla ilk denetlemesini de Uzunköprü garnizonuna yapmıştı. Birlik Komutanlığına vekâlet etmem dolayısıyla ben de Komutanın denetlemesine eşlik ediyorum.

Diğer Tabur komutanları ile birlikte kışlanın kolaylık tesislerini Teoman Koman’a gezdiriyoruz. Tam mutfağı denetlerken mutfağın 500 metre uzağında bulunan şadırvanı, minaresi olan kışla camisinden ikindi ezanı okunmaya başladı.

Teoman Koman büyük bir hayretle ezana kulak verdi. Mutfaktaki denetlemesini orada keserek,”Bu ne ya! Tekke mi burası yoksa Kışla mı!” diye sinirlenerek camiye doğru hızla gitmeye başladı.

Tabi arkasından biz de gitmek zorunda kaldık. Camiye vardı, doğrudan kendisi kapıyı açarak ve botlarını dahi çıkarmadan camiden içeri girdi. Her camide bulunan duvarlardaki Arapça Hz. Ebubekir, Hz.Ömer, Hz. Osman ve Hz.Ali levhalarını göstererek:

‘Kaldırın bunları! Kışlalardaki cami ve mescitlerde Arapça hiçbir levha olmayacak, tespihleri de kaldırın. Burada sadece Kur’an-ı Kerim den başka hiçbir şey olmayacak. Ayrıca Kışlalardaki cami ve mescitlerde ezan okunmayacak. Mesai saatlerinde de cami kilitli olacak’ Şeklinde emirler verdi ve camiden çıkarak tekrar mutfak denetlemesine devam etti”

İşte 28 Şubat döneminde banka yönetim kurullarına girerek hortumlanmasına yardımcı olan generallerden bir tanesi olan ve Türkiye’nin en önemli Kuruluşu olan Milli İstihbarat Teşkilatının yıllarca yöneticiliğini yapan Koman gibi askerlerin yol açtığı facialar çoktur. Bir daha böyle bir saygısızlığa fırsat verilmemesi gerekiyor.

Bu darbeci generallerin bir kısmı, FETÖ’nün askeri ve sivil yargıda etkin elemanları tarafından aklanarak hiçbir ceza almadan ölüp gittiler. Yaptıkları çirkin ve hukuk dışı eylemler yanlarına bu dünyada kar kaldı. Ne yazık ki yıllar süren yargılamalar sonucunda müebbet hapis cezası alan diğer generaller de benzer şekilde hiçbir ceza almadan “müebbet tatil cezası!” ile günlerini geçiriyorlar.

Yıllarca mahkeme kapılarında bu generalleri cezalandırmak için mücadele eden benim gibi emekli askerler ise infaz kurumlarının görevlerini savsaklaması nedeniyle sadece makale yazıp hükümeti ikaz ederek sonuç almaya çalışıyoruz. Maalesef hiçbir ilerleme kaydedebilmiş değiliz. Devlet resmen bu müebbet tatil cezası alan generaller aracılığı ile bizimle alay ediyor. Demek ki hesabımız ruz-i mahşerde görülecek.

Bu vesile ile inşa edilmekte olan ve kışlalarda mevcut bulunan camilerde uyulması gereken usul ve kurallar; Türk örf ve adetlerine göre yeniden tanzim edilmesi lüzumu vardır. Aksi takdirde aklına estiği gibi karar alıp ibadethanelere girerek terör estiren komutanlardan kurtulamayız.

Her şeyden önce ister denetleme ister başka bir nedenle olsun cami ve mescitlere ayakkabı ile girilmesi engellenmelidir. Gerekirse galoş bulup ayağına geçirmeli fakat asla secde edilen yerlere ayakkabı ve çizme ile basılmamalıdır.

Cami ve mescitlerde günde beş vakit ezan okunması gereklidir. Buna hiçbir kişi engel olamaz. Keyfi tutum ve davranışlardan sakınmak için talimat ve yönetmelikler hazırlanmalı ve bütün askeri birliklerde uygulanmalıdır.

Bahsettiğimiz bu mesele çok mühim olup Milli marşımızda şu şekilde geçmektedir:

Ruhumun senden, İlâhî, şudur ancak emeli:

Değmesin ma’bedimin göğsüne nâ-mahrem eli!

Bu ezanlar-ki şehâdetleri dînin temeli

Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.

Vesselam…

 

Yorumlar

(9)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Hayrettin

4 Haziran 2021 05:44

Ayasofya açıldı çok şükür, ancak asli hüviyetine hala dönmüş değil. Putlar olduğu gibi duruyor. Taksim Camii açıldı çok şükür, ancak dış görünüş kıblesi 52 derece hatalı. Dışından bakarak kıble tayini yapmaya çalışan birinin doğru istikameti bulması çok zor. Bir şeyler yapıyoruz evet, ancak yarım yamalak, ne şiş yansın ne kebap misali eti güzelce pişirip de yemiyoruz.

Orhan KILINÇ

2 Haziran 2021 21:21

Makalenizi okuyunca, benimde yaşadığım bir olayı anlatmak istedim. Ben 1981-82 yılında Izmir'de bir alayda askerdim, (yani er olarak) o yılda ramazan ayı ağustos aylarında, bizim alayda oruç tutulması yasak, gizliden tutanlar vardı. Bizler karargâh bölüğündeydik,bölüğe vekalet eden ön yüzbaşı oruç tutan arkadaşları tesbit edip, sıcakta onları ağır yükler taşıtararak oruçları bozdurdu. O yüzbaşı o yıl binbaşı olmuştu, binbaşı rütbesini takamadan kafayı sıyırmıştı. Arkadaşlar beddua ederek oruçlarını açtılar vebali büyük oldu. İsterseniz alayın ve yüzbaşının ismini yazabilirim. Allaha emanet olunuz.

Cem Erdem

31 Mayıs 2021 10:25

Kışla Camiinin girişinde postalı bırak bak bakalım çıkışta bulabiliyormusun...

Havv demırlı

31 Mayıs 2021 08:30

Ne güzel anlatmıssınız umarım duyan olur harfiyen uygulanır tebrikler

teoman komanın twin brotherisi

31 Mayıs 2021 05:15

'Kurandan başka herşeyi çöpe attım' diyen ultra mega süper manyak Edip kitap(lar) yazmış, hayrına dağıtyormuş; hi, hi, hi, hi, hiii!

o zamanlar orduda dolaşan şeytanürraciym' ler:

31 Mayıs 2021 05:03

sonradan tuğgeneral olan o zamanki piyade yarbay tufan hürmeriç de (şimdi çoktan ölü) 12 Eylül sonrası, Çorlu' daki piyade alayındaki camiye pispos talı ile girmişti. bu it sürüsü artıklarının hepsi aynı fabrikanın malı olan gavurlardı!

28 Şubat ortak paydalılar:

31 Mayıs 2021 04:52

Teoman gavuru camiye ayakkabıyla girerek; ' Burada sadece Kuran kalacak, diğer hepsini kaldırın!' derken; m. islamoğlu, edip yüksel vs taifesini ne kadar da andırmış!

Erzurumlu

31 Mayıs 2021 04:27

Şu gerçeği artık iyi anlayalım. Askeri darbelerin asıl nedeni Türkiye de İslam dininin etkisini azaltmaktır. ABD li İslam düşmanları generalleri kullanarak her on yılda bir darbe yapmışlardır.

avb

31 Mayıs 2021 04:05

Sayın yazar bu dediğiniz kişimi bilmiyorum herhalde aynı kişidir tarih olarak tam hatırlamıyorum kartal maltepe askeri Kışlasında asker ziyaretine gitmiştim Nizamiyede bütün ziyaretçiler toplanmıştık birlik komutanı denen kişi gelip karşısına geçip konuşurken tabii bu aralar ziyaretçileride gözden geçiriyordu benimle gözgöze geldiğinde birden suratının şekli değişti ve yüzünü benden hemen çevirdi anladımki benim suretim onun suratına çarpmıştı çünkü ben sakkallı ve takkeliydim.yanılmıyorsam dediğiniz kişiydi.teyid ederseniz memnun olurum.

Vehbi Kara Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle