--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İslam Düşmanlarının Kirli Oyunları

Vehbi Kara
Vehbi Kara

İslam düşmanlığı konusunda Fetullah Gülen, başı çekmektedir. Lakin başkaları da vardır. Her fırsatta Müslümanları küçük düşürmeye çalışan ve alay eden,  medya ve televizyon şarlatanları sık sık karşımıza çıkıyor.

“FETÖ örgütü çökertiliyor” diyerek bu İslam düşmanlarının “b” ve “c” planlarının da olduğunu unutmamamız gerekir. İslam dinini tahrif etmeye çalışan bu kişiler; hiç hız kesmeden özellikle televizyon kanallarında ve medyada dinimize hücum etmektedirler.

İman esaslarına karşı görülmedik bir saldırı vardır.  İslama karşı hücumlar yetmiyormuş gibi İslam âlimleri ve tarikatler hakkında da hakaretlerden de hiç geri durmuyorlar.

Kendi küçücük akıllarına uymayan bütün hadisleri "Kuran’da yok" diyerek inkâr eden bu sahtekarlara karşı uyanık olmak gerekiyor. Kütüb-ü Sitte adı verilen ve ehl-i sünnet âlimlerinin "sahih hadisler" şeklinde ifade ettikleri en kıymetli hadis kitaplarına karşı saldırılara karşı uyanık olmamız gerekiyor. Zira bir Rafızi hadisi inkar etti diye hadislere karşı çıkılmaz. hele hele kendi küçük beyinlerini bu konuda merci kabul etmek büyük yanlıştır.

Hadislerde yer alan Deccal, Süfyan, Mehdi, Yecüc-Mecüc gibi ahir zamanın dehşetli şahıslarını kabul etmeyen bu bid’a (uydurma) taraftarlarına ne yazık ki kimse yeterince cevap vermiyor. Bu zındıka mensupları dindar dergi ve gazetelerde dahi zehir saçmaktan geri durmuyorlar. Özellikle "Mehdi" hakikatına karşı "yalan" diyerek ehli sünnetin büyük alimlarine kafa tutabiliyorlar.

Bu edepten yoksun ve ahlaksız kişilere hakaret etmek ve çirkin sözlerini suratlarına çarpmak bir Müslümanın boynuna borçtur. Lakin okuyucularıma karşı saygımdan dolayı bu sözleri sarf etmeyeceğim. Lakin hem benim hem de Müslümanların bu kişiler hakkında bedduaları arşı titretecek ölçüdedir.

Bir musibet geldiği zaman masum insanları da yakar. İşte bundan kurtulmanın ve korunmanın yegane çaresi bu zındıka temsilcilerine fitne çıkarmaları fırsatı vermemek gerekiyor. Aksi takdirde üzerimize gelen sel gibi belalardan korunmak çaresi kalmaz.

Bu din düşmanları çoğunlukla yurt dışından finanse edilmekte ve Haçlı anlayışı taşımaktadır. Ehlisünnet ve İslam düşmanlığını meslek edinmiş bu kişilerin sahip olduğu kurum ve kuruluşlara özellikle Rafızi denilen müfrit Şia taraftarları ve Vehhabiler tarafından oluk gibi para akıtıldığı unutulmamalıdır.

Akıllı ve uyanık olmak ve hazırlanan tuzaklara düşmemek için bunların hadisleri inkar etmek sureti ile çıkardığı fitnelerini bir bir deşifre etmekte yarar vardır. İşte sadece birkaç tanesini arz edeyim:

  1. Bunların en açık ve belirgin din düşmanlığı; kadere imanı inkâr etmektir. Öyle ki Allah’ın sonsuz ilmine ve zamandan ve mekândan münezzeh olmasını dar akıllarına sığıştıramazlar. Kader konusunda pervasızca ve fütursuzca açıklamalar yaparak bu konudaki bütün hadislerin Emeviler zamanında uydurulduğunu söylerler.
  2. İslam hükümlerini reddetmekten hiç korkmaz ve çekinmezler. Örneğin recm, mürtedin hayat hakkı olmaması gibi hükümleri yok sayaralar. Hâlbuki bu gibi durumlar ve uygulama şartları; ehlisünnet âlimleri tarafından izah edilmiş ve çeşitli kitaplarda yer almıştır. Beyin ve düşünme kapasiteleri bunları anlamaya elverişli değildir.
  3. Miraç mucizesini ve hakikatini Kuran ayetleri ile sabit olduğu halde tahrif ederek özellikle Rüyetullahı (Allah’ın huzuruna çıkmayı) inkâr ederler.
  4. Hazreti İsa aleyhisselamın nüzulünü de Âdem aleyhisselamın Cennetten indiğini inkâr ederler.
  5. Kabir azabını inkâr ederek bizzat kendi kabir azaplarını şiddetlendirirler.
  6. Peygamber Mucizelerini kendi aklına göre tevil ederek bunlara “temsilidir” diyerek ahmaklıklarını ispat etmiş olurlar.
  7. Özellikle Sahabelere dil uzatarak edepsizlikte ne derece sınır tanımadıklarını gösterirler. Bu densizler Afganistan’da yıkılan Budist heykeller için ise çok üzülürler. Buhari, Müslim ve diğer hadis müelliflerini yalancılıkla suçlamaktan ise hicap etmezler.
  8. Âdem ve Havva’nın cennetten değil dünyadaki bir bahçeden geldiğini iddia edecek kadar hezeyan içerisindedirler.
  9. Maide Suresinin 33 ayetindeki "Allah’a ve Resulüne (asm) savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışanların cezası” ile hükümleri İslam alimlerinin kıyas ve icmalarını reddederler.
  10. Yasin suresindeki “Allah bir şeyi yaratmak istediğinde ol dediğinde hemen olur” ayetini reddetmekten haya etmezler. Kısaca "Allah’ın bir anda yaratma kudretini" dar akıllarınca kabul etmezler.
  11. İmam Malik ve Ahmed Hanbel'in zamanının yöneticilerinden haşa! “korktukları için” kitaplarından bazı bölümleri çıkardıklarını, iddia edecek kadar haddi aşmaktan çekinmezler.
  12. Hadis Alimlerine hakaret ederek onları "Hadis ideolistleri" olarak vasıflandıracak kadar terbiyesiz ve hayasızdırlar.
  13. Kur'an-ı Kerimin kelimelerini şer-i, ıstılahi manalarıyla değil; Mekke Müşriklerinin anladığı sözlük manalarıyla tercüme ederek inasanları sapkınlığa sevk ederler.
  14. İslam’da hırsızın elinin kesilmesine karşı had cezasını inkâr ederek bunun Mekke müşriklerinin hukuku olduğunu iddia etmekten utanmazlar.
  15. Kadının miras hukukundaki sülüs hakkının esnek olduğunu, değişebilir olduğunu iddia edecek kadar miras hukukuna karşı yabanidirler.
  16. "Şakkı Kamer" mucizesine yani Ay’ın yarılmasını inkâr ederler. Bu konudaki Kuran ayetini dahi görmezler.
  17. İlk kader inkârcıları Ma'bed el- Cüheni ve Gaylan ed- Dımaşki gibi kişileri kendilerince mazlum saymaktan çekinmezler.
  18. Erkeklerin ipek ve altın takı takmasını helal görecek kadar İslam alimlerine kafa tutmaktan çekinmezler.
  19. Bazı ayetleri inkâr ederler. Mesela Muhammed suresi 31.ayetin yanlış olduğunu söyleyebilirler. Bu kadar ileri gidip Kuran'ın Allah tarafından muhafaza edildiğini bilmeyecek kadar ahmaktırlar.
  20. İsa aleyhisselamın bebek iken konuşması mucizesini A'li imran.(45-46) ayetlerine rağmen inkar ederler.
  21. Musa aleyhisselamın Allah ile konuşmasını da keza inkâr ederler. Halbuki Nisa Suresi 164. Ayet bu hakikati anlatır.
  22. Ayetlerde geçen sihri inkâr ederek reddederler.  Halbuki; A'raf Suresindeki 107. ayet ve devamında Musa. Aleyhisselam ile Firavunun sihirbazları arasındaki kıssa çok açıktır. Bunun aslında sihir olmadığını sadece illüzyon olduğunu söylerler.

Bu listeyi daha çok uzatmak mümkündür. Lakin bu kadarını yeterlidir. Son söz olarak bir iki ayet okuyup sonrasında yukarıda ifade ettiğimiz gibi fite çıkaranları iyice tanıyıp uyanık olmak zorunda olduğumuzu hatırlatmak isterim. Bu kişilerin kim olduğunu internetten yazarak çok rahatlıkla öğrenebilirsiniz.

Çoluk çocuğumuzu bu ve benzeri fitne örgütlerinden korumak önemli bir görevdir, vesselam…

Vehbi Kara Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle