--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İnsanın En Büyük Meselesi İmanını Kurtarma Davasıdır

Vehbi Kara
Vehbi Kara

Günümüzde en revaçta olan işler siyaset ve kazancı bol işlerdir. Daha önceki asırlarda ise askerlik ve cengâverlik ön planda idi. Fakat bunların hiçbirisi insanın ebedi yolculuğunda geçerli akçe değildir. Bunlar bilakis insanın başına bela olacak cinsten işlerdir.  

Her asırda ve her dönemde insanın en büyük meselesi: imanı kurtarmak veya kaybetmek davasıdır. Özellikle günümüzde materyalizmin güç kazandığı ve “gözümle görmediğime inanmam” diyen insanlar çoğalmış durumdadır. Eskiden Allah’a inanmayan bir iki insan olsa bile bunu açığa vuramazdı. Fakat bu asırda milyarlarca insan dehşetli bir inançsızlık hastalığına tutulmuştur.

Sadece Batı ülkelerinde değil komünist rejimin hakim olduğu Çin’de bir milyara yakın insan ateisttir. Bu ülkede defalarca kaldım. İnancını sorduğum zaman bana “bütün dinlere saygılıyım” dedikten sonra dinsiz olduğunu söyleyen Çinlilere rastladım. Zira devlet resmen bütün dinleri ortadan kaldırmak için 50 yıllık acımasız bir eğitim süreci uygulamıştı.

İnsanlar ancak yaşlanınca ahireti düşünüyorlar. Ölümün habercisi hastalıklar kapıya dayanınca dünya hayatının fâniliğini ihtar etmektedir. Fakat bundan dahi ders alamayan milyarlarca insan vardır.

Halbuki insan ruhu sonsuz bir âlemde, ebedî bir saadet içinde yaşamak ister. Bunun için ciddi bir çalışma içine girmek gerekiyor. Çünkü böylesine şaşırtıcı ve aldatıcı bir zamanda imanla yaşamak ve ölmek çok zorlaşmıştır. Bunun için araştırmalarımızı ve tetkikatımızı genişletmek lüzumu vardır.

Asrımızdan evvelki, İslâmiyet’in büyük alimleri ve dinimizin hârika imamları ve Kur’an müfessirlerinin ortaya koyduğu eserler, kıymet takdiri mümkün olmayacak derecede kıymettardır. O zatlar, İslâmiyet’in birer güneşidirler. Fakat bu zaman, o büyük zatların yaşadığı zaman gibi değildir.

Eski zamanda dalalet, cehaletten geliyordu. Bunun yok edilmesi kolaydı. Bu zamanda ise dinsizlik ve dalalet, daha çok eğitimli kimselerden geliyor. İşte bu ciddi sorunun giderilmesi daha zordur. Eski zamanda fen ve felsefeden gelen dinsiz kısmı binde bir oranında vardı. Bunlar ise âlimlerin eserleri ve izahları ile kolayca yola gelirdi. Fakat günümüzdeki inatçı dinsizlere öyle laf anlatmak hiç de kolay değildir.

Şu halde, bu asırda dünyaya yayılmış olan dinsizlik ve materyalizmi kökünden yıkabilmek, hak ve hakikat yolunu gösterip insanlığı, doğru yola kavuşturmak, imanı kurtarabilmek için mükemmel bir Kuran tefsiri gereklidir.

İşte Bedîüzzaman Said Nursî; Kuran’daki bu asrın muhtaç olduğu hakikatleri keşfedip, eserlerinde, herkesin kabiliyeti nispetinde istifade edebileceği bir tarzda tefsir ve izah etmek muvaffakıyetine mazhar olmuştur. Bu eserleri okuyarak imanını kurtaran milyonlarca insan vardır.

Risale-i Nur eserlerinin muhteşemliği karşısında Türk milletinden milyonlarca bahtiyar kimseler, büyük bir iştiyak ve sevgiyle senelerce devam eden zorluklara rağmen okuyup yaymışlardır.

Risale-i Nur eserleri, ihtiyaç zamanında telif edildiğinden, Türkiye ve İslâm dünyası genişliğinde gelişmiş ve dünyayı alâkadar eden bir imtiyaza mazhar olduğunu herkese göstermiştir.

Bediüzzaman, yüzyıl sene evvel İstanbul’da iken “Kim ne isterse sorsun.” Diye görülmemiş bir duyuruda bulunmuştur.  Bunun üzerine o zamanın meşhur âlim ve allâmeleri, Fatih Şekerci Han denilen yerde kafile kafile gidip, her nevi ilimlere ve muhtelif mevzulara dair sorular sormuşlardır.

Ne ilginçtir ki sorulan en zor ve müşkül sualleri, Bedîüzzaman duraklamadan doğru olarak cevaplandırmıştır. Böyle had ve hududu tayin edilmeyen, yani “Şu veya bu ilimde veya mevzuda, kim ne isterse sorsun.” diye bir kayıt konulmadan ilanat ve duyuru yapmak öyle kimsenin harcı değildir. Üstelik neticede daima muvaffak olmak; beşer tarihinde görülmemiştir.

O halde bu zatın eserlerini okumalı ve imanımızı kurtarmaya çalışmalıyız. Çünkü hala dahi hiçbir yazar Bediüzzaman kadar imani eserlere önem vermemektedir. Halbuki insanın en büyük meselesi imanı kurtarmak davasıdır. İmansız kabre girmek kadar dehşetli bir sonuç yoktur.

Önyargılı olmadan hiç olmaz ise bir kitabını elde etmeli, “yahu milyonlarca insanın okuduğu bu kitaplarda ne yazıyor” diye en azından merakını gidermelidir.,vesselam…

Vehbi Kara Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle