--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İngiliz kabinesinde Türkiye’nin geleceği için neler söylendi?

Vehbi Kara
Vehbi Kara
16

Lozan’da Türkiye’ye biçilen rol ve çizilen sınırlar dünyanın önemli ülkelerinde tartışılmıştır. Bu husus bazı ülkelerin arşivlerini açması ile birlikte daha iyi anlaşılmıştır.

Birinci Dünya Savaşının galip devletlerinden olan İngiltere ve Fransa’da da Türkiye’nin geleceğinin belirlenmesi konusunda çok ciddi tartışmalar yapılmıştır. Bu konuda İngiltere Başbakanı David Lloyd George ile Dışişleri Bakanı Lord Curzon arasında derin görüş ayrılıkları bulunuyordu. Başbakan Lloyd George, Yunanistan’ın Türkiye’yi işgalini desteklerken Curzon buna karşı çıkıyordu. 

Lloyd George, 6 Aralık 1916’da başbakan olduktan sonra 1. Dünya Savaşı’nın son iki yılında, beş kişilik “Savaş Kabinesi” ile İngiliz savaş politikasını yönetmişti. 

Savaş sonrasında toplanan Paris Barış Konferansında Fransa Başbakanı Clemenceau ve ABD başkanı Wilson üzerinde kolay bir üstünlük kurmuştu. Savaştan sonra başta Almanya ve Osmanlı İmparatorluğu olmak üzere, yeni kurulacak dünya düzenini belirlemekte başrolü oynamaya çalışıyordu. 

Fakat milli mücadelenin zaferle sonuçlanmasından sonra 1922 Eylül’ünde çıkan Çanakkale krizi Başbakanı çok zor duruma düşürmüştü. İngiltere’deki olaylar şu şekilde gelişmişti:

İzmir’in kurtuluşundan sonra Fahrettin Altay  komutasındaki Türk süvari kolordusu, Çanakkale Boğazı üzerinden İstanbul’a yönelmişti. Türk ordusu, Çanakkale’de bulunan işgal kuvvetlerine bir ültimatom vererek geçit hakkı istemişti. 

Bunun üzerine bölgede bulunan Fransız birlikleri Fransa Başbakanı’nın emriyle geri çekildiler. Fakat İngiltere Başbakanı Lloyd George ise reddederek İngiliz kuvvetlerine direnme emri verdi ve hükümetindeki bir grup bakanla birlikte bir bildiri yayınlayarak Türkiye’ye savaş ilan edileceğini duyurdu. 

Yeni bir savaşı istemeyen Kanada Başbakanı, savaşa İngiltere hükümetinin değil, Kanada parlamentosunun karar vereceğini belirterek, Kanada siyasi bağımsızlığını fiilen ilan etmiş oluyordu. İngiliz kamuoyu ve Muhafazakâr Parti ileri gelenleri de Türkiye ile savaşa karşı çıkınca işler iyice karışmış Dışişleri bakanı Curzon ve Savaş Bakanı Winston Churchill de başbakanın çatışmacı politikasına karşı çıkınca; 19 Ekim 1922’de koalisyon parçalanmış ve hükümet düşmüştü. 

Bir dönem Hindistan Genel Valisi olan Dışişleri Bakanı Curzon ise 1922’de kurulan Andrew Bonar Law’ın kabinesinde yeniden aynı göreve gelmiş ve çok daha rahat hareket etmeye başlamıştı. 1922-1923 Lozan görüşmelerinde İngiliz heyetine başkanlık etmişti. Curzon, Türkiye ile ilgili olarak takip ettikleri İngiliz politikasını İngiliz kabinesine 4 Ocak 1920’de şu şekilde belirtmişti:

“Türkiye, İstanbul’dan başka başkent olarak her nereyi seçerse ona izin verilebilir. Çünkü eğer mevcut fırsatı değerlendirmezsek bundan nesiller boyu pişmanlık duyacağız. Kendimize; gelecekte bela, entrika ve Doğu Avrupa’da savaşlarla dolu bir miras bırakmış olacağız. Ayasofya daha önceki 920 yılda bir Hıristiyan kilisesiydi ve belki artık dini kullanımı olmayan bir anıt olabilir. Amacımız, homojen bir Türkiye oluşturmak ancak Türkiye’nin tekrar Avrupa’ya bir sorun olarak dönmesini engellemek ve diğer milletler üzerindeki nüfuzunu yok etmektir. Böylece bizim için sıkıntılı olan yüzyıllardan beri uygulanan Osmanlı yönetimi tekrarlanmayacaktır. 

Hayatımın uzun yıllarını Müslüman halklar arasında seyahat ederek ve onları inceleyerek geçirdim. Eğer Müslümanlar İstanbul’da bırakılırsa bu durum tüm Doğu dünyasında, İngilizlerin onu tahliye etmeyeceklerine değil, yapamayacaklarına dair ikna edici bir kanıt olarak kabul edilecektir. 

İstanbul, Doğu dünyasında manevi üstünlüğün değil, siyasi gücün sembolüdür. Eğer yeni bir milliyetçilik biçimiyle yüzleşmek zorunda kalırsak, toplanma noktası ve ilham kaynağı İstanbul’daki bir Halife olursa, onlara büyük ölçüde katkıda bulunacak bir prestij ve ivme kazandırmayacak mıdır?

Mısır’daki isyanı engellemek ve Mısırlıyı, Türklerle ilişkisinin sonsuza kadar koptuğuna ikna etmek için gereken tek şey, eski hükümdarları olan Halifenin Haliç’ten kaybolması olacaktır. Almanya’nın Doğuya gidişini engellemek ve Çanakkale Boğazı’nı insanlığın yararına açık tutmak için İstanbul Türkiye’den alınmalı ve bir serbest liman olarak Müttefik ulusların eline verilmelidir”.

Sonuç olarak Curzon Lozan’da istediklerini almış Boğazlar Bölgesi ve İstanbul; “askerden arındırılmış” bir bölge haline getirilmiştir. Halifelik kaldırılmış ve İngiliz İmparatorluğu için en büyük tehlike de ortadan kaldırılmıştır. 

Yıllar sonra Montrö sayesinde İstanbul ve Boğazlar üzerindeki egemenlik haklarımızın bir kısmı geri alınmış Misak-ı Milli sınırları içindeki Hatay ülkemize katılmıştır. Fakat Boğazlar üzerindeki egemenliğimizin tam olarak ilan edilebilmesi için “serbest geçiş rejimi” hâlâ uygulanmaktadır.

Umarım Kanal İstanbul projesinin yapılmasının önemi şimdi daha iyi anlaşılmıştır. Zira Boğazlardaki kontrolün aynen Boğazlar Tüzüğü ile yapılan değişiklik gibi yapay suyolları inşa edilerek sağlanması; ülkemizin gücüne güç katacaktır, vesselam…  

 

Yorumlar

(16)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Bozkurt

6 Ocak 2023 07:30

Lord Curzon'un Sevr öncesi konuşması paylaşılmış. Bir de Lozan dönemine bakın. Saltanat ve Hilafetin kalkması ve Cumhuriyet ilanı hâlinde, ileride Hindistan ve Mısır'da ciddi sorunlar yaşanacağını söylemiştir. İngiltere'nin saltanat ve hilafet destekçisi olduğu artık bir sır değildir. Gerçeğin bir kısmını gizlemek de, bir yalan türüdür.

Napolyon

14 Şubat 2022 23:43

Lord Curzon=> Pera Palas=> İzmir'in İşgali=> Sevr'in geciktirilmesi => İstanbul'un işgali=> Başkent'in Ankara oluşu=> Türkiye'nin Yunanistan'a karşı galip getirilmesi=> Türkiye ile savaşmak isteyen Başbakanın düşürülmesi=> Modern Türkiye kısaca Lord Curzon=> Modern Türkiye

Antikemalist Akpartili

1 Şubat 2022 11:24

Llyod George, Yunanların savaşı kazanmasını istiyor ve İstanbul’u terk etmek istemiyordu da neden 1921de yani savaşın en kritik devrelerinde Yunanlara Silah SATIŞINI Yasakladı? Yunanlar neden parasını verdikleri halde İngiltereden tek mermi alamadı? 13 Mayıs 1921de, İngiltere, Fransa ve İtalyanın, “Türk-Yunan Savaşında TARAFSIZLIK ANLAŞMASI imzalaması ne anlama geliyor?(bkz. İtilaf Devletleri’nin Türk-Yunan Savaşı’nda Tarafsızlık İlanı Doç. Abdurrahman Bozkurt http://www.atam.gov.tr/wp-content/uploads/son_p027-054.pdf ) Bu ülkeler tarafsızız diyerek Yunanlara silah gönderilmesini engellerken aynı esnada M.Kemal idaresindeki TBMMye cephane yardımı yağdırmadı mı? Hatta İngiltere bile İnebolu üzerinden anadoluya cephane göndermedi mi?(bkz. https://www.yenisafak.com/yazarlar/mustafa-armagan/ingilizler-mustafa-kemalule-anlamak-istediler-2029828) Llyod George’nin istifa sebebi İRLANDA’nın 1921’de İngiltereden bağımsızlığını kazanması ve ekonomideki çöküştür. Yunan Savaşı hedeflendiği gibi bitti ve sonrasında Türkiye ile danışıklı dövüşe de gerek kalmadı! Sevr’de bile İstanbul ve Çanakkale Osmanlı’ya bırakılıyordu, İngilizler ne diye direnecekmiş? 4 yıl boyunca karşılıklı tek kurşun sıkmayan hatta anadoluya cephane gönderenler mi iş bittikten sonra son günde çatışmaya heveslenmiş!! Yanlızca Aldatmaca!

Ziya

31 Ocak 2022 16:15

Burda Almanya'nın bir tuzağı görünüyor bizim safdiller uyumuş basiretleri bağlanmış kötü polis iyi polis oyunu gibi neyse zararın neresinden donulse kardır atasözü toparlayacaz her şeyi inssallah yeni nesille

Antikemalist Akpartili

31 Ocak 2022 15:31

Llyod George, Yunanların savaşı kazanmasını istiyor ve İstanbul’u terk etmek istemiyordu da neden 1921de yani savaşın en kritik devrelerinde Yunanlara Silah SATIŞINI Yasakladı?

28 şabatçıların şu an en tepede olmaları ne pisliktir böyle?

31 Ocak 2022 15:08

Kim bu donanma komutanı? ercüment tatlıoğlu mu?

Yaşlı Doçent

31 Ocak 2022 14:54

Sayın Cumhurbaşkanım; Profesörlük kadrosuna başvurmak için, Doçentlik kadrosunda bekleme süresi olan 5 yılın, bir defaya mahsus olmak üzere 3 yıla indirilmesini saygıyla talep etmekteyiz.

Oğuz Han

31 Ocak 2022 14:47

Abdülhamid zamanında dünya kadar toprak kaybettik. Lozan'dan dolayımı? Payitaht işgal edildi. Lozan'dan dolayımı?

Okur

31 Ocak 2022 12:57

Birinci dünya savaşında ve sonrasındaki yıllarda sadece Osmanlı topraklarını kaybetmedik dini inançlarımızı, kültürümüzü, kimliklerimizide kaybettik. Batılılaştık, batı alfabesine geçtik, Batı'nın giyim kuşamına geçtik, türkleştik ve laik'leştik. Osmanlı topraklarının hepsini İngiliz ve Fransız emperyalistlerine bıraktık.

Maskeli Balo

31 Ocak 2022 12:36

Yazı konusu " İngilizlerin kabinede Türkiye hakkında neler düşündükleri " iken, yorumlar ise bambaşka şeyler.Evet,İngiltere 13 Kasım 1918'de girdiği İstanbul'dan 4 Ekim 1923 tarihine kadar tek kurşun atmadan son birliğini de çekerek gitti. Yedi düvel ile mücadele ise sadece Osmanlı devletinin 400 yıl Vali ile yönettiği Yunanistan ile oldu. Yunanistan'ı yenmek de KURTULUŞ olarak adlandırıldı.M.Kemal paşa Nutuk'da İngilizlerin Amasya Merzifon'da ki birliklerini çekme konusunu anlatıyor, genel sekreteri Y. Hikmet BAYUR Kastamonu İnebolu'ya İngilizler tarafından gönderilen yardım! olayını anlatıyor.Yunanistan'ı yenerek KURTULUŞA! erdik, tamam da. Sonrasında başlayan Lozan sürecinin kronolojisine iyi bakın! Sekiz ay süren görüşmelere rağmen, adı BARIŞ olan anlaşma imzalanmasına rağmen İngilizler neden hala İstanbul'da. Biz meclis'den geçirdiğimiz halde İngilizler neden bu BARIŞ anlaşmasını meclislerinden geçirmiyorlar da BİR YIL bekliyorlar. Ve, KURTULUŞ savaşında emperyalizm ile mücadele ettiğimize göre, daha sonra gönüllü olarak ( Zorla almadık herhalde) emperyalist Batı'nın tüm değerlerini neden aldık? Kimden neden kurtulduk!

Vehbi Kara Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle