--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Feto’nun Namaz ve Başörtüsü Düşmanlığı

Vehbi Kara
Vehbi Kara
13

İzmir Kestanepazarı Camii’ni karargah haline getirip üç yüz yıl önce burada yaşamış olan Sabeytay Sevi’yi örnek alan Fetullah Gülen, İslam’ın en önemli emri olan namazın kaldırılması ve tağyir edilmesi konusunda çok büyük gayret göstermiştir. Keza kadınlar için farz olan tesettür ve başörtüsünün açılması konusunda da elinden gelen her çabayı göstermiştir.

Bu konuda Deniz Harp Okulunda okurken ve Bahriyede görev yaparken yaşamış olduğum hatıralarımı “Bahriye’de 15 Yıl” isimli kitabımda yazarak; milletimizi dehşetli zındık Feto ve örgütünün tuzaklarından korumaya çalışmıştım. Bu makalede namaz ve başörtüsü ile ilgili hususları arz edip Feto’nun gerçek amacını ve dini değerlere karşı olan düşmanlığını nazarlara vermeye çalışacağım.

Askeri okulda okurken sadece dindar insanlara değil; bütün düşünen insanlara karşı 12 Eylül 1980 darbesinin korkunç terörü devam ediyordu. Özellikle 1980’li yıllarda askeri okullarda namaz kılmak son derece güç bir işti.

Okumuş olduğum dini kitaplardan namazın farz bir ibadet olduğunu ve asla terk edilmeyeceğini öğrenmiştim ve her ne pahasına olursa olsun namazlarımı kılmaya devam etmeye kararlıydım. Bu nedenle iki koldan saldırıya uğramıştım.

Bir tanesi okul yönetimi tarafından geliyordu ve o yıllarda acımasızca yapılan öğrenci kıyımı örnek gösterilerek namaz kılınmaması konusunda büyük bir baskı yapılıyordu. Gerçekten de sayısı binleri bulan askeri öğrenci velileri, okula çağrılıp “oğlunuz namaz kıldığı için irtica nedeni ile okuldan atılacak” deniliyordu.

Eğer velisi olarak tazminat ödemeyi kabul edip okuldan ayrılırsa “eğitim hakkı ziyan olmaz başka okullarda okuyabilir” tehdidi ile kendi rızası ile okuldan alınması sağlanıyordu. Bu nedenle binlerce askeri okul öğrencisinin ilişiğine son verilmişti.

O zaman Heybeliada’da bulunan Deniz Harp Okulunda da diğer askeri okullar gibi namaz kılan öğrencilere büyük bir baskı yapılıyordu. Her ne kadar namazlarımı uluorta yerlerde kılmamış olsam da okul idarecilerinin yaptığım ibadetten haberi vardı. Zira günde beş vakit farz olan namaz gizlenerek kılınamazdı.

Bu baskılar birçok dindar öğrenci üzerinde olumsuz sonuç vermişti. O yıllarda palazlanmaya başlayan Feto’nun gizli örgütü de bu alçakça ve vicdansızca yapılan baskıdan yararlanarak “ima ile namaz” adı altında dinde yeri olmayan bir yöntem ile öğrencileri etkilemeye başlamıştı.

Mübarek gün ve gecelerde namaz kılan arkadaşlarımı görüp sevinsem de hemen sonrasında bunlar da namazlarını terk ediyorlardı. Önce öğrenci aileleri devreye giriyor “aman okuldan atılırsan biz bu kadar parayı nasıl öderiz” denilerek namazlarını evde kılmaları isteniyordu. Bu safhayı geçebilen öğrencilere bu sefer Fetocular musallat olup “Aman ha! Sakın namazını kılma. Seni de okuldan atarlar” diyerek “ima ile namaz” kılması öğütleniyordu.

İma ile namaz dedikleri husus sahtekârlıktan başka bir şey değildi. Güya kitap okuyormuş gibi yaparak namaz sure ve dualarını okudukları zaman namazları kabul olunurmuş. Halbuki hiçbir İslam alimi böyle bir fetva vermemiştir. İşte FETÖ örgütü, okuldan atılma korkusunu kullanarak bir çok öğrenciyi kendi saflarına çekmişlerdi. Bu öğrencilerden aynı sınıftan sekiz tanesi amiral rütbesinde 15 Temmuz 2016 darbesine katılmış ve hüküm giymişti.

İşin diğer acı yönü ise Libya’lı askeri okul öğrencileri arasında yaşanıyordu. Sınıfımızdaki 30 öğrenciden sadece Salim Muhammed namazlarını kılıyor diğerleri aynı bizim Türk öğrenciler gibi terk ediyorlardı. Fakat son sınıfta bir Türk öğrenci arkadaşım ile birlikte on Libyalı öğrenci de namazlarını kılmaya başladılar.

Fetocular benim namaz kılmamadan çok rahatsız oluyorlardı. Çünkü bazı kişiler “Vehbi namaz kıldığı halde okuldan atılmadı” diyerek ima ile namaz kılmayı reddettiği için FETÖ örgütü çok zor duruma düşmüştü. “Donkişotluk yapıyor ama göreceksiniz yakında o da okuldan atılacak” diyorlardı.

Son sınıfta Tuzla’da yeni inşa edilen Deniz Harp Okuluna taşınmıştık. Bu nedenle olsa gerek taşınma işleri nedeni ile benim namaz kılmam okul yöneticilerinin gözüne batmamıştı. Nihayet 1986 yılında mezun olmak nasip olmuştu. Fakat ertesi yıl tam 7 askeri okul öğrencisi derslerinde çok başarılı oldukları halde sırf namaz kıldıkları için mezun olacakları sene okuldan atılmıştı.

Bu durum Fetocuları ziyadesi ile sevindirmiş “namazlarınızı açıktan kılarsanız işte böyle okuldan atılırsınız” korkusu ile öğrencileri namazdan alıkoymayı başarmışlardı.

Fetocular savaş gemilerinde görev yaparken de bana karşı düşmanlık edip askerlere karşı kötülemeye çalışıyorlardı. Namaz kılmamdan başka oruç tutmamdan ve içki içmememden dolayı da çok rahatsız oluyorlardı. Çünkü kendilerine bağladıkları subaylara “namaz kılma, oruç tutma, alkollü içki iç ve muhakkak başı açık bir kadınla evlen” diye baskı yaptıkları için benim varlığım dahi onları çok rahatsız ediyordu.

Nihayet 28 Şubat 1997 senesinde toplanan Yüksek Askeri Şura kararı ile beni de emekli ettiler. İşin tuhaf olan kısmı ise şuydu. Yıllarca orduda dindar askerlere yapılan baskıyı kaldıracağız diye seçim meydanlarında propaganda yapan Cumhurbaşkanı Demirel ve Başbakan Necmettin Erbakan resen emekli edilme kararımı imzalamışlardı. Bunun belgesini ibretle saklıyorum.

Bir başka tuhaf olan husus ise ordudan emekli edilme gerekçesinde “Fetullahçı” olduğum yazılmıştı. Yıllarca FETÖ örgütü ile mücadele ettiğim ve beni her fırsatta kötüleyen bu örgüte üye olma suçlaması yapmışlardı. Bu durumu 28 Şubat generallerini mahkemeye verdiğimiz zaman öğrenmiştim.

Alican Türk isimli Batı Çalışma Gurubu mensubu olduğu gerekçesi ile açtığımız davada yargılan bir subay basına servis etmiş ve utanmadan yalan bilgi vermişti. Bu sayede bir çok meselenin gerçek yüzünü de öğrenmiş oldum. O husus da şöyleydi.

ABD’ye kaçmış ve bu ülkenin uşağı olmuş Feto, muhtemel bir askeri darbe teşebbüsünde potansiyel olarak kendilerine karşı çıkacağını düşündüğü dindar subayların ordudan temizlenmesini gerekli görüyordu. “Başörtüsü teferruattır” diyerek talimat vermiş ve kendisine bağlı bütün askerlerin eşlerinin başlarını açmasını istemişti.

Ordudan atılmadan önce Türk Silahlı Kuvvetlerinin tüm birliklerine yazı gönderilmiş subay ve astsubayların eşlerinin fotoğrafları istenmişti. Benim gibi başörtüsü ile fotoğraf veren bütün askerler ya YAŞ kararı ile ya da üçlü kararname ile re’sen emekli edilmeye başlamıştı.

Bir kısmı FETÖ örgütü mensubu olan ve 15 Temmuz 2016 darbesini gerçekleştiren askerler ise eşlerinin başlarını açtırarak dindarlar üzerindeki bu büyük operasyondan kurtulmuşlardı. Sonuçta darbeci askerler ile Fetocular aynı yerden emir alıyorlardı. ABD bunları sığır güder gibi kendi kirli oyunlarına ve pis çıkarlarına alet ediyordu.

Olan benim gibi binlerce askere oldu. Bir taşla iki kuş vurulmuş hem namaz kılan ve eşi başörtülü olan dindar insanlar tasfiye edilmiş hem de FETÖ örgütünün ordu içinde palazlanarak güçlenmesi fırsatı doğmuştu.

Kaderin cilvesine bakın ki; benim gibi ordudan emekli edilmiş binlerce asker 15 Temmuz 2016 tarihinde sokaklara çıkarak halkın askeri darbeye karşı örgütlenmesinde önemli roller üstlenmişlerdi. Halkımıza cesaret vermekten başka mesleği subay oldukları için askerlere emir vererek “darbenin yasa dışı bir eylem” olduğu hatırlatılmıştı.

Kısaca söylemek gerekirse ABD’ye uşaklık edenler ve FETÖ örgütü kazdığı kuyuya düşmüştü. Yıllardan beri ordumuzda yapılan din düşmanlığı ezan ve selalar ile susturulmuş darbecilerin bir daha böyle kanunsuz bir eyleme asla cesaret edemeyeceği büyük bir tokat atılmıştı.

Allah’ın izni ile FETÖ’den temizlenen ve halkın seçtiği sivil idarecilerin emrine giren ordumuz her yerde zafer üstüne zafer elde etmeye başlamıştı. Önce PKK örgütüne karşı başarılı operasyonlar düzenlenmiş sonrasında ABD ve Rusya’nın rağmına olarak Suriye, Irak, Libya ve Azerbaycan’da çok başarılı operasyonlar düzenlemişti.

Kahraman ordumuz dizginlerini din düşmanlarının elinden kurtarmıştır, vesselam…   

Yorumlar

(13)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

nur.

29 Ekim 2021 16:56

Devamlı yazmanızı, bekliyoruz.

Salihce

29 Ekim 2021 14:35

Cemaati mumla arayacak bu ülke. Az kaldı göreceksiniz !!

Haci

29 Ekim 2021 14:10

İnşallah sabetayistlerden de kurtuluruz.Çünkü yılanın başı onlar .

Cevdet Bakır

29 Ekim 2021 13:40

Fetönün zombileri sosyal medyadan " itibarlı ve muhteşem şekilde döneceğiz" naraları atıyorlar, bunlara efendileri ümit vermiş belli ki..

HOMOTOKMAKUS

29 Ekim 2021 11:33

Fetoculerin ordudan temizlendigini yazmakla cok fazla naive oldugunuzu gosteriyorsunuz!Geriye cekildiler sadece ve her zaman yaptiklari gibi maskelerini takmislar ve sinsice bekliyorlar Sam amcalarinin isaretini! Nerden anliyoruz?Surdan:Secimlerde subay lojmanlarindan cikan CHP cogunlugundan! Peki CHP ile PKK arasinda ideolojik veya dunya gorusu bakimindan herhangi bir fark var mi? Yok,olsa bile epsilondan daha kucuk(Yani ikisinin de temel diregi ve savasi​ tartisilmaz celik gibi cok kati laik yasam tarzi,yani materialsm,yani ikisi de emperyalismin aparati).O zaman akliniza su lanet soru gelip yapisabilir: nasil oldu da bu CHP li komutanlar 40 yildir musluman cocuklarimizi PKK lilarin onune yem olarak attilar bikmadan usanmadan? (Ya da bunun tersi PKK nasil​ olduda kirk yildir resit dahi olmayan musluman cocuklarimizi ordunun onune yem olarak atti.Iste bu sorunun cevabi dunyada hukum suren satanik duzendir.(dunya nufusunu yok etmeyi amac edinmis dunya hukumeti).Bu tur sorunlar sadece bizim ulkemizin sorunu degil,ayni entrikalarla butun dunya ulkelerini kan ve irin batakligina cevirdi bu satanistler ve hedefe de oldukca yaklastilar.Altin vurusu yapmak uzereler,son rutuslarini yapiyorlar!

Uğur

29 Ekim 2021 09:46

Dindar geçindikleri hâlde ispat ettiğiniz üzere gerçekte en militan laikçiler olan Fetullahçılar aynısını askeriyede değil fakat biraz normal üniversitede ve özellikle daha sonra akademisyenlikte bana da yaptılar. Güya açıktan selam vererek ve namaz kılarak donkişotluk ediyor ve kendimi dinci militan olarak fişletiyordum ve zaten gerçekten de dinci militandım, çünkü selamun aleyküm cümlesiyle selam bile veriyor ve böylece laik görünmeyi reddediyordum ve bu ise laik güzel insanlara bir hakaret ve en büyük ahlaksızlıktı. Hatta Müslüman kardeşim sandığım diğer kimselerin içinde onlara da selam verip böylece onları da selamımı almaya teşvik ederek güya onlara da kötülük yapıyordum ve güya bu sebeple Allah bana gazap ve azap ediyordu, çünkü güya Allah "karda yürüyüp izini belli etmeyenleri", laik görünenleri severdi ve benim gibi "tedbir"sizlerden tiksinirdi ve o yüzden beni depresyonlara sokuyor ve de güya cennete girecek laikler ve Fetullahçıların aksine benim için cehennemi hazırlıyordu. Normal Kemalistler bana bir şey demiyordu ve hatta selamımı alıyorlardı, hatta yabancı ve yerli Hristiyanlar bile bana arada selam kelimesiyle selam veregeldiler, ama Fethullahçılar beni selamımdan ve dindarlık gayretimden dolayı çok kötü gördükleri gibi başkalarına da kötü ve aşağı gördürmeye çalışıyorlardı. Sonunda onların bana olan bu işkencesi dışında ve yüksek oranda onların bu işkencesinin sebep olduğu depresyon dışında bana bir şey olmadı; ve onların kendilerine gelince, onların kesin beklentisinin zıttına ben değil onlar resmen terörist ilan edildi! Onların onlarcasına karşı tek başıma olduğum için ve diğer insanlar da elbette her zaman ve daima ya onların tarafını tuttuğu ya da sessizce tarafsız kaldığı için bana çok travma ve eziyet ve işkence yaşatageldiler ve kısmen bu yüzden olmak üzere galiba daha kırkıma varmadan artık kariyerim sona erdi, çünkü artık yılların eziyetinden sonra işimden tiksindim ve ona hiç odaklanamıyorum ve yaşım da bulunduğum mevki için fazla ilerledi. Ama şimdi dünyaya, yakın önemsiz hayata dair şu hayalim ve uzak emelim var ki akla dokunan, mantıklı kompozisyon yazıp nutuk söyleme alanında, ki kanaatimce en yüksek becerim artık bu alandadır, işte bunda bir gün sesimi daha çok duyurup insanları doğru yola çağırayım ve böylece yeryüzünde gerçek düzen kurmaya kendi çapımda öncülük edeyim. Bu uzak emel dışında asıl amacımsa şudur ki Fetullahçılar ve benzerlerinin aksine arzudan kendimi vazgeçirerek Allah'tan sakınmamı mümkün en yüksek seviyeye getireyim ve böylece mutluluğa erişeyim.

Deniz

29 Ekim 2021 09:10

Fetö pakraduni biri siyonist ordu içinde de Siyonistler vardı temizlendi bizde sahittik neye oğlunun asker yeminine gelen Anadolu insanı ordu evlerine alınmıyordu sakallı amcalar kapalı teyzeler dislandi artık bu olaylar bitti ordu şimdi çok güçlü niye sebatay ve siyonist artıkları yok kim başardı reis Tayyip baba şimdi her sahada dev Türk ordusu hakim gazı Mustafa Kemal in adını kullanarak arkasına sığınarak onu bu milletten soğuttu kim siyonist artıkları o yaşasaydı sizin dönemi görse o sebatay ve fetocu hainleri böcek gibi ezerdi

Umut Özkan

29 Ekim 2021 08:37

Ordu ve millet şu 3 virüsten (kamalizm-fetö-pkk) temizlendikçe güçleniyor elhamdülillah..

O yıllarda ‘palazlanmaya’ başlayan Feto’nun gizli örgütü..

29 Ekim 2021 07:56

O yıllarda ‘papazlanmaya’ başlayan Feto’nun gizli örgütü..

Ali R. Yardımoglu

29 Ekim 2021 07:12

... su'i zancı müfteri, siyasi cerbezeli heybeli taunundan marazlı!!.... herşeyi 1torbaya koyup, kendi kılıfına biçersin, öyle mi?? dilin ağzında tersine dönerse, sana dile gelip der, Allah imhal (tehir) eder, ama ihmal etmez. Çendan beddua seviyeyi indirir, olmaz; velev nasihat da bu kibrine işlemez.

Vehbi Kara Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle