Devrim Yobazı Sabetaycılar Cehennemin Varlığına Bir Delildir
Yaşadığımız asır, çok büyük günahların ve dehşetli zulümlerin ortaya çıktığı dehşetli bir zaman dilimidir. Bu dönemde yapılan zulümler hadis-i şeriflere dahi konu olmuştur. Öyle ki Hazreti Muhammed (asm) ahir zaman fitneleri ve bunu çıkaracak kişiler hakkında:
“Deccal’ın mühim kuvveti Yahudi’dir. Yahudiler severek tabi olurlar”(Müslim 2-405, Fiten 124, Müsned 3-224, Kenzül Ummal 14-582) buyurmuştur.
Ülkemizde Yahudilerin daha azgını olan Sabetaycılar çoklukla bulunmakta ve Müslümanların aleyhine olarak türlü türlü faaliyetlerde bulunmaktadırlar. Bunlar fitne çıkarmakta o kadar ileri dereceye ulaşmıştır ki Yahudiler dahi bu sapkın insanları kendilerinden saymamakta hatta İsrail’e girmelerine dahi müsaade etmemektedirler.
Yahudiler nasıl ki kutsal kitaplarımızdan olan Tevrat’ı tahrif ederek Talmud’a çevirmişler Sabetay Yahudileri ise Talmud’u dahi değiştirerek bir kısım reenkarnasyon inancı ile birleştirip; mistik Kabala düşüncesine uygun iyice sapıtmış bir din haline getirmişlerdir.
350 Yılda öylesine güçlenip çoğalmışlardır ki; Osmanlı Devletini yıktıkları yetmiyormuş gibi 1000 yıldır İslam’a hizmet eden Türkleri din dışına çıkarmak için türlü türlü yollara başvurmuşlardır. Cuma günü namazdan sonra Kuran ve ilahiler ile açılan Meclisimizden dinimizi yaşanmaz kılacak kanunları çıkarabilecek kadar işi azıtmışlardır.
Halifeliğin kaldırılması, medreselerin ve tekkelerin kapatılması, Kuran harflerinin Latin harflerine çevrilmesi, Ezan-ı Muhammedinin şarkı sözleri gibi okunması, sarık giymenin yasaklanarak gayri müslim başlığı olan şapka giymenin mecbur hale getirilmesi ve dahi nice zulümlerin yapılması daima bu sapkın Sabetay Yahudilerinin başının altından çıkmıştır.
Hele hele 600 yıldan beri cami olarak kullanılan Ayasofya’nın kapatılarak resim ve kabartmalarla dolu bir çeşit put haneye çevrilmesi akıl alacak bir şey değildir. İşin kötüsü bunları söyleyip dile getiren insanlar; türlü türlü hakaret ve eziyetlere uğrayıp hapse tıkılmışlardır.
Halifeliğin kaldırılmasına şiddetle karşı çıkan Trabzon Milletvekili Ali Şükrü Bey, hunharca katledilmiş katili olan Muhafız Alayı Komutanı Topal Osman, azmettiricilerin ortaya çıkmaması için derhal öldürülmüştür.
Milli Mücadelenin kahramanlarından biri olan Kars’ın alınmasında ve Yunan’a kan kusturmada çok başarılı olan Halit Paşa (Karsıalan), bizzat bu Sabetay Yahudilerinin silahları ile Mecliste şehit edilmiştir.
Bu cinayet ve zulümleri yazmaya kalksam makale sınırlarını aşıp kitap hacmine ulaşmak icap eder. Bu nedenle burada kesiyorum. Çünkü beni en çok ıstırap içinde bırakan hususa yer vermek gerekiyor; o da şudur:
Bu vatan uğruna şehit olan ve can veren aziz Türk Milletinin kahraman fertleri “hain” olarak yaftalanıp Sabetay Yahudileri, birer birer kahraman ilan ediliyorlar. Yazmış oldukları hayali romanlar ile sahtekârları kahraman gibi gösteriyorlar. Gerçeklerle hiç alakası olmayan dönme Yahudiler; birer kahraman olarak başımıza musallat ediliyor.
Resmi tarih çarpıtılmıştır. Bu hayali karakterler; kahraman Türk milletinin yerine ikame edilerek dünya üzerinde emsali görülmemiş bir yalancılığa imza atılıyor. Bunu açıklayıp yazan birkaç tane yazar ise hapislerde çürütülüp medya ve siyasetçiler marifeti ile linç edilmeye çalışılıyor.
Necip Fazıl Kısakürek, Kadir Mısırlıoğlu gibi gerçekleri haykıran insanlara türlü türlü lakaplar takıp iğrenç yalanlar ile gözden düşürüyorlar. Yıllarca hapislerde yattıkları yetmiyormuş gibi yaşlı oldukları halde ziyaretine giden insanları dahi linç etmekten geri durmuyorlar.
İğrençlikte sınır tanımayan bu insanların son dönemde yaptıkları fitneden bir tanesi ise şudur: Halkın iradesine darbe vurup faşist generalleri devletin başına geçiren askeri devrimleri sadece FETÖ örgütüne mal edip kendilerini temize çıkarmaktır.
Peki, adama şunu sormazlar mı? Bu FETÖ örgütünü semirtip büyüten, ordudan bütün dindar askerleri atıp bu Yahudi FETÖ örgütünün palazlanmasını sağlayan faşist generallerin hiç suçu yok mudur?
İşin en tahammül edilmez kısmı şudur. Benim gibi 1982’den beri Fetullah Gülen’in mahiyetini anlatıp en büyük mücadele eden insanı, “Fetocu” yapıyorlar. Yeni Akit gazetesinde yazmış olduğum yazıların başına “ordudan Fetoculuktan dolayı atılan Vehbi Kara” başlığını koyup insanları aldatmaya çalışıyorlar.
1997 Yılında eşleri başörtülü olduğu için ordudan atılan benim gibi binlerce insana türlü türlü yaftayı takıp zulmün şeddelisini yaptıkları yetmiyormuş gibi şimdi de çıkıp “bunlar Fetocuydu” diyorlar.
Bu Cehennemin varlığına bir delil olan vicdansızlara, şunu söylemek bir borçtur. Fetoculara karşı mücadele eden bir elin parmakları ile sayılacak kadar az olan benim gibi insanlara bu iftirayı atmak Allah’tan korkmamaktır. Bu iftiralar Arşı alaya çıkıp bela olarak bu memleketin üzerine dönmesine sebeptir.
Namaz kılmanın önemi ve içki içmemenin gerekliliği ile ilgili olarak FETÖ örgütü ile tam 36 yıldır mücadele ediyorum. Şahsıma karşı her türlü fenalığı yapan bu Yahudi FetoÖrgütüne karşı yazmış olduğum yazıların haddi hesabı yoktur. Hatta 11 yıl önce “Bahriyede 15 Yıl” isimli kitabımla bunların fenalıklarını ve İslam’a karşı hıyanetlerini detayları ile anlatan bir insanım.
Feto’ya karşı çıktığım için dindar insanların bile hücumuna uğramış birisiyim. Hem Deniz Kuvvetlerinde hem de sivil yaşamımda şahsıma karşı yapmadıkları fenalık kalmadı. Öyle ki bu Fetoculardan 8 tanesi ile Harp okulunda aynı sınıfta okuduk. Bunları amiral yapıp beni ordudan atan işte bahsettiğim faşist general ve amiraller ile Sabetay Yahudileridir.
“Namaz dinin direğidir her ne suretle olursa olsun terk edilemez”. “Alkollü içki içmek dinimizin büyük günahlarındandır, ne kadar baskı yaparlarsa yapsınlar içilmez” dediğim için en başta bu FETÖ örgütü bana karşı çıktı. Askeri okuldan atılmam için yaptıkları kadar askerlik hayatımda da bunların düşmanlıklarına maruz kaldım. Sonunda 1997 yılında ordudan atmaya muvaffak oldular. İşin garip bir cilvesi beni atarken “Fetocu” yaftasını da iliştirmeyi unutmadılar.
Yıllar sonra 28 Şubat darbecilerini mahkemeye verip davacı olduğum bir zamanda “Fetoculuktan dolayı” ordudan ilişiğimin kesildiğini öğrendim. Feto’yu allayıp pullayıp başımıza bela eden darbeci ve din düşmanı zihniyet şimdi kalkmış bana “Fetocu” yakıştırması yapıyor.
Kıssadan hisse bu olmak gerektir ki; bu dünya bir imtihandır. Cennet ucuz olmadığı gibi Cehennem dahi lüzumsuz değildir. Öyle büyük günahlar ve fenalıklar yapılıyor ki eğer Cehennem hiç olmasa idi sırf bu Allah’tan korkmayan insanlar için Cehennem’in yaratılması icap ederdi.
Çünkü hem darbe yapıp suç işliyorsun hem de bu darbeyi yapanlara karşı çıktığın için seni suçlu ilan edip cezalandırmaya kalkıyorlar. Yetmedi darbeci FETÖ örgütünü palazlandırıp memleketin başına bela ettikten sonra kalkıp bunu inkar ederek “Fetocuları ordudan attım” diyecek kadar hayasızcayalan konuşabiliyorlar.
Dünyada, bunları cezalandırmak için gönderilecek bir yer yoktur. Ancak Cehennem ile bu dehşetli zulüm ve fenalık karşılık görebilir, temizlenebilir. İşte Cehennemin var olmasının en büyük delili; bu “Allah’tan korkmaz, kuldan dahi utanmaz” insanların varlığıdır, vesselam…


