Danıştay Fitne Çıkarıyor
Danıştay, 5 yıl sonra nasıl oldu da Andımızı hatırladı! Ne oldu da birden 8. Daire Andımızı kaldıran işlemi hukuka aykırı buldu?
Cevabı açıktır. Danıştay’ın vermiş olduğu ve temyize açık dediği bu karar; aslında Ak Parti-MHP ittifakına karşı yapılmış asimetrik bir sabotajdır. Bu kararla iki parti karşı karşıya getirilerek yerel seçimler hedeflenmiş ve ittifak sona erdirilmiştir. Danıştay 8. dairesi üyeleri üzerlerine düşen fitne görevini pekala başarılı bir şekilde yerine getirmiştir. Ne kadar övünseler azdır...
Pekala! Bizde tepeden tırnağa Munis Tekinalp yani Moize Cohen’in temelini attığı Kemalist ideolojinin ayrıştırıcı bir dayatması olan bu andımız meselesine bir el atalım. Bu metnin yazarını biliyoruz; Reşit Galib. Aynı zamanda ezanın Türkçeleştirilmesinde görev alan aynı kişi olduğunu ise ne yazık ki çok kişi bilemez.
Masonların en önemli elemanları Sabetay Yahudileridir. Bu islam düşmanı fitneciler; 624 yıl boyunca Osmanlının yapmadığı dayatmayı yapmışlardır. Zira osmanlı zamanında kimsenin dinine etnik kökenine zorla baskı uygulanmamıştır.
Halbuki bu Mason ve gizli Yahudi dönmeleri çok çeşitli etnik kökenden gelen vatandaşımızı ayrıştırarak bölücülük yapmayı çok severler. Bu vatanda her şeyden önce birlik ve beraberlik, bütünleşme gerekli olduğunu bildikleri için aksine olan davranışlarda hep bunları görürüz.
Millet olarak son 150-200 yıldır sürekli savunmada kaldık ve sürekli gerilemek mecburiyetinde bırakıldık. Bu dönme ve masonlar yüzünden her biri canımızdan birer parça olan nice vatan topraklarını gözü yaşlı, kalbi kırık bir şekilde geride bırakmak zorunda kaldık.
Şu hususu tekrarlamak gerekir: "Türkiye, mevcut fiziki sınırlarından ibaret bir ülke değildir". Aynı şekilde Türk milletini de bu sınırlar içinde yaşayanlardan ibaret göremeyiz. Bu ülkenin ve milletin gerisinde koskoca bir medeniyet, koskoca bir tarih, koskoca bir birikim vardır. Ülkemizin sınırları başka olsada gönlümüzün sınırları alabildiğine geniştir.
Vatandaşlarımıza en iyi, en güzel, en ileri hizmetleri sunmak devletin başlıca görevidir. Bölücülük yapmak ve fitne çıkarmak ise hep gördük ki; FETÖ ve PKK’nın işi olmuştur. Bu iki örgüt devreden çıkınca yerine Danıştay'ın görevlileri derhal ortaya çıkmıştır.
Kafatasçılığına varan bir ırkçılıktan Osmanlı Devleti çok zarar görmüştür. Müslüman unsurlar dahi vatanımızdan ayrılarak Haçlı güçlerine yem yapılmıştır. Bugün dahi Haçlıların oyuncağı olmuş durumda nice bu bizden kopmuş devlet vardır. İşte Suudi Arabistan ve Mısır, çok önemli iki örnektir. ABD'nin maskarası olmuşlardır.
Halbuki bize yakışan ırkçı ve kabileci anlayış değil; her fırsatta gönül sınırlarımız içindeki kardeşlerimizle de kucaklaşmaktır. Bu nedenle unsuriyetçiliği ve ırkçılığı reddetmek bir Müslüman için çok önemlidir.
Halkın parası olan ve Hintli Müslümanların yardımlarından meydana gelen İş bankası hisseleri hazineye devredilmeye çalışılırken işte tam bu sırada Danıştay devreye girerek siyasi bir karar almıştır. Üzerine düşen görevleri savsakladığı yetmiyormuş gibi üzerine vazife olmayan konulara da el atmaktan çekinmeyen bu insanlara birilerinin dur demesi gerekiyor.
Hukuk mekanizmasının siyasetin dışında kalması zorunludur. O halde “Andımız kararı” zamanlama itibarı ile neye hizmet ediyor. Danıştay üyeleri Beşir İyiyazar’ın şu sözlerini iyi düşünmelidirler: Eğer bu ülkenin bazı vatandaşlarına “Türküm” demek ıstırap veriyorsa onları “Türküm” demeye zorlamak zalimliktir. Böyle bir şeye razı olmak zulmü alkışlamak, sessiz kalmak da “dilsiz şeytan” olmayı kabullenmektir.
Şanlı Nebi Hazreti Muhammed Aleyhissalatü Vesselamın şu hadisini nazarlarınıza sunmak gerekiyor: “Irkçılığa (asabiyeye) çağıran bizden değildir. Irkçılık üzere ölen bizden değildir.(Müslim, İmare 53,57, hadis no 1850); Ebu Davud, Edeb 121; İbn Mace Fiten7; Nesai, Tahrim 27,28), vesselam…
Son olarak "Ne Mutlu Türküm diyene"sözünün üzerinde de duralım. Bu sözün doğrusu "Ne mutlu Müslümanım diyene" olmalıdır. Zira Müslüman olmayan Allah'ı inkar eden Türk ırkından insanlar da vardır. Allah'a inanmayan bir insan için "ne mutlu" denilmez. Yahu ebedi olarak Cehenneme gidecek birisine "ne mutlu" denilir mi? "Vah zavallı" demek icap eder.
Öldükten sonra sual melekleri “Rabbin kim?” Diye soracaktır. “Atan deden kim?” Diye sormayacaktır. Zaten anne ve babamızı biz seçip tayin etmedik ki. Rabbimizin iradesi ile olmuştur. Bizler daima Müslüman bir anne babadan doğduğumuz için şükretmek zorundayız.
Irkçılık yapanlar ne gariptir ki çoğunlukla Türk değildir. Genellikle Sabetay Yahudileri gizli Yahudi kaldıkları halde en fazla “ne mutlu Türküm diyene” diyenlerdendir. Ben Türküm lakin bu şekilde konuşmayı doğru bulmuyorum. Şunu ise rahatlıkla söyleyebilirim: ''Türk'ün ruhu İslâm'dır, gerisi hezeyandır”.
Türklük İslamiyet ile mezc olmuş kaynaşmıştır. Avrupa’da Boşnak ve Arnavutlara Türkçe dahi bilmedikleri halde hala “Türk” denilir. Zira her nerede Türk görseler Müslüman dinindendir. Örneğin Macar halkı, köken itibarı ile Türk olduğu halde Hristiyan oldukları için bunlara Türk denilmez. Demek ki Türk demek; Müslüman demektir.
Haçlılar, Türkleri İslam’dan çıkarmak için türlü türlü yolları denediler. Lakin 1000 yıldır hiçbir yere varamadılar. Bilakis Selçuklular gibi Osmanlılar ve şimdi ise Türkiye, bütün Haçlı ordularını Anadolunun bağrında yok etmiştir.
Suriye de Afrin ve El Bab da son örneklerini de gördük. ABD’ye rağmen zorla Suriye’ye girerek terör örgütlerini dize getirdik.
Yüz yıllardan beri Ortadoğu, Anadolu ve Rumeli toprakları Haçlı ordularına mezar olmuş ve olmaya devam edecektir. Allah’ın izni ile Kıyamete kadar hiçbir güç buna engel olamaz, vesselam...


