--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Cumhurbaşkanı Erdoğan Ülkemizin Saygınlığını Arttırdı

Vehbi Kara
Vehbi Kara

Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk defa kendisine yakışan saygı ve takdiri görmeye başlamıştır. Zira özellikle Avrupa ülkelerinde süklüm püklüm bir vaziyette temsil edilen Cumhurbaşkanlığı, artık her vatandaşımızın onur duyabileceği bir şekilde izzetli bir şekilde karşılanmaktadır.

İşte 31 Mart 2019 seçimlerini bir de bu gözden değerlendirmek gerekiyor. Bu seçimde halktan alınan destek sayesinde daha güçlü ve özverili bir yönetimi bekleyebiliriz. Aksi takdirde CHP adaylarına verilecek destek sonucunda; ülkemizi yeniden bir kaosun içine sokmaya çalışacaklarından hiçbir şüpheniz olmasın. Şimdiden bunun hesabı yapılmaktadır.

Seçime gitmemek ve oy kullanmamak bu açıdan değerlendirildiğinde kişiyi sorumlu hale getirmektedir. Mesela İstanbul’da CHP adayının kazanması demek kanal İstanbul başta olmak üzere ülkemiz açısından hayati derecede önemli kanal İstanbul gibi bir çok önemli projenin belirsizliğe itilmesine yol açabilecektir. 

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı görevleri esnasında ülkemize ve âlem-i İslam’a çok büyük hizmet etmiş olan Erdoğan’ın yapmış olduğu icraatlar, iyilik ve güzellikler sayfalara sığmaz. Bunları yazmakla bitiremeyiz. Lakin bana göre en büyük iyiliği içimize yerleştirilen yeis yani karamsarlık duygusunu yıkıp atmış olmasıdır.

Kuran’da “la taknetü min Rahmetillah” yani “benim rahmetimden ümidinizi kesmeyin” diye emreden Rabbimize itaat etmeyerek “yeis” denilen çok kötü bir hastalığa tutulmuştuk. Öyle ki bu hastalık sadece ülkemizi felakete düşürmedi bütün İslam ülkeleri az çok bu dehşetli hastalıktan mustarip hale geldi. Ta ki Erdoğan’ın konuşmaları ile yeniden özgüven kazanıncaya kadar.

Bütün Müslümanlara hatta dünyaya örnek olacak şekilde ortaya çıkıp zalime zulmünü haykıran bir lider ortaya çıktı. “Dünya beşten büyüktür” diyerek yıllarca Batılı emperyalistlerin baskısı altında kalan milyarlarca insan Cumhurbaşkanımızı alkışlıyor ve kendisine dua ediyor. Aynı zamanda cesaretinden dolayı “niçin bende onun gibi cesur olmayayım?” sorusunu sorarak zalimlere boyun eğmemeyi öğrendi.

Elbette 15 Temmuz 2016 darbesinde ABD öncülüğündeki FETÖ unsurları mağlup olacaklardı. Çünkü o kadar çok dua ediliyordu ki! Bu duaların Gafur ve Rahim olan Allah katından dönmesi, karşılık bulmaması düşünülemez. Merhameti kainatı kuşatan Rabbimiz inayeti ile ülkemizin ve mazlumların imdadına koşmuştur.

Ne kadar tuzak hazırlasalar, fitne işinde Şeytanları dahi utandıracak planlar yapsalar dahi Allah, Erdoğan’ı koruyor, onların tuzağına düşürmüyor. Girdiği her seçimi kazanan ve savaştığı bütün güçleri mağlup eden Erdoğan’ın başarılarını sebepler arasında arayarak bulmak mümkün değildir. Allah’ın inayeti ve dualar sayesinde muvaffak oluyor hata yapsa dahi sonucunda başarı kazanıyor.

Erdoğan öncülüğünde sadece ülkemizde yaşayan insanlar değil bütün Müslümanlar büyük bir özgüven kazandılar. Bunu yıllar önce bizzat Lübnan’ın Sayda şehrine gittiğimde görmüştüm. Erdoğan’ın ziyaretinden aylar sonra dahi dükkânlarda ayyıldızlı bayraklarımızla beraber Erdoğan posterleri duruyordu. Bizim Türkiye’den geldiğimizi duyan esnaf ve halk hemen söze başlıyor hatta unutmadıkları Türkçe sözcüklerle Erdoğan’ı övüyorlardı. Gemi kaptanı olarak yaptığım bu yolculuğu hala unutamıyorum.

İşte Erdoğan’ın yaptığı en büyük iyilik bizi kanser hastalığı gibi ölüme sürükleyen yeis ve karamsarlığı ortadan kaldırmasıdır. Öyle ki 5 yıldan beri devam eden Suriye savaşında Türk ordusunun savaşa dâhil olması ile birlikte zaferler zaferleri kovalamakta Suriyeli mücahitler başarıdan başarıya koşmaktadırlar.

Suriye’deki mücahit direnişi ve ülkemizin operasyonları emsalsizdir. Kıyamete kadar dillere destan olacak bu kahramanlığı bir başka yazıya bırakarak yeis denilen hastalığı ve meydana getirdiği kötülükleri anlatmaya çalışayım. Önce Kuran ayetinden başlayalım:

Rabbimiz Zümer Suresinde “De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! ALLAH'ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü ALLAH bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok mağfiret edici, çok merhamet edicidir."Buyurmaktadır.

Bediüzzaman Said Nursi Şam’da Emeviye Camiinde vermiş olduğu hutbede bakın bu karamsarlık hastalığını nasıl ifade etmiş:

"Yeis, ümmetlerin, milletlerin 'seretan' denilen en dehşetli bir hastalığıdır. Ve kemâlâta mâni ve “ene inde zannı Abdi bi” hakikatine muhaliftir; korkak, aşağı ve âcizlerin şe’nidir, bahaneleridir. Şehamet-i İslâmiyenin şe’ni değildir. Hususan Arap gibi nev-i beşerde medar-ı iftihar yüksek seciyelerle mümtâz bir kavmin şe’ni olamaz. Âlem-i İslâm milletleri Arabın metanetinden ders almışlar. İnşaallah, yine Araplar ye’si bırakıp, İslâmiyetin kahraman ordusu olan Türklerle hakikî bir tesânüd ve ittifak ile el ele verip Kur’ân’ın bayrağını dünyanın her tarafında ilân edeceklerdir."

"Yeis en dehşetli bir hastalıktır ki, âlem-i İslâmın kalbine girmiş. İşte o yeistir ki bizi öldürmüş gibi, garpta bir-iki milyonluk küçük bir devlet, şarkta yirmi milyon Müslümanları kendine hizmetkâr ve vatanlarını müstemleke hükmüne getirmiş. Hem o yeistir ki, yüksek ahlâkımızı öldürmüş, menfaat-i umumiyeyi bırakıp menfaat-ı şahsiyeye nazarımızı hasrettirmiş. Hem o yeistir ki, kuvve-i mâneviyemizi kırmış. Az bir kuvvetle, imandan gelen kuvve-i mâneviye ile şarktan garba kadar istilâ ettiği halde, o kuvve-i mâneviye-i harika meyusiyetle kırıldığı için, zâlim ecnebîler dört yüz seneden beri üç yüz milyon Müslümanı kendilerine esir etmiş. Hatta bu yeisle, başkasının lâkaytlığını ve füturunu kendi tembelliğine özür zannedip neme lâzım der, 'Herkes benim gibi berbattır' diye şehamet-i imaniyeyi terk edip hizmet-i İslâmiyeyi yapmıyor."

"Madem bu derece bu hastalık bize bu zulmü etmiş, bizi öldürüyor. Biz de o kàtilimizden kısasımızı alıp öldüreceğiz.   “la taknetü min rahmetillah” kılıcıyla o yeisin başını parçalayacağız. “Ma la yüdreküküllühu, la yütreküküllühu..” yani “tamamı yapılamayan bir hayrın tamamının da terk edilmesi gerekmez!..”  hadisinin hakikatiyle belini kıracağız inşaallah."

"Sıkıntı sefahetin muallimidir. Yeis dalâlet-i fikrin, zulmet-i kalb ruh sıkıntısının menbaıdır.""Yeis, mâni-i herkemâldir. 'Neme lâzım, başkası düşünsün.' istibdadın yadigârıdır." İşte bunlar Bediüzzaman’ın yeis hakkındaki sözleridir.

Rabbim Erdoğan gibi İslam mücahitlerinden razı olsun, vesselam…

Vehbi Kara Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle