--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Cami ve Cuma Hutbesinin Önemi

Vehbi Kara
Vehbi Kara
13

Şanlı ecdadımız dünyanın her tarafına öyle eserler bırakmış ki aradan 500-600 yıl geçtiği halde dimdik ayakta duruyor ve ne derece yüksek bir medeniyet inşa edildiğini kör olmayan herkese gösteriyor.

Bunun en bariz örneği muhteşem camilerimizdir. Yüzyıllardır görenlerin hayranlıkla izlediği camilerimiz, hem şehirlerin sembolü hem de gezilecek en önemli mekânı olarak günümüze kadar gelmiştir. Mimar Sinan’ın çıraklık eserim dediği Saraçhane’deki Şehzade Camii, bu gün dahi en usta mimarların hayallerini süslemektedir.

İstanbul’un yedi tepesinden birisinde yükselen Süleymaniye Camii, Sinan’ın kalfalık eseridir. İstanbul’un her yerinden görünür ve bu şehrin büyük bir İslam medeniyetine beşiklik ettiğini dost düşman herkese gösterir. Artık silueti ve minareleri ortaya çıkmış olan Çamlıca Camisi de İstanbul’daki harika eserlerden bir tanesidir.

Sultan Ahmet Camisi ise altı adet minaresi ile Ezan-ı Muhammedi’nin önem ve saygınlığını ifade ediyor. Boğazdan geçen bütün gemiler hayranlıkla Ayasofya ve Sultan Ahmet Camiini seyrederler.

Bütün bu camiler İstanbul’a ve bu topraklara vurulmuş İslam mührünün en önemli göstergesidirler. Allah’ın izni ile hiçbir güç bu mührü ülkemizden ve güzel İstanbul’dan silemeyecektir. Ayasofya ve Taksim camilerinin açılması yeni bir dönemin başlangıcı olmuştur.

İstanbul boğazından gemi ile belki yüzlerce defa geçtim. Mecburiyet olmadığı zamanlarda genellikle Türk kaptanlar kılavuz kullanmazlar. Boğaz geçişlerinde ise kaptan gemiye kumanda ederken dikkat etmeli gözlerini su üzerinden ayırmamalıdır. Hele hele zor bir geçit olan boğazda, balıkçı ve yolcu teknelerine çok daha fazla dikkat etmek gerekir.

Fakat İstanbul’un bu güzel camilerle ve sanat eserleri ile süslü dünyanın belki de en güzel şehrinde kaptanlar adeta büyülenirler. Sarayburnu önlerine gelince onlarca tekne ile karşı karşıya kalsanız dahi bu güzelliklere bakmaktan gözünüzü alamazsınız.

Eminönü’ndeki yeni Camii, Fatih’teki Fatih ve Yavuz Selim Camileri de İstanbul’a başka bir güzellik katar. Topkapı Sarayı ve Beyazıt Kulesi bu camilerimizle birlikte muhteşem bir medeniyeti gösterir. İstanbul’un silueti yüzyıllarca bu eserlerle şekillenmiş ve bu güne kadar gelmiştir.

Elbette bize düşen önemli bir vazife; yüksek binaların bu silueti bozmasına fırsat vermeyecek şekilde inşa edilmesini sağlamaktır. Önemlidir zira bu eserlerin görünmesini engellemek İstanbul’daki İslam mührünün kaybolması demektir. Ne yapıp edip bu tahribatı yapanlara engel olunmalıdır.

Camilerin en önemli yönlerinden bir tanesi ise her Müslüman’ın üzerine farz olan Cuma namazıdır. Cuma namazı ise ancak camilerde kılınır ve cuma hutbesini dinlemek her Müslüman’a farz olan bir ibadettir. O halde Cuma hutbesinin öneminden bahsetmek gerekiyor.

Cuma hutbesinin makamı, ihtar ve ikaz makamıdır. Yoksa nazari ve siyasi veya dinin detay konularının talim edildiği bir makam değildir.

Zaten ihtar ve ikazda da tafsil ve izaha ihtiyaç hasıl olmaz, kısa ve öz bir şekilde okumak esastır. En etkili ve hülasa ifade ise; ayet ve hadislerin yorumsuz bir şekilde orijinal şekli ile zikredilmesidir.

Bu sebeple Cuma hutbelerinde ayet ve hadislerin zikredilmesi kafidir. Bunun dışında yapılan işler makbul değildir, bidattir. Lakin bidatın olması, Cuma namazının sıhhatine zarar vermez, sadece sevabını azaltır. Bu bidatleri bahane ederek Cuma terk edilemez.

Cuma hutbesinin Arapça okunmasının hikmetlerini madde madde olarak sıralanırsa:

  1.  Cuma hutbesi İslam aleminin bir şiarı bir sembolüdür. Ümmetin ortak bir parolası hükmündedir. Tıpkı ezan ve kamet gibi, ümmetin ve dinin dili de Arapça olunca, Arapça okunması ümmet arasında birlik için elzemdir.
  2.  Cuma hutbesi dinin zaruri ve muhkem olan meselelerinin ihtar ve ikaz edildiği bir makamdır. Yoksa nazari ve teferruatın talim ve ders verildiği bir makam değildir. Bu yüzden, orijinal Arapça ve Allah kelamı ile yapılan ihtar ve ikaz, Türkçe yapılan vaazdan daha etkili ve müessirdir.
  3.  Zaten dinin teferruat ve nazariyatını insanlar on beş yirmi dakikalık Cuma hutbesinden öğrenecek değildir. Onların talimi ve öğrenilmesi başka vasıtalara verilmiştir. Medrese ve okullar gibi.
  4.  Allah’ın bir kelimesindeki haşmet ve müessiriyet, insanların bir kitabına bedeldir. Bu yüzden, tezkir ve ihtar makamı olan hutbede Allah ve Resulünün kelamını okumak daha manidardır.
  5.  Müslümanların, hutbede okunan ayet ve hadislerin mealini öğrenmesi zor değildir. Kısacık dünya hayatı için yüzlerce, binlerce kelime ezberleyen, öğrenen adam, ebedi hayatının lazımı olan ayet ve hadislerin mealini öğrenmemesi mazeret değildir. Bizim tembelliğimiz ve keyfimiz için ibadetin şekli değiştirilemez, manası bozulamaz. Kaldı ki, hutbe de, namaz gibi bir ibadettir, yoksa vaaz ve talim makamı değildir.
  6.  Arap dilinin farkı;çok zengin ve cami bir dil olmasıdır. Aynı zamanda beliğ ve fasih bir dildir. Dünya dilleri içinde hiçbir dil, zenginlik ve beyan keskinliğinde Arapça’ya yetişemiyor. Bunu dil bilimcileri kati delilleri ile ispat ediyorlar. Mesela, Türkçe’de yüz bin kelime varsa, Arapça’da milyonu geçiyor. Gramer açısından da Arapça çok zengin bir dildir.En önemli unsur da Kur'an’ın orijinal dili olması, Allah’ın tercihi olmasıdır.

Meselâ, bazı gafiller, hutbenin Türkçe okunmasını istihsan ediyorlar ki, halkın bilhassa siyasî ahvalden haberleri olsun. Halbuki bu gibi ahval-i siyasiye yalandan, hileden, şeytanî fikirlerden hâli değildir. Hutbe makamı ise, ahkâm-ı İlâhiyenin tebliği için ittihaz edilmiş bir makamdır.

Arapçayı bilmeyen insanlara Cuma namazından önce ve diğer vakitlerde okunan vaazları tavsiye etmek gerekir. Yüzyıllardan beri vaazlar Türkçe, Cuma hutbesi ise Arapça okunmuştur.  Fakat 1932 yılında ezan yasağı ile birlikte Türkçe hutbe okunmaya başlamış ezan orijinal haline dönse de bu yasaklama ise hala devam etmektedir.

Hâlbuki halk dinin zaruri hükümlerini anlamaya muhtaçtır. Hutbe makamı da bu gibi hükümlerin tebliği içindir. Bu hükümler Arapça olduğu zaman halk üzerinde daha tesirli olmaktadır. Örneğin Kur’an lafzı ile beş vakit namazın farz olduğunu hutbe ile duyurmak çok daha etkili ve güçlü olacaktır. Bununla birlikte Arapça lisansındaki şehâmet, yükseklik, meziyet, satvet diğer lisanlarda bu derece güçlü değildir.

Kıssadan hisse bu olmak gerektir ki; İslam’ın sanat eserleri heykeller değil, camilerdir, köprülerdir, kervansaraylar ve çeşmelerdir. Medeniyet heykeller dikerek zulüm ve cinayetleri taşlaştırarak, adeta halka meydan okumak, onların karşısında serfüru etmek yani boyun eğdirmek değildir. Osmanlı ve Selçuklu ecdadımız gibi insanların hayatını kolaylaştıracak şekilde camiler ve köprüler yapmaktır, vesselam…

Yorumlar

(13)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Alican

9 Haziran 2021 10:11

Vehbi kara beyefendi, gerçekten güzel bir yazı olmuş. Elinize ve yüreğinize sağlık.

Anadolu Peygamber sav sevgisinin her an yeniden mayalandığı yerdir

7 Haziran 2021 21:16

Vehbi bey, bir de ülkemiz insanının ruh manifestosu olan Mevlid-i Nebevi hakkında yazın lütfen. Merhum Süleyman Çelebi hazretlerinin büyük bir irfanla yazıp ülkemiz müslümanlarına armağan ettiği ve yaklaşık beşyüz yıldır her vesileyle okunulan bu şaheser hakkında kendini bilmez densizler laf ediyor. Diyanet kadrosunda da bu bir şiirdir okunmamalı, onun yerine kuran meali okunmalıdır diyen hocalar da var. Bu hususu oldukça mühim, bir şekilde bu hakikati gündeme taşımanız gerektiğine inanıyorum. Deminiz muhabbet olsun.

Erkmen

7 Haziran 2021 20:20

Anlamadığım bir dilde yapılan konuşmayı ne diye dinleyeyim?  

Hey gidi günler kürsüler ve minnetler milli şef dönemi gibi tektuze

7 Haziran 2021 19:56

PROBAGANDA dolu olduktan sonra hut lerin bir önemi kaldımı.  

Fira

7 Haziran 2021 19:51

Sayın Yazar Bu makalede amacınız bir hakikati mi dile getirmek yoksa bam teline dokunarak tartışma ortamı oluşturarak bol yorum mu almak?...  

Necati

7 Haziran 2021 17:11

Bu kadar haksızlığa, hukuksuzluğa, yozlaşmışlığa, kul hakkının yenmesine ses çıkarma; cuma namazı falan falan ,, müslümana bak!

Ömer

7 Haziran 2021 16:46

Erzurumlu nun yorumuna katılıyorum . Hutbe Arapça Aslı ile okunur Türkçe okunmaz . Maalesef bu bugüne kadar da devam ediyor . Efendim halk anlamıyor diyorlar . Onbeş dakika erken vaaZda açıklanır Türkçe vaaz verilir . Cami cemaat ile alakaları olmayanların camiye ezana hutbeye müdahale etmeleri tuhaf yahu size ne ?

HACI

7 Haziran 2021 16:17

Yazınızda haklısınız ama cumadan evvel vaazında bidat olduğunu bilmek lazım. Cuma namazı vaktinde alışveriş yapmanın haram olduğunu bilmek lazım, İslâm'da cami kültürü değil mescid kültürünün olduğunu bilmek lazım mescidlerin mütevazı olması gerektiğini bilmek lazım, milyonlar harcayıp mescidleri aynı havralar ve kiliseler gibi süslememek lazım daha daha daha. Velhasıl Mescid kültürüne dönmek lazım

Tamam da.

7 Haziran 2021 16:07

Yazar. Camii eyvallah.Yapilsin velakin lazım olan yere mutlaka yapılsın. Ancak gereksiz ve cemaatin olmadığı yerede sırf lâf olsun dindar görüneyim diyede yapılmasın.  

osman buyrucu

7 Haziran 2021 15:57

sayın yazar Allah razı olsun kaleminize yüreğinize sağlık bu yolda mücadele ettiğiniz sürece Allah yar ve yardımcınız olsun.

Vehbi Kara Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle