Bediüzzaman'ın İman Hakikatleri İçin Mücadelesi

11 Şubat 2019 Pazartesi

Bedîüzzaman Said Nursî,  hem büyük bir İslam alimi hem de savaş gazisidir. Milli mücadeledeki katkılarından dolayı Birinci Millet Meclisinde törenle karşılanmıştı. İngilizlere karşı gösterdiği cesur direnişten dolayı dost ve düşman herkesin takdirini kazanmıştı. Birinci Dünya Savaşında Rus cephesinde göstermiş olduğu kahramanlıktan ve Milli mücadeledeki İngiliz planlarını bozduğu için dillere destan olan kahramanlığını herkes takdirle yad ediyordu.

Bu kahraman gazi ve değerli İslam alimi, Osmanlı Devleti tarafından madalya ile mükafatlandırılmış hatta ordu adına Darül Hikmetül İslamiye azalığına seçilmiştir. Burada görev yaparken İngiliz İşgal kuvvetlerinde görev yapan Anglikan kilisesi başpapazına verdiği kısa ve özlü cevaplar izzet ve onurlu duruş için Müslümanlara örnek olmuştur.

Halkımızın işgalci güçlere karşı bilinçlenmesinde ve milli mücadelenin kuvvet bulmasında emsalsiz katkıları vardır. Bu nedenle mecliste kendisine çok sevilmektedir. Bu arada Meclis’te mebusların namaz kılma konusundaki lakayt hallerinden rahatsızlık duymuştu. 10 maddelik bir beyanname neşrederek meclis kürsüsünden okunmasına ve namaz kılanların artmasına sebep olur.

Bu durum Meclis başkanı tarafından tepki ile karşılanır. Meclis’te “Biz sizin ilminizden istifade etmek istedik fakat siz namaza dair şeyler neşrederek aramızda ihtilaf çıkardınız” şeklinde ikaz edilmesine yol açar. Bu söze karşı sert tepki gösteren Bediüzzaman: “Kâinatta en yüksek hakikat imandır, imandan sonra namazdır.” Diyerek neşrettiği beyannameyi izah eder. Bu korkusuz tavır üzerine Meclis Başkanı özür dilemek zorunda kalır.

Bu olaydan ders alarak bizde önce iman ve sonraki yazılarımızda da namaz ile ilgili bazı önemli hususları dile getirmeye çalışacağız.

Günümüzde din ve İslâmiyet düşmanları, evvela imanın esaslarını zayıflatmak ve yıkmak planını, programlarının birinci maddesine koymuştur. Balkan ve dünya savaşlarda yaşanan bozgunları fırsat bilerek Osmanlı’yı parçalamış ve dinsizliğin kuvvet bulmasına çalışmışlardı çünkü çok uğraştıkları halde Müslümanlar asla Hıristiyan olmuyordu.

Türkiye Cumhuriyetinde de aynı planları tatbike koydular. Özellikle 1925-1950 yılları arasında İslam dinine ait ne varsa ortadan kaldırmaya çalıştılar.

Neler yapılmamıştı ki; Türk alfabesi yerine Latin alfabesi kullanılmaya başlanmış tekke ve medreseler kapatılarak İslami eğitim veren okullar yok edilmişti.

İslam dünyasını bir arada tutan ve çok önemli bir rol ifa eden “halifelik” bu yıllarda ortadan kaldırılmış Müslümanlar başsız kalmıştı. Ayasofya’nın kapatılmış puthaneye çebvrilmişti. Daha nice devrim ve inkılaplar ile bu kahraman millet dinsizleştirilmeye çalışılmış imanını ortadan kaldırmak üzere suikastlar tertip edilmişti.

Halbuki imanın esaslarından birisinde hasıl olacak bir şüphe veya inkâr, dinin teferruatında yapılan lâkaytlıktan pek çok defa daha felaketli ve zararlıdır. Bunun içindir ki en mühim iş, taklidî imanı tahkiki imana çevirerek imanı kuvvetlendirmektir. Milletimizin imanını güçlendirmek ve kurtarmaktır.

Her şeyden ziyade imanın esaslarıyla meşgul olmak gerekli bir ihtiyaçtır. Hatta mecburiyet haline gelmiştir. Bu durum, Türkiye’de olduğu gibi umum İslâm dünyasında da böyle idi.

Temelleri yıpratılmış bir binanın odalarını tamir ve süslendirilmesine çalışmak, o binanın yıkılmaması için ne derece bir fayda temin edebilir? Köklerinin çürütülmesine çabalanan bir ağacın kurumaması için, dal ve yapraklarını ilaçlayarak tedbir almaya çalışmak, o ağacın hayatına bir fayda verebilir mi?

İşte, insan, saray gibi bir binadır; temelleri ise imanın altı esasıdır. İnsan, bir ağaç gibidir. Kökünde iman esasları bulunmaktadır. İmanın şartlarından en önemlisi ise Allah’ın varlığına ve birliğine inanmaktır. Bir insanın en başta elde etmeye çalıştığı ilim, iman ilmidir. İlimlerin esası, ilimlerin şahı ve padişahı, imandır.

İman, sadece söz ile yapılan tasdikten ibaret değildir. İmanın çok mertebeleri vardır. Anne ve babamızdan gördüğümüzü yeterli kabul ederek güçlü bir imanı elde edemeyiz. Bu zamandaki inançsızlık, dalalet, sapkınlık fırtınaları karşısında taklidi iman çabuk söner.

Araştırıp güçlendirilmiş bir iman ise sarsılmaz, sönmez bir kuvvettir. Tahkiki imanı elde eden bir kimsenin, iman ve İslâmiyet’i dehşetli dinsizlik kasırgalarına da maruz kalsa o kasırgalar bu iman kuvveti karşısında tesirsiz kalmaya mahkûmdur. Tahkiki imanı kazanan bir kimseyi, en dinsiz feylesoflar dahi bir vesvese veya şüpheye düşürtemez.

İşte bu yüzden tahkiki imanı ders vererek imanı kuvvetlendirip insanı ebedî saadet ve selâmete götürecek Kur’an ve iman hakikatlerini eserleri okumak zorundayız. Bu eserler içinde Bediüzzaman’ın yazıp neşrettiği Risale-i nur külliyatı en güzellerinden bir tanesidir.

Bu eserleri sebat ve devam ve dikkatle okumayı alışkanlık edinenler Allah’ın izni ile Şeytan’ın ve nefsin vesveselerine karşı güçlü bir imana sahip olur. Bunun için Kur’an-ı Hakîm’in imani ayetlerini bu asra bakan yönleri ile izah eden yüksek bu Kur’an tefsirini hiç olmaz ise incelemek ve aleyhinde konuşmamak gerekiyor, vesselam…

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • 33333333336 gün önce
    Elbet Allah in insanlari farkli irkta farkli dilde renkte yaratmasinda bir hikmet mevcut. Yatayda kavimiyetciliginolumsuzluklarini belirtmişsiniz sayin Kara.Fakat dikeyde milliyetcilik diye bir kavram akla geliyor.Indullah ustunluk arayisi.Kendine hayri olmayanin baskasina hayri olmaz diye dusunuruz.Bundan oturu ilahi bir odül veya felakette ilk irtibatimiz yakin çevremiz olmali.Kan bagi din bagi vs.Elbet once kendi ırkim....Ama haketmeyen eş kardeş olabilir.Bu anlamdaki milliyetçilik meşru olsa gerek. Islam irkçilğa karşidir.Irklari yok etmez benlik kazandirir özüne ermesine yardimci olur diye inaniriz.Lakin yanliş algilanmasi yanluş tatbik edilmesi ,askeri vasfi, şavaşci yoñu zayiflatabilir.Bu dinillahin suçu degil algilayanlarin suçudur.Vesselam
  • VatandaşVatandaş7 gün önce
    Sayın yazarımız.Sultan 2 Abdülhamid hazretleri ile Bediüzzaman hazretleri nin ilişkilerinide köşe yazısına yorumlar sa sevinirim.syg.
  • Halit sen hollandaHalit sen hollanda8 gün önce
    Su an elimde s nursini risalesini okuyurum bu yaplan isgencelerin hesabini kim ve kiler verecekler cok merak ediyorum bizleri dinimizdem edmeye calisanlardan hakkimizi helel edmiyorum bende onlardan daviciyim selamlar
  • İskenderİskender8 gün önce
    "Yorgunum" isimli sahtekar,Riyakar ve Yalancı,kendi pisliğini örtmek için Bediüzzaman hazretlerine hakaret ediyor."Behey gafil,önce bu sözlerinden dolayı,seni Rabbimize havale ediyorum ve bu iftira mahiyetli sözlerinden dolayı Allah katında senden davacı olacağım İnşallah. Yanı sıra,diğer katılımcı kardeşlerimiz de İnternete girdiklerinde ceddimiz Osmanlı'da kullanılan "Bedii"isminin "Neuzubillah" bir kimseye Kudsiyet yüklemek amacıyla kullanılmadığını öğrenebilirler. Bedi'nin sadece bir lakap olarak kullanıldığının örnekleri bir çok yazarın Bedi ismini cümle içerisindeki anlam ve kullanım amaçlarından da anlaşılabilir.
  • FerdiFerdi8 gün önce
    "Ben bu kitapları okudum." diyerek aslı astarı olmayan, çoğu kulaktan duyma yanlış bilgilerle Risale-i Nur eserlerine iftira atan yorumcuların bu külliyatı okumadıkları sözlerinden açıkça anlaşılıyor. Bir kitab eleştirilmek niyetiyle ele alınırsa kusur bulunamayacak eser yoktur Kuran-ı Kerim dışında. Bu tür insanlar, tefsirlerin ve dini eserlerin sadece eksik yönlerini nazara verip bütün bir İslam kültürünü yok saymak, hatta Kuran bize yeter diyerek istedikleri gibi bir din algısı ortaya koymak isteyen kişilerdir.
  • cancancancan8 gün önce
    Risalei Nur Kuran'ın tefsiri/açıklaması deniliyor, Risale i Nur dışında bir kitap okumaya gerek yok deniliyor acaba bu konuda yapılan bir araştırma var mı? Kuran ve Sünnet ışığında araştırıldı mı? Risalei Nur gerçekten böyle mi? Benim gördüğüm bu kitapları okuyanlar çoğu olumlu yönlerinin yanında pasifize olmuş apolitik bir yapıya sahipler, cemaatleri içinde olan büyüklerinin sözlerini sorgulamadan itaat etme yapısında gördüm, elbette genelleme de hata olabilir, aslında diğer cemaatlerde benzer özellikler var, Allah başta bana ilim, hidayet versin, akıl fikir versin, müslümanların en alt seviyesindeyim, kimin üstün olduğunu ancak Allah bilir, amacım doğru olmayan bir düşüncem varsa düzeltmek, başta sayın yazar buna cevap verebilir ise sevinirim, selamlar
  • CemAksoyCemAksoy8 gün önce
    Nefsin şiddetli etkisindenkurtulmak cennete giden yolakavuşmak gibi düşünceye sahip olmak ,şerlerinetkili saldırılarınakarşı koyacak güce sahip olmuşoluruz Rabbimin izniyle. Yapacağımızher işi Rabbimizin rizası için yaparsak, ğayratebdil etmiş ,ğayra ulaşmış oluruz Rabbimin Rizasıyla. Sevgi ve Saygılarımla.
  • SadakatSadakat8 gün önce
    Yorgunum rumuzlu yorgun zat!Bir tane yalanı isbat et yoksa müfterisin ki Allah katında bu hiç de hoş olmayan bir durumdur!Risalei Nur talebeleri Kurana sahip cikiyor ve hayatına aksettiriyor
  • mehmetmehmet8 gün önce
    Hangi İman hakikatleri? Dara düşünce Allah'a değil Gavslarına yalvarması mı? Kuran'da 33 ayet beni ve yazdığım kitapları anlatıyor demesini mi? Allah, Rasulüne kıyamet saati hakkında "Onu bilmek kim, sen kim, onun bilgisi yalnız Allah katındadır." derken, Said Nursi batıl bir takım hesaplarla kıyamete kadar olayların gelişimini verdiği gibi kıyametin tarihini de, kendince, veriyor. Bu mu iman hakikatleri? Allah'ın Kitabını okuyun ve söyleyin, bu Gavs inanışının kaynağı nedir?
  • MustafaMustafa8 gün önce
    Şeyh lerinin ilahlaşmasi Bakara suresi165 - İnsanlardan kimi de Allah'tan başka şeyleri O'na eş tutuyorlar da onları, Allah'ı sever gibi seviyorlar. Oysa iman edenlerin Allah sevgisi daha kuvvetlidir. O zulmedenler, azabı görecekleri zaman bütün kuvvetin Allah'a ait olduğunu ve Allah'ın azabının gerçekten çok şiddetli bulunduğunu keşke anlasalardı.
  • YORGUNUMYORGUNUM8 gün önce
    Sadakat rumuzlu şahıs ''onda yalan ve takiye yoktu'' diye yazmış. Ben kitaplarını inceledim. Tam bir yalancı ve takiyeci. Kitapları Allah'a ve resulune iftiralarla dolu. Tabi nurcular Kuran okumadığı için bunu farkedemiyor.
  • YORGUNUMYORGUNUM8 gün önce
    Bedii Allah'ın sıfatıdır. Bedii,eşsiz demektir. Bediiüzzaman zamanın eşsizi demektir. Tüm zamanların eşsizi Allahtır. Yemek yiyen, isal olan, yorulan,ağlayan, yani kısaca bir faniye Bediüzzaman demek müşrikliğin profesyonelcesidir. Ölüm vaktiniz gelip çatmadan putpereslikten vazgeçmenizi tavsiye ederim. Allah'a din öğretmekten vazgeçin
  • MustafaMustafa8 gün önce
    İLİM BİR NOKTA İDİ CAHİLLER ÇOĞALTTI.HZ ALİ RANH Kur'an'da iman hakikatları yok Nursi de var.
  • B.CihanB.Cihan8 gün önce
    Tahkiki imanı ders vererek imanı kuvvetlendirip insanı ebedî saadet ve selâmete götürecek Kur’an ve iman hakikatlerini okumak zorundayız.Okuyup istifade edenlere ne mutlu.Allah ebeden razı olsun.Selamette kalın.
  • SadakatSadakat8 gün önce
    Allah ondan ebedıyyen razı olsun. Onda yalan ve takiyye yoktu. Onca hapislere ragmen taleberıyle vatanında kaldı. Allahtan baska yardımcısı yoktu! Cemaate degil cemiyete insan yetiştirdi.Risaleı Nurlarla yazdıgı Kuran tefsırıyle gönullerı fethettı!Asla yalan söylemedi!Yalan, Rabbimizin Rubıbiyetine iftira atmaktır derdi!İslamın hakikatlerine baglanmamızı söylerdi!
  • Aybars KutçaaAybars Kutçaa9 gün önce
    Soz ettiginiz zat hakkindabilgiye sahip degilim.2 veye 3 kez bir kirsal kesimde sohbete istirak ve 100 soruda bediuuzaman dan baska kitapta okumadim.Allah tanitirsa taniriz, hemde pek derinlemesine.......Su an Allah Kur an ve R.Allahtan baska tabi oldugum yok.Ama tespitleri haktir bu zatin,bu husustaki.Su andaki halimle ayet yorumlamak veya meal yorumlamak caiz midir bilemiyorum."Ben ins ce cinniyi yalniz bana ibadet/kulluk etsinler diye yarattim"ayeti meali kabul gören şekliyle baska amac yok zamaninizin buyuk kismini ibadete ayirin manasi algilaniyor.Elbet namaz baş amel.Diger hayirli ameller astHatta bir din buyugunun eserinde gaye ibadet tekstil tarim ticaret esas olan budur diyordu .Bu meal şu sekilde yorumlanabilir mi? Kulluklari baska yaratilmislara degil sadece Allaha olmali.Allahi Allah kulu kul bilmeli.Fertce milletce toplumca Allahtan gayrisine boyun egmeyin manasinda. Birde şu akla takiliyor ,eski Turk devletlerinden bazilari Goktanri inancina sahipti.Iman aşamasi degil.Gorunmeyen bir guce tabi olmak.Cunku Islamla tanismamişlardi.Allahu teala bazi Turk buyuklerine ,devlet adamlarna, buyuk askerlere (devleti zirvesindeki) kendini tanitmisti.Belki bu Allah kul arasi bir sirdi.Ama Islama aşina olmadiklarindan 99 ismi ile vasiflariyla tanimiyorlardi. Islamla tanismalari modern toplumbilimciler gozuyle siradan bir toplumsa etkilenme degildi.Ve onlari Anadoluta getiren yol hikmet iceren ilahi yaziydi.Şahsi fikri beyanattir.Veesselam.
  • münafığa beddua caizdir, mü' mine değilmünafığa beddua caizdir, mü' mine değil9 gün önce
    Ayasofyayı yeniden kilise(müze) yapanın, kabirde korlar ağzından girip, maabaadından dışarı fışkırsın (kimse artık, bilen yok.)

Günün Özeti