--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Bediüzzaman Said Nursi’nin vefatı ve kabri

Vehbi Kara
Vehbi Kara
21

Bu vatanın yetiştirdiği en önemli şahsiyetlerden biri olan Bediüzzaman Said Nursi, içinde bulunduğumuz mübarek Ramazan ayında Urfa’da vefat etmiştir. Yazmış olduğu eserlerle imanımızın güçlenmesine hizmet eden bu zatın kabri; vasiyetine uygun olarak Isparta ilinde sadece birkaç talebesinin bildiği bir yerde bulunmaktadır.

Birinci Dünya Savaşında Doğu’da birçok cephede savaştıktan sonra yaralı olarak esir düşen Bediüzzaman, Rusya’da meydana gelen Bolşevik İhtilalinden yararlanarak esir kampından firar etmiş, Varşova ve Sofya üzerinden Osmanlı topraklarına avdet etmiştir. Kendisine “Alay Komutanı” olarak göstermiş olduğu başarılarından dolayı şeref madalyası verilmiştir.

Osmanlı’nın en zor döneminde İstanbul’da bulunan Bediüzzaman’a ordu temsilcisi olarak “Darül Hikmet-ül İslamiye” üyeliği verilmiştir. Medrese hocası olduğu için “mahreç” unvanı ile bu kurumda görev yapan Bediüzzaman, Mondros Mütarekesinden sonra Batılı ülkeler tarafından işgal edildiği dönemde İstanbul’da önemli vazifeler icra etmiştir.

Şeyhülislam’ın milli mücadele aleyhinde vermiş olduğu fetvanın işgal altında olunduğu için “geçersiz sayılması” gerektiğini söyleyen Bediüzzaman, yazmış olduğu “Hutuvvatı Sitte” isimli eserinden dolayı İngiliz işgal güçlerinin “görüldüğü yerde vurulması emri” ile karşılaşmıştır. Buna rağmen milli mücadele için gayret etmeye devam etmiştir. Nihayet Ankara’nın ısrarlı davetleri sonucunda Meclis’e gelmiş ve törenle karşılanmıştır.

Ankara’da bazı eserlerini kitaplaştırmış ve Meclis’e beyanname vererek yapılması gereken önemli işleri sıralamıştır. İnşallah bu beyannamesini ve Ankara’dan sonraki hayatını gelecek yazılarımızda ele alacağız. Fakat bu yazımızda daha çok vefatı ve defnedildiği yer üzerinde durmaya çalışacağız. Çünkü bu konuda bilerek veya bilmeyerek çok sayıda yazı yazılmış gerçeklerin rengi değiştirilmeye çalışılmıştır. 

Bediüzzaman, 23 Mart 1960 günü Ramazan ayının 25. günü vefat etmiştir. Vefatından üç ay geçtikten sonra cenazesi, 27 Mayıs 1960 darbesini yapan albaylar cuntası tarafından; kabri açılarak Isparta’ya askeri uçakla getirilmiş ve buraya defnedilmiştir. Bu işlem esnasında kardeşi Abdülmecid Ünlükul’a zorla dilekçe imzalatılmış ve mezarının yer değiştirilmesine dair belge düzenlenmiştir.

Dünyada hiçbir yerde mezarın tahrip edilerek cenazenin bilinmeyen bir yere nakledilmesi gibi çirkin bir muamele belki de hiç yapılmamıştır. Fakat darbe yaparak Başbakan Adnan Menderes’i ve önemli bakanları idam eden böylesine gözü dönmüş bir cuntanın daha yüzlerce skandal icraatı vardır. Bin yıldan beri İslam’ın bayraktarı olan bu milletin başına musallat olan bu darbeci askerlerden böylesine çirkin icraatlar beklenebilir. Bu nedenle yapılan mezar soygunculuğunu ruz-i mahşere havale etmekten başka çaremiz yoktur. Lakin devletin bu skandal olaylara karşı yapması gereken önemli görevler vardır.

Her şeyden evvel kırılıp tahrip edilen mezarın bulunduğu yer koruma altına alınarak bir Fatiha okumak için düzenlenmek zorundadır. Daha sonra Bediüzzaman’ın aziz hatırasına uygun bir şekilde bizzat devlet tarafından anma etkinlikleri, konferans ve çalıştaylar düzenlenerek bu kahraman vatan evladına karşı devletin vefası ve sorumluluğu yerine getirilmelidir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bediüzzaman’ın en önemli isteği olan Ayasofya’nın tekrar camiye çevrilmesi ve önemli eserlerinin devlet tarafından neşredilmesi nedeniyle ne kadar övgü ile anılsa azdır. Lakin şu ana kadar yapılan icraatların yeterli olmadığını düşünüyorum. Zira bu büyük İslam âliminin hatırasını yaşatmak için yapılması gereken daha çok iş vardır. Buna Osmanlı döneminden beri hayalini kurduğu bir üniversite ile başlanabilir. Çünkü “Medresetüz Zehra” isimli bu proje; Birinci Meclis üyeleri tarafından hatta bizzat o günkü Meclis Başkanı M. Kemal tarafından imzalanmıştır. Fakat bazı kötü niyetli kişiler tarafından ödenek çıkarıldığı halde engellenerek inşa edilememiştir.

Yazımızın son bölümünde ise Bediüzzaman’ın kabir yeri ile ilgili çok önemli bir hususa yer vermek istiyorum. Bediüzzaman, hayatta iken kabristanda yapılan ve İslam’a uygun olmayan tutum ve davranışlardan son derece rahatsız oluyordu. Bir mektubunda “Dünyada insanlarla görüşmekten beni men eden ihlas hakikatı, ahirette de kabrimin bilinmemesini iktiza eder…” şeklindeki vasiyeti vardır. 

Ne ilginçtir ki; bu vasiyeti kendisinden hoşlanmayan darbeci askerler tarafından yerine getirilmiştir. Mezarı, Urfa’dan alınarak Isparta’da bilinmeyen bir yere nakledilmiştir. 

Yine ne ilginçtir ki; aradan tam dokuz yıl geçtikten sonra bir talebesinin evladı vefat ettikten sonra bu mezar yeri bulunur. Hayatta olan önemli talebelerine haber verilir ve vasiyetine uygun olarak kimsenin bilmediği bir yere yeniden defnedilir. Demek ki bu zat, Allah’ın çok sevdiği bir kul imiş ki; bu isteği vefatından yıllar sonra da olsa yerine getirilmiştir. 

Allah, Bediüzzaman gibi ilim sahibi ve kahraman zatlardan razı olsun. Böylesine büyük bir zatın eserlerini okuyarak istifade etmeyi hepimize nasip etsin, vesselam…

 

Yorumlar

(21)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Öyle mi? Vay be!!!Breh breh breh!!!

8 Nisan 2022 02:02

Asıl yaşanan neymiş peki? Bunların tamamı partal belli....Bu arkadaş fettullahçıkarın piri, üstadı değil mi ? Öyle mi yahu??? Cahilliğime ver abi pardon! Aaaaa o ne be ??? Rütbe filan almış:)))))

Oğuz Han

7 Nisan 2022 00:34

Ahmet Maranki!nin 2 gün önceki yazısını okumamışsınız. Ona göre Türkeş'in suçu yok bu işte...

İsmail zaza Efendiye

6 Nisan 2022 22:58

İsmail zaza Efendi. Said'in mezarını 1960 ihtilalini yapan cuntanın bir kısmı Gladiocu idi. Mmezarı açıp naaşı bir askeri uçakla götürenler de Gladiocu idi. Nereye götürüldüğü Gladiocular biliyor. Bununla kaç kuş vurduklarının farkında bile değilsin. Nurcular-Fetocular Gladionun bir numaralı apatı çıktı. Millet de bunları senin gibi müslüman sanıyordu. Sizce küfürle işbirliği yapan müslüman olur mu? 

Ebu Rana

6 Nisan 2022 18:16

Kabristanlarin tapınak haline dönüşmesi acı bir gerçektir.

fatih

6 Nisan 2022 16:41

esselamu aleykum...üstad said nursi, eserlerinde hem manevi hem de fen alanlarına değinmiştir.. manevi alanlarda gerçek doğru tespitler varken, fen alanlarında ise çelişkiler bulunabilmektedir.. bu da gayet normaldir.. asıl hata üstadın tespitlerinin adeta ayet ve hadis gibi sunulmasıdır, üstad kendince hizmet için bir şeyler yapmaya çalışmıştır elbette, Allah ondan razı olsun, ama şu hayatta peygamberler dahi hata yapabilirlerken, üstad kesinle hatasızdır şeklinde bir değerlendirme doğru değildir...

esin nurak

6 Nisan 2022 15:27

Yahu adam Rus lara karsi savastigi falan yok ruslara sigindi ve sapasaglamda döndu Abdulhamidi indirenlerdendir sultan bunu deli diye hapse atti .. 1950 ler amerikancidir . kore cihadina katilin fetvasi vardir . 

Vehbi Kara

6 Nisan 2022 15:25

Makalenin bir sınırı var. Mecburen bu kadar yazabildim. Asıl yazmak istediğim husus Eddai şiiridir. Fakat yer kalmadı. Burada çok açık bir keramet var. Bir ağabey anlatmıştı. Üstadın cenazesine Urfa ya gidiyor. Sonra bu şiir akıllarına geliyor. Bakıyor ki şiirde "Saidden 79 emvat baasam alama" kısmı var. Takvime bakıyorlar sene hicri 1379. Demekki bu seneye kadar yaşayacağını Rabbım göstermiş. Daha ilginç olan ise yine aynı şiirde "sekseninci olmuştur... yikilmışki mezarim yığılmıştir içine" bahsi var. Allah in takdirine bakın ki vefatından sonra Bediüzzaman in mezarı şiirdeki gibi yıkılıyor ve sene hicri 1380. Lemaatte geçen Eddai şiiri 1923 yılında yazılmış. 47 yıl sonra yazdığı gibi aynen vuku bulmuş.

Kemâl

6 Nisan 2022 15:17

Allah makamını âli eylesin, Büyük bir Velinin tespitiyle: Bediüzzaman hem alim hem de evliyadır. Ömrü hak hakikat yolunda kahır ve sıkıntılarla geçmiştir. Muhakkak ki kabri hakkında da keşfen bilgi sahibiydi. Ben bu konu hakkında dediklerine (nakledenlerin) inanıyorum. Ancak dar ül bekaya irtihalinin üzerinden 62 yıl geçti; şimdilerde de kabri biliniyor, o halde neden hâlâ saklı tutuluyor. Bu konuda halen mevcut bit endişeyle mi hareket ediliyor, yoksa üstadın bu konuda bilmediğimiz başka bir vasiyeti mi var ?

osmanlı kartalı

6 Nisan 2022 11:14

1915 yıllarında çanakkale önlerine gelen ehlisalibin gayrı meşru kefere millet ve din düşmanı bu darbeci iblislerden başka bir şey beklenemezdi

İsmail zaza

6 Nisan 2022 10:55

Hocam, adam urfaya gelmiş ve burda vefat etmiştir, urfada hz.ibrahimin mekanı olan balıklı gölde caminin avlusuna defin edilmiştir.kabir yeri halen bellidir.ben gittim gördüm ama 1960 ihtilalini yapan cunta tarafından mezarı açılarak naaşı bir askeri uçağa bindirilerek bilinmiyen bir yere götürülmüştür. Nereye götürüldüğü hiç kimse bilmiyor nerde vasiyet etmiştir beni isparta iline götütüp defin edin niye insanlardan saklanıyor, bir idiaya göre denize atılmıştır bunu idia eden hasan mezarcı dır onuda ilaç ile deli ettiler, çünkü gerek bediüzam için gerekse trabzon mebusu ali şükrü beyin katledilmesi ve topal osman hadisesini kurcalıyordu.kendisinin son dönemlerini yaşadığını biliyordu, niye urfaya geldi urfaya gelmeden ispartaya gidebilirdi yıllarca süleyman demirel i parlatmak için bu haberler yeni asya grubunun hezeyanlarıydı. Öyle söylüyorsunuzki sanki bediüzaman hazretlerinin vasiyetini ispartaya götürülmek için 1960 darbe sahipleri bu vasiyeti yerine getirmek için şirin gòsteriyorsunuz, bir kaç nurcudan duymuştum işte mezarını bir tapınak gibi kullanmasınlar diye kendisi gizli bir yere gömülmesini istemiş diye.bunlar hep uydurma hikayelerdir.laik kemalistler naaşından bile korktukları ićin o yola başvurdular, nurcu kisvesine bürünenlerde bunu millete yuturdular.selam olsun size

Vehbi Kara Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle