Aile Yapımızı Koruyabilmek İçin Yapılması Gerekenler

01 Nisan 2019 Pazartesi

Kadınlara özgürlük adı altında yürütülen ve temelde aile yapımızı felç etmek için yürütülen çalışmalarda ahlak yoksunu Sabetaist fitne hareketine destek her yerden geliyor. Özellikle hükümete sızan ve suret-i haktan görünerek çok büyük fenalıklar yaptıran bu sinsi Sabetay Yahudileri hakkında ne söylense azdır…

Bu konuda çeşitli makaleler yazarak kadını yuvalarından çıkarmanın tehlikesine sık sık değiniyorum. Lakin bu yazılar hükümet tarafından ciddiye alınmamakta tam tersine zıt uygulamaların sayısı gittikçe artmaktadır. Sosyal bilimlerden ziyade Sabetaycıların kuklası olmuş bürokratlara ve bakanları, aileyi yok eden bu çalışmalara son vermeleri için tekrar uyarıyorum… 

Aile Sosyal Güvenlik ve Çalışma Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, bir gazetenin sorularını cevaplarken yapılan yanlışları bir bir sıraladı. Malum “Merd-i Kıpti şecaat arz ederken sirkatini söylermiş”. İşte Selçuk, güya kadınların sosyal statülerini ve sosyal haklarını arttırdığını iddia ederken anayasal bir suç işlediğinin farkında değildir. Zira bu mevcut darbe anayasası dahi ailenin korunması için hükümete görev vermiştir.

Resmi rakamlara göre 2002'de yüzde 25.3 olan kadın istihdam oranı, Kasım 2018'de 29.1'e yükselmiş 2005'de çalışan 5 milyon 108 bin kadın varken, 2018 Kasım ayında 8 milyon 960 bine ulaşmıştır. Böylece kadınlarımızın işgücüne katılma oranı da yüzde 27.9'dan 34.1'e ulaşmış oluyor. Ne de olsa bu ülkede erkek kalmadı. Çalışma hayatında artık kadınlara muhtaç hale gelmiş bulunuyoruz!

2023'de kadınların işgücüne katılım oranının yüzde 41'e çıkarılması ve kayıt dışı oranının yüzde 30'a düşürülmesini hedefleyen Bakan Selçuk,acaba ailenin ne hale geldiğinide düşünüyor mu?

8 Mart kadınlar günü nedeniyle yapılan konuşmalar durumun ne kadar vahim olduğunu gözler önüne sermektedir. Kadınları sokağa salarak anne şefkatinden mahrum bir nesil yetiştirmek için hiçbir dönemde bu kadar gayret sarf edilmemişti…

Güya kadın haklarını koruma adı altında çalışıyorlar. Lakin aslında kadınlarımızı köleleştirdiklerinin farkında olamayacak kadar zavallı bu insanlar, çok ağır hakaretleri hak ediyorlar. Fakat biz terbiyemizi bozmadan bunlara usulüne uygun cevap vermeye çalışalım…

Eskiden başörtüsüne karşı saldırılar yaparlardı. Baktılar ki ters tepki veriyor bu sefer tam tersine kadınları çalışma hayatına sokarak bu en değerli varlığımızı tehdit etmeye başlamışlardır. Nitekim 28 Şubat döneminin deist İlahiyat Dekanı Yaşar Nuri Öztürk ve zındık vaizi Feto gibi kişilerin “dinimizde başörtüsü yoktur” sözlerini asla unutmadık.

Medya ve iletişim kurumlarını ellerine geçirmiş Sabetaycılar, bilgi karmaşası sayesinde fitne hareketlerinde başı çekmektedirler. İslam’ın temel kaynaklarını ve yöntemlerini dikkate almayan, birlik ve beraberliğimizi zedeleyen, hikmeti göz ardı eden, ayrıştırıcı ve ötekileştirici yaklaşımlar özellikle aile konusunda ülkemize çok zarar vermiştir. İtici, kırıcı, katı ve kaba bir dil; bulanık ve gizemli bir üslup ile sahte ve yapmacık tavırlar; öfke ve nefret üreten davranışlar bütün İslam âlemini derinden yaralamaktadır.

Bunun yerine dünya üzerinde çalışma ekonomisi ile ilgili yazılan kitaplarda ailenin düştüğü bunalım çok net bir şekilde gözler önüne serilmektedir. Başta ABD olmak üzere ailelerin karşı karşıya kalmış olduğu sorunları ve buldukları çözümleri kendi ülkemizde tatbik etmek lüzumu vardır.

Ne yazık ki bürokratlardan başka hükümete yakın bilim adamı ve akademisyenler çoğunlukla seküler yaşamı benimsemiş toplumun ahlak anlayışından uzak insanlardır. Bunlardan bazıları moderniteyi adeta bir din gibi görmektedir. Kendilerine dayatılan ve empoze edilen fikirlerden  başka hiçbir şeyi duymak hatta konuşmak dahi istemezler. Varsa yoksa kapitalist ekonomik sistemin dayattığı acımasız ve insanları modern köle haline getiren kuralları dile getirirler.

İnsana ve aileye önem vermeyen hatta çok uluslu şirketlerin çıkarları için kadını değersizleştirip adeta bir meta haline getiren bu kurallara karşı cevap hakkımızı kullanalım ve suratlarına bazı gerçekleri çarpalım. Umulur ki akılları başlarına gelir…

Hiç kimsenin beğenmediği ve yamalı bohça haline gelen 1982 Anayasasında dahi ailenin korunması ile ilgili maddeler vardır. Üçüncü Bölümde yer alan Sosyal ve Ekonomik Haklar Ödevler, başlıklı bölüm “Ailenin Korunması” için düzenlenmiştir. Anayasanın 41. Maddesi: Aile Türk toplumunun temelidir” der ve “Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar” şeklinde temel esasları belirliyor.

İşte bu anayasal gereklilik çerçevesinde hükümetimizi göreve çağırıyorum. Aileyi korumanın en önemli sebebi; annelere gerekli saygının gösterilmesidir. Fakat anneliği ve özellikle de ev hanımlarını aşağılayan, küçük düşüren o kadar tutum, söz ve davranışlarla karşılaşıyoruz ki buna karşı kös kös oturan memur ve bürokratları gördükçe üzülmemek elde değildir.

Hatta daha kötüsü şudur ki anneyi ve ev hanımlığını küçümseyen kamu görevlileri bunu daha çok yapıyor. Burnundan kıl aldırmayacak kadar kibirli ve fütursuzca bu büyük haksızlığı yapan bürokratların yanında hemcinslerine hakaret eden kadınlara da rastlamak mümkün.

Bir kadın milletvekilini “Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı” yaparak iş çözülmüyor. Önemli olan kadınlara ve özelde de ev hanımlarına karşı yapılan çirkin propagandaların önüne geçmektir. Toplumumuzun temeline kibrit suyu döken bu sistematik saldırılara karşı durmak hükümetin önemli görevleri arasındadır.

Bu noktadan hareketle hükümete ilk akla gelen basit birkaç maddeyi hayata geçirmesi için söylemek gerekir:

  1. Ücretlilere aylık olarak ödenen ve çalışmayan eşler için verilen  “Aile Yardımı” çok düşük kalmaktadır. Devlet kadınları yuvalarından çıkarıp modern köle haline getirmek için olağanüstü bir çaba göstermek yerine aile yardımını arttırmalıdır.
  2. Yine ücretlilere ödenen çocuk yardımı çok düşüktür. Cumhurbaşkanımız ülkemizin geleceği için haklı olarak yeni evlenen gençlere 3 çocuk tavsiyesinde bulunuyor. Lakin hükümet komik denecek bir ücretle sanki en büyük zenginliğimiz olan genç insan kaynağımızı da kurutmaya çalışıyor. Bu nasıl bir iştir? Çocuk sayısını azaltma politikaları yıllarca hem de devlet eliyle yapıldı. Şimdi ise adeta halkımızla dalga geçercesine bir öğle yemeği parası kadar bir yardım verilmektedir.
  3. Bundan yıllarca önce yazılıp kitap haline getirilen ve sosyal hayatın en önemli kurumu olan ailenin korunması için yıllarca emek vermiş yazarların kitapları tercüme edilip tartışmaya açılmalıdır. Bu konuda yıllarca emek verilerek sayısız insanla yapılan mülakatlar ile ortaya konulan sonuçları incelemek gerekir. ABD’nin Demokrat Senatörü ve Başkan adayı Prof. Dr. Elisabeth Warren ve değerli bilim kadını Suzanne Venker’in aynı adı taşıyan eseri ki ( The Two-income Trap = İki gelir Tuzağı) dünya kamuoyunda çok tartışılmıştır. Amerikan toplumundaki kadınların sorunları bizden farklı değildir. En azından bu çalışmalar ciddiye alınmalıdır.
  4. Anneliğin toplum için ne derece hayati olduğunu ifade eden çalışmalara ihtiyaç vardır. Diyanet İşleri Başkanlığı “Cennet anaların ayağı altındadır” hadis-i şerifini ele alıp bu konuda toplumumuzu aydınlatmak zorundadır. İnsanın en büyük ve önemli öğretmeni annedir. Annelerin hakkını hiçbir çocuk dünyada yaptığı iyiliklerle ödeyemez. Bu konuda devletin her kademesinde annelik makamına gerekli saygının gösterilmesi şarttır. Hâlbuki tam tersine çalışmayan kadınlar itelenip kötülenmekte, “işe yaramayan kadınlar” adı altındaki propagandalara maalesef devlet, destek olmaktadır. Bu kabul edilemez bir durumdur.
  5. Günümüzdeki toplumsal sorunların kaynağında anne şefkatinden mahrum kalmış çocuk eğitiminin büyük rolü vardır. Hiçbir anaokulu ve gündüz bakımı kreşleri, anne şefkatini veremez. Şefkat göremeyen bir insanın merhametli olmasını beklemek ise bir ham hayaldir. Anaokulu ve benzeri kurumların çoğalmasını teşvik etmek yerine ailenin güçlenmesine yol açacak olan ve halen de başarılı bir şekilde devam eden “konut edinme” teşviklerine çok ihtiyaç vardır. Suç oranının düşmesini istiyor isek evlerinde anne sevgi ve şefkati ile büyüyen insanlar yetiştirmek zorundayız.
  6. İsraf ve günümüzde bir hastalık haline gelen tüketim alışkanlıkları, aile bütçesini yok etmektedir. Çalışan kadınlar tasarruf yapmak yerine bilakis tüketim tuzağına çok kolay düşebilmektedir. Ev hanımları ise tasarrufun en güzel şeklini yapma konusunda mahirdirler. Giyim, gıda masrafları, eğitim ve temizlik harcamaları gibi aile harcamalarının çok büyük bir kısmını ev hanımları sayesinde sürdürülebilir hale getirmek mümkündür. Aksi takdirde 2008 yılında ABD’de başlayan bütün dünyayı saran, ev ipoteklerinin ödenmemesi krizi gibi krizler kapıda beklemektedir. Bu konudaki en önemli çareyi ev hanımları bulmuş ve göstermektedirler.
  7. Kadınları çalışmaya zorlamak İslam dinine göre kabul edilemez bir tutumdur. Kadın isterse çalışabilir onlar için bir yasak yoktur. Fakat bir Müslüman erkek karısını çalışmaya zorlayamaz. Keza % 99’u Müslümanlardan meydana gelmiş bir ülkenin yöneticileri de maişet için kadınları çalışma hayatına girmeye zorlayamaz. Bu durum insanın içini kanatmaktadır. Ne yazık ki birçok kamu görevlisi ve siyasetçi, dini inançlardan bihaberdir…
  8. Sayısı her geçen gün artan boşanma olaylarının en önemli sebeplerinden bir tanesi kadınların çalışma hayatına zorla sokulmasıdır. Kadınlar bu konuda devletin desteğini bir yere bırakın bilakis kamu kurumlarının baskıları ile karşı karşıya kalmaktadır. Modernitenin dayattığı “kadınlar çalışmak zorundadır” kuralına karşı aileyi korumakla görevli bürokratların hiçbir çabası olmamaktadır. Boşanmalar sonunda ortaya çıkan parçalanmış ailelerin meydana getirdiği sosyal yaraların kapanması öyle üç beş kuruşluk para ile onarılamamaktadır. Hâlbuki aileyi güçlendirecek olan “anneliğe saygı” anlayışı en önemli şifa kaynağıdır. Bunu görmeyen ve bilmeyen insanlar kolayca boşanıp hem kendilerini hem de toplumu büyük bir çıkmazın içine sokmaktadırlar.

Bunlar ilk başta akla gelen birkaç husustur. Bu maddeleri çoğaltmak mümkündür. Devletimiz kendisi ile çelişkiye düşmeyecek şekilde bu adımları atmakla yükümlüdür. Kısa ve orta vadede çözüm için sadece birkaç madde sunulmuştur, vesselam…

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Murat kandemir usakMurat kandemir usak1 ay önce
    Arkadas agzina saglik cok haklisin adamin emekliligi gelmis ayrilmiyo gecler is bulamiyo kadiniisbulmasi kolay oluyo toplum bozulup gidiyo ilk once devlet emekliligi gelmis olanlari zorunlu govalasinkendiliginden bazi sorunlarcozulecek
  • BirolBirol1 ay önce
    Sayın Bakan Zehra Zümrüt Selçuk,Milletvekili değildir.Yeni sisteme göre,Sayın Cumhurbaşkanı tarafından atanmıştır.Meclise karşı bir sorumluluğu bulunmamaktadır.Yalnizca Cumhurbaşkanına karşı sorumludur.Görevden alması bir kararnameye bakacaktır.
  • HasanHasan1 ay önce
    Yazar bey.peki biz niçin oy verdik bu partiye feminizm getirip aile yuvalarına ateş salsın diyemi..zaten bu seçimde toplumu dejenere ettiği için hükümet partisi oy alamamıştır .ahlak ve aile yapısı yıkılmış toplum ve ulkeler yok olup tarihten silinirler sanki ak parti ye birileri direktif vermiş tereddütsüz feminizm katı bir polisiye zoruyla her alanda uygulayarak aile gençlik ve çocuklarımız üzerinde sosyal bir kaos olusturuyorlar hükümete her şeyiyle bunları destekliyor...durum vahim ama ulema sınıfı ve diyanet tam bir gaflete.
  • KosovalıKosovalı1 ay önce
    Cumhuriyetin ilanı ile başlayan alafrangalık sonucu aşağılanan dindar kadınlarımızda oluşan aşağılık duygusu sonucunda çalışma hayatına özendirilen kadınların,çoçuklarını kendileri yerine başkalarının yetiştirmesine razı olmaları sonucunda, evlatları ile ilgili sorunlar bugün maalesef otuz yıl öncesine göre çok daha vahim.6284 sayılı kanunla da kadınların haklarını koruyalım derken, çekirdek kadar küçülen aile de kolayca parçalanacak hale getirilmiştir. Boşanma oranlarının evlenme oranlarını geçtiği bir ülkede sağlıklı nesiller yetişemez. Aile kurumunun korunmasına yönelik yazılarınız inşaallah dikkate alınır da;" HAYDİ KADINLAR EVLERİNİZE " kampanyasını önce hanımlar, sonrada üst makamlar başlatır...
  • melih53melih531 ay önce
    aile yapsı güçlü olması için erkeğin gelirinin en azından açlık seviyesine düşürülmemesi gerekmiyormu.bakın yeni sistemin ekonomi bakanı ülkeyi ve bizleri ne hale getirdi..tamam kriz her dönem çıkabilir bu şu anda olduğu gibi yeni ekonomi yönetiminin kendi yanlışlarından da çıkabilirki öyle..** bari teşhisi doğru koyun ve kaat üzerine bi şeyler yazıp bu tamam böle demeyin..bu yeni ekonomi yönetimi eflasyonu kaat üzerinde eksi bile çıkartıp işçi emeklisini darmadağın etmedimi..maaşlarımız asgari ücretin biraz üzerindeyken bu eksi eflasyoncu ekonomi bakanlığı sayesinde işçi emekli maaşlarımız açlık saeviyesinin bile altına düşürüldü bu yeni ekonomi bakanlığının yönlendirmeleriyle yeni sistem hükümeti tarafından..bayram ikramiyeisne zam varmı yok üzerinden mücdeee diye kafa buluyor yandaş basın..intibak hergün yandaş basında 3 senedir kafa buluyor yandaş basın **mücdeee diye...ek ödeme mücdeee diyor yandaş basın kaç yıldır ayarlanmadı işçi emeklisinin kdv ek ödemesi.**hep mücdeeee yandaş basında eve gitmeye yüzümüz yok açlık seviyesi yüzünden..hala aile korunmasından bahsediyorsunuz..gaz vermeyi, bırakında o zaman gerçekleri yazın ak parti biraz özünesosyal halk devrine** dönsüz..
  • Safa oktemSafa oktem1 ay önce
    Yazarlığın ne bu kadar zor bir meslek olabileceğini hayal bile edemiyordum,taa ki yazılarınıza yapılan yorumları görünceye kadar.Rabbim yardımcın olsun kardeşim.Allah sabır versin
  • Safa oktemSafa oktem1 ay önce
    Malesef bu kadar önemli bir konuyu okuyupta idrak edebilecek kişi kaldı mi? Devlet eli ile geleceğimizin yok edilmesi nekadar acı.farkına varmamak ise daha da acı olanı. Allah razi olsun.Gerçek beka meselesi bu değil mi?
  • iyildiziyildiz1 ay önce
    Memuri bürokrat ve hatta bakana ne söylüyorsun... Bunları kim atadıysa O na söylesene, eleştirsene sıkıysa... Tabii, atını dövemeyen, senin gibi semerini döver...
  • müslümmüslüm1 ay önce
    Senin bu hükümetin lafa gelince mangalda kül bırakmiyor. Ama her nedense sizler suçu hep kendinizde değilde başkalarında bulmak. FETÖ de kandırıldık, Balyoz-Ergenekon'da kandırıldık. Aile yasasında kandırıldık. Zina yasasında yanlış yaptık. Niçin gerçeği sakliyorsunuz. Açıkça söyleyin koltuk ve iktidar nimeti çok şirin geldi. O nedenle herşey mübah. Kardeş dediğiniz herkesi hain ilan ettiniz. Bu nasıl bir zihniyet...
  • kadınkadın1 ay önce
    Size göre kadın, evde oturan, çocuk doğuran ve bakmakla mükellef, hiç bir sosyal hakkı olmayan, ezik biri olmalı değil mi? Beyefendi geçti o zamanlar. Hangi yüzyılda yaşıyorsunuz? Size ve sizin gibi düşünenlere son tavsiyem. Bu bağnazlıkla hiç bir yere varamazsınız. Artık kadın toplumda yeri olan bir değerdir. Burası Arabistan değil TÜRKİYE dir.
  • Burda yazmayınBurda yazmayın1 ay önce
    Adaletli devletümüz bilir en iyisini
  • Sarı çizmeliSarı çizmeli1 ay önce
    Asiye Hanim Allah yardımcınız olsun haklisinizne yazik ki kendi partimiz bizi vuruyor o feminist şişkoyu kulagindan tutup o makamdan da partiden atmak gerekir ki bu zülümlerbitsin ama ahhhh ahh
  • Asiye MeryemAsiye Meryem1 ay önce
    Sayın yazar, bunu dile getirdiğiniz için çalışan bir kadın olarak Allah razı olsun diyorum. Ben Müslüman bir kadın olarak çalışmak zorunda bırakılıyorum; çünkü yüce devletimizin süper adaletli kanunları(!), benden önceki 8 ay sürmüş evliliğinden dolayı eşimi aylık 2000 tl'den fazla tazminat ve nafakayamahkum etti. Üstelik "kadının beyanı esastır" zırvalığıyla karşı tarafın attığı iftiraların tümünü delilsiz bir şekilde kabul ederek!... 5 yıla yakındır ödüyoruz, bu gidişle ömür boyu sürecek! Mecburum çalışmaya. Yoksa çocuğum aç kalacak. Ha ayrıca dediğiniz gibi ne doğru dürüst çocuk yardımı, ne eş yardımı ne bir şey, hiçbir şekilde destek olunmuyor kadınlara. Bir Müslüman kadın olarak küçücük bebeğimi evde bırakıp, işyerimdeki içkici mesai arkadaşımın karı kız muhabbetlerini dinlemeye; bu şekilde hem evladımı başka kucaklara bırakmanın vicdan azabına hem de bulunduğum ortamın tiksintisini yaşamaya mecburum! Bu zulmün hesabını Allah sormayacak mı sebep olanlardan? Allah sormayacak mı "başörtülü dindar" aile bakanından?İyi ki ahiret var..
  • Sarı çizmeliSarı çizmeli1 ay önce
    Hocamiyki yazdiniz bu konuyu ben ak parti ye oy vermek istiyorum ama yazdiginiz sebeplerden kiziyorum oy vermiyorum elim gitmiyorbos oy atiyorum oy pusulasinada yaziyorum kizdigim huussulari inşallah akillari baslarina gelir ankara gitti istanbul sallantida demekki herseyi biz biliriz demekle olmuyormuş başı kapali ama beyni bizden olmayan aile bakani istemiyoruz karsi tarafta sirin gorunmek icin islamdan çok tavizler verildi ne oldu o taraf oy verdimi sana sanki ?Kendi seçmenini küstürdün acilen fabrika ayarlarina donulmeli yoksa genel secim tam bi felaket olur

Günün Özeti