Aile ve Sosyal Parçalamalar Bakanlığına Tavsiyeler

08 Nisan 2019 Pazartesi

Hükümetimizi aile konusunda yapılan çalışmalarla ilgili olarak defalarca uyardım. Yurt dışında yazılmış olan kitaplardan da alıntı yaparak yapılması gerekenleri sabırla defalarca yazdım.

Fakat ne yazık ki yapmış olduğum değerlendirmeler ciddiye alınmadığı gibi aksine doğru dürüst ayakta kalabilmiş tek kurumumuz olan aile hakkında olmayacak fenalıklar kötülükler yapıldı. Aile Bakanlığı bürokratlarının öncülüğünde eşcinsel ve ahlaksızların cirit attığı ve ailenin belini kıracak “İstanbul Sözleşmesi” imzalandı.

Türkiye’nin ilk olarak imzaladığı bu sözleşmeyi bazı Hıristiyan Avrupa ülkeleri aile yapısına zarar vereceği gerekçesi ile hala imzalamamıştır. Ne yazık ki yapılan bu korkunç yanlışlığa rağmen hükümet bir adım bile geri atmamış yanlışlıkları düzeltme yolunda kılını dahi kıpırdatmamıştır.

İstanbul Sözleşmesinden önce ailenin parçalanması adına yapılan icraatlar ise yenilir yutulur cinsten değildir. Kadının “tek taraflı beyanını” yeterli görerek akıl almaz hukuk dışı işler gerçekleştirilmiştir. Binlerce yıl önce Hazreti Yusuf’un başına gelen iftiralar günümüzde Türkiye’de meydana gelmiş kadınların yalan beyanları ile masum erkekler hapislere atılmıştır.

Çıkarılan kanunlar kadınlara şiddeti azaltmadığı gibi daha da azdırmıştır. Çünkü çıkarılan kanunlar aileyi korumak değil tam tersine ailenin parçalanmasına hizmet etmektedir. Bir kısmı medyada dile getirilen fakat büyük çoğunlukla gizli kalmış aile felaketleri ülkemizi çok feci şekilde yıkımın eşiğine getirmiştir.

İnsana ve aileye önem vermeyen hatta kapitalist çok uluslu şirketlerin çıkarları için kadını değersizleştirip adeta bir meta haline getiren bu çalışmalar ileride çok büyük bir sorun olarak karşımıza çıkacaktır. Bu nedenle dile getireceğim hususlarda ciddi çalışmalar yapılmalıdır.

Yamalı bohça haline gelen 1982 Anayasasında dahi ailenin korunması ile ilgili maddeler vardır. Üçüncü Bölümde yer alan “Sosyal ve Ekonomik Haklar Ödevler” başlıklı bölüm ailenin korunması” için düzenlenmiştir. Anayasanın 41. Maddesi: Aile Türk toplumunun temelidir” demekte ve “Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ve uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar” şeklinde temel esasları belirlemektedir.

İşte bu anayasal gereklilik çerçevesinde hükümetimizi tekrar göreve çağırıyorum. Aileyi korumanın en önemli çaresi; Allah’a olan inanç, ahirete olan imanla ilgilidir.

İnsanların ve bir toplumun en esaslı merkezi adeta saatin zembereği gibi çalışan aile yuvasıdır. Dünyadaki mutlulukların en güzeli adeta Cennet gibi bir yer olan aile hayatıdır. Dünyanın sıkıntı verici işlerinden korunup kaçılabilen ve sığınılacak en önemli yer; ailedir.

İşte bu kadar önemli olan ailenin mutlu olabilmesi ve devamlı kalabilmesi için eşlerin birbirlerine karşı samimi, ciddi, vefadarane ve fedakarane  hürmet göstermesi gereklidir. Her ne olursa olsun şefkatli ve merhametli olmak; saygı ve sevgiyi diri tutmak şarttır. Aksi takdirde evlilik yürümez boşanmalar ve sahipsiz çocukların yer aldığı mutsuz bir cemiyet hayatı söz konusu olur.

Peki, bu saygı ve sevgi ortamı nasıl ayakta tutulabilir? Meclis’in çıkardığı ve tek taraflı olarak kadınları uçurumun dibine kadar getiren yasal düzenlemelerle mi?

Hayır kat’a ve asla. İnsanın dünyada dahi bir cennet yaşadığı yer olan ailenin korunması için en önemli şart; Allah’a ve ahirete iman ile mümkündür. Toplum hayatının ve insanın şahsi mutluluğu, saadeti için bundan başka çare yoktur.

Eşler arasında ebedi bir arkadaşlık; sonsuz bir beraberlik düşüncesi olmaz ise çabuk kaybolan gençlik ve güzellik, ailenin yıkılmasına yol açacaktır. Kadın veya koca ortaya çıkan her türlü probleme karşı dayanma gücünü ancak şöyle bulabilecektir:

Mesela der: “Eşim sonsuz bir hayatta da benim ailemdir. Şimdilik ihtiyarlamış ve güzelliği kaybolmuş ise de zararı yoktur. Çünkü iman sahibi olduğu için ebedi bir güzelliği vardır. Böylesine daimi bir arkadaşlığın hatırı için her bir fedakarlığı yaparım” Diyebilir. İşte o zaman kadın kocasına bir bey, paşa gibi ve erkek de hanımına bir huri gibi muamele edebilir.

Bunun yerine ahret inancı olmadığı takdirde eşler arasında daimi bir sevgi kalmaz. Sonsuz bir ayrılık olarak düşündükleri ölüme karşılık hiçbir şey insanı mutlu edemez. Böyle bir durumda aile hayatı; adeta iş yerindeki gibi sıkıcı bir menfaat ilişkisi veya samimiyetsiz bir arkadaşlığı beraberinde getirecektir.

Eğer sevgi ve merhamet gösterilmesi gerekiyorsa sadece suni ve yapmacık olarak gerçekleşir. Aileden alınan zevk bir çeşit hayvanların elde ettikleri zevk ölçüsünde kalır. Halbuki insanın menfaatleri ve diğer galip hisleri çok çabuk bir zamanda bu zevki de ortadan kaldırıp aile hayatını adeta bir cehenneme çevirecek boyuta taşıyacaktır.

İşte hükümetin veya aile terapistlerinin en başta yapması gereken işlerin başında; Allah’a olan imanı esas tutmak ve ahirete olan inancı pekiştirmek gelmelidir. Bu sayede yani ailenin güçlü olması ile birlikte ülkedeki ekonomik, sosyal ve kültürel sorunlar kolayca aşılacaktır.

Bunun tam tersine aileyi parçalayacak şekilde kanunlar çıkarmak, aile içindeki gerginlikleri bertaraf etmek için adaleti tek taraflı olarak bozmak; aileyi kurtarmaz. Şimdi yaşadığımız ve gelecekte bir devleşerek büyüyen bir çığ gibi dehşetli aile felaketleri daha sık olarak karşımıza çıkacaktır.

Bir kadını özellikle de başörtülü ise “Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı” yaparak iş çözülmüyor. Önemli olan kadınlara ve özelde de ev hanımlarına karşı yapılan çirkin propagandaların önüne geçmek gereklidir. Toplumumuzun temeline kibrit suyu döken ve çoğunlukla dış güçlerin etkisi altındaki Sabetaycıların bu sistematik saldırılarına ancak bu şekilde karşılık verilebilecektir.

Kadınları her yıl artarak iş hayatının içine sokmak bir çözüm değil tam tersine aileyi yıkmaktır. Bundan yıllarca önce yazılıp kitap haline getirilen ve sosyal hayatın en önemli kurumu olan ailenin korunması için yıllarca emek vermiş yazarların kitapları tercüme edilip tartışmaya açılmalıdır.

ABD’nin Demokrat Senatörü Prof. Dr. Elisabeth Warren ve değerli bilim kadını Suzanne Venker’in aynı adı taşıyan eseri ki ( The Two-income Trap = İki gelir Tuzağı) dünya kamuoyunu çok etkilemiştir; gündeme alınıp tartışılmalıdır. Zira Amerikan toplumundaki kadınların sorunları bizden farklı değildir.

Anneliğin toplum için ne derece hayati olduğunu ifade eden çalışmalara ihtiyaç vardır. Diyanet İşleri Başkanlığı “Cennet anaların ayağı altındadır” hadis-i şerifini ele alıp bu konuda toplumumuzu aydınlatmak zorundadır. İnsanın en büyük ve önemli öğretmeni annedir. Annelerin hakkını hiçbir çocuk dünyada yaptığı iyiliklerle ödeyemez.

Bu konuda devletin her kademesinde annelik makamına gerekli saygının gösterilmesi şarttır. Hâlbuki tam tersine çalışmayan kadınlar itelenip kötülenmekte, “işe yaramayan kadınlar” adı altındaki propagandalara maalesef devlet, destek olmaktadır. Bu kabul edilemez bir durumdur.

Günümüzdeki toplumsal sorunların kaynağında anne şefkatinden mahrum kalmış çocuk eğitiminin büyük rolü vardır. Hiçbir anaokulu ve gündüz bakımı kreşi, anne şefkatini veremez. Şefkat göremeyen bir insanın merhametli olmasını beklemek ise bir ham hayaldir. Kadın istihdamını arttırmak anaokulu ve benzeri kurumların çoğalmasını teşvik etmek yerine ailenin güçlenmesine yol açacak olan aile ve çocuk yardımları arttırılmalıdır.

Çünkü; israf ve günümüzde bir hastalık haline gelen tüketim alışkanlıkları, aile bütçesini yok etmektedir. Çalışan kadınlar tasarruf yapmak yerine bilakis tüketim tuzağına çok kolay düşebilmektedir. Ev hanımları ise tasarrufun en güzel şeklini yapma konusunda mahirdirler. Giyim, gıda masrafları, eğitim ve temizlik harcamaları gibi aile harcamalarının çok büyük bir kısmını ev hanımları sayesinde sürdürülebilir hale getirmek mümkündür. Aksi takdirde 2008 yılında ABD’de başlayan bütün dünyayı saran, ev ipoteklerinin ödenmemesi krizi gibi krizler kapıda beklemektedir. Bu konudaki en önemli çareyi ev hanımları bulmuş ve göstermektedirler.

Kadınları çalışmaya zorlamak İslam dinine göre kabul edilemez bir tutumdur. Kadın isterse çalışabilir onlar için bir yasak yoktur. Fakat bir Müslüman erkek karısını çalışmaya zorlayamaz. Keza % 99’u Müslümanlardan meydana gelmiş bir ülkenin yöneticileri de maişet için kadınları çalışma hayatına girmeye zorlayamaz. Bu durum insanın içini kanatmaktadır. Ne yazık ki birçok kamu görevlisi ve siyasetçi, dini inançlardan bihaberdir. Allah ıslah etsin…

Sayısı her geçen gün artan boşanma olaylarının en önemli sebeplerinden bir tanesi kadınların çalışma hayatına zorla sokulmasıdır. Kadınlar bu konuda devletin desteğini bir yere bırakın bilakis kamu kurumlarının baskıları ile karşı karşıya kalmaktadır. Modernitenin dayattığı “kadınlar çalışmak zorundadır” kuralına karşı aileyi korumakla görevli bürokratların hiçbir çabası olmamaktadır. Boşanmalar sonunda ortaya çıkan parçalanmış ailelerin meydana getirdiği sosyal yaraların kapanması öyle üç beş kuruşluk para ile onarılamamaktadır. Hâlbuki aileyi güçlendirecek olan Allah’a ve ahret gününe iman en önemli şifa kaynağıdır. Bunu görmeyen ve bilmeyen insanlar kolayca boşanıp hem kendilerini hem de toplumu büyük bir çıkmazın içine sokmaktadırlar.

Bunlar ilk başta akla gelen hususlardır. Yapılması gereken işleri tamamıyla yazmak ve izah etmek çok uzun tutar. Devletimiz kendisi ile çelişkiye düşmeyecek şekilde bu adımları atmakla yükümlüdür, vesselam…

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Süleyman Sırrı DinçerSüleyman Sırrı Dinçer1 ay önce
    Kaleminize..sağlık.selamlar..sevgiler.
  • YorumcuYorumcu1 ay önce
    Sayin yazar bu olan bitenleri hatalar yanlışlıklar olarak görüyorsanız fena yaniliyorsunuz.sizde hala uyanamamissiniz demektir.bu iktidarın ilk işi mehmet aydin gibi bir ilahiyatci yi bakan yaparak diyaneti ona bağlamak oldu.Mehmet ayının goruslerini biliyorsunuz detaya gerek yok.diyanete ehli sunnet karşıtı vehhabi selefi fazlurrahmanci ilahiyatçılar doldurulur hükümeti destekleyen kanallarda sürekli konusturdular Hz. Peygamberi ve sünneti milletin hayatından çıkarmak için her türlü Fitne yi yayDilar mezheblerle fitne olduğunu söylediler maalesef bu Koroya cumhurbaskani da katıldı dahada ileri giderek dinin guncellenmesinden bahsetti.efendim sonra düzeltmiş onları geçin kendilerini ikaz eden ehli sunnet alimlerinin itibarsizlastirdilar bugün imamhatipler okulları dahil caferi mezhebine 5.mezheb olarak müfredat koydular (caferilere saygısızlık için soylemiyorum ) bütün bu süreci efendim bunlar hataen istemiyerek olan şeylerdir demek nekadar samimidir.siz sonuçları yazıyorsunuz sebeblerini zamanında eleştirmek lazımdı .devlet aile adina islama göre gayrimeşru ne varsa destekledi bugün gelinen nokta maalesef bugünkü vahim tablodur.
  • Aslan akbeyAslan akbey1 ay önce
    Akif okudu,sarı çizmeli ve tarik rumuzlu arkadaşlar çok doğru söylemişler. Benim yorum yazmama gerek bırakmamışlar.
  • TarikTarik1 ay önce
    Bay yazar.defalarca gazetenizede yazdım malesef hükümet artık halkın partisi olmaktan çıkmış bir avuç feminist ateistin gudumune girmiştir zaten ak parti diye bir parti kalmamış chp ve sol odaklı inançla mesafeli bir pozisyona girmiştir.malesef kendine oy veren kitleyeihanet ederek vede hala ısrar ederek toplumda aile ve genç nesli dinden ve kutsal aile yanımızdan soğutmak için her şeyi yapmaktadırlar.malesef bugünkü oy oranının düşmesi hataları ısrar etmesindendir.biz uyaralım ama dinlemezler.
  • Sarı çizmeliSarı çizmeli1 ay önce
    Hocam reisin kraatı iyi yasini güzel okuyor ama feraseti kötü yeşil feministler ne isterlerse yapiyor tuturmuş bi pozitif ayrimcilik türküsügidiyor ilerde toplum iyice bozulunca gene diyecek çok safmisim milletimiz bizi affetsinakit yazarları olarak gidip bi gorusseniz su konulari anlatsaniz tamam iyi niyetli olabilir ama çok yanliş yapiyor ya birileri gene kandirmislar onu
  • Akit okuruAkit okuru1 ay önce
    Aile bakanının kadın olması sanki İlahi bir kanun .Bizim iktidara taşıdığımız hükümetlerden önce böyle bir kompleks yoktu.17 yıldır bu böyle.daha önce devlet bakanlıkları bu görevleri yürütüyordu bu bakanlığın başına illaki bir bayan oturacağız diye bir kompleks yoktu.kadın yönetici ,kadının çalışmasını özendirici ,toplumsal cinsiyyet gibi uygulamalar gibi şeytani projeler.Allah razı olsun konuyu güzel bir şekilde gündeme taşımışsınız.umarım diğer yazarlar ve gazete yönetimi konuyu gündemde tutar da haklı talep ve beklentilermizi hükümetimiz kamuoyu talebi olarak değerlendirir.
  • nurinuri1 ay önce
    Üstadım ALLAH CC. Razı olsun. anlayana hayat dersi niteliğin de bir yazı olmuş !!!.
  • iyildiziyildiz1 ay önce
    Yüzde yüz haklısın da, 17 senedir bütün bunları yapan AKP ye destek vererek bunlara ortak olmuyor musunuz... Bu duruma Türkiye'de karşı çıkan tek parti SAADET olmasına rağmen destek vermiyor, hatta iftira ve yalanlara ses etmeyerek vebale giriyorsunuz... ne yaman çelişki içindesiniz...
  • garip bir nurcugarip bir nurcu1 ay önce
    Kırkıncı’nın tavrı, cemaatte bölünmeye yol açtı. Kırkıncı’yla birlikte cemaatten ayrılan gruba, darbecilere verdikleri destekten dolayı “Konseyciler” adı verildi. Fakat Konseyciler'le birlikte hareket eden isimler, kısa sürede güç kazandılar. Osman Demirci, Rahmi Erdem, Ahmet Şahin, Necmettin Şahiner, Fethullah Gülen gibi isimler Kırkıncı'yla birlikte darbeye sonsuz destek sunuyorlardı. Bu kesime göre Bediüzzaman'ın şartlar gereği DP'yi ve Menderes 'i desteklemesini, bu ilelebet böyle olacak, hep Demirel desteklenecek şeklinde ele almak yanlıştı. Ne şer CHP vardı ne de ehven-i şer AP vardı, ortada sadece darbeciler vardı. Üstelik darbeciler kendilerinden yardım istemekteydi. Hizmetlerin devam etmesi için bundan daha uygun ortam yoktu.Sonuçta Nurcular içerisinde darbeye destek veren tavır büyük oranda egemen oldu. Referandumda Nurcu kesim, ezici çoğunluğuyla darbe anayasasından yana oy kullandı. vehbi yukarıdaki satırları oku ve geçmişi bir tahattur et şimdi nerede olduğunu da unutma emi
  • İSMAİL AYDEMİRİSMAİL AYDEMİR1 ay önce
    6284, İSTANBUL SÖZLEŞMESİ, KADIN BEYANI ESASTIR İLKESİ, VELAYET, NAFAKA SIKINTILI VE İNSANI STRESE SOKAN HAKSIZ UYGULAMALAR... İSTANBUL SÖZLEŞMESİ VE 6284 ÜN MİMARLARINDAN FATMA ŞAHİN GENE GAZİANTEP BELEDİYE BAŞKANLIĞI İLE ÖDÜLLENDİRİLDİ... ZATEN AK PARTİ 2004 DEN BERİ ORAYI ALDIĞI HALDE ( YANİ HERHANGİ Bİ AK PARTİLİDE ALABİLECEKKEN). BU NEYİ GÖSTERİYOR (ÖRNEKLER ÇOĞALTILABİLİR) YILLARCA DESTEKLEDİĞİMİZ GÖNÜL VERDİĞİMİZ DAVA DEDİĞİMİZ PARTİ VE YÖNETİMİ BUNLARI BİLEREK YAPIYOR. KENDİ AYAKLARINA DA DOLANIR YAVAŞDAN LAKİN AKILLANMAZLAR. MİRAS YİYORLAR ARTIK. MİLLET AKP DEN UMUDU KESTİ. ARTIK CUMHUR REİSİ SORGULANIYOR. SADECE OY OLARAK BAKILIYOR MALESEF ARTIK. BU OYLARIN Bİ VEBALİ, Bİ AHI YOK MU ???
  • HakanHakan1 ay önce
    Aman hocam hukumeti elestirme sonra hain terorist olursun biz herzaman diyorduk chp zamaninda toplum bozulamiyordu sadece bozulmalar elit kesimlerde goruluyordu simdi bu hukumet sayesinde kõylere kadar yayildi akp zihniyeti budur iste
  • FerhatFerhat1 ay önce
    Allah razı olsun hocam çok isabetli tesbitler yapmışsınız. Siz ailebakanlığını ikaz ediyor ve aile yapısını ifsad edecek politikalarından vazgeçmeleinini öneriyorsunuz, fakat buna mevcut siyasi irade karar veremez. Zira aile politikaları dünyada ve yurdumuzda üst akil, yani derin güç tarafından belirlenmekte. Sizinde farkına vardığınız gibi aile bakanlığının tesettürlü ve muhafazakar görünümünde olması çok bir şey ifade etmiyor. Derin güç ülkemizdeki hayata geçirmek istediği projelerin sekteye uğrayacağını fark etseRTE yi başımıza halife olarak ta atayabilir, bundan emin olun. Nitekim Osmanlıyı Tanzimat döneminde vesayeti altına alan güç, 17. Yüzyılda aydınlık adı altında Fransız ihtilâli in gerçekleştiren derin güc aynı güc. Çanakkale muhaberesi malesef tarihimizde zafer olarak anlatılmakta, fakat bunlar gerçeği yansıtmıyor malesef. Zira bu bahs etmiş olduğum Kabbala Siyonistleri canakkale yi geçtiler ve Liberalizm odaklı siyonizme dayanan nizamı ülkemizde kurarak, iblisin veletlei sebataycıları başımıza atamislar. Osmanlı geçmişte milyonlarca Avrupa'da katliam ve zulümlere uğrayanhispanik göçmeneler kucak açmış ve onların bize siğınmasına izin vererek vatandaşlık hakkı tanimis. Fakat bu kucak açtığımız iblisin veletleri ittihatçı ve terrakkici taifegeçmişte ve günümüzde bize ihanet ederekAB de Fransız ihtilalini gerçekleştiren Kabbala mezhebine inanan Siyonistler ile işbirliği yaparak cumhuriyet döneminde bu necis ve gayri milli düzeni kurarak,merkez Bankasını, siyaseti,ekonomimizi ve eğitim alanlarımızı kendi vesayetine almiślar. Mevcut parlamenter sistem katiyen halk iradesini temsil etmiyor, zira mevcut parlamenter sistemdeki proje partiler sadece satranç tahtasının figürlerinden ibaret.Kısacası derin gücün belirlediği liberalizm odaklı nizamın sınırları dahilinde hareket edebilme iradesine sahipler. Bunların ismine aldanmayin, kim Kırımlı Davudi, kimi Kayserili Gülizabet, kimi erdoğnayan , hepsi derin gücün iradesine tabipler. Bu zilletten kurtulabilmek icin ve içimizdeki sebataycı hakimlerden kurtulabilmek icin tekrar bir kurtuluş savaşı gerçekleşmesi gerekmekte. Derin güç AB de aynı reformları yillar önce gerçekleştirerek toplumun ahlak yapısını ve çekirdek aile yapısını ifsad edebilmeyi başardı. Aynı zamanda Ekonomik alanda batıyı ve yurdumuzu liberalizm odaklı serbest piyasa vasıtası ile yeraltı ve yerüstü zenginliklerimizi sömürebilme fırsatı yakaladı. Kısacası bizi ve dünyamızı şeytan üçgenine aldı. Hedefi yeni dünya düzenini kurabilmek NEW WORLD ORDER.
  • İsa KESKİNİsa KESKİN1 ay önce
    Teorisyenler ve siyaset ne der bilemem.Boşanmalar arttı. Dullama ve dallama sayısında patlama. Düğünler neredeyse hiç yok. Olan da sünnet düğünü (buna da şükür) Gelinen nokta bu. Aile S.O.S. veriyor. Kader hak ettiklerimizdir. Selam ve dua ile.
  • NedametNedamet1 ay önce
    Bizzat Cumhurbaşkanı "kadınları daha çok iş hayatına sokacagiz" demedi mi.. Türkiye'de temel sorun; sorunun kaynağını sorunun çözümü gibi gören , popülist söylem ve eylemlere kanıp altının nasıl oyuldugunu farketmeyen cahil kitlelerdir.. milli gazete ailenin nasıl yıkıldığını bas bas bağırıyor senelerdir. Ama öyle ya onlar ajan, işbirlikçi ve hain.. geçmiş ola.. bugünler iyi günlerimiz!
  • MuratMurat1 ay önce
    Allah razı olsun hocam. Hiç olmazsa yaşadıklarımızı devleti yönetenlerin sayenizde haberi oluyordur. Bende 6284 aile yıkım kanunu ile yuvası dagitilanlardanim gelinen nokta tamamen dramatik. Çocuklar dahil herkes paramparça hani bu kanun kadını koruyacakti. Evin direğini sokağa atmakla ailenin yıkımını baslatiyorlar. Acilen bu konu ele alınmalı yoksa aile diye birşey kalmayacak.
  • Ailenin sırası mıAilenin sırası mı1 ay önce
    Beka var
  • AHMEDAHMED1 ay önce
    Kaleminize sağlık Vehbi Bey. Yazdığınız gerçekleri devlet de biliyor ama eli kolu bağlı gibi seyrediyor.Torunum 4 yaşına kadar bakıcı elinde büyüdü. Daha sonra kreşe,anaokuluna gitti. Şindi ikinci sınıfa gidiyor. Bazen çocukluğumdan beri okula gidiyorum diye kendini yere atıyor. Gitmeyeceğim okula diye ağlıyor. Annesini çok seviyor ve işe gitme diye ağlıyor. Çocuğun hali hepimizi üzüyor ama ekonomik durum deyip işin içinden çıkılıyor.En azından:çocuklar 5 yaşına gelinceye kadar anneler çalışmasa. bir çözüm bulunsa , çocuklarımızın psikolojisi bozulmasa iyi olur.
  • AtilayAtilay1 ay önce
    Allah razı ola
  • evet doğru, da;evet doğru, da;1 ay önce
    Ortada her ne kadar pozitiv bir hükümet var ise de kurucusunun açtığı dehşetli yoldan gitmekten kendini kurtaramayan da bir düzen var, esaslar ona göre belirleniyor. Gelecek ağyar eşhas o dehşetli kafirin düzenini de tamamen yıkacaktır; şu an yalnızca siyaseten hazırlık safhası.

Günün Özeti