--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

2023 Hedefleri ve Ev Hanımları

Vehbi Kara
Vehbi Kara

Hükümetin çuvalladığı konuların başında “kadın ve aile” hususu gelmektedir. Feministlerin eline geçen ve aile düşmanlarının borazanı olan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, “Türkiye’nin 2023 yılı hedeflerini gerçekleştirebilmesi için kadınların yuvalarını terk ederek çalışma hayatına girmesini” öngörmektedir. Bu ise büyük bir hatadır.

Tabii ki bakanlığa yağcılık yapan çok sayıda gazeteci var. Bir tanesi “Türkiye’nin kadın gücü” başlıklı yazısında “2023 hedefleri kadın gücü olmadan gerçekleşemez” diyerek “sanki ülke erkeklerine kıran girdi” diye alaya alınmasına sebep olacak kadar ileri gitmiştir.

Mardin'deki "Bir Dünya Kadın" zirvesinde, UNESCO'nun araştırmalarında ve Manisa’daki "Türkiye'nin Kadın Gücü" toplantılarında hep aynı konu dile getirilmektedir. Kadın istihdamı %34 seviyesine çıkmış fakat bunu yeterli görmeyen hükümet; % 40’ların üzerine çıkarmak için elinden geleni yapmaya çalışmaktadır. Bunun tokadı ağır olacak eğer önlem alınmaz ise…

Şu husus dar zihinlerine yerleştirmeleri için tekrar hatırlatmakta yarar görüyorum: Toplumun direği ailedir. Ailenin direği de kadındır. Kadını yuvasından koparıp çalışma hayatına zorla atarsan aile yıkılır. Sonrasında da toplum yıkılır.

Bunlar, kadının üretim gücünden yararlanmayı düşündüğü kadar; kadının şefkatinden ve öğretmenliğinden faydalanmayı hiç akıllarına getirmezler mi? Kaldı ki kadınlar çalışma hayatına girdikçe ailenin tasarruf etme kabiliyeti kalmayıp maddi sıkıntılar çoğalmaktadır.

Bu hususu 15 yıl önce dile getiren ABD’nin Demokrat Senatörü ve Başkan adayı Elizabeth Warren, “The Two İncome Trap- İki Gelir Tuzağı” isimli eserinde 1990’lı yıllardan itibaren kadınların çalışma hayatına girmesi ile birlikte ekonomik ve sosyal krizlerin artmakta olduğunu söylemiştir.

Keza Suzanna Venker, aynı isimdeki kitabında feministlerin kadınları yuvalarından çıkararak kapitalizmin kölesi haline getirdiğini söylemiştir. ABD’de çeşitli seminerler vererek durumun vahametini anlatmaya çalışan bu kadınlar Amerikan toplumunda oldukça büyük destek görmüşlerdir. Nitekim Warren, Trump’ın şimdiden en büyük rakibi olup ailenin güçlendirilmesi konusunda kadınlarla ilgili çalışmaları sayesinde büyük başarı kazanmıştır.

Bir başka Amerikalı Steven, karısının ev hanımı olarak aile bütçesine sağladığı katkıları yıllık olarak hesaplayıp internet hesabında paylaşmış, çocuklarına şefkatle baktığı gibi sağladığı parasal destekten dolayı minnettarlığını cümle âleme duyurmuştur.

Evet, ev hanımlarının aile bütçesine sağladıkları katkı; çalışan kadınlardan çok fazladır. Her şeyden önce bakıcı, kreş ve yiyecek masrafları neredeyse kadının aileye getirdiği maaş tutarında olmaktadır. Diğer konularda da yani temizlik, giyim ve eğitim gibi konularda da ailenin ekonomik gücünü arttıran ev hanımları nedense bu feministlerin gözüne bir türlü girememektedir.

Çalışan kadınlar, ev hanımlarından kat kat fazla tüketim yapmakta bu sayede kapitalizmin canavar çarkları arasında yuvası ile birlikte parçalanıp yok olmaktadır. Buraya kadar yazmış olduğum hususlarda binlerce saha araştırması yapılmış kadınların çalışma hayatına zorlanmasının meydana getirdiği kriz ve sorunlar bilimsel olarak ispatlanmıştır.

Bu yazıda daha önemli bir konuya değinmek ve hükümetimizin dikkatini çekmek istiyorum. O husus da şudur; annelerin öğretmenliği…

Evet, her insan düşündüğü takdirde en önemli eğitimini annesinden aldığını görecektir. Annenin öğretmenliği bebeklikten değil daha anne karnında iken başlamaktadır. Bir annenin yaşadığı olaylar karnındaki çocuğun bedenini etkilediği gibi ruhuna da tesir etmektedir.

Örneğin namaz kılan bir anne karnındaki çocuğuna yaşamış olduğu huzur ile öylesine büyük hazlar yaşatmaktadır ki bunu başka bir şeyle yapmak güçtür. Sevinç ve tasası dahi çocuğun ruhunu etkilemekte yaşamı boyunca daima derinden gelen bir duygu ile yaşamını farklı kılmaktadır.

Oysa çalışma hayatına devlet ve eşleri tarafından zorlanarak gönderilen kadınlar, iyi bir anne olamamaktadırlar. Eğitimde anne şefkati yerine bakıcıların verdiği zoraki bilgiler; şiddete meyilli ve topluma uyumsuz çocukların yetişmesi sonucunu vermektedir. Kadına şiddetin temelinde işte bu sevgisiz ortam çok büyük rol oynamaktadır.

Bir hususu hatırlatmakta yarar var. Yazılarımda kadınların çalışma hayatına girmelerine yasak getirilsin demediğimi herkes çok iyi biliyor. Kadınların zorla çalıştırılmasına karşıyım. Bu konuda devletin ve kocaların yaptığı zorbalıktır. Türk ahlakına uymamaktadır.

Bir erkek evlendiği zaman ailenin maişetini karşılayacağı sözünü vermiştir. Bunu yapamayacak kişi evlenecek olgunluğa gelmemiş olup, bu işe kalkışmamalıdır. Sağlık sorunları ise istisnai bir durum olup konumuz dışındadır.

Müslümanlarda ve Türk ailesinde kadın çalışmaya zorlanamaz. Kendi bahçesinde ekip biçer, makinesi ile elbise kesip biçer, ister satar, ister kendi ve çocuklarına giydirir. Buna kimse karışamaz. Lakin “evimizin masraflarını karşılayamıyorum, sen de git çalış!” demek bize uymaz. Aile terbiyemize ve dinimizin verdiği ölçülere uymamaktadır.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ifadesi olan "2023 hedefleri kadınımızın gücü olmadan gerçekleşemez". Evet doğrudur lakin bu husus kadınların anne olarak evlatlarımıza kazandırdığı değer yargıları ile mümkündür. Yoksa kadınları üretimin kirli çarkları arasında boğarak ülkemiz ileriye değil geriye düşer.

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Kendini yaşamak; başkaları adına yaşamaktan vazgeçmekle başlar” dediği yazısında bakın neler söylüyor:

“Evde misafirlere bir bardak çay vermeye üşenen kızın hostes olmak için çalmadığı kapı Yok sebep?

2 kişiye çay vermek kölelik 200 kişiye çay vermek özgürlük, evde eşi ve çocuklarına çay hazırlayan kadın köle. İşyerinde onlarca erkeğe kahvaltı hazırlayan kadın özgür. Evde kocasının lafına katlanan kadın köle, İşyerinde ki erkek mesai arkadaşlarının lafına katlanan kadın özgür. Evde oturup çocuğunu büyüten kadın köle,

Çalışan kadının çocuklarını verdiği kreşteki çocuklara bakarak çalışan kadın özgür.
Kocasıyla birlikte kayınvalidesi ve kayınpederine yemek hazırlayan kadın köle,
Patronu istediği için elin adamlarına yemek hazırlayan kadın özgür.

3 çocuğun derdiyle ilgilenip onların eğitimini veren ve mutlu eden anne köle,
Lise de 30 çocuk ile ilgilenip, eğitim veren, onların psikolojilerini düzeltmeye çalışan kadın özgür. Anne evi düzenlesin, yemek hazırlasın, çocuklarına baksın aynı zamanda çalışıp para kazansın”

Kadınların omuzuna bunca yük yüklemek gerçekten de çok yanlıştır. Ev hanımının en büyük sıkıntısı, yaptığı üretimin görünmemesidir. Bu durum, ev hanımlığının ağır bir işçilik olduğunu gösterir. Çünkü evde zaman kavramı yoktur.

Bu hizmet 24 saat süren bir faaliyettir. Hükümet çoğu zaman bunu anlayamamaktadır. Hâlbuki bu işlerin önemi, yerine getirilmediği zaman anlaşılır.

Ev hanımların yaptıkları işler önemli bir meslek olup sigortalanmasını gerektirmektedir. Bakanlık öncelikle bu hususu ele almalı buna uygun yasalar çıkarmalıdır. Hükümet de kadınlara 3 çocuk doğurmalarını öğütlediği gibi memur maaşlarındaki aile ve çocuk yardımlarını sembolik olmaktan çıkarıp olması gereken düzeye getirmelidir. Eğer bunları yapmazlar ise samimiyetsiz olurlar ve inandırıcılıklarını kaybederler, benden söylemesi, vesselam…

Vehbi Kara Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle