• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Taha Emre Özdemir
Taha Emre Özdemir
Taha Emre Özdemir
TÜM YAZILARI

Can Ataklı'yı saymıyorum

25 Ekim 2023
A


Taha Emre Özdemir İletişim:

Çoğunluğu çocuk, kadın ve yaşlılardan oluşan masum sivillerin bombardımandan kaçarak sığındığı, yaralıların ise yaşama tutunmak için tedavi gördüğü hastanenin, gözü dönmüş katil İsrail tarafından bombalanması Müslümanlar için deyim yerinde ise bardağı taşıran son damla oldu..

Saldırıdan yansıyan kareler hepimizin yüreklerini dağladı..

Çocuk ve bebeklerin parçalanmış cesetleri, kan revan içinde yaşanan can pazarı..

Küffarın cehennemi sonuna kadar hak etmek için yaptığı eylemlere bir yenisi daha eklendi..

İslam alemi ayağa kalktı, Türkiye başta olmak üzere meydanlara çıkıldı, katil siyonistler lanetlendi..

İsrail bu saldırıdan sonra da on yıllardır sürdürdüğü barbarlığından fıtratı gereği vazgeçmedi..

Sivillerin kaçabileceği güzergahtaki otoyollardan, ekmek ihtiyacını karşılayabilmek için faaliyet gösteren fırınlara kadar her yeri bombaladılar, bombalıyorlar..

Siyonist yahudide vicdan olmadığına artık akl-ı selim herkes kanaat getirdi..

Ancak kafalarımızda soru işaretlerine sebep olan bazı gelişmeler de yaşandı..

Can Ataklı'yı saymıyorum.. Bizim kendisinden farklı bir beklentimiz zaten yoktu.. "İsrail Hamas gibi de değil, medeni. Bombalamadan önce cep telefonuyla vuracağı yerleri haber veriyor, sivillerin noktadan uzaklaşmasını sağlıyor.." diye önce bebek katillerini "medeni" yapıyor Ataklı. Sonra da, "Bu iş Hamas'ın halt yemesi. Bunlar kendi vatandaşlarını öldürecek kadar caniler" diyor.. "Gözü kör olmuş, kalbi mühürlenmiş" diyoruz ve Can Ataklı'yı içinde bulunduğu bataklıkla baş başa bırakıyoruz..

Biz gelelim bizimkilere..

Üç farklı ismin, üç farklı yaklaşımlarını anlatacağım..

Önce medya ile başlayalım.. Bir akademisyen, “gazeteci” olduğu iddiasında, TR Haber'in sosyal medya koordinatörü..

Etkin olduğu tek alan ise Twitter..

Furkan Bölükbaşı.. Twitter'da özellikle Ümit Özdağ'ın ırkçı trolleri ile kavgasından ötürü tanınıyor..

7/24 bir küfürleşme içinde..

Bu “gazeteci”, akademisyen, sosyal medya fenomeni Bölükbaşı, önce hastane saldırısıyla zaten öfkesi had safhaya gelen vatandaşları meydanlara davet ediyor.. "Evinizdeki sıcak yataklarınızdan kalkın, bakın ben yoldayım" diyor..

İstanbul'da 43'ü polis, 63 kişinin yaralandığı, 1 kişinin de hayatını kaybettiği İsrail Başkonsolosluğu'nun olduğu bina önüne gidiyor..

Gelen tepkileri, uzmanı olduğu Twitter'da, "Biz gazeteciyiz, haber neredeyse orada oluruz" diye karşılıyor..

Benim bildiğim gazeteci, olay yerinde olur evet ama "Sosyal medyada ağır bir dezenformasyon yapıldığını görüyorum. Eylem alanının önündeyim ve polise en küçük bir hareket yapan kimseyi görmedim. Açık açık yalan söyleniyor. Yapan varsa da gözaltına alırsın olur biter. Kimse engellemez. Her yere yoğun gaz atmanın mantığı yok. Alandayız ve yoğun gaza rağmen protestomuza devam ediyoruz" demez..

Çekimini yapar, haberini servis eder, işini tamamlar, evine döner..

Bu birinci arkadaş..

Yavaş yavaş İslami camiaya doğru gelelim..

İkinci arkadaş da kendisini samimi Müslüman olarak tanıdığımız Erdem Özveren..

Müdafa-i İslam Hareketi adlı derneğin kurucusu, İslami konularda hassasiyet sahibi, cesur.. En azından biz bugüne kadar böyle tanıdık. Dinimize hizmet ettiğini düşündük, saygı duyduk..

Özveren de aynı akşam İstanbul Başkansolosluğu'nun bulunduğu bina önündeydi..

Aynı yerde şu mesajı paylaştı:

Çevik Kuvvet İsrail Başkonsolosluğu önünde çok yoğun güvenlik önlemleri almış. Bastırıp barikatı açtık. Ama sadece ben içeri girebildim. Sonra da yoğun biber gazı yedim. Çok yoğun coplamalarla dışarı atıldım.

Evet de, neden? Emniyet mensuplarımızın barikatına kadar olan yerde Kur'an okunmasına, katillerin lanetlenmesine, Müslüman kardeşlerimiz için dua edilmesine engel mi oluyorlardı? Uluslararası anlaşmalar kapsamında bir başkonsolosluk alanına girip neyi elde etmeye çalıştınız? Ülkemizi zor duruma düşürmeyi mi? “Geçmeyin” diyen polisimizi yaralamayı mı? Veya eğer varsa içeride bulunan yahudiyi kesmeyi mi?

Cübbeli Ahmet Hoca, Erdem Özveren için ağır bir açıklama yaptı. İsmailağa Cemaati'ni "Erdem Özveren’in provokasyonlarına dikkat edelim" ifadeleriyle uyardı.

Cübbeli Ahmet Hoca'ya Twitter hesabından bir cevap vermeyi yeterli gören Özveren ise "Gerekli açıklamayı daha sonra yapacağım, şu an biraz yoğunum" minvalinde ifadeler kullanıp, "Cübbeli Ahmet Hoca şöyle alim, böyle alim" falan dedi..

Cübbeli Ahmet Hoca gibi bir ismin bu ifadelerle gündeme getirdiği İslami dernek yöneticisi kişi, yoğun olduğu için açıklamasını ilerleyen zamanda yapacağını söylemek yerine, tüm işlerini bir kenara bırakıp, uyarıyı dikkate alarak kendisini izaha, var ise hatasını telafi etmeye mükelleftir..

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Mustafa

İleri gözetleyiçiler Atışalanı yapılan yerleri tesbit eder koordinatları topçu tankçı birliklerine bildirir, birlikler bu koordinatlarla ateş edilen yerler yerle bir edilir . Neden İsrail hamasın hedeflerini değilde sivilleri bombalıyor.

Hakkı Haklı

Hazreti Ali'nin (RA) bir sözü: "Eğer zalim ısrarla zulme devam ediyorsa, bil ki sonu yakındır. Mazlum da ısrarla direniyorsa, bil ki zafer yakındır."
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23