Temel Karamollaoğlu AGD’lilere artık gerekeni söylemeyecek mi?
Katil İsrail'in Gazzeli masumlara yönelik zulmü tek kelime ile özetleniyor: Soykırım!
7 Ekim'den beri aralıksız olarak devam eden bombardımanda şehit olanların sayısı 18 bine ulaştı.
40 bini aşkın yaralı, milyonlarca da yerinden edilmiş masum bir halk var..
Ve şehit edilenlerin yüzde 70'i kadınlarla bebeklerden oluşuyor..
Ortaya çıkan korkunç tabloya karşı tabii ki sabırlar taştı..
Cumhurbaşkanı Erdoğan dünyada İsrail'e "terörist" diyebilen, en net ifadelerle Netenyahu'nun bir "katil" olduğunu ve önünde sonunda yargılanıp hesap vereceğini söyleyebilen tek Müslüman lider..
Aynı zamanda Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da 7 Ekim'den bu yana Gazze için temaslarını aralıksız sürdürüyor..
Bu sadece kameralar önünde gördüklerimiz, bildiklerimiz..
Bilmediğimiz desteği de göz önünde bulundurduğumuz zaman, Türkiye’nin Filistinli kardeşlerimiz için yapabileceği her şeyi yaptığını ve hatta sınırlarını, gücünü zorladığını anlamamak olsa olsa bir “art niyet” sonucudur..
Biz vatandaşlara döndüğümüzde ise Gazzeli kardeşlerimize en önemli destek alanlarımızdan birisi "boykot". Katilin mallarını "boykot" edeceğiz. Almayacağız, eşimize dostumuza da almaması gerektiğini öğreteceğiz..
"Boykottan ne olur ki?" diyenlere inat, katillere desteği sebebiyle boykot edilen Starbucks büyük darbe aldı..
Öte yandan İsrail mallarının tamamında fiyatlar düşürüldü, satılması için her yol denendi..
"Para" siyonist yahudinin tapma derecesinde sevdiği bir varlık...
Dolayısıyla Türkiye'deki duyarlı Müslümanlar, İsrail'e ekonomik darbe vurma gücüne sahip ve vuruyor da..
Ancak boykotta yine istenmeyen görüntülere şahit oluyoruz..
Müslümana yakışan yakıp-yıkmak, hakaretler savurup, küfredip kavga etmek değil..
Boykot ettiğimiz firmalarda çalışanlar da bu ülkenin evlatları.. Bu yüzden Müslümanın duruşuna halel getirmeyecek şekilde, boykota sıkı sıkıya sarılmalıyız..“İşte siz busunuz” demek için ellerini ovuşturanlara fırsat vermemek en önemli duruştur.
Yine Müslümanlar olarak dualarımızda, Filistinli kardeşlerimizi hiçbir zaman unutmayacağız. Fetih Sureleri okuyacağız, ailece ellerimizi açıp Allah'tan Gazzeli kardeşlerimiz için isteyeceğiz..
Dindar Müslümanlar dua konusunda üzerine düşeni elbette yapıyor.. Bu konuda da muhakkak tamamız..
Ve en önemli destek alanlarımızdan bir diğeri de meydanlar.. Kassam Tugayları Sözcüsü mücahid Ebu Ubeyde de önceki gün dünya genelindeki Müslümanlara, "Katliama seyirci kalmayın, meydanlara çıkın" çağrısında bulundu.. Bu çağrıdan, mücahid kardeşlerimizin meydanlardaki protestolarımızdan güç aldıklarını anlıyoruz..
Seslerimizi yükseltebildiğimiz, Türkiye'de yapmış olduğumuz eylemlerle Avrupalıları da harekete geçirdiğimiz protestolar..
Bugün Batı'da sokaklar İsrail karşıtı protestolara ev sahipliği yapıyorsa bunun öncüsü de Türk halkıdır..
Farklı grupların taşkınlıklarını geldiğimiz noktada konuşmamıza bile gerek yok..
Kargaşa peşinde koşan birkaç grubun“cılız” sesi.. Türk polisini taşlayacak kadar ileri giden ancak amaçlarına ulaşamayan münferit birkaç hadise olarak kaldılar... Yani gergin ortamdan faydalanıp, sokakları karıştırma amaçlarına ulaşamadılar, ulaşamayacaklar da..
Ancak meydanlarımızda yine“siyaset” yapılıyor..
Son olarak AGD'nin İstanbul'daki Dışişleri Bakanlığı önünde düzenlediği protesto gösterisinde “bebek katilleri” lanetlendi, İsrail karşıtı sloganlar atıldı..
Eylemin devamında ise Cumhurbaşkanı Erdoğan bebek katilleriyle yan yana getirildi..
Ayıptır, günahtır, yazıktır...
Bir meydana çıkıp, İsrail'i lanetlerken; "Katil İsrail, işbirlikçi AKP" demek akıl tutulmasıdır..
7 Ekim'den beri İsrail karşıtı sert söylemleriyle gündemde olan Temel Karamollaoğlu'nun, peşindeki gençlere doğruyu anlatması gerekir..
Bu meydanlar siyaset yapılacak meydanlar değildir..
Böyle bir slogan atmak, bu sloganla gündeme gelmek utanılacak bir durumdur..
Ve bu sloganların ardından hiçbir açıklamada bulunmamak, sessiz kalmak, kabul etmek daha da utanılacak bir durumdur..
Lütfen bir cihad alanı olan meydanlardan siyaseti uzak tutalım. Ve atılan bu çirkin sloganlar için hiç değilse bir “özür” dileyelim..







