İsrail protestolarında provokasyon izleri!
Katil İsrail, 7 Ekim'den bu yana Gazze'yi aralıksız bombalıyor..
Kadın, çocuk, yaşlı ayırt etmeden bölgeye ölüm yağdıran siyonistlere, en yüksek tepki sesi her seferinde olduğu gibi Türkiye'den yükseldi.
Geçtiğimiz hafta, sivillerin sığındığı; çoğunluğu bebek, çocuk, yaşlı ve kadınlardan oluşan ayrıca onlarla birlikte doğası gereği yaralıların da tedavi gördüğü hastane İsrail tarafından bombalanınca, düşmanın zulmü Müslümanların sabrını taşırdı.
Eline bayrağını alan sokaklara döküldü, katilleri lanetledi.
Şehit kardeşlerimiz için Kur'an'ı Kerim okundu, zulmün bitmesi için dualar edildi..
Ancak emniyet mensuplarımızın koruması altındaki İsrail'in başkonsolosluk binasıyla, çeşitli şehirlerdeki farklı binalarına saldırılar da gerçekleşti, taşkınlıklar çıktı..
Polisimize karşı direnenler oldu. Yaşanan olaylarda 43'ü polis 63 kişi yaralanırken, 1 vatandaşımız da hayatını kaybetti..
Öfkesine yenik düşüp olaylara eşlik eden vatandaşlarımızı suçlamamız tabii ki mümkün değil.. Hastane bombardımanından sonra herkesin sabrı taşmıştı.. Fakat araya sızan provokatörler ülkemizi zora sokmak için elinden geleni yaptı, saf duygulara sahip vatandaşlarımızı provoke etti..
Devamında, Cuma gecesi İsrail Gazze'nin tüm iletişim araçlarını keserek 7 Ekim'den bu yana en sert saldırılarını gerçekleştirdi..
Gazzeli Müslümanların tüm yaşam haklarını ellerinden alan Netenyahu, savaş suçu işledi..
Türkiye'de yine sinirler gerildi, sokaklara çıkıldı..
Bu sefer de siyoniste destek veren iş yerlerinin camı çerçevesi indirildi, yine İsrail'e ait içi boş binalara havai fişekler atıldı, saldırıda bulunuldu..
Müslümanlar din kardeşleri için ayakta..
Öfkeliyiz doğru, içimiz kan ağlıyor doğru..
Ama öfkelerimizi kontrol etmeyip kendi sokaklarımızı yakıp yıkmanın hiç kimseye bir faydası olmaz..
Cuma gecesi Starbucks şubeleri ile McDonald's restoranlarına saldırılar oldu.. Görüntüler bir çeşit yağmalayı andırıyordu..
Biz üzerimize düşeni yapalım, boykot edelim, safımızı belirleyelim, herkes kendi çevresindekileri ikna etsin, siyonistin malını, siyoniste destek vereni boykot ettirsin..Ama yakıp, yıkmak eylemimizin özü ile hiç bir şekilde bağdaşmıyor..
Tüm bunlarla birlikte Adana'da bir kişi McDonald's restoranının içine girerek, "Burada yiyip, içmeyin" diye bağırdıktan sonra iş yeri çalışanını karnından bıçakladı..
Bu eylem kime ne kazandırabilir?
Duvarlara kağıtlar asalım, uyaralım, uygun yerlerde taşkınlığa sebebiyet vermeden usülünce eylemimizi yapalım, uyaralım ama iş yerlerinin içine girip kimseye "burada yemek yiyemezsiniz" demeyelim..
Starbucks şubelerinde de buna benzer eylemleri gördük..
Bu hiç ihtiyacımız olmayan asayiş olaylarının yaşanmasına sebebiyet verecektir..
Bu arada Anadolu Gençlik Derneği üyesi bir grup, İstanbul İsrail Başkonsolosluğu binası önünde, "Katil İsrail, iş birlikçi AKP" sloganları attı..
Temel Karamollaoğlu’na bağlı Saadetli gençlerin bu sloganları İsrail saldırılarının had safhaya çıktığı günlerde yine devam ettireceklerine eminiz..
Kendi ittifak ortakları tenezzül edip, sosyal medya hesabından bir kınama mesajı bile yayınlamazken, hatta bırakın kınama mesajını, "Savaşı Hamas başlattı, Hamas bir terör örgütüdür" derken, İsrail’in saldırmaya başladığı ilk günden beri Müslüman kardeşlerine diplomatik destek veren, milyonları Millet Bahçesi'nde bir araya getirip, hiçbir dini liderin yapamadığını yapan Erdoğan'ın yönettiği parti "AKP işbirlikçi" ise Meral Akşenerler, Özgür Özeller ne oluyor acaba?
Lütfen meydanlarda onları da anınız...







