Terörle ülkeyi terörize etmek
Son günlerde çok üzücü olan ve kesinlikle genelleştirilmemesi gereken çocuk vahşeti olayları ile adeta ülkemiz terörize edilmeye çalışılıyor. Televizyonlarda, internet siteleri ve basılı medyada günlerce kaos varmış, bütün memleket güvensiz bir haldeymiş gibi abartılı yayınlar yapılıyor.
Elbette medya bu tür haberleri verecek, ancak herkes zan altında kalacak şekilde haber yapılırsa; “ne oluyor” demek de bizim hakkımızdır. Bakıyorum muhalifliği saplantı derecesindeki bazı yazarlar ve medya organları bir olaydan, evet yanlış duymadınız tek bir vakadan yola çıkarak milletimize çamur atıyorlar. Amacı diğer ülkelere göre bu konuda çok titiz ve temiz olan milletimize iftira atarak geleneksel değerlerimizle, iktidardaki Ak Parti ile ve tüm milli kurumlarımızla savaşmak, onları küçük düşürmek.
Dünkü Yenisöz Gazetesi manşetten vermiş. Rotası malum medya sürekli ‘çocuk tacizinde, tecavüzde dünyada birinciyiz’ gibi çarpıtma haberler yapmakta. İsteniyor ki herkeste bir karamsarlık, bıkkınlık oluşsun. Ülkemizdeki olumlu gelişmeler gölgede kalsın.
Olumlu gelişmeler o kadar fazla ki, hangi birini sayalım? Sadece birini söyleyelim: Gayri milli hasılasına göre, yani ülkenin gelirine oranla dünyanın en yardımsever insanlarıyız. Üstelik büyük farkla birinciyiz. Ekmeğimizi, rızkımızı yoksullarla, ateş altındaki insanlarla paylaşıyoruz. Böylesine merhametli milletimize saldırmak ancak değerlerimize düşmanlığın hıncı ile açıklanabilir. Yoksa her ülkede çok daha fazla rastlanan bir takım üzücü vakaları abartmanın başka türlü izahı yoktur.
Gazetede güvenilir uluslararası kurumların verdiği istatistikler de var: Dünya üzerinde ‘Çocuk istismarı’ dava sonuçlarında Türkiye’den çok daha kötü durumda olan gelişmiş ülkeleri görebiliyoruz.
Kadına uygulanan şiddette ise Türkiye Avrupa ülkeleri arasında onuncu sırada görünüyor. Tabi bu oranlar bile ülkemize yakışmıyor, tabi ki düşürülmesi için çok gayret göstermeliyiz. Ancak abartarak milletimize saldırmamız da yanlıştır.
Hele malum medyadaki o yorumlar yok mu? Kesinlikle karamsarlık aşılayan ve çarpıtma bakış yansıtıyorlar. Ana akım medyanın yazarı yazısına, ‘Türkiye çocuklarını koruyamıyor’ diye insafsızca başlık atmış. Tek tük bütün dünyada rastlanan bu tip vakalardan bu sonuç çıkmaz, muhakkak ki altında kötü niyet aranır.
Bu haberler elbette insanlarımızın devletlerine, yöneticilerine ve giderek içinde ferdi oldukları milletlerine karşı soğukluk oluşturur. Ama daha önemlisi milletine ve değerlerine güvensizlik ve aşağılık kompleksine sebep olur.
Ancak daha da dikkate alınması gereken bir durum daha var, o da annelerin hele bir de evlatları üzerinde daha titiz olan annelerin çocukları üzerine çok düşmesine, koruyucu ve kollayıcı davranışlarını aşırıya vardırmalarına, evhama ve çevredeki bütün insanlara karşı şüpheli davranmalarına yol açıyor. Bunu bize muayene için gelen hastalarımızdan görüyoruz. Bu da kendine, yakınlarına, çevresine, hatta milletine güvenemeyen nesiller ortaya çıkmasına sebep oluyor. Böylesine vahim sonuçlar ortaya çıkıyor maalesef.
Bunları yazarken Cumhuriyet Gazetesi’nin çıkardığı bir dergide (Herkese Bilim Teknoloji, 6 Temmuz sayısı) istatistik gördüm. Reuters Enstitüsü’nün, Dijital Haber Raporu’nda üzerinde durduğu grafik, “Halk sahte haberlere en çok hangi ülkede maruz kalıyor?” başlığı ile verilmiş. Yalan ve abartılı haberlere hangi dünya ülkesi en yüksek oranda maruz kalıyor sorusunun cevabı ilginç: Maalesef cevap, Türkiye.
Üstelik büyük farkla, yüzde 49.
Ardından Meksika yüzde 43, Brezilya yüzde 35, ABD yüzde 31. Böyle devam ediyor. Ülkemiz insanlarına abartılı haberlerle, çarpıtmalı yorumlarla çamur atan malum medya önce kendine baksa iyi olur.
Bireysel terör olaylarıyla bütün ülkeyi terörize etmekten kadar rezil durum düşünemiyorum.







