• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Sefa Saygılı
Sefa Saygılı
TÜM YAZILARI

Sosyal medya pandemisi

14 Kasım 2020


Sefa Saygılı İletişim: [email protected]

Facebook, twitter, instagram ve benzerleri  yaygınlaştıkça haber takip etmek için daha çok kullanılıyor. Ancak bu defa önemli bir problem karşımıza çıkıyor: Yalan haber ve sahte kimliklerle atılan yalan ve provokatif mesajlar, paylaşımlar… Kısacası sosyal medyanın hayatımıza girmesiyle lanetin de esaretin de hayatımızın bir parçası haline geldiğini söyleyebiliriz.

Daha yenilerde ünlü âlimimiz Prof. Dr. Nihat Hatiboğlu hocamızın başına geldi. Sabah Gazetesi’nde “bira içen gençlerle yaptığı sohbeti” köşesine taşıdıktan sonra “Otelinde içki satılıyor” iftirasına uğradı. Hatipoğlu: “Başka otelden görüntülerle alçakça, onursuzca, rezilce iftira attılar” diye dertlendi.

Görüldüğü gibi fake hesapla yapılan yalan mesajla anında sosyal medyada yalan haber yayıldı. Hâlbuki Hatiboğlu Hocamız, “Katrilyonlar verseler böyle haram fiile tevessül etmem” demekteydi. Bu bir örnektir. Hocanın bir lafı alınıyor, sonra internetten alınan fotoğraflarla yalan haber süsleniyor ve inandırıcı hale getiriliyordu.

Bazen fake mesaj doğru bir haberin saptırması veya yalan yorumlaması tarzında da olabilmektedir. Yani bir şey öyle ifade edilmekte olur ki, aktarılan doğru bilgilere ek olarak bununla birlikte doğru olmayan bilgiler de iletilerek şer niyetlere hizmet edilir. Bunun tipik bir örneği Almanya’da yaşandı:

Amerikan online haber portalı Breitbart’ın 2017 Ocak’ında yaptığı bir habere göre; yılbaşı akşamı ağırlıklı olarak Müslüman “ayak takımından” oluşan bir grup genç, Dortmund’da bir ayaklanma çıkarıp Almanya’nın en eski kilisesini ateşe vermiştir. Aslında bahsi geçen kilise Almanya’nın en eski kilisesi değil, fakat bu haber tamamen yanlış da değildir. Gerçekten bir yangın çıkmıştır. Ağırlıklı olarak Müslüman gençlerden oluşan bir grup yılbaşı akşamı kutlama yapmak için havai fişek atmışlardı. Fişeklerden biri kilisenin iskelesindeki ağa takılmış, ateş almış ve böylece bir yangın başlamıştı.

Bu grubun kiliseyi ateşe verdiği de yalan değil. Buna karşılık bu bağlamda kritik nokta budur, rapor yanıltıcıdır. Kelimelerin seçimi ile her çeşit şey yanlış iletilebilir. Mesela bu haber, “yangının bilinçli olarak çıkarıldığı, bu yangının iskele ve ağların değil kilise binasının yanmasına sebep olduğu ve hatırı sayılır büyüklükte bir yangın olduğu” şeklinde yorumlanabilir. Bunlardan hiçbiri gerçek değildir. Haber böylelikle gerçekliğin doğru olmayan bir resmini, herhangi bir yalan haber vermeden yalnızca yanlış bir aktarımla çizmektedir.

Dediğimiz gibi dolaşan yalan veya komplo paylaşımlar o kadar artmıştır ki doğru ile yalanı ayırt etmek güçleşmiştir. “Hiçbir yerde duymayacağınız gizlenen gerçekler” anonsu ile verilen bu haberler hızla yayılmakta, retweet edilmektedir.

En son korona virüs olayında bunu görüyoruz. Dünya genelinde üretilen dezenformasyon içerikli sahte haberlerle virüsün ortaya çıkmasından Çin, ABD, Batılı ülkeler, hatta Dünya Sağlık Örgütü bile hiçbir delil olmadan sorumlu tutuldu. Herkes kendi durduğu taraftan karşı tarafı suçlayıcı bilgiler üretip yaydı.

Hele aşı bulunduğuna, hatta aşının hazır olup koronayı sırf aşıyı pazarlamak için birtakım şirketlerin çıkardığına dair haberler, bilim insanlarınca verildi. Daha sonra virüsle mücadelede yüksek dozda C vitamini, sıcak su içmek, boğazı ıslak tutmak, dondurma ve tavuk yememek gibi öneriler halen art arda yağdı ve bilimselliği kanıtlanmamış hurafeler hızla yayıldı.

Twitter’daki yanlış bilgi doğruya kıyasla 6 kat daha hızlı yayılıyormuş. 2016 yılında ABD’de yapılan bu araştırmaya göre, Facebook’u ana haber kaynağı olarak kullanan Amerikalıların yüzde 83’ü sahte habere karşı oldukça dirençsizmiş. Türkiye ise 35 ülke arasında sondan bir önceki sırada yer alarak sahte haber konusunda ne kadar korumasız olduğunu gösterdi.

Hemen herkes günde bir iki saatini sosyal medya hesaplarındaki paylaşımlara ve haberlere ayırır oldu. Bu şekilde yeni haberleri hızlı bir şekilde öğreniyoruz ama haber doğru mu yoksa yalan mı? Yalan haberlerin hızla yayılmasıyla toplumda siyasi kutuplaşmalar, sahte haberlerle maddi ve manevi zarar görmeler, özellikle gençlerde çevresine güvensizlik ve depresyona girme artmaktadır. Yalan habere dirençsiz olan sosyal medya kullanıcıları veya sığ görüşleri için bu tip haberleri kabullenmeye yatkın olanlar hemen paylaşıma giderler. Yine zihinsel tembel olanların da yalan habere çabuk kandıkları görülmüştür.  

Tabii sosyal medya kurumları bu durumdan memnunlar. Böylelikle paylaşımlar arasında ikide bir yayınlanan ve adeta bombardımana tutulduğumuz reklamlardan fazla para kazanmak amaçları. Üstelik yalan haberler, doğru haberlerden altı kat daha hızlı yayılmaktaydı. Bu yüzden ilginç bir husus da sosyal medya kurumlarının, kullanıcıların ilgisini çekmek için yarıştıkları ve tek hedeflerinin onları ekran başına çekmek, ekranda geçirdikleri süreyi artırmak oldukları gerçeğidir. Ancak yalan haber yayıcılarının bu eziyet umurlarında değildir. Bu tipler klavye başına oturur, her kritik olayda kamuoyunu yanıltıcı bilgilendirmeye başvururlar. Yalan haber yayıldıkça da hınzır bir haz duyarlar. Siyasi kutuplaşmaların ve görüşlerde kamplaşmaların artması da başka bir sorundur. 

GÖKTE AYYILDIZ

Dün gece sabaha doğru kalkıp göğe baktığımda karanlıkta ay ve yıldızın tam bayrağımızdaki gibi görüntü verdiklerini gördüm. Hava güzel ve berraktı. Hemen eskilerin bir sözü aklıma geldi. Böyle manzara oluştuğunda ülkemiz için müjdeli gelişmeler olurmuş. İnşallah onların tecrübesi zuhur edecek ve bu aralar güzel haberler alacağız diye temenni ediyorum. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Alï

Munafıklık ve yalancilığın hızına maratoncu atlet bile yetişemez.
  • Yanıtla

Bitli Hatce

Yaziyi okuyunca sok oldum 
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23