• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Sefa Saygılı
Sefa Saygılı
TÜM YAZILARI
10 Ağustos 2019

“Kadının beyanı esastır!” denilirse…

Şimdiye kadar hukukta:

• Adil ve doğru yargılanma hakkı, 

• Lekelenmeme hakkı,  

• İspat külfetinin iddia edene ait olması, 

• Şüpheden sanık yararlanır ve 

• Masumiyet karinesi ilkeleri gözetilirdi ve doğru olan da elbette buydu.

Ancak feminist örgütler, cinsel suçlarda ispat zorluğunu gerekçe göstererek “kadının beyanı esastır” karinesini talep etmektedirler ve maalesef uygulanmasını da sağladıklarından dolayı telafisi imkânsız mağduriyetlere sebebiyet verilmektedir. 

Ceza yargılamasının temel prensiplerinden en önemlisi “Şüpheden sanık yararlanır” ilkesidir. Bu ilke, masumiyet/suçsuzluk karinesinin bir sonucudur. Bu ilke uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulu, suçun şüpheye yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesidir. Yani yapılan ceza kovuşturması sonucunda, fiilin sanık tarafından işlendiği yargısına ulaşılmadığı takdirde,  sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekir.

İspat külfetinin iddia edene düşmesi, sanığın susma hakkı olması, şüpheden sanığın yararlanması ve yasa dışı yolla elde edilen delillerin yargılamada kullanılmaması hususları, masumiyet karinesinin sonuçlarındandır.

Türkiye dışında başka bir ülkede ve uluslararası hukuk metinlerinde ‘kadının beyanı esastır’ ilkesi bulunmamaktadır. Bu yönde bir uygulama olduğuna dair bilgi de yoktur. Kaldı ki yeni Ceza Yasasının 102. m. gerekçesinde cinsel dokunulmazlığa karşı suçların farklı cinslerin yanı sıra aynı cinsten kişilere karşı da işlenebilir yönünde açıklaması karşısında MAĞDUR tanımlaması ile LGBTİQ+ bireylerinin de beyanlarının esas alınması gerekecektir.

Yeni Ceza Kanunun Cinsel Dokunulmazlığa karşı suçlar bölümünde yetişkinler için:

Cinsel taciz; vücut dokunulmazlığını ihlal etmeden söz ve davranışla mağdurun rahatsız edilmesidir ( 2 yıla kadar hapis cezası).

Cinsel saldırı: Bir kişinin vücut dokunulmazlığının ihlali hali (elini tutmak, kola, sırta dokunmak vb.). 5 yıldan 10 yıla kadar hapis, sarkıntılık düzeyinde kaldığında 2 yıldan 5 yıla kadar hapis, nitelikli hali % 50 oranında artırılmaktadır.

Cinsel saldırı “Tecavüz” ile sonuçlanırsa, 12 yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezası, nitelikli hali % 50 oranında artırılmaktadır.

Evlilik birliğinde eşe (karısına) karşı işlendiğinde de 12 yıla kadar hapis cezası verilmektedir.

Bu denli ağır cezalar karşısında kadının ve LGBTİQ+ bireylerinin beyanın esas kabul edilmesi, yalan ve iftira halinde telafisi imkânsız sonuçlar doğuracağı apaçık ortadadır. Hukukun temel ilkeleri gözetilmeden sadece beyanın kabulü ile mahkûmiyet kararları verilmesi, adalete ve hakkaniyete uygun olmayacaktır.

Feminist örgütler bu tür davaları takip etmektedirler. Aynı Şekilde Aile, Çalışma ve Sosyal Politikalar Bakanlığı 6284 sayılı yasanın m. 20 gereğince davalara kadın lehine müdahil olarak katılmaktadır. Yargılama ve kararlarda gördüğümüz üzere, …kadının beyanı esastır. Sanık aksini ispat edememiştir. Cezalandırılmasını talep ediyoruz” şeklinde talepte bulunulmakta ve mahkûmiyet kararları verilmektedir.

Son dönemde “kadının beyanı esastır” karinesinin uygulanması sonucu çok sayıda mağduriyet feryatları duymaktayız. Artık facia aile içine de uzanmıştır. Boşanmak isteyen veya husumet duyduğu kocasını “..rızam dışında benimle birlikte oldu..”  diyerek şikâyet ediyor: KARAR 12 YIL HAPİS. 

Hasta doktoru, öğrenci hocasını, çalışan işvereni şikâyet ettiği anda önce tutuklama ve 5 yıldan başlayan hapis cezaları veriliyor. Aksini ispat pek mümkün olmadığından, yazılı medya ve sosyal medyanın abartı ve baskısı, feminist avukatların talepleri ve Aile Bakanlığının müdahilliği ile mahkûmiyet kararları verilmektedir. Ancak ispat külfetinin bütünüyle sanığa yüklenmesi, masumiyet karinesini ihlal ettiği gibi bir şeyin olmadığını ispat da pek mümkün olamamakta ve dinlenilmemektedir.

Cinsel saldırı/cinsel taciz mağduru olduğunu iddia eden kadın (..feminist örgütlerin sürece yönelik tavsiyelerine uyarak) birkaç arkadaşını arıyor veya mesaj atıyor ve  ‘psikolojim bozuldu’ diyerek rapor alarak şikâyetçi oluyor. Bu durumda cezadan kurtuluş imkânsız hale geliyor. Birkaç doktorun başına gelen benzer olayları görünce uyarmak ihtiyacı duyuyorum. Özellikle doktorlar, öğretmenler, işverenler odalarına ve kapılarına derhal kamera sistemi taktırmaları gerekmektedir. Şikâyetçi kadınların bir kısmı feminist, aktivist oldukları gerçeği karşısında tedbirli olmak gerekmektedir. Aksi ispat edilemediği takdirde mahkûmiyet, hapis ve meslekten men kaçılmazdır. Yakın tehlike ve tehdit altında olunduğu düşünülerek azami tedbirleri alınmasını tavsiye ediyorum.

Not: Yazıyı hazırlarken fikirlerini aldığım hukukçu dostlarıma teşekkürlerimle…

SON OLARAK: KURBAN BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN. HAYIRLAR GETİRSİN…

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Süleyman Sırrı Dinçer

Kaleminize..sağlık..Çalışma..hayatımda..ne.kepazeliklere..şahit..oldum.
  • Yanıtla

enes

Bu kanunları çıkaranlar içeriğini okumadanmı imzalıyorlar hayret edilecek bir durum
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23