• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Muhammet Kutlu
Muhammet Kutlu
TÜM YAZILARI

Tüm darbeler dış kaynaklı ve iç aparatlı!

16 Temmuz 2026
A


Muhammet Kutlu İletişim:

Tüm darbeler dış kaynaklı ve iç aparatlı!

Muhammet Kutlu

Dün, hain FETÖ’cü darbe girişiminin 10’uncu yıl dönümüydü. Başta Ömer Halisdemir olmak üzere, darbeye karşı çıkarak şehit olanlara Allah’tan rahmet diliyor, vatanı uğrunda darbecilere göğsünü siper ederek şeref yarası alan gazilerimize şükranlarımı sunuyorum.

Bu vesileyle, nispeten deneyimli bir gazeteci yazar olarak, bu tür ihanet ve darbelerle bir daha karşılaşmamamız için naçizane bazı hususlara dikkat çekmek isterim.

Öncelikle 27 Mayıs 1960 darbesi ve 12 Eylül 1980 darbeleri başta olmak üzere tüm darbe girişimi ve muhtıraların dış kaynaklı ve iç aparatlı olduğunu görmek lazım.

Şurası bir gerçek ki; sadece ülkemiz değil, tüm dünya devletleri küresel çete denilen karanlık gücün saldırısı ve kontrolü altındadır.


 


Dünyayı son dönemde artan bir şekilde tahakkümü altına alan siyonist küresel çete, sadece Türkiye’mizi değil, tüm ülkeleri çeşitli şekillerde kontrol altında tutmaya çalışmaktadır.

Bu çete, ülkelerin ve milletlerin gelişim düzeyi ve medeniyet seviyesine göre bazılarında suikastlar, bazılarında darbeler, bazılarında siyasi entrikalarla kendilerine hizmet edecek yönetimleri başa getirmekte çok tecrübeli ve mahirler. 

Finans, teknoloji, sanayi, ticaret, hammadde rezervleri, aklınıza ne gelirse dünyanın neresinde olursa olsun ellerinde tutarak kendi emelleri olan “Tek dünya devleti” yolundaki taşları döşemek amacındalar. 


 


Bu yüzden en gelişmiş ülkelerden en fakir ülkelere kadar bunların etkisinden ve tasallutundan kurtulabilen ülke yok gibidir. 

Koca koca ülkelerin imajlarını yerle bir etmemek için isim vermeyelim…

İşte bu küresel çete, özellikle ülkemiz NATO’ya girdikten sonra kendi kurduğu bu güvenlik örgütü aracılığıyla diğer üye ülkeler gibi ülkemizi de sürekli şekillendirme faaliyeti içinde olmuştur.

Türkiye Cumhuriyeti’ni kurarken rotayı batıya çeviren kurucu kadro onlar için başlarda fazla tehdit oluşturmuyorlardı. Hele Atatürk’ten sonra iktidarı ele geçiren İsmet İnönü, tek parti iktidarında ülke gelişimine katkı sunmayarak küreselcilerin takdirini kazanmıştır. 


 

Ancak, ülkemizin son dönemde yetiştirdiği yerli ve milli duruşa sahip büyük devlet adamı Recep Tayyip Erdoğan başa geçtikten sonra, küresel çetenin ülkemize müdahalelerinde sorunlar baş göstermeye başladı. 


Geçmişine ve dinine bağlı bir lider olan Erdoğan, halkın inanç değerlerini önceleyen ve başta ekonomi ve savunma olmak üzere pek çok alanda Türkiye’nin gelişimini amaçlayan politikalar izledi. Bu da onları gittikçe daha da agresifleştirdi. 

“Türkiye büyürse budayın, kurursa sulayın” olarak özetlenecek bir politikayla ülkemizi şekillendirmeye çalışan küresel güçler, ülkesini geliştirmek ve büyütmek için gecesini gündüzüne katarak çalışan Erdoğan’ı daha ilk yıllarından itibaren hedef almaya başladı. 


 

Bu açıdan bakıldığında, Türkiye’nin IMF’ye olan borcunu ödeyip faizleri tarihin en düşük seviyesine indiren Erdoğan hükümetine ilk büyük uyarı, Gezi olaylarıyla yapıldı. 

Gezi olayları sonrasında faizler yeniden yükseltilmek zorunda kalındı. Yani uzayan Türkiye’yi budamış oldular. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, önemli bir yapısal değişime giderek Türkiye’ye özgü başkanlık sistemine yönelik adımları atmaya başladığında ise FETÖ’yü devreye soktular. 

Malum, “Ben CIA’nın bir şube müdüründen başka bir şey değilim” sözüyle hatırlanan eski MİT Müsteşarı Korgeneral Fuat Doğu’nun keşfettiği ismin kurduğu, 12 Eylül 1980 askeri darbesiyle birlikte orduya sızdırılan, yıllar içinde bürokrasiyi ele geçiren bu casusluk örgütü, bu işler için biçilmiş kaftandı. 


 

Arkasına küresel güçleri alan ihanet örgütü FETÖ, bölgede İran’daki Şii rejimine zıt bir sözde Sünni rejim kurmak üzere darbeye kalkıştı. 

Ancak hepimizin yaşayıp gördüğü gibi önce kahraman Türk halkına, ardından da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çelik iradesine çarpıp başarısız oldu. 

15 Temmuz darbe girişiminin başarıya ulaşamamasında, Menderes’in asılmasını unutamayan halkımızın “Bu sefer liderimizi yedirmeyeceğiz” kararlılığı vardı. 

Bunun yanında, önceki darbe ve muhtıralarda şapkasını alıp gidenlerin aksine, cesur ve milletine güvenen bir lider çıktı darbecilerin karşısına.

Eğer milletin direnişi, Erdoğan’ın cesareti ve kararlılığı olmasaydı emin olun, darbe başarıya ulaşırdı. 

Bu nedenle, darbelerin hep dış kaynaklı olduğunu bilip ülkemize ve demokrasimize kararlılıkla sahip çıkmalıyız. İşte o zaman emperyalist küresel çete ve içerideki işbirlikçileri karanlık emellerine ulaşamaz. 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23