• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Varol
Ahmet Varol
TÜM YAZILARI

Zorla aldığı tahtı gönüllü vermişti!

16 Temmuz 2026
A


Ahmet Varol İletişim: [email protected]

Zorla aldığı tahtı gönüllü vermişti!

Ahmet Varol

Katar Emiri’nin babası Şeyh Hamed bin Halife Âl Sani 12 Temmuz Pazar sabahı vefat etti.

Hamed bin Halife, Ocak 1952’de Doha’da dünyaya geldi. İlk, orta ve lise eğitimini burada tamamladıktan sonra İngiltere’deki Sandhurst Kraliyet Askeri Akademisi’nden 1971’de mezun olarak Katar Silahlı Kuvvetleri’ne katıldı. Tümgeneralliğe kadar çıktı ve Katar ordusunun teçhizat ve donanımın geliştirilmesinde temel bir rol oynadı. 1977’de veliaht olarak Savunma Bakanlığına getirildi. 1989’da ise ülkenin sosyal ve ekonomik politikalarını belirlemekle görevli Yüksek Planlama Konseyi’nin başkanı oldu.


 

27 Haziran 1995’te babası Halife bin Hamed’e karşı gerçekleştirdiği ve “beyaz darbe” olarak nitelendirilen kansız bir darbeyle tahta oturdu. Yani babasına bir bakıma; “Sen artık miadını doldurdun diyerek!” ondan kenara çekilmesini istedi ve tahtı zorla aldı.

Babasının ülke dışında bulunduğu sırada yönetime el koyan Hamed bin Halife’nin bu adımı, o dönemde tartışmalara yol açsa da sonraki yıllarda ülkenin gidişatını değiştiren bir dönüm noktası olarak değerlendirildi.



 

Hamed bin Halife’nin 1995-2013 arasındaki 18 yıllık iktidar dönemi, Katar’ın ekonomik yönden en çok büyüdüğü ve diplomatik açıdan da en geniş alana uzandığı dönem oldu. Küçük bir yarımada devleti, bu dönemde doğal gaz zenginliğini akıllıca değerlendirerek dünyanın kişi başına geliri en yüksek ülkeleri arasına girdi. Bu dönemde ülkenin daimî anayasası kabul edildi ve bilgi temelli bir ekonomi geliştirmeyi hedefleyen “Katar Ulusal Vizyonu 2030” hazırlandı.


Yine onun döneminde ilk belediye meclisi seçimleri yapıldı, Enformasyon Bakanlığı’nın kaldırılmasının ardından basın, medya ve ifade özgürlüğünün önü açıldı.

Bu dönemin en dikkat çekici hamlelerinden biri, El Cezire televizyonunun kurulmasıydı. Arap dünyasında haber ve tartışma kültürünü kökten değiştiren bu kanal, Katar’ın yumuşak gücünün en etkili aracı haline geldi.



Katar bir yandan topraklarında ABD askeri üssü kurulmasına imkân tanırken, öte yandan özellikle Filistin konusunda ABD ve İsrail’in karşı çıktığı tavırlar sergilemekten çekinmedi. Arap halk ayaklanmaları sürecinde ise halkların değişim taleplerine destek veren ender Arap yönetimlerinden biri olarak öne çıktı ve Suriye’deki direnişe maddi destek verdi.


 

Arap âleminde yönetim biçimleri “cumhuriyet, krallık, emirlik” gibi farklı adlar taşısa da ortak özellikleri, devletin başına geçen kişinin ölünceye kadar koltuğu bir başkasına teslim etmemesidir. Yani saraydan sonraki adres mutlaka mezarlık olur. İşte Hamed bin Halife, bu geleneği kendi iradesiyle bozan ilk Arap lider oldu. 25 Haziran 2013’te, henüz 61 yaşındayken tahtı 33 yaşındaki veliaht oğlu Temim’e devretti.


 

Bu kararın gerekçesini açıklarken genç neslin aktif güce sahip olduğunu, yeni döneme uygun projelerinin ve parlak fikirlerinin bulunduğunu, dolayısıyla önlerini açmak ve kendilerine fırsat vermek gerektiğini ifade etmişti. Gerek kendi döneminde gerçekleştirilen ekonomik büyüme ve diplomatik açılım, gerekse saltanatı gönüllü olarak genç yaştaki oğluna teslim etmesi, 1995’te tahtı babasından almasının kişisel hesaplar için değil, ülkenin yararını gözetmesinden kaynaklandığına delil sayıldı.


 


Katar’ın modern kalkınmasının banisi sayılan Hamed bin Halife, ardında yalnızca gökdelenler, doğal gaz tesisleri ve bir dünya markası haline gelen medya kuruluşu değil; aynı zamanda küçük bir ülkenin bağımsız bir dış politika izleyerek bölgesel ve küresel bir aktör haline gelebileceğini gösteren bir model bıraktı.


Filistin davasına verdiği destek, Gazze’nin yeniden imarına yaptığı katkılar ve mazlum halkların yanında duran diplomasi anlayışı, İslâm âleminin vicdanında ona müstesna bir yer kazandırdı.

Bu arada Katar emir ailesinin adının Türkçede çoğunlukla hatalı yazıldığını bir kez daha hatırlatalım. Belki düzgün yazmak isteyenlerin işine yarar. Arapçada “el” harfi tariftir, “âl, al, âli” şeklinde yazılan kelime ise aile anlamına gelir. Burada kastedilen ikincisidir; yani Sâni Ailesi.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23