Şanlı Tarihimizin ve Milletimizin Darbeyle İmtihanı
Şanlı Tarihimizin ve Milletimizin Darbeyle İmtihanı
Hüseyin Öztürk
Tarihimize ve milletimize yapılan ilk darbe Lozan’dır. Gerçeklerin üzeri örtüldüğü için Lozan’ı zafer gibi sunanlar, hakikatlerle yüzleşmekten korkanlardır.
Rahmetli Kadir Mısıroğlu yıllar önce, “Lozan Zafer mi Hezimet mi” diye yazdı ve konuştu. Yalnız görmesi gerekenler görmezden geldi, anlaması gerekenler anlamazdan geldi.
Evet, Lozan yeniden tartışılmalı. Bu vazife de namuslu tarihçilere düşmektedir. Üniversitelere düşmektedir. Araştırmacılara düşmektedir.
Lozan’dan 15 Temmuz kalkışmasına kadar bütün darbeler, şanlı tarihimize ve şanlı milletimize karşı yapılmıştır. Hiçbirisinin başarılı olamaması bu hakikatin belgesidir.
Bizim milletimizin nazarında devlet kavramı, bir idare mekanizmasının adı değildir.
Devlet, Müslüman milletimizin asırlardır uğruna toprağını işlediği, vatanını beklediği, uğruna şehitler verdiği, insan merkezli teşkilatlar kurarak; devletimizi, milletimizin hizmetine sunduğu büyük bir nizamın adıdır ve darbelere geçit vermeyen milletimiz, o nizamın sahibidir.
Millet olarak neler yaşadık. Ne acılar gördük, içten ve dıştan ne ihanetlere şahitlik ettik. 2003 yılından sonra Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın ülke direksiyonuna geçmesiyle millet olarak rahat bir nefes aldık.
Bu nefesi kesmek için malum karanlık odaklar hiç durmadı. İrili ufaklı akla hayale gelmedik binbir oyunla sürekli milletimizin ve devletimizin huzurunu dinamitlemeye kalktılar.
Cumhurbaşkanımızın ve milletimizin güçlü iradesi sayesinde pek çok musibet atlatıldı. Tabi tüm olup bitenlerin arkasında esas Haçlı dünya vardı ve halen varlar.
•
Oysa karanlık güçler, milletimizin ferasetine dair şu hakikati bilmek istemezler. Bizim devlet-millet sadakatimiz, Haçlıların ve hizmetçilerinin izah edemeyeceği kadar kavidir.
Milletimiz, Orhun’da taşa kazınan sözden, Söğüt’te kurulan otağa, Gelibolu sırtlarından Ankara’daki ilk Meclisin sıralarına kadar uzanan müşterek bir hafızayı genetiğinde taşır.
Bilge Kağan’ın, “Üstte mavi gök çökmedikçe, altta yağız yer delinmedikçe…” diye başlayan hitabı, esasen bizim devlet ve millet mensubiyet ve mesuliyetimizin beyanıdır.
Devletimizin bekasını milletimizin varlığından, milletimizin varlığını devletimizin dirliğinden ayrı görmeyen kadim bir anlayışın sesidir.
Bu sebeple milletimizin darbelerle imtihanı, sıradan tarih bahsi değildir. İnkılaplardaki darağaçlarından tutun da 27 Mayıs’ın darağaçlarına kadar milletin iradesi hedef alınmıştır.
12 Eylül’de devlet adına konuştuğunu iddia edenler, devlet ile millet arasına korkudan setler çekmiş, nice hukuksuzlukları onaylamışlardır.
Ya şu asırlarca unutulmaması gereken 28 Şubat’ta vesayetçilerin, siyasetçi, medya ve sözde sivil toplum örgütlerinin, milletimize yaptıkları zulümlerin hangisi affedilebilir?
Tarihi boyunca 16 devlet kurmuş bir milleti, yetersiz gören darbeciler; zavallılıklarını, çaresizliklerini darbe ve kalkışmalarla örtbas etmeye çalışmışlardır.
•
Ezcümle:
Bizim devlet geleneğimizde millet, terbiye edilmesi gereken bir kalabalık veya güdülmesi gereken sürü değildir.
Her şeyden önce esas gücü amentüsüdür. 15 Temmuzu püskürten işte bu amentüdür. Amentü düşmanlığı millet-devlet düşmanlığıdır.